14. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
14.BÖLÜM İHANETİN YÜZÜ
Kapı hâlâ yarı açıktı.
Koridor karanlıktı.
Ve o karanlığın ortasında… iki kişi birbirine bakıyordu.
Rojda.
Ve hain.
Zaman bir anlığına donmuş gibiydi.
Ne dışarıdaki sesler duyuluyordu ne de rüzgâr…
Sadece kalp atışları.
Adam yavaşça doğruldu.
Yüzündeki o sahte sakinlik artık yerini açık bir soğukluğa bırakmıştı.
“Demek gördün…” dedi.
Sesi sakindi.
Ama içinde tehdit vardı.
Rojda geri çekilmedi.
“Evet,” dedi net bir şekilde.
“Gördüm. Duydum da.”
Adam başını hafifçe yana eğdi.
“Ne kadarını?”
Rojda gözlerini kaçırmadı.
“Yeterince.”
Kısa bir sessizlik.
Sonra adam gülümsedi.
Ama bu gülümseme… dostça değildi.
Tehlikeliydi.
“Keşke buraya gelmeseydin,” dedi.
Rojda’nın sesi sertleşti.
“Keşke sen de bunu yapmasaydın.”
Adamın gözleri bir an parladı.
“Ben ne yaptım ki?” dedi alaycı bir şekilde.
Rojda bir adım attı.
“Kapıları açtın.”
Sessizlik.
“İçeri onları sen aldın.”
Adam sustu.
Ama inkâr etmedi.
Bu bile yeterliydi.
Rojda devam etti:
“Ve… onu öldürdün.”
Bu söz…
havayı kesti.
Adamın yüzü bir an dondu.
Sonra tekrar o soğuk ifadeye döndü.
“Yanlış,” dedi.
Rojda kaşlarını çattı.
“Ne demek yanlış?”
Adam yaklaştı.
Adım adım.
“Ben sadece yolu açtım,” dedi.
“Öldüren… başkasıydı.”
Rojda’nın kalbi hızlandı.
“Kim?”
Adam gülümsedi.
“Bunu öğrenmek istiyor musun gerçekten?”
Rojda tereddüt etmedi.
“Evet.”
Adam başını salladı.
“Yanlış cevap.”
Bir anda elini kaldırdı.
Gölgeden bir adam daha çıktı.
Silah doğrultuldu.
Rojda refleksle geri çekildi.
Ama geç kalmıştı.
Adam tetiğe bastı—
Silah patladı.
Rojda yere düştü.
Ama vurulmamıştı.
Mermi duvara saplandı.
Çünkü son anda kendini kenara atmıştı.
Hızla ayağa kalktı.
Silahını çekti.
Artık tereddüt yoktu.
“Bitti,” dedi.
Adam güldü.
“Hayır,” dedi.
“Şimdi başlıyor.”
İkisi aynı anda ateş etti.
Kurşunlar dar koridorda yankılandı.
Duvarlar parçalandı.
Toz havaya kalktı.
Rojda siper aldı.
Kalbi hızla atıyordu.
Ama zihni netti.
Artık korku yoktu.
Sadece hedef vardı.
Adam hızlıydı.
Tecrübeliydi.
Ve en kötüsü…
Rojda’nın düşündüğünden daha sakindi.
Bir anlık boşlukta Rojda ilerledi.
Kapıya yaklaştı.
Ama tam o anda—
Adam aniden önüne çıktı.
Yakın mesafe.
Çok yakın.
Silahlar neredeyse birbirine değiyordu.
Adam fısıldadı:
“Geç kaldın.”
Rojda hiç düşünmeden hamle yaptı.
Elini savurdu.
Adamın silahını kenara itti.
İkisi boğuşmaya başladı.
Sert darbeler.
Hızlı hareketler.
Dar koridor…
kaçacak yer yoktu.
Adam daha güçlüydü.
Rojda’yı duvara çarptı.
Başını sertçe vurdu.
Gözleri karardı.
Ama pes etmedi.
Dizini kaldırdı.
Adamın karnına vurdu.
Adam geriye sendeledi.
Rojda fırsatı kaçırmadı.
Silahını kaldırdı.
Ama—
durdu.
Bir anlık tereddüt.
Bu kişi…
bir zamanlar aynı sofrada oturduğu biriydi.
Adam bunu gördü.
Ve güldü.
“İşte bu yüzden kaybedeceksin,” dedi.
Tam o anda—
Koridordan bir ses yankılandı:
“ROJDA!”
Berdel.
Koşarak geldi.
Durumu gördü.
Silahını kaldırdı.
“Geri çekil!” diye bağırdı.
Adam anında tepki verdi.
Rojda’yı yakaladı.
Silahı boynuna dayadı.
Her şey bir anda dondu.
“Silahını indir,” dedi adam.
Berdel durdu.
Ama indirmedi.
Göz göze geldiler.
Ve o an…
Berdel onu tanıdı.
Yüzü değişti.
Şaşkınlık…
Öfke…
İnançsızlık…
“Sen…” dedi.
Sesi kısıktı.
“İmkânsız…”
Adam gülümsedi.
“İmkânsız olan… senin hâlâ anlamaman.”
Berdel’in sesi sertleşti:
“Neden?”
Kısa bir sessizlik.
Sonra adam cevap verdi:
“Çünkü bu düzen çürümüş.”
Bir adım geri çekti Rojda’yı.
“Ve biri bunu yıkmalıydı.”
Rojda dişlerini sıktı.
“Bu yüzden mi öldürdün onu?”
Adamın yüzü karardı.
“Ben öldürmedim dedim.”
Berdel bağırdı:
“Kim o zaman?!”
Adam sustu.
Sonra yavaşça gülümsedi.
“Yakında öğrenirsin.”
Ve o an—
Bir şey yaptı.
Rojda’yı sertçe itti.
Bir sis bombası yere düştü.
Duman hızla yayıldı.
Görüş sıfır.
Kaos.
“Dur!” diye bağırdı Berdel.
Ama geç kalmıştı.
Duman dağıldığında…
adam yoktu.
Sessizlik.
Rojda dizlerinin üzerine çöktü.
Nefes nefeseydi.
Ama yaşıyordu.
Berdel ona yaklaştı.
“İyi misin?”
Rojda başını kaldırdı.
Gözleri…
artık farklıydı.
“Bu… daha bitmedi,” dedi.
Berdel sertçe başını salladı.
“Hayır.”
Kısa bir duraklama.
Sonra ekledi:
“Bu… şimdi başladı.”
Ve artık kesindi:
Hain ortaya çıkmıştı.
Ama gerçek hâlâ saklıydı.
