51. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
51.BÖLÜM SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ SES
“Sonunda geldiniz” diyen o tekil ses, havayı değil doğrudan varoluşu doldurduğunda dört kişi içgüdüsel olarak savunmaya geçti ama birkaç saniye sonra bunun klasik bir saldırı olmadığını anlamaya başladılar çünkü ne bir darbe vardı ne de yaklaşan bir tehdit hissi, aksine etraflarındaki alan daha da yoğunlaşıyor, sanki görünmeyen bir şey onları tamamen çevreleyip her hareketlerini ölçüyordu ve bu durum Berdel’i daha da gerdi, “Bu ne biçim bir şey…” diye mırıldandı dişlerinin arasından ama sesi bile bu ortamda yankılanmıyor, sanki emiliyordu, Rojda silahını indirmedi ama tetikte de değildi çünkü artık hedefin fiziksel olmadığını anlamıştı, “Kimsin?” diye sordu doğrudan, sesi kararlıydı ama içinde temkin vardı, birkaç saniye cevap gelmedi ve bu gecikme bile bir cevap gibiydi çünkü o sırada hepsi aynı şeyi hissetti: inceleniyorlardı, sadece bakılmıyor, analiz ediliyorlardı, sonra ses tekrar geldi, bu kez daha sakin ama daha derin, “Soru soran sizsiniz ama cevap arayan da sizsiniz,” dedi ve bu cümle bir tehdit değil, bir tespit gibiydi, Arven bir adım öne çıktı, “Biz seni aramıyoruz,” dedi, “sen bizi çağırdın,” bu söz üzerine ortamda hafif bir titreşim oluştu, sanki bu cevap sistemin dikkatini çekmişti, “Çağırmak…” dedi ses, “yanlış bir tanım,” Baran o ana kadar sessizdi ama bu noktada konuştu, “O zaman ne?” dedi, gözleri boşluğa sabitlenmişti ama aslında doğrudan o varlığa bakıyordu, birkaç saniyelik bir duraksamadan sonra cevap geldi, “Uyandırmak,” ve bu kelime ortamın ağırlığını iki katına çıkardı çünkü bu, onların pasif olmadığını, sürecin bir parçası olduğunu ima ediyordu, Berdel hemen tepki verdi, “Biz kimseyi uyandırmadık,” dedi sertçe ama bu sertlik bile burada zayıf kalıyordu, ses bu tepkiye karşılık vermedi, çünkü önemsiz bulmuş gibiydi, Rojda daha dikkatli bir tonla konuştu, “Bizi neden buraya getirdin?” diye sordu, bu soru daha doğruydu ve bu kez cevap gecikmedi, “Çünkü sen… eksik olanı taşıyorsun,” dedi ve bu sözle birlikte ortamda hafif bir hareket oldu, görünmeyen yapı Baran’ın etrafında yoğunlaştı, Arven hemen bunu fark etti, “Yine o,” dedi alçak bir sesle, Berdel dişlerini sıktı, “Hep o,” Rojda bir adım Baran’ın önüne geçmek istedi ama görünmez bir direnç hissetti, ilerleyemedi, “Ona dokunamazsın,” dedi ses, “ama o sana dokunabilir,” bu cümle durumu daha da karmaşık hale getirdi, Baran derin bir nefes aldı, çünkü artık kaçmak ya da direnmek bir çözüm değildi, “Benden ne istiyorsun?” diye sordu doğrudan, bu soru ortamdaki en net şeydi ve cevap da öyle oldu, “Hiçbir şey,” dedi ses, “çünkü sen zaten bir şeyin içindesin,” Baran kaşlarını çattı, “Ne demek o?” ses bir an sustu, sonra daha derin bir tonla devam etti, “Sistem değişiyor,” dedi, “ve sen bu değişimin merkezindesin,” bu cümle sadece Baran’ı değil, herkesi etkiledi çünkü artık mesele sadece bir bağlantı değil, daha büyük bir dönüşümdü, Arven hemen analiz etti, “Yani onu kullanmak istiyorsunuz,” dedi, ses bu kez hafif bir dalgalanma yarattı, “Kullanmak… ilkel bir ifade,” dedi, “uyum sağlamak daha doğru,” Berdel sinirlendi, “Biz sizinle uyum falan sağlamayacağız,” dedi ama bu sözün bile burada bir etkisi olmadı, Rojda daha stratejik davrandı, “Eğer bu bir değişimse…” dedi, “o zaman bizim de söz hakkımız var,” bu cümle ortamda ilk kez bir karşılık yarattı, çünkü sistem bu tür bir ifade beklemiyordu, birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı, sonra ses tekrar geldi, bu kez daha dikkatli, “Söz hakkı…” dedi, “ilginç,” Baran bu anı fark etti ve konuştu, “Eğer bu bir sistemse, tek taraflı çalışmaz,” dedi, “ben sadece bir parça değilim,” bu cümle ortamda bir kırılma yarattı, çünkü ilk kez Baran sadece tepki vermiyor, denge kurmaya çalışıyordu, Arven bunu fark etti ve destekledi, “Eğer bağlantı iki yönlüyse, o zaman karar da iki yönlü olmalı,” dedi, Berdel şaşırdı ama sessiz kaldı, çünkü bu ilk kez işe yarıyor gibi görünüyordu, birkaç saniyelik ağır bir sessizlikten sonra ortamda yeni bir değişim oldu, görünmeyen yapı geri çekildi, baskı azaldı ama tamamen kaybolmadı, ses son kez konuştu, “Henüz hazır değilsiniz,” dedi, “ama yaklaşıyorsunuz,” ve bu cümle bir son değil, bir başlangıç gibiydi, ardından her şey bir anda çözüldü, alan dağıldı, zemin geri geldi ve dört kişi tekrar fiziksel dünyaya döndü ama bu dönüş bile tam değildi çünkü hepsi aynı şeyi hissediyordu: bu karşılaşma bitmemişti, sadece ertelenmişti, Rojda nefes aldı, “Bu… bir savaş değil,” dedi, Arven başını salladı, “Hayır… bu bir evrim,” Berdel hâlâ gergindi ama bu kez sessizdi, Baran ise uzaklara baktı ve yavaşça konuştu, “Ve biz artık onun içindeyiz…”
