45. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
44.BÖLÜM ÇEKİRDEĞİN UYANIŞI
Sessizliğin içinden yükselen o karanlık ses, salonun her noktasını doldurduğunda artık hiçbir şey önceki gibi değildi çünkü bu sadece bir tehdit değil, doğrudan varlığın kendisini ortaya koymasıydı ve Rojda, Berdel, Arven ile Baran aynı anda geri çekilmek yerine oldukları yerde kaldıklarında aslında farkında olmadan bir eşiği geçmiş oldular; yapının ortasında yükselen o yeni varlık, önceki tüm merkezlerde karşılarına çıkanlardan farklıydı çünkü bu kez bir koruyucu değil, bir yönetici değil, doğrudan çekirdeğin kendisiydi ve şekil almaya başladığında karanlık sadece bir madde gibi değil, bir bilinç gibi yoğunlaştı, önce devasa bir gölge oluştu, sonra bu gölge insan benzeri bir form kazandı ama hiçbir zaman tam olarak insan olmadı, çünkü hatları sürekli değişiyor, yüzü sabitlenmiyor ve sesi doğrudan zihinlerinin içine akıyordu, “Siz… parçaları kırdınız,” dedi ve bu cümleyle birlikte zemin hafifçe çöktü, Rojda silahını kaldırdı ama ateş etmedi çünkü bunun işe yaramayacağını biliyordu, Berdel dişlerini sıktı, “Bu şey diğerlerinden farklı,” dedi ama sesi bile artık eskisi kadar güçlü çıkmıyordu, Arven ise gözlerini kısmış, yapıyı analiz etmeye çalışıyordu çünkü bu sefer karşılarında bir beden değil, sistemin kendisi vardı, Baran ise bir adım öne çıktı ve o an herkesin dikkati ona döndü çünkü içindeki bağ yeniden hareketlenmişti, ama bu kez daha farklıydı, daha baskın, daha çağırıcıydı ve varlık bunu hemen fark etti, “İşte o,” dedi, “çekirdek bağlantı,” Baran nefesini kontrol etmeye çalıştı ama içindeki sesler artık daha netti, sanki iki ayrı dünya aynı anda onun içinde konuşuyordu, biri ona kaçmasını söylüyor, diğeri kalmasını ve dinlemesini söylüyordu, Rojda hemen bağırdı, “Baran! Sakın yaklaşma!” ama bu uyarı bile havada kayboldu çünkü salonun yapısı değişmeye başlamıştı, duvarlar yukarı doğru çekiliyor, zemin aşağı doğru genişliyor ve alan giderek sonsuz bir boşluğa dönüşüyordu, varlık yavaşça hareket etti ama yürümüyordu, sadece varlığı yoğunlaşıyordu ve bu yoğunluk her adım gibi hissediliyordu, “Siz bizi bölmeye geldiniz,” dedi, “ama bölünen şey sizin zihniniz olacak,” bu sözle birlikte Baran’ın etrafında siyah damarlar yeniden ortaya çıktı ama bu kez saldırı gibi değil, davet gibi ilerliyordu, yavaşça ona doğru uzanıyorlardı ve Baran farkında olmadan onlara bakıyordu, Arven bunu görünce bir adım attı, “Onu kullanıyor,” dedi, “Bu doğrudan bağlantı,” Berdel hemen öne atıldı ama Rojda kolunu tuttu, “Hayır!” dedi sertçe, “Eğer şimdi müdahale edersek ikisi de kaybolur,” ve o an Baran gözlerini kapattı çünkü içindeki ses artık dayanılmaz hale gelmişti, ama bu kez kaçmadı, o sese doğru döndü, ve tam o anda gerçek dünya ile zihinsel alan birbirine karıştı, salon kayboldu, yer yok oldu ve herkes kendini tekrar o sonsuz boşlukta buldu, ama bu kez farklıydı çünkü ortada Baran yoktu, onun yerine iki ayrı siluet vardı, biri karanlığa çekilen, diğeri direnmeye çalışan, ve çekirdek varlık bu sahnenin ortasında duruyordu, “İçinizdeki çatışma bizim kapımızdır,” dedi, Arven bağırdı, “Baran! Diren!” ama Baran’ın içindeki karanlık artık daha güçlüydü, çünkü ona sadece güç vermiyor, aynı zamanda anlam da sunuyordu, Rojda onun zihnini hissedebiliyordu, “Onu kaybediyoruz,” dedi fısıldayarak, Berdel yumruğunu sıktı, “O zaman çekip alırız,” ama Arven başını salladı, “Bu böyle çalışmaz,” dedi, “Bu bir savaş değil… bu bir seçim,” ve o an Baran’ın içindeki iki taraf bir kez daha karşı karşıya geldi, karanlık olan taraf ona güç, hız ve özgürlük vaat ediyordu, ışık gibi görünen taraf ise onu insan olarak tutmaya çalışıyordu ama bu denge her saniye kararıyordu, çekirdek varlık bu anı izledi ve sanki keyif alıyormuş gibi yavaşça yaklaştı, “Seç,” dedi, “ya bizimle bütün ol… ya da parçalan,” Baran gözlerini açtı ama bu kez bakışı farklıydı, sanki iki kişi aynı anda bakıyordu, Rojda bunu gördü ve nefesi kesildi, “Hayır…” dedi, “Bu doğru değil,” ama çok geçti çünkü Baran bir adım attı, ve o adım sadece bir hareket değildi, bir kararın başlangıcıydı, etrafındaki boşluk dalgalandı, çekirdek varlık bile kısa bir an duraksadı, çünkü bu seçim beklediği gibi değildi, Baran karanlığa yaklaşmadı, ondan kaçmadı da, ortasında durdu, ve “Ben…” dedi, sesi ikiye bölünüyordu ama giderek birleşiyordu, “kimsenin parçası değilim,” bu sözle birlikte içindeki iki güç çarpıştı, o boşlukta devasa bir enerji patlaması oldu, Rojda ve diğerleri geri savruldu ama gözlerini ayırmadılar çünkü Baran’ın etrafında yeni bir şey oluşuyordu, karanlık ve ışık birbirine karışıyor ama yok olmuyordu, birleşiyordu, çekirdek varlık ilk kez geri çekildi, “Bu… mümkün değil,” dedi ama Baran artık onu dinlemiyordu, çünkü o anda içindeki denge yeniden kurulmuştu ama bu bir zafer değil, bir dönüşümdü ve o dönüşümün neye dönüşeceği henüz belli değildi, salon tekrar titremeye başladı, gerçeklik parçalanıyordu ve Rojda bağırdı, “Çıkışa!” çünkü artık içeride kalmak ölümle eş anlamlıydı, herkes hareket etti ama Baran bir an daha orada kaldı, çekirdeğe baktı ve sessizce fısıldadı, “Sırada siz varsınız,” ve o an her şey tekrar çöktü, boşluk kapandı, ışık kayboldu ve hepsi gerçek dünyaya geri savruldu ama bu dönüş bile tamamlanmamıştı çünkü Baran geri gelen kişi artık tamamen aynı kişi değildi…
