58. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
58.BÖLÜM KARARIN AĞIRLIĞI
“Karar veriyoruz.”
Baran’ın bu sözleri yalnızca bir cümle değildi; bulunduğu alanın dokusuna işlenen bir tetikleyici gibiydi ve o anda etraflarındaki görünmeyen sistem tamamen durdu, çizgiler hareket etmeyi bıraktı, o ince titreşim kesildi ve sanki zaman bile kısa bir anlığına askıya alındı çünkü artık süreç dışarıdan yönlendirilmiyordu, içeriden şekilleniyordu ve bu fark, daha önce yaşadıkları hiçbir şeye benzemiyordu, Rojda ilk tepki veren oldu ama bu kez konuşmadı, sadece Baran’a baktı, gözlerinde hem bir kabul hem de derin bir direnç vardı çünkü liderlik onu vazgeçmeye değil, çözüm bulmaya itiyordu, Berdel ise hâlâ aynı yerdeydi ama duruşu değişmişti, yumrukları sıkılıydı ama artık öfkeyle değil, kararın ağırlığını taşımaya hazırlanıyordu, Arven ise yavaşça başını kaldırdı çünkü o an anlamıştı ki aradığı “boşluk” aslında bir açık değil, bir sorumluluktu ve o sorumluluk şimdi onların üzerindeydi, birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı çünkü bu sessizlik bir boşluk değil, düşüncenin en yoğun hâliydi, ardından Rojda yavaşça bir adım attı, Baran’ın karşısına geçti ve doğrudan konuştu, “Eğer bu karar gerçekten bizimse…” dedi, “…o zaman bunu tek başına veremezsin,” bu söz ortamda yankılandı çünkü bu bir itiraz değil, bir denge arayışıydı, Baran başını hafifçe eğdi, “Bu karar tek bir kişiye bağlı,” dedi ama sesi sert değildi, aksine yumuşaktı çünkü bu bir dayatma değil, bir gerçekti, Berdel hemen araya girdi, “O zaman o kişi kim?” diye sordu ama cevabı zaten biliyordu, Baran gözlerini kaldırdı ve hiçbir şey söylemeden onlara baktı, bu bakış yeterliydi, Rojda derin bir nefes aldı, gözlerini kapatmadı çünkü bu anı kaçırmak istemiyordu, “Hayır,” dedi net bir şekilde, “bu sadece senin yükün değil,” Baran başını hafifçe salladı, “Ama sonuç… öyle olacak,” dedi, bu cümleyle birlikte ortamın baskısı tekrar artmaya başladı, duvarlar gibi hissettiren o sınırlar biraz daha daraldı, sanki sistem artık onların kararını beklemekle kalmıyor, süreci hızlandırıyordu, Arven bunu fark etti, “Zaman gerçekten azalıyor,” dedi bu kez kesin bir tonla, Berdel dişlerini sıktı, “O zaman hızlı karar verelim,” dedi ama bu sözün bile ne kadar yetersiz olduğunu kendisi de hissediyordu çünkü mesele hız değil, doğruluktu, Baran birkaç adım geri çekildi, ilk kez merkeze bu kadar yakınken geri adım atıyordu çünkü bu karar aceleyle verilemezdi, gözlerini kapattı ve içindeki bağı dinledi ama bu kez gelen şey bir yönlendirme değildi, bir sessizlikti ve bu sessizlik aslında en net cevaptı çünkü artık sistem konuşmuyordu, seçim tamamen onlara bırakılmıştı, Rojda bunu hissetti, “Bizi zorlamıyor,” dedi alçak bir sesle, Arven başını salladı, “Çünkü artık gerek yok,” Berdel etrafına baktı, “Bu hiç hoşuma gitmedi,” dedi ama bu rahatsızlık bile bir gerçeği değiştirmiyordu, Baran gözlerini açtı, bakışları daha