36. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN

36.BÖLÜM SAKLANAN GERÇEK

Murat İnce

Bölümler
1 1.BÖLÜM SESSİZ FIRTINA 2 2.BÖLÜM KARANLIKTA KAÇIŞ 3 3.BÖLÜM ATEŞİN ORTASINDA 4 4.BÖLÜM KAPININ ARDINDAKİ 5 5.BÖLÜM TETİKTEKİ SESSİZLİK 6 6.BÖLÜM SAKLANAN GERÇEK 7 7.BÖLÜM KENDİ SAVAŞINI SEÇMEK 8 8.BÖLÜM ATEŞİN İÇİNDE 9 9.BÖLÜM KARANLIĞIN İÇİNDEN GELEN 10 10.BÖLÜM KAYIP VE YEMİN 11 11.BÖİÜM ŞÜPHE TOHUMU 12 12.BÖLÜM GÖLGELERİN İZİNDE 13 13.BÖLÜM KIRILAN GÜVEN 14 14.BÖLÜM İHANETİN YÜZÜ 15 15.BÖLÜM KANLA SAKLANAN GERÇEK 16 16.BÖLÜM GÖLGENİN PEŞİNDE 17 17.BÖLÜM PERDENİN ARKADINDAKİ EL 18 18.BÖLÜM SESSİZ GELEN TEHDİT 19 19.BÖLÜM GERİ SAYIM 20 20.BÖLÜM TUZAK KAPANIYOR 21 21.BÖLÜM YANAN YUVA 22 22.BÖLÜM KÜLLERDEN DOĞAN ÖFKE 23 23.BÖLÜM KARANLIĞA GİDEN YOL 24 24.BÖLÜM KARANLIĞIN KALBİ 25 25.BÖLÜM YÜZLEŞME 26 26.BÖLÜM İÇİMİZDEKİ GÖLGE 27 27.BÖLÜM KIRILMA NOKTASI 28 28.BÖLÜM SON BAĞ 29 29.BÖLÜM KARA FERMAN 30 30.BÖLÜM GERİ ÇEKİLMENİN BEDELİ 31 31.BÖLÜM ESKİ KAN,YENİ SAVAŞ 32 32.BÖLÜM KAYIP GÖLGENİN DÖNÜŞÜ 33 33.BÖLÜM KÜLLERİN YOLU 34 34.BÖLÜM ZİHNİN AYNASI 35 35.BÖLÜM ÖFKENİN BEDELİ 36 36.BÖLÜM SAKLANAN GERÇEK 37 37.BÖLÜM KARANLIĞIN İÇİNDE 38 38.BÖLÜM MERKEZİN KALBİ 39 39.BÖLÜM SONSUZ ZİHİN 40 40.BÖLÜM UYANIŞ 41 41.BÖLÜM KIRILMA NOKTASI 42 42.BÖLÜM İÇİMİZDEKİ SAVAŞ 43 43.KARANLIĞIN İZİNDE 44 44.BÖLÜM DERİNLİKTELİ SESSİZLİK 45 44.BÖLÜM ÇEKİRDEĞİN UYANIŞI 46 46.BÖLÜM KIRILGAN DENGE 47 47.BÖLÜM GÖRÜNMEYEN NOKTA 48 48.BÖLÜM ÇATLAYAN GERÇEKLİK 49 49.BÖLÜM AĞIN NABZI 50 50.BÖLÜM MERKEZİN ÖTESİ 51 51.BÖLÜM SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ SES 52 52.BÖLÜM EŞİĞİN ÖTESİNDE 53 53.BÖLÜM İKİ TARAFLI SESSİZLİK 54 54.BÖLÜM KIRILAN KALIPLAR 55 55.BÖLÜM HAZIRLIĞIN BEDELİ 56 56.BÖLÜM SON AŞAMANIN EŞİĞİ 57 57.BÖLÜM AYRIMIN SESSİZLİĞİ 58 58.BÖLÜM KARARIN AĞIRLIĞI 59 59.BÖLÜM İÇTEKİ İKİ SES 60 60.BÖLÜM DENGE KIRILIYOR 61 61.BÖLÜM ÇEMBERİN İÇİNDE 62 62.BÖLÜM SESSİZ HESAPLAŞMA 63 63.BÖLÜM YANSIMANIN ÇAĞRISI 64 64.BÖLÜM ÇATLAYAN DENGE 65 65.BÖLÜM BİLİNMEYENİN KAPISI 66 66.BÖLÜM GEÇİDİN ÖTESİ

