KAN VE KÜLLER kitap kapağı

8. bölüm / 32

KAN VE KÜLLER

7.Bölüm BAŞLANGIÇ

Vaveyla Yazarı: Lunorisolzey .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: 7.Bölüm BAŞLANGIÇ

Gözlerimi yavaşça açtığımda nerede olduğumu bir an hatırlayamadım.
Bedenime sarılı olan ele baktığımda dün yaşananlar yavaş yavaş zihnimde canlandı.
Göğsüme başını yaslamış, derin bir uykudaydı.
Elimi usulca saçlarında gezdirdim. Parmaklarımın arasından geçen yumuşak tellerle birlikte dudaklarıma istemsiz bir tebessüm yerleşti.
Hafifçe ona yaklaşıp dudağına kısa bir öpücük kondurdum.
Tam geri çekilecekken kaşları hafifçe çatıldı. Birkaç saniye sonra göz kapakları aralandı. Uykulu gözlerle bana baktı, ardından dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Günaydın..." diye mırıldandı. Sesi hâlâ uykunun sıcaklığını taşıyordu.
"Günaydın." dedim gülümseyerek.
Önce birkaç saniye hiç konuşmadık.
Sadece birbirimize baktık.
Sanki söyleyeceğimiz her şeyi gözlerimiz anlatıyordu.
Elini yavaşça kaldırıp yanağıma dokundu. Başparmağı tenimde usulca gezindi.
"Gerçekten buradasın..." diye fısıldadı.
Kaşlarımı hafifçe kaldırdım.
"Nereye gidecektim ki?"
Kısık bir kahkaha attı.
"Bilmiyorum... Dün gece o kadar güzeldi ki... Sabah uyanınca hepsini rüya sanırım diye korktum."
Gülümsedim.
"Rüya değil."
Başımı eğip saçlarına küçük bir öpücük bıraktım.
"Gerçeğin ta kendisi."
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
"İyi ki varsın."
Bu kez ben sustum.
Kalbim göğsüme sığmayacakmış gibi atıyordu.
Bir süre daha birbirimize sarılı şekilde yatağın içinde kaldık.
Dışarıdan gelen kuş sesleri ve perde arasından süzülen güneş ışıkları odayı sıcacık bir havaya büründürüyordu.
Sessizliği o bozdu.
"Saat kaç acaba?"
Komodinin üzerindeki telefona uzanıp ekrana baktım.
"Dokuza geliyor."
Gözlerini kocaman açtı.
"Ne? Ciddi misin?"
"Evet."
Bir anda doğrulacak gibi oldu ama tekrar yastığa düştü.
"Bugün herkesle kahvaltıda buluşacaktık..."
Kahkaha atarak kolundan tuttum.
"Rahat ol. Daha vaktimiz var."
Derin bir nefes verdi.
"İyi... Abilerin beraber kaldığımızı öğrenirse beni öldürür."
Yüzüne düşen birkaç saç telini kulağının arkasına sıkıştırdım.
"Onlardan korkuyor musun?"
Başını iki yana salladı.
"Asla. Senin için herkesi karşıma alırım."
Gülümsedim.
"Ben de."
Başını yeniden omzuma yasladı.
"Keşke zaman dursa."
"Ben de isterdim."
Tam o sırada kapı hafifçe tıklandı.
İkimiz de aynı anda kapıya döndük.
Dışarıdan bir ses duyuldu.
"Efednim uyandınız mı? Abileriniz sizi yukarda kahvaltıya bekleniyor!"
Birbirimize bakıp istemsizce gülümsedik.
"Sanırım romantik sabahımızın süresi doldu." diye fısıldadı.
Ben de gülerek başımı salladım.
"Öyle görünüyor."
Yataktan kalkıp boxerını giydi.
"Eşofmanını da giy, sonra kapıya bak." dwdim.
Yerde duran eşofmanını üzerine geçirdikten sonra kapıya yöneldi.
Ben de üzerime örtüyü çekip doğrularak onu izledim.
Kapıyı açınca yerde iki poşet ve küçük bir not olduğunu gördü.
"Kıyafet bırakmışlar." dedi.
"Kıyafet mi?"
Başını salladı.
Notu eline alıp okumaya başladı.
