10. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
10.BÖLÜM KAYIP VE YEMİN
Gece hâlâ yanıyordu.
Alevler konağın taş duvarlarını yalıyor, duman gökyüzünü karartıyordu. Çatışma azalmıştı… ama tamamen bitmemişti.
Yerde yatanlar vardı.
Sessiz kalanlar…
Ve bir daha asla konuşamayacak olanlar.
Rojda ağır adımlarla avluda yürüyordu.
Elindeki silah artık daha ağır geliyordu.
Sanki sadece metal değil…
yaptığı şeyin ağırlığını taşıyordu.
Birini vurmuştu.
Bu düşünce zihninden gitmiyordu.
Berdel birkaç adım arkasındaydı. Gözleri hâlâ tetikteydi ama bakışlarının bir kısmı Rojda’ya kayıyordu.
Onun değiştiğini fark ediyordu.
Ve bu değişim…
onu hem rahatlatıyor hem de rahatsız ediyordu.
“Burada kal,” dedi Berdel.
“Henüz bitmedi.”
Rojda cevap vermedi.
Tam o sırada—
Avlunun diğer ucundan bir ses geldi.
“Berdel!”
Yaşlı bir adam koşarak geliyordu.
Üzerindeki kıyafetler kan içindeydi.
Berdel’in yüzü bir anda değişti.
“Ne oldu?”
Adam nefes nefeseydi.
“İçeride…” dedi, “baban…”
Berdel’in kalbi sıkıştı.
Hiçbir şey demeden koşmaya başladı.
Rojda da peşinden gitti.
Konağın içi daha kötüydü.
Duvarlar hasar görmüş, yerler kanla kaplanmıştı.
Bir odaya girdiler.
Ve orada…
Berdel’in babası yerde yatıyordu.
Aşiretin lideri…
Güçlü, sert, herkesin korktuğu adam…
Şimdi hareketsizdi.
Göğsünden vurulmuştu.
Kan hâlâ akıyordu.
Berdel’in adımları yavaşladı.
Sanki ayakları onu taşımıyordu.
Yavaşça yanına çöktü.
“Baba…”
Sesi ilk kez bu kadar kırılmıştı.
Adam gözlerini zorla açtı.
Hâlâ yaşıyordu.
Zor da olsa konuştu:
“Geç kaldın…”
Berdel başını salladı.
“Hayır… buradayım.”
Adamın bakışları zayıftı ama hâlâ keskinliğini kaybetmemişti.
Rojda kapının yanında durmuş, sessizce izliyordu.
Bu an…
ona ait değildi.
Ama içinden bir şeyler kopuyordu.
Adam zorla nefes aldı.
“Bu… saldırı…”
Berdel yaklaştı.
“Kim yaptı? Söyle.”
Adamın gözleri bir an Rojda’ya kaydı.
Sonra tekrar Berdel’e döndü.
“İçeriden biri…”
Bu söz…
odadaki havayı kesti.
Berdel’in yüzü sertleşti.
“Kim?”
Adam konuşmaya çalıştı ama gücü azalıyordu.
“Güvendiğin…” dedi,
“biri…”
Ve nefesi kesildi.
Gözleri sabit kaldı.
Sessizlik.
Berdel donup kaldı.
Elini babasının yüzüne götürdü.
Ama artık çok geçti.
Aşiretin lideri ölmüştü.
Rojda’nın kalbi sıkıştı.
Bu sadece bir ölüm değildi.
Bu…
her şeyi değiştirecek bir kayıptı.
Berdel başını eğdi.
Hiç konuşmadı.
Hiç hareket etmedi.
Ama omuzları hafifçe titriyordu.
Bu…
onun kırıldığı andı.
Rojda yavaşça yaklaştı.
Ne diyeceğini bilmiyordu.
Ama susmak da ağırdı.
“Üzgünüm…” dedi.
Berdel başını kaldırdı.
Gözleri…
değişmişti.
İçinde bir şey sönmüş…
yerine başka bir şey gelmişti.
Daha karanlık.
Daha tehlikeli.
“Bu savaş…” dedi yavaşça,
“artık bitmeyecek.”
Rojda bir şey söylemek istedi ama sustu.
Çünkü o da aynı şeyi hissediyordu.
Berdel ayağa kalktı.
Yavaşça…
Ama kararlı.
“Bunu yapan…” dedi,
“bedelini ödeyecek.”
Sesi artık eskisi gibi değildi.
Daha soğuktu.
Daha keskin.
Rojda ona baktı.
“Bu seni nereye götürecek?”
Berdel gözlerini ondan ayırmadı.
“Sonuna.”
Kısa bir sessizlik.
Sonra ekledi:
“Ya da daha karanlık bir yere.”
Rojda derin bir nefes aldı.
“Ben de oradayım,” dedi.
Berdel şaşırdı.
“Ne?”
Rojda gözlerini kaçırmadı.
“Bu savaş artık benim de savaşım.”
Bu söz…
bir yemin gibiydi.
Berdel birkaç saniye ona baktı.
Sonra başını hafifçe salladı.
Kabul etmişti.
Dışarıdan rüzgâr esti.
Alevler hâlâ yanıyordu.
Ama artık başka bir şey daha vardı.
İntikam.
Ve o an…
iki farklı kader…
aynı yolda birleşti.
Kanla…
öfkeyle…
ve bir yeminle.
