66. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
66.BÖLÜM GEÇİDİN ÖTESİ
Ortada açılan yarık büyümeye devam ederken çevredeki bütün ışıklar ona doğru akmaya başladı ve bu görüntü, sanki tüm sistemin merkezinin artık orası olduğunu hissettiriyordu, çatlaklardan yükselen semboller tek tek yarığın çevresinde dönüyor, bazen kayboluyor bazen yeniden beliriyordu, Rojda gözlerini o karanlık geçitten ayıramıyordu çünkü içinden gelen şey yalnızca enerji değildi; anılar, sesler, yabancı duygular ve tarif edilemeyen bir çağrı da vardı, Berdel birkaç adım geri çekildi, “Bu şey iyi görünmüyor,” dedi sertçe ama sesi önceki kadar öfkeli değildi çünkü artık korkusunu saklamıyordu, Arven ise tam tersine yarığa dikkatle bakıyordu, gözlerinde korkudan çok merak vardı, “Bu bir kapıdan fazlası,” dedi yavaşça, “sanki sistemin iç katmanına açılıyor,” Baran birkaç saniye sessiz kaldı çünkü yarığın içinden gelen çağrı diğer herkesinkinden farklı olarak doğrudan zihninde yankılanıyordu, içindeki ikinci ses yeniden hareketlenmişti ama bu kez baskıcı değildi, daha çok yön gösteren bir his gibiydi, “Gitmem gerekiyor,” dedi sonunda, Rojda hemen başını iki yana salladı, “Hayır,” dedi sertçe, “daha yeni kurtuldun,” Baran ona baktı, gözlerinde yorgunluk vardı ama aynı zamanda garip bir netlik de oluşmuştu, “Kurtulmadım,” dedi sakin bir sesle, “sadece durdum… ama bu bitmedi,” form birkaç adım geride durmuş onları izliyordu, artık bedeni daha bulanık hale gelmişti, sanki Baran’ın oluşturduğu üçüncü yol onun yapısını bozuyordu, “Yeni denge… geçidin içinde,” dedi boğuk bir tonla, Berdel sinirle ona döndü, “Her şeyi bilmiyormuşsun gibi konuşuyorsun,” form cevap vermedi çünkü ilk kez gerçekten emin görünmüyordu, Arven bunu fark etti, “Sistem kontrolü kaybetmiyor,” dedi düşünceli bir şekilde, “ama kesinliğini kaybediyor,” bu cümle Baran’ın zihninde yankılandı çünkü aslında kendi içinde olan şey de buydu; artık tek bir cevap yoktu, tek bir yön yoktu, geçit aniden genişledi ve içinden güçlü bir titreşim yayıldı, zemin sarsıldı, ışıklar bir anlığına söndü ve herkes aynı anda kısa görüntüler gördü, Rojda çocukluğundan bir anı, Berdel geçmişte kaybettiği birini, Arven ise anlamlandıramadığı semboller gördü, Baran ise bambaşka bir şey hissetti; kendisinin farklı hâllerini, farklı seçimlerini, farklı sonlarını aynı anda gördü ve bu görüntüler o kadar gerçekti ki birkaç saniye boyunca hangisinin “gerçek” olduğunu ayırt edemedi, dizlerinin üzerine çöktü, nefesi hızlandı, Rojda hemen yanına eğildi, “Baran!” dedi korkuyla, Baran gözlerini sıkıca kapattı çünkü görüntüler durmuyordu, biri tamamen sisteme dönüşmüş hâliydi, biri her şeyi reddedip yok olduğu bir sondu, biri ise karanlığın içinde tek başına yürüdüğü uzun bir boşluktu, sonra başka bir görüntü belirdi; Rojda, Berdel ve Arven’la birlikte yürüdüğü ama hiçbirinin tam olarak aynı kalmadığı bir yol, içindeki ikinci ses bu görüntüye tepki verdi, ilk kez geri çekilmek yerine sessiz kaldı ve Baran bunu fark etti, “O da görüyor…” diye fısıldadı, Arven hemen yaklaştı, “Ne görüyor?” Baran gözlerini açtı, bakışları hâlâ sarsılmıştı, “İhtimalleri,” dedi, geçit tekrar titreşti, bu kez içinden gelen enerji daha güçlüydü, sanki onları çağırmıyor, çekiyordu, Berdel dişlerini sıktı, “Bu yere girmek zorunda mıyız gerçekten?” diye sordu, Arven cevap vermeden önce form konuştu, “Geçit kapanırsa… denge tamamlanamaz,” Rojda sertçe karşılık verdi, “Belki de tamamlanmamalı,” form ilk kez ona doğrudan baktı, “Tamamlanmayan denge… çöküş getirir,” bu söz ortamı ağırlaştırdı çünkü herkes bunun tehdit değil, olasılık olduğunu hissediyordu, Baran yavaşça ayağa kalktı, hâlâ yorgundu ama artık korkusu biraz değişmişti, çünkü geçidin ardında ne olduğunu bilmese de gitmezlerse hiçbir şeyin çözülmeyeceğini hissediyordu, “Eğer girersek,” dedi sessizce, “geri dönemeyebiliriz,” Berdel hemen cevap verdi, “Zaten eski yere dönemiyoruz,” bu cümle kısa ama gerçekti, Rojda birkaç saniye boyunca sustu çünkü haklıydı, onlar çoktan değişmişti, Arven geçide doğru bir adım attı, ışık hemen ayağının etrafında kıvrıldı ama ona zarar vermedi, “Bizi bekliyor,” dedi, Baran derin bir nefes aldı, içindeki ikinci bilinç yeniden hareketlendi ama bu kez çatışmıyordu, sanki o da geçidin ötesinde ne olduğunu merak ediyordu, form son kez konuştu, sesi artık daha zayıftı, “Geçidin ötesinde… karar tamamlanacak,” Baran ona baktı, “Hayır,” dedi sakin ama net bir şekilde, “orada yeni karar başlayacak,” bu cevap formu susturdu çünkü ilk kez sistemin dili dışında bir ihtimal tanımlanıyordu, geçit aniden daha da büyüdü, içindeki karanlık dalga gibi hareket etti ve derinlerden gelen düşük bir uğultu tüm alanı doldurdu, Rojda Baran’ın yanında durdu, Berdel silahını sıktı ama artık yalnızca alışkanlıktan taşıyordu, Arven gözlerini geçitten ayırmıyordu çünkü hayatında ilk kez gerçekten bilinmeyen bir şeyin karşısındaydı, Baran son kez arkasına baktı ama arkalarında kalan alan artık eski dünya gibi görünmüyordu; çatlamış, parçalanmış ve sessizdi, önlerinde ise korkutucu ama canlı bir bilinmezlik vardı, birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı, sonra Baran bir adım attı ve geçidin karanlığı onu içine çekmeye başladı, ardından Rojda, Berdel ve Arven da peşinden ilerledi, ışıklar aniden söndü ve geçit kapanırken geride yalnızca tek bir yankı kaldı: denge artık eski hâline dönemeyecekti…