"'Siz ikiniz hâlâ hazırlanmadınız diye tahmin ettim. Kıyafetlerinizi kapının önüne bıraktım. Hızlı hazırlanıp aşağı inin. Yoksa gelip sizi Ateş'e söylerim. — Uraz.'"
Notu duyunca istemsizce utandım.
Atakan gülerek poşetleri alıp yanıma geldi.
"Abin bizi bayağı çözmüş."
Ben de gülmeden edemedim.
"İlk ben duşa gireyim." dedim.
"Tamam güzelim."
Tekrar yatağa uzanırken ben üzerimdeki örtüye sıkıca sarılıp banyoya doğru yürüdü.
15 dakika sonra;
Soğuk bir duşun ardından kendimi çok daha iyi hissediyordum.
Duşakabinin kapısını açıp dikkatlice dışarı çıktım.
Odanın içine adım attığımda Atakan hâlâ yüzüstü yatağa uzanmıştı.
Geniş omuzları ve belirgin sırt kasları ister istemez dikkatimi çekti.
Kapının açıldığını duyunca başını bana çevirdi.
Üzerimde yalnızca beyaz bir banyo havlusu vardı.
Beni görünce dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Bu ne bakış böyle?" dedi gülümseyerek.
"Hiç..." dedim, gülmemi zor tutarak.
Yatağın kenarına oturdum ve Uraz'ın bıraktığı poşeti açtım.
Kıyafetlerimin hepsi benim dolabımdan alınmıştı.
"Abim her şeyi düşünmüş." dedim kendi kendime.
Havluyu sıkıca üzerimde tutarak iç çamaşırlarımı aldım.
Sütyenimi giydim ama arkasını bir türlü kapatamadım.
"Atakan..."
"Hımm?"
"Bir bakar mısın?"
Hiçbir şey söylemeden ayağa kalktı.
Arkamda durduğunu hissettim.
Sıcak nefesi enseme değince istemsizce ürperdim.
Parmakları sütyenimin kopçasını kolayca kapattı.
Tam geri çekileceğini sanırken enseme küçük bir öpücük bıraktı.
"Güzel oldun." diye fısıldadı.
Yüzüm istemsizce kızardı.
"Teşekkür ederim."
Üzerime cropumu, pantolonumu ve geri kalan kıyafetlerimi giydim.
Saçlarımı havluyla kurularken ona döndüm.
"Hadi, şimdi sıra sende."
"Emredersiniz."
Gülerek banyoya doğru yürüdü.
Kapı kapanınca makyaj çantamı açtım.
Dün kendime aldığım birkaç makyaj malzemesini masanın üzerine dizdim.
Kapatıcı...
Kirpik kıvırıcı...
Maskara...
Ve dudak kalemi...
Aynanın karşısına geçip hafif bir makyaj yapmaya başladım.
Saçlarım hâlâ nemliydi.
Doğal dalgaları omuzlarıma dökülüyordu.
Kendime aynadan bakarken istemsizce gülümsedim.
İçimde tarif edemediğim bir mutluluk vardı.
Yaklaşık on dakika sonra banyonun kapısı açıldı.
Başımı çevirip baktığımda Atakan elinde havluyla dışarı çıktı.
Beline sardığı beyaz havludan başka üzerinde hiçbir şey yoktu.
Saçlarından hâlâ su damlıyordu.
Bir an gözlerim istemsizce karın kaslarına kaydı.
Gülümseyerek bana baktı.
"Neye bakıyorsun?"
"Hiiç."
Kaşını kaldırdı.
"Emin misin?"
"Gayet eminim."
Birkaç adımda yanıma geldi.
Belimden kavrayıp beni kendine doğru çekti.
Ellerimi boynuna doladım.
Gözlerimin içine baktı.
Sonra dudaklarıma yumuşacık bir öpücük kondurdu.
Öpücük bittiğinde alnını alnıma yasladı.
"Günüm seninle başlıyorsa başka hiçbir şey istemem."
Gülümseyip burnunu hafifçe sıktım.
"Hadi ama... Biraz daha oyalanırsak abilerim gerçekten kapıya dayanacak."
Kahkaha attı.
"Haklısın."
Kıyafetlerini giyinmeye başladı.
Ben de son kez aynaya bakıp saçlarımı düzelttim.
Yaklaşık yirmi dakika sonra ikimiz de hazırdık.
