31. bölüm / 32
KAN VE KÜLLER30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP
Bölümler 32Şu an: 30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP
- 1 1.Bölüm SOYADININ YÜKÜ1.183 kelime
- 2 2.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.961 kelime
- 3 3.Bölüm TANIDIK YABANCI1.290 kelime
- 4 KARAKTER TANITIM193 kelime
- 5 4.Bölüm NEDEN?1.095 kelime
- 6 5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS1.459 kelime
- 7 6.Bölüm UNUTKANLIK2.644 kelime
- 8 7.Bölüm BAŞLANGIÇ1.546 kelime
- 9 8.Bölüm KADERİN TUHAF OYUNU1.638 kelime
- 10 9.Bölüm TEK BİR SES YANKILANDI.1.528 kelime
- 11 10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.1.350 kelime
- 12 11.Bölüm KAYBOLUŞ1.023 kelime
- 13 12.Bölüm KIRILAN BİR KALP.1.229 kelime
- 14 13.Bölüm ÜŞÜYORDUM.1.316 kelime
- 15 14.Bölüm KORUMAK?1.488 kelime
- 16 15.Bölüm OYUN1.945 kelime
- 17 16.Bölüm BİR DAHA ESKİSİ GİBİ DEĞİL1.084 kelime
- 18 17 Bölüm.KOPUŞ1.549 kelime
- 19 18.Bölüm KİM VAR YANIMDA?1.087 kelime
- 20 19.Bölüm SENİN İÇİN YAŞIYACAĞIM1.550 kelime
- 21 20.Bölüm NEDEN BU KADAR KÖRLER1.249 kelime
- 22 21.Bölüm BENİ TANIMADINIZ1.658 kelime
- 23 22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA1.564 kelime
- 24 23.Bölüm ACIMASIZ KADER894 kelime
- 25 24.Bölüm ÜSTÜNÜ ÇİZ1.948 kelime
- 26 25.Bölüm AKLIMDAKİ ADAM1.065 kelime
- 27 26.Bölüm SESSİZLİĞÜN İÇİNDEN1.203 kelime
- 28 27.Bölüm HAYAT GARİP1.095 kelime
- 29 28.Bölüm SENCEDE İMKANSIZMI1.101 kelime
- 30 29.Bölüm AŞK?1.511 kelime
- 31 30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP1.180 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 31.Bölüm TÜM GERÇEKLER (DEVAM EDİCEK)2.543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evler sessiz ve ıssızdı.
Bir ev hariç.
O ev, Halef ve Sedef'in eviydi.
Gecenin sessizliği duvarların arasına kadar işlemiş, evin içindeki her şeyi susturmuştu.
Fakat bazı sessizlikler huzurdan değil, yaşananların ağırlığından doğardı.
Sedef bazı hatalar yapmıştı.
Belki geri dönseydi hiçbirini yapmazdı.
Belki bazı cümleleri söylemez, bazı insanlara güvenmez, bazı kararları almazdı.
Ama artık geri dönüş yoktu.
Geçmiş, insanın önüne kapatabileceği bir kapı değildi.
Ne kadar kaçılırsa kaçınılsın, bir gün mutlaka karşısına çıkıyordu.
Sedef de kendi geçmişiyle yüzleşmişti.
Halef'in yanında geçirdiği günlerde, yıllardır içinde kaybolmuş olan Elfida'yı yeniden hatırlamıştı.
Elfida...
Bir zamanlar yalnız, kırgın ve istenmeyen olduğunu düşünen o genç kadın artık yok değildi.
Çünkü Elfida hiçbir zaman gerçekten kaybolmamıştı.
Sadece Sedef'in içinde sessizce yaşamaya devam etmişti.
Ve artık ikisi birbirinden ayrı değildi.
Sedef ve Elfida aynı kişiydi.
Aynı bedende, aynı kalpte, aynı acılarla yaşayan iki isim değil; aynı hayatın farklı zamanlarında var olmuş tek bir kadındı.
Sedef, Elfida'yı hatırladıkça geçmişte bıraktığını sandığı her şeyin aslında onun bir parçası olduğunu anlamıştı.