netti, daha kararlıydı, “İki seçenek yok,” dedi, “sadece bir sonuç var,” Rojda hemen karşı çıktı, “O zaman bu seçim değil,” Baran bu kez doğrudan cevap verdi, “Ama yolunu biz belirliyoruz,” bu cümle Arven’ın zihninde bir şeyleri yerine oturttu, “Yani sonuç sabit ama süreç değişebilir,” dedi, Baran başını salladı, “Evet,” Berdel kaşlarını çattı, “Bu ne demek oluyor şimdi?” Arven açıklamaya çalıştı, “Bu demek oluyor ki biri değişecek… ama nasıl değişeceği bizim kararımıza bağlı,” bu açıklama ortamda ağır bir şekilde yankılandı çünkü bu, kaçınılmaz bir sonu daha az acı verici ya da daha anlamlı hale getirme şansı demekti, Rojda birkaç saniye düşündü, sonra Baran’a yaklaştı, gözlerinin içine baktı, “O zaman birlikte karar veriyoruz,” dedi, bu kez daha sakindi, daha kabullenmişti ama hâlâ güçlüydü, Berdel de yanlarına geldi, “Ben de buradayım,” dedi kısa ve net bir şekilde, Arven son olarak konuştu, “Bu bir fedakârlık değil,” dedi, “bu bir dönüşüm ve bunu doğru yapmamız gerekiyor,” Baran hepsine baktı, tek tek, uzun uzun, çünkü bu an sadece kendi kararı değil, onların da parçası olduğu bir süreçti, içindeki bağ tekrar hareket etti ama bu kez zorlayıcı değildi, daha çok bir kapı gibi açılıyordu, ve o kapının ardında ne olduğunu artık biliyordu, derin bir nefes aldı, “Tamam,” dedi, sesi sakindi ama kararlıydı, “O zaman birlikte belirliyoruz,” ve o an zemin tekrar hareket etti, ortamın sınırları çözüldü, o görünmez yapı tamamen açıldı ve merkez artık saklanmıyordu, doğrudan karşılarındaydı, ama bu merkez bir form değildi, bir varlık da değildi, daha çok bir yoğunluktu, sanki tüm sistem tek bir noktada toplanmıştı, Berdel nefesini tuttu, Rojda gözlerini kısmadı, Arven dikkatle izledi, Baran ise bir adım öne çıktı çünkü bu an artık ertelenemezdi, ve o anda merkezden gelen o yoğunluk hareket etti, yavaşça genişledi ve doğrudan Baran’a doğru ilerledi, ama bu bir saldırı değildi, bir birleşmeydi, Rojda refleksle ileri atılmak istedi ama bu kez durdu, çünkü artık anlamıştı ki bu süreç müdahaleyle değil, kabul ile tamamlanacaktı, Berdel dişlerini sıktı ama yerinden kıpırdamadı, Arven gözlerini kapattı çünkü bu anı sadece görmek değil, anlamak istiyordu, Baran gözlerini kapatmadı, çünkü kaçmak istemiyordu, o yoğunluk ona ulaştı, dokundu ve o an her şey ışık gibi açıldı ama bu bir parıltı değil, bir farkındalıktı, sanki binlerce düşünce aynı anda netleşti, geçmiş, şimdi ve olasılıklar tek bir akışta birleşti ve Baran o akışın merkezinde duruyordu, birkaç saniye… ya da belki daha uzun süren bu anın ardından her şey durdu, yoğunluk geri çekildi ama tamamen kaybolmadı çünkü artık bir kısmı Baran’ın içindeydi, o yavaşça gözlerini kırptı, nefes aldı ve başını kaldırdı, Rojda hemen yaklaştı, “Baran…” dedi ama cümlesini tamamlayamadı çünkü gördüğü şey değişmişti, Berdel gözlerini kıstı, Arven dikkatle baktı ve o an herkes aynı şeyi anladı, Baran hâlâ oradaydı… ama artık sadece o değildi…
