27. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
27.BÖLÜM KIRILMA NOKTASI
Rüzgâr sertleşmişti.
Sis yeniden hareketleniyor, vadi sanki nefes alıp veriyordu.
Ama asıl fırtına…
insanların içindeydi.
Baran artık onların karşısındaydı.
Ama gerçekten o muydu?
Yoksa sadece bir kabuk mu kalmıştı?
Rojda birkaç adım geri çekildi.
Gözleri doluydu.
Ama kaçmıyordu.
“Baran…” dedi.
Cevap yok.
Onun yerine…
soğuk bir bakış.
Berdel silahını kaldırdı.
Ama parmağı tetiğe gitmedi.
Çünkü karşısındaki düşman…
bir zamanlar kardeşiydi.
Baran başını hafifçe yana eğdi.
“Kararsızlık…” dedi.
Sesi yankılandı.
Ama bu…
onun sesi değildi.
“İşte sizi zayıf yapan şey bu.”
Bir anda hareket etti.
Hızlı.
Berdel’e saldırdı.
Berdel son anda kaçtı.
Bıçak taşa çarptı.
Kıvılcımlar çıktı.
Baran durmadı.
Tekrar saldırdı.
Bu kez daha hızlı.
Berdel karşılık verdi.
İkisi çarpıştı.
Ama bu bir savaş değil…
bir sınavdı.
Rojda bunu gördü.
“Bu Baran değil…” diye fısıldadı.
Baran tekrar konuştu:
“Ben… onun içindeyim.”
Rojda’nın kalbi sıkıştı.
“Onu bırak!”
Baran güldü.
“Onu sen buraya getirdin.”
Bu söz…
Rojda’yı sarstı.
“Hayır…”
Ama içinde bir ses…
bunun doğru olabileceğini söylüyordu.
Baran tekrar saldırdı.
Bu kez Rojda’ya yöneldi.
Hızlıydı.
Rojda zor kaçtı.
Silahını kaldırdı.
Ama ateş edemedi.
Çünkü o…
Baran’dı.
“Yapamıyorsun,” dedi Baran.
“Çünkü hâlâ ona bağlısın.”
Rojda dişlerini sıktı.
“Hayır.”
Gözleri sertleşti.
“Çünkü hâlâ orada.”
Sessizlik.
Bu söz…
bir şeyi değiştirdi.
Baran bir an durdu.
Sadece bir an.
Ama bu yeterliydi.
Rojda fark etti.
“Duyuyor beni…” dedi.
Berdel bağırdı:
“Rojda! Uzak dur!”
Ama Rojda ilerledi.
Yavaşça.
Silahını indirdi.
“Baran…” dedi.
“Beni duyuyorsun.”
Baran’ın yüzü gerildi.
Gözleri titredi.
İçinde bir savaş vardı.
Ama o an—
karanlık tekrar bastırdı.
“Sus!” diye bağırdı.
Rojda durmadı.
“Sen değilsin bu.”
Bir adım daha attı.
“Sen onlardan daha güçlüsün.”
Baran’ın nefesi hızlandı.
Gözleri bir anlığına…
geri geldi.
“Rojda…”
Fısıldadı.
Rojda’nın gözleri doldu.
“Evet!”
Ama o an—
karanlık tekrar geldi.
Baran çığlık attı.
“ÇIK!”
Bir anda dizlerinin üzerine çöktü.
Başını tuttu.
“Çık… çık… çık!”
Sesi parçalanıyordu.
Rojda hemen yanına koştu.
Berdel bağırdı:
“Yapma!”
Ama artık çok geçti.
Rojda diz çöktü.
Baran’ın yüzünü tuttu.
“Buradayım,” dedi.
“Gitmiyorum.”
Baran titriyordu.
“Onlar…”
“Beni bırakmıyor…”
Rojda gözlerini kapattı.
“Ben de bırakmıyorum.”
Sessizlik.
Rüzgâr durdu.
Ve o an…
bir şey değişti.
Baran’ın nefesi yavaşladı.
Gözleri tekrar açıldı.
Bu kez…
gerçekti.
“Rojda…”
Rojda gülümsedi.
Gözyaşlarıyla.
“Geri döndün.”
Ama bu mutluluk…
uzun sürmedi.
Çünkü Baran’ın yüzü değişti.
“Hayır…”
Rojda dondu.
“Ne oldu?”
Baran’ın sesi titriyordu:
“Onlar…”
başını kaldırdı,
“yerimizi biliyor.”
Sessizlik.
Berdel sertleşti.
“Ne demek bu?”
Baran cevap verdi:
“Ben onların gözüyüm.”
Rojda’nın kalbi durdu.
“Ne—”
Baran devam etti:
“Ben yaşadığım sürece…”
“onlar bizi bulur.”
Bu gerçek…
yıkıcıydı.
Sessizlik çöktü.
Berdel yavaşça silahını kaldırdı.
Rojda hemen araya girdi:
“Hayır!”
Baran ona baktı.
Bu kez sakindi.
“Bu tek yol.”
Rojda başını salladı.
“Hayır! Başka bir yol buluruz!”
Baran hafifçe gülümsedi.
“Zaman yok.”
Kısa bir duraksama.
“Beni durdur.”
Rojda’nın elleri titredi.
“Yapamam…”
Baran gözlerini kapattı.
“Yapmak zorundasın.”
Sessizlik.
Rüzgâr tekrar esti.
Ve o an…
Rojda bir seçimle karşı karşıyaydı.
Sevdiği birini kurtarmak mı…
yoksa herkesi korumak mı?
