42. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
42.BÖLÜM İÇİMİZDEKİ SAVAŞ
Yıkımın sesi arkalarında yankılanırken dört kişi daralan koridorlardan koşarak uzaklaşmaya çalışıyordu ama bu kaçış sadece fiziksel bir çöküşten değildi, hepsi bunu biliyordu; asıl kaçtıkları şey içeride başlayan ve henüz şekil değiştirmekte olan bir savaştı, Rojda öndeydi, yönünü kaybetmemeye çalışıyor, her adımını bilinçli atıyordu çünkü merkezin yapısı hâlâ değişiyordu, duvarlar kayıyor, geçitler kapanıyor ve yeni yollar açılıyordu, Berdel hemen arkasındaydı, ağır yarasına rağmen hızını düşürmemeye çalışıyor, arada bir geriye dönüp Baran’a bakıyordu çünkü içindeki huzursuzluk büyüyordu, Arven ise en gerideydi, hem arkayı kolluyor hem de Baran’ı izliyordu, çünkü az önce olan şey onun için bile beklenmedikti, Baran ise grubun ortasında ilerliyordu ama zihni hâlâ o boşlukta, o varlıkla yüz yüze olduğu yerdeydi, çünkü o bağlantı tamamen kopmamıştı, aksine daha ince ama daha derin bir şekilde devam ediyordu, her adım attığında içinden geçen o karanlık dalga tekrar yükseliyor ama bu kez onu kontrol etmeye çalışmıyor, sadece varlığını hatırlatıyordu ve bu his hem güç verici hem de korkutucuydu, birkaç dakika süren kaçışın ardından dar koridor aniden genişledi ve karşılarına yarı yıkılmış büyük bir oda çıktı, tavanın bir kısmı çökmüş, içeri dışarıdan zayıf bir ışık sızıyordu, Rojda durdu, elini kaldırarak diğerlerini de durdurdu, “Burada,” dedi nefes nefese, “biraz durmamız lazım,” Berdel hemen duvara yaslandı, nefesini toparlamaya çalıştı ama gözleri hâlâ Baran’daydı, “Bir şey söyleyeceğim,” dedi sertçe, “az önce olan şey… normal değildi,” Baran başını kaldırdı, bakışı sakindi ama içinde bir şey gizliydi, “Biliyorum,” dedi kısa bir şekilde, Berdel kaşlarını çattı, “Biliyorsun ama durmadın,” bu söz ortamı gerdi, Arven hemen araya girdi, “Bu tartışmanın zamanı değil,” dedi ama sesi bile bu gerilimi yumuşatmaya yetmedi, çünkü mesele sadece bir hareket değildi, bu güven meselesiydi, Rojda yavaşça Baran’a yaklaştı, gözlerini ondan ayırmadan konuştu, “Baran… şu an ne hissediyorsun?” bu soru diğerlerinden farklıydı çünkü suçlayıcı değildi, anlamaya yönelikti, Baran birkaç saniye sustu, sanki doğru kelimeyi arıyordu, sonra yavaşça cevap verdi, “İçimde bir şey var,” dedi, “ama beni kontrol etmiyor… henüz,” bu son kelime ortamın havasını daha da ağırlaştırdı, Berdel sertçe karşılık verdi, “Henüz mu?” ve bir adım öne çıktı, “Bu şey seni ele geçirirse hepimizi öldürebilirsin,” Baran gözlerini ona çevirdi, bu bakış sert değildi ama derindi, “Eğer kontrolü kaybedersem…” dedi, “beni durdurun,” bu cümle basitti ama içinde büyük bir gerçek taşıyordu, Rojda başını hafifçe salladı, “Kontrolü kaybetmeyeceksin,” dedi ama sesi tam bir güven taşımıyordu, çünkü o da emin değildi, Arven ise sessizdi, ama zihni çalışıyordu çünkü o bu tür dönüşümlerin nereye gidebileceğini en iyi bilen kişiydi, “Bu bağ kopmadı,” dedi sonunda, “sadece şekil değiştirdi,” Berdel hemen sordu, “Yani hâlâ bağlı mı?” Arven başını salladı, “Evet… ama bu kez iki yönlü,” bu söz Baran’ın dikkatini çekti, “Ne demek iki yönlü?” diye sordu, Arven gözlerini ona dikti, “Bu sadece onların sana ulaşması değil… senin de onlara ulaşabilmen demek,” bu ihtimal ortamda ağır bir sessizlik yarattı çünkü bu hem büyük bir avantaj hem de korkunç bir riskti, Rojda derin bir nefes aldı, “Yani bu gücü kullanabiliriz,” dedi, Berdel hemen karşı çıktı, “Ya da bu güç bizi yok eder,” bu tartışma uzayabilirdi ama o an zemin tekrar titredi, tavanın kalan kısmından taşlar düşmeye başladı, zamanları yoktu, Rojda hızlıca karar verdi, “Buradan çıkıyoruz, dışarı ulaşmamız lazım,” herkes başını salladı, yeniden harekete geçtiler ama bu kez koşmak daha zordu çünkü yapı her an çöküyordu, dar bir geçitten geçerken arka taraftan büyük bir gürültü geldi ve geçit tamamen kapandı, artık geri dönüş yoktu, birkaç dakika daha ilerledikten sonra sonunda dışarıya açılan kırık bir kapıya ulaştılar, güneş ışığı içeri vurduğunda hepsi bir an durdu çünkü bu, uzun süredir hissetmedikleri bir şeydi, gerçek dünya, temiz hava, sessizlik… ama bu sessizlik de uzun sürmedi çünkü dışarı çıktıklarında gördükleri manzara onları durdurdu, merkez sadece içten değil dıştan da çökmeye başlamıştı, yapı yavaş yavaş yere gömülüyor, etrafındaki toprak çatlıyor ve siyah enerji dalgaları dışarı yayılıyordu, Baran bu manzaraya baktığında içindeki bağ tekrar titreşti, “Bu sadece başlangıç,” dedi, sesi alçaktı ama netti, Arven başını salladı, “Evet… çünkü bu merkez sadece bir parçaydı,” Berdel kaşlarını çattı, “Kaç tane var?” Arven cevap vermedi, çünkü bu sorunun cevabı bile yeterince korkutucuydu, Rojda yumruklarını sıktı, “O zaman hepsini bulacağız,” dedi, bu bir karardı, geri dönüşü olmayan bir yoldu ve o an hepsi bunu kabul etti, ama içlerinde bir şey değişmişti, çünkü artık düşman sadece dışarıda değil… içlerindeydi ve bu savaş, dışarıdaki savaştan çok daha zor olacaktı…