Felah ailesi ise artık çok geç fark ettikleri bir gerçekle baş başaydı.
Kızlarının yanında durmaları gereken zamanlarda yanında olmamışlardı.
Onu anlamaları gereken yerde yargılamış, sarılmaları gereken yerde uzak durmuşlardı.
Belki Sedef onları affederdi.
Belki de affetmezdi.
Ama ne olursa olsun, Felah ailesi bunun vicdan azabını bir ömür taşıyacaktı.
Çünkü bazı pişmanlıkların telafisi olmazdı.
Bazı insanlar kaybedilmezdi belki...
Ama onlara zamanında sahip çıkılmadığında, aradaki mesafe ömür boyu kapanmayacak kadar büyürdü.
O gece evin içinde herkes kendi sessizliğine gömülmüşken, Sedef yatağında gözlerini kapattı.
Artık geçmişinden kaçmıyordu.
Çünkü geçmişindeki Elfida'dan korkmayı bırakmıştı.
Elfida onun düşmanı değildi.
Elfida, Sedef'in kendisiydi.
Ve belki de ilk kez, Sedef kendi hikâyesinde kendisini affetmeyi öğreniyordu.
.....
Gözlerimde hâlâ uyku vardı. Dün gece doğru düzgün uyumamış olmama rağmen hâlâ yorgun hissediyordum. Gözlerim yanıyor, başım da hafifçe ağrıyordu.
Halef karşımda, şık takım elbisesiyle oturmuş, kahvaltısını yapıyordu.
Bir süre sessizce ona baktım.
"Yemeğinle oynama." dedi.
Ne demek istediğini anlamayıp yüzüne baktım.
"Ne?"
"Düzgünce ye yemeğini." dedi.
Elimi kaldırıp tamam anlamında yaptım.
Tam o sırada Halef ayağa kalktı. Ceketini düzeltti ve bana baktı.
"Ben çıkıyorum. Dikkat et kendine. Bir de yemeğini ye."
Başımı salladım.
"Tamam."
Yanımdan uzaklaşıp evden çıktı.
Ben de birkaç dakika daha oturup kahvaltımı tamamladım. Fakat içimdeki o tuhaf halsizlik geçmiyordu.
Kendimi biraz kötü hissediyordum.
Bu yüzden hastaneye gitmeye karar verdim.
Odama çıktım. Önce makyaj masamın başına oturup günlük makyajımı yaptım.
Ayapa kalkıp dolabimin yanına gidip açyım ve içinden yeni aldığım kıyafetlerimi çıkardım
Eteğin bedenini özellikle biraz büyük almıştım.
Karnımı sıkmasını, bebeği rahatsız etmesini istemiyordum.
Çantamın içine telefonumu, rujumu ve araba anahtarımı koyup odadan çıktım.
Merdivenlerden aşağı indiğimde korumalardan biri beni fark etti.
"Sedef Hanım, isterseniz sizi biz bırakalım."
"Gerçekten gerek yok, ben giderim."
"Ama Halef Bey'in—"
Sözünü kestim.
"Gerek yok. Giderken Halef'e bilgi veririm."
Daha fazla itiraz etmesine fırsat vermeden kapıdan çıktım.
Arabamın yanına ilerleyip kapıyı açtım.
Tam binecekken arkamdan gelen sesle durdum.
"Sedef Hanım..."
Arkamı döndüm.
Koruma hâlâ kapının önünde duruyordu.
"Ne oldu?"
"En azından hastaneye vardığınızda haber verin."
Bir an sustum. Sonra hafifçe başımı salladım.
"Veririm."
Arabaya bindim ve kapıyı kapattım.
Motoru çalıştırdığımda birkaç saniye öylece direksiyonun başında oturdum.
İçimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı.
Belki sadece yorgunluktandı.
Belki de son günlerde yaşadıklarımın ağırlığındandı.
Ama içimdeki bir ses, hastaneye gitmekle doğru olanı yaptığımı söylüyordu.
Arabayı çalıştırıp yola çıktım.