Karanlık bu kez farklıydı. Baran için korkutucu değil, tanıdıktı. Gözlerini yavaşça açtığında yalnız olmadığını fark etti. Karşısında Arven vardı. Ama bu sefer kaçacak bir yer yoktu. Etrafları taş duvarlarla çevriliydi; soğuk, kapalı ve boğucu bir alanın içindeydiler.
Baran hemen konuştu. “Bu senin yerin.” Sesi sertti. Arven cevap vermedi ama bakışları her şeyi anlatıyordu. Baran’ın öfkesi büyüdü. “Bizi buraya sen getirdin.” Arven başını kaldırdı. “Hayır… onlar getirdi.” Bu cevap Baran’ı tatmin etmedi. Bir adım öne çıktı. “Yalan söyleme!” diye bağırdı.
Arven sakinliğini bozmadı. “Gerçeği duymaya hazır mısın?” dedi. Kısa bir sessizlik oldu. Baran dişlerini sıktı. “Konuş.” Arven derin bir nefes aldı. “Bu merkez… benim sorumluluğumdaydı.” Bu söz bir anda ortamı değiştirdi. Baran dondu. “Ne?” Arven devam etti: “Ben buranın yöneticisiydim.”
Baran bir anda ileri atıldı, Arven’i yakalayıp duvara yasladı. “Demek bizi tuzağa getirdin!” Arven karşılık vermedi. Sadece gözlerinin içine baktı. “Eğer öyle olsaydı, şu an burada olmazdım.” Baran durdu ama öfkesi dinmedi. “O zaman neden buradayız?” diye sordu.
Arven yavaşça cevap verdi: “Çünkü burası seni istiyor.” Bu söz Baran’ı geri adım attırdı. “Ne demek bu?” Arven gözlerini ondan ayırmadan konuştu: “Sen yarım kaldın. Bağın koparıldı… ama tamamen değil.” Bu gerçek Baran’ın içine işledi. Nefesi değişti. “Yani hâlâ…” Arven başını salladı. “Evet. Onlar sana hâlâ ulaşabilir.”
Baran’ın öfkesi yeniden yükseldi. “Bunu biliyordun ve söylemedin!” Arven bu kez sertleşti. “Zaman yoktu! Söyleseydim sana güvenmezlerdi.” Baran acı bir şekilde güldü. “Şimdi de güvenmiyoruz.” Bu söz havada ağır bir şekilde asılı kaldı. Arven başını eğdi. “Biliyorum… ama hâlâ geç değil.”
Tam o anda duvarlar titredi. İçlerinden gelen bir ses yankılandı. Bu ses tanıdıktı… ama bu kez daha yakındı. “Baran…” Baran dondu. Bu ses dışarıdan değil, içinden geliyordu. “Geri dön…” dedi ses. Arven hemen bağırdı: “Dinleme!” Ama ses güçleniyordu. “Sen bize aitsin…”
Baran başını tuttu. Gözleri kararmaya başladı. “Hayır…” dedi ama sesi zayıftı. Dizlerinin üzerine çöktü. Bu fiziksel bir saldırı değildi. Bu… zihinsel bir işgaldi. Arven hemen yanına geldi. “Odaklan! Diren!” Ama Baran zorlanıyordu. İçindeki karanlık tekrar yükseliyordu.
Arven bir an düşündü, sonra karar verdi. Elini Baran’ın omzuna koydu, gözlerini kapattı ve onun zihnine bağlandı. Bir anda ikisi de başka bir yerdeydi. Sonsuz gibi görünen karanlık bir boşluk… ve ortasında bir varlık.
Gölge gibiydi ama daha yoğundu. Daha gerçekti. “İkiniz de buradasınız…” dedi o varlık. Sesi derin ve soğuktu. Arven öne çıktı. “Onu bırak.” Varlık hafifçe güldü. “Geç kaldın.”
Baran nefes almakta zorlanıyordu. Arven ona baktı. “Diren!” Ama bu kolay değildi. Çünkü bu kez Baran yalnız değildi. İçindeki karanlık güçleniyordu. Varlık yavaşça yaklaştı. “Onu bana ver…” dedi.
Arven bir adım attı. “Hayır.” Varlık durdu. “Sen hâlâ direniyorsun.” Arven gözlerini kısmadan cevap verdi: “Her zaman.”
Ve o an… savaş başladı.
Ama bu savaş silahlarla değil…
zihinle yapılacaktı.