El ele odadan çıkıp asansöre yöneldik.
Kahvaltı otelin terasında yapılacaktı.
Asansörün kapıları açılırken içimde garip bir heyecan oluştu.
Atakan parmaklarını benimkilerin arasına geçirdi.
Elimi hafifçe sıktı.
Ben de ona gülümseyerek karşılık verdim.
Asansörden inip terasa doğru yürümeye başladık.
Terasa adım attığımız anda masadaki herkesin bakışları bize çevrildi.
"Günaydın!" diye neşeyle seslendim.
Batu abim kollarını göğsünde birleştirip bana baktı.
"Farkındaysan neredeyse öğlen olacak."
Begüm abla gülerek Batu'nun koluna hafifçe vurdu.
"Abartma ya. Yeni sevgililer, bırak biraz geç kalsınlar."
Batu abim kaşını kaldırdı.
"Ne yeni sevgilisi? Ben daha bu duruma alışamadım."
Begüm abla kahkaha attı.
"Batucuğum, bir baksana şunlara. Birbirlerine ne kadar yakışıyorlar."
Gülerek Begüm ablaya sarıldım.
"Ayy, canım yengem benim. Teşekkür ederim."
"Rica ederim güzellik."
Tam sandalyeme oturacakken Ateş abim boğazını temizledi.
"Siz... Dün gece aynı odada mı kaldınız?"
Hiç çekinmeden başımı salladım.
"Evet."
Masadaki herkes bir an sessizleşti.
Ateş abim bana inanamaz gibi bakıyordu.
"Bir dakika... Siz daha evli değilsiniz."
Omuz silktim.
"Ee?"
"Ee'si var mı Sedef?"
Atakan tam konuşacakken ben sözünü kestim.
"Sevgilim o benim. Allah'ın izniyle de ileride kocam olacak."
Atakan bana dönüp gülümsedi.
Ateş abim ise derin bir nefes verdi.
"Kocan olacak diye şimdiden aynı odada mı kalıyorsunuz?"
"He abi ya..." dedim gülerek. "Ne kadar büyüttün."
Tam o sırada Batu abim araya girdi.
"Ben de Ateş'e katılıyorum."
Ben de hiç düşünmeden Batu abime baktım.
"Peki sen?"
"Ben ne?"
Başımı Begüm ablaya çevirdim.
"Begüm ablayla dün aynı odada kalmadınız mı?"
Begüm abla öksürmeye başladı.
Batu abim ise bir an ne diyeceğini bilemedi.
"Eee..."
"Üstelik en son gözümüzün önünde öpüşüyordunuz."
"Hemde sizde daha sevgilisiniz"dedim
Masadaki herkes kahkahaya boğuldu.
Begüm abla yüzünü elleriyle kapattı.
"Kızım! Ben seni savunuyorum, sen beni ortaya atıyorsun."
Kahkahamı tutamadım.
"Ne yapayım? Gerçek."
Uraz abim gülümseyerek başını iki yana salladı.
"Tamam, konu kapandı."
Ben de sırıtarak yerime oturdum.
Garsonlar kahvaltılıkları tek tek masaya getirmeye başladı.
Sıcacık ekmekler, menemen, börekler, peynir çeşitleri, zeytinler, reçeller...
Atakan tabağıma biraz menemen koydu.
"Ye bakalım."
"Emredersiniz."
Çatalımla menemenden küçük bir lokma aldım.
Tam ağzıma götürecekken burnuma gelen yumurta kokusu midemi bir anda altüst etti.
Yüzüm istemsizce buruşturdum.
Elim havada kaldı.
Bir an nefes almakta zorlandım.
"Sedef?"
Atakan'ın sesi endişeliydi.
Başımı hafifçe salladım.
"Bir şey yok..."
Derin bir nefes aldım.
Ama koku gittikçe ağırlaşıyordu.
Çatalı yavaşça tabağa bıraktım.
"Şu yumurtanın kokusu..."
"Alayım mı?" diye sordu Atakan.
"Al... Midem çok kötü oldu."
Hiç vakit kaybetmeden tabağımdaki yumurtaları kendi tabağına aldı.
"Herhâlde dün içtiğimiz alkolden." dedim.
Atakan tabağındaki yumurtaları rahatça yemeye devam etti.
