35. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
35.BÖLÜM ÖFKENİN BEDELİ
Karanlık…
Berdel için sessiz değildi.
Çünkü onun zihni…
zaten gürültüyle doluydu.
Adım attı.
Ama zemin yoktu.
Sanki boşlukta yürüyordu.
Sonra bir anda—
zemin oluştu.
Sert.
Taş.
Ve tanıdık.
Berdel etrafına baktı.
Bu yer…
konaktı.
Ama farklıydı.
Yıkılmıştı.
Yanmıştı.
Ve ortasında…
bir beden yatıyordu.
Berdel’in kalbi durdu.
Yavaşça yaklaştı.
Diz çöktü.
Ve gördü.
Zinar.
Kan içinde.
Hareketsiz.
Tıpkı o günkü gibi.
Berdel’in elleri titredi.
“Bu…”
Sesi çıkmadı.
Ama o an—
bir ses geldi.
“Geç kaldın.”
Berdel dondu.
Başını kaldırdı.
Karşısında…
kendisi vardı.
Ama farklı.
Daha karanlık.
Gözleri soğuk.
Yüzünde acı yok.
Sadece…
öfke.
“Yine geç kaldın,” dedi gölge Berdel.
“Onu kurtarabilirdin.”
Sessizlik.
Berdel dişlerini sıktı.
“Bu gerçek değil.”
Gölge güldü.
“Gerçekten mi?”
Elini kaldırdı.
Bir anda görüntü değişti.
Savaş alanı.
Zinar çarpışıyor.
Yaralanıyor.
Ve Berdel…
uzakta.
Gecikmiş.
Yine.
Berdel bağırdı:
“YETER!”
Ama görüntü durmadı.
Zinar yere düştü.
Ve gözleri Berdel’e baktı.
“Beni yalnız bıraktın.”
Bu söz…
onu parçaladı.
Berdel dizlerinin üzerine çöktü.
“Hayır…”
Ama gölge konuştu:
“Bu senin suçun.”
“Her şey senin suçun.”
Berdel’in nefesi hızlandı.
Kalbi çarpıyordu.
“Ben…”
Ama cümle tamamlanmadı.
Çünkü içinde bir şey…
yükseliyordu.
öfke.
Bir anda ayağa kalktı.
Silahını çekti.
“Sus!”
Gölge ona yaklaştı.
“Beni susturamazsın.”
“Çünkü ben…”
“sensin.”
Sessizlik.
Bu doğruydu.
Berdel dişlerini sıktı.
“Sen ben değilsin.”
Gölge gülümsedi.
“Ben senin gerçeğinim.”
Bir adım daha attı.
“Ve bu gücü reddedersen…”
“kaybedeceksin.”
Berdel’in gözleri karardı.
“Güç mü?”
Gölge başını salladı.
“Evet.”
Elini kaldırdı.
Bir anda…
Berdel’in etrafında enerji gibi bir şey oluştu.
Yoğun.
Karanlık.
Ve güçlü.
“Bunu hissediyor musun?” dedi gölge.
Berdel nefes aldı.
Evet…
hissediyordu.
Bu güç…
çekiciydi.
Ama aynı zamanda…
tehlikeliydi.
“Bu güçle…” dedi gölge,
“onları yok edebilirsin.”
“Konsey’i.”
“Her şeyi.”
Sessizlik.
Bu teklif…
tehlikeliydi.
Ama cazipti.
Çok cazip.
Berdel gözlerini kapattı.
Zinar’ın yüzü geldi.
Rojda.
Baran.
Ve kaybettikleri herkes.
Bir an için…
kabul etmek istedi.
Ama sonra…
bir şey değişti.
Gözlerini açtı.
Gözleri netti.
“Hayır.”
Gölge durdu.
“Ne?”
Berdel bir adım attı.
“Bu güç…”
kısa bir duraksama,
“beni ben yapmaz.”
Gölge öfkelendi.
“Zayıfsın!”
Berdel başını salladı.
“Belki.”
Bir adım daha attı.
“Ama bu benim seçimim.”
Sessizlik.
Gölge bağırdı:
“O zaman kaybedeceksin!”
Berdel cevap verdi:
“Belki.”
Kısa bir duraksama.
“Ama kendimi kaybetmeden.”
Ve o an—
gölge saldırdı.
Hızlı.
Ama Berdel hazırdı.
Bu kez kaçmadı.
Karşılık verdi.
Çarpıştılar.
Ama bu savaş…
farklıydı.
Çünkü bu…
kendine karşı savaştı.
Ve birkaç saniye sonra—
her şey durdu.
Gölge geri çekildi.
Ve…
parçalandı.
Karanlık dağıldı.
Sessizlik.
Berdel nefes aldı.
Bu kez…
gerçekten.
Ve o an—
önünde bir kapı belirdi.
Tıpkı Rojda’nınki gibi.
Ama bu kapı…
daha ağırdı.
Çünkü bedeli vardı.
Berdel kapıya baktı.
Sonra yürüdü.
Ve açtı.
Başka bir yerde…
Baran ve Arven birlikteydi.
Ama onların sınavı…
daha tehlikeliydi.
Çünkü bu kez…
sadece zihin değil…
gerçek de vardı.