Birkaç dakika sonra midem yeniden normale dönmeye başladı.
"Bak." dedi gülümseyerek. "Ben yedim. Bana bir şey olmadı"
"Demek ki sorun midemdeymiş."
Önümde duran sıcacık peynirli börekten küçük bir parça kopardım.
İlk lokmayı yavaşça çiğnedim.
Tam yutarken...
Midem bu kez çok daha sert kasıldı.
Bir anda boğazıma kadar yükselen bulantıyla nefesim kesildi.
Elimdeki çatal tabağa çarparak ses çıkardı.
Gözlerimi sıkıca kapattım.
"Of..."
Elimi hızla ağzıma götürdüm.
Bu kez gerçekten kendimi zor tutuyordum.
"Bir dakika..." diyebildim güçlükle.
Sandalyemi aceleyle geriye ittim. Çıkardığı sesle masadaki herkes aynı anda bana döndü.
Atakan anında ayağa kalktı.
"Sedef!"
Başımı iki yana salladım.
"Gelme... İyiyim."
Ama iyi değildim.
Boğazıma kadar yükselen bulantı nefes almamı bile zorlaştırıyordu.
Elimi ağzıma kapatıp hızlı adımlarla terasa açılan kapıya yöneldim.
Yürümeye çalışıyordum ama her adımda midem daha da kötü oluyordu.
Koridora çıkar çıkmaz neredeyse koşmaya başladım.
Lavabonun kapısını zorla açıp içeri girdim.
İlk gördüğüm kabine girer girmez kendimi daha fazla tutamadım.
Dakikalarca kustum.
Gözlerimden yaşlar süzülüyor, nefes nefese kalıyordum.
Bir elim karnımdaydı, diğer elim kabinin duvarına tutunmuştu.
"Kendime ne oluyor böyle..." diye fısıldadım.
Bir süre daha öylece bekledim.
Bulantım biraz hafiflese de tamamen geçmiyordu.
Yavaşça kabinden çıktım.
Lavabonun başına gidip musluğu sonuna kadar açtım.
Avuçlarıma aldığım buz gibi suyla önce ağzımı çalkaladım.
Ardından yüzüme defalarca su çarptım.
Başımı kaldırıp aynaya baktığımda yüzümün rengi iyice solmuştu.
Gözlerimin altı hafif kızarmış, saçlarım ise yüzüme yapışmıştı.
Derin derin nefes almaya çalıştım.
"Muhtemelen dün içtiğim alkoldendir..." diye mırıldandım.
Lavobadan çıkıp.
Terasa geri yürüdüm.
Daha masaya yaklaşmadan herkes ayağa kalkmıştı.
Uraz abim ilk konuşan oldu.
"Ne oldu?"
"Bir şey yok." dedim gülümsemeye çalışarak. "Sanırım dün fazla içtim."
Ateş abim ikna olmamıştı.
"Bu normal bir mide bulantısı gibi durmuyor."
Batu abim kaşlarını çatıp bana baktı.
"Hastaneye gidelim."
"Gerek yok." dedim hemen.
"Gerçekten iyiyim."
Ekin abla önümdeki sandalyeyi çekti.
"Gel, otur."
Sessizce oturdum.
Begüm abla önüme bir bardak su uzattı.
"Yavaş yavaş iç."
Bardağı alıp birkaç yudum içtim.
Atakan ise hâlâ yanımda ayaktaydı.
Bir an bile gözlerini üzerimden ayırmıyordu.
"Sedef."
"Hı?"
"Bugün seni yalnız bırakmıyorum."
Gülümsedim.
"Abartıyorsun."
"Hayır."
Elimi avucunun içine aldı.
"Bir şey olursa bana söyleyeceksin."
Başımı hafifçe salladım.
"Tamam."
Masadaki sohbet çoktan kesilmişti.
Garsonlar sessizce gelip boş tabakları, çay bardaklarını ve servis tepsilerini toplamaya başladılar.
Kimse eskisi gibi neşeli değildi.
Ben ise elimdeki su bardağını sıkıca tutuyor, midemdeki o garip hissin nedenini anlamaya çalışıyordum.
İçimde açıklayamadığım bir şeyler vardı.
Ama bunun hayatımı tamamen değiştirecek bir başlangıç olduğundan henüz haberim yoktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

117okunma 47beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18