Ve farkında olmadan elim, karnımın üzerine gitti.
"Umarım iyisindir..." diye fısıldadım.
Sonra gözlerimi yola çevirip hastaneye doğru ilerledim...
....
Hastaneye vardığımda arabayı park edip içeri girdim.
Kayıt işlemlerini hallettikten sonra doktorun odasının önünde beklemeye başladım.
Bir süre sonra ismim söylendi.
"Sedef Fedes?"
Ayağa kalkıp içeri girdim.
Doktor karşımdaki sandalyeyi gösterdi.
"Buyurun, oturun."
Oturduğumda derin bir nefes aldım.
"Son zamanlarda kendimi çok yorgun hissediyorum. Bir de karnım biraz büyümeye başladı. Daha erken değil mi bunun için?"
Doktor hafifçe gülümsedi.
"Her gebelik aynı ilerlemez. Yine de bir kontrol edelim."
Muayene için uzandım.
Doktor ultrason cihazını hazırladı ve ekrana bakmaya başladı.
Birkaç saniye geçti.
Sonra biraz daha dikkatli baktı.
Ben de yüzüne bakmaya başladım.
"Bir sorun mu var?"
Doktor başını kaldırıp bana baktı.
"Hayır. Tam tersine."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Ne oldu?"
Doktor gülümsedi.
"Sizin bilmediğiniz bir şey var."
"Ne?"
"İkizlere hamilesiniz."
Bir an öylece kaldım.
"Ne?"
"İki bebeğiniz var."
Gözlerim büyüdü.
"İkiz mi?"
"Evet."
Ekrana tekrar baktım.
İki küçük görüntü vardı.
İki ayrı kalp atışı...
"Ben... bilmiyordum."
"Şu an ikisi de gayet sağlıklı görünüyor. Gelişimleri de haftalarıyla uyumlu."
Elimi ağzıma götürdüm.
Sonra gözlerim doldu.
"Gerçekten iki tane mi?"
Doktor gülümseyerek başını salladı.
"Gerçekten iki tane."
Gülmeye başladım.
Aynı anda gözlerimden yaşlar süzülüyordu.
"Ben neden ağlıyorum ya?"
Doktor da gülümsedi.
"Sanırım sevincinizden."
"Ben de onu anlamaya çalışıyorum."
Gözyaşlarımı sildim.
Sonra tekrar ekrana baktım.
İki bebeğim vardı.
Bunu birkaç dakika önce bilmiyordum bile.
"Fotoğraf alabilir miyim?"
"Tabii."
Doktor birkaç ultrason görüntüsü çıkardı.
Bir tane...
İki tane...
Üç tane.
Fotoğrafları elime aldığımda uzun süre baktım.
Birini çantama dikkatlice koydum. Diğer ikisinin fotoğrafını telefonumla da çektim.
Sonra aklıma Deren geldi.
Telefonumu çıkarıp onu aradım.
Birkaç saniye sonra açtı.
"Sedef?"
"Derenn..."
Sesimi duyar duymaz telaşlandı.
"Ne oldu? İyi misin?"
"İyiyim."
"Sen ağlıyor musun?"
Burnumu çekip güldüm.
"Biraz."
"Biraz ne? Sesin bildiğin ağlamış gibi geliyor."
"Çünkü ağladım."
"Niye?"
Bir an sustum.
Sonra elimdeki fotoğrafa bakıp gülümsedim.
"İkizmiş."
Telefonun diğer ucunda birkaç saniye sessizlik oldu.
"Ne?"
"İkiz."
"Sedef..."
"Evet."
"Şaka yapıyorsun."
"Keşke yüzünü görebilseydim."
"Bir dakika, ciddi misin sen?"
Gülmeye başladım.
"Çok ciddiyim."
"İki tane mi?"
"Evet."
"Allah'ım!"
Deren'in sesi öyle bir çıktı ki kahkaha attım.
"Ben bir taneye hazırlanıyordum, iki tane çıktı!"
"Sen de mi şaşırdın?"
"Tabii ki şaşırdım! Sen biliyor muydun?"
"Hayır."
"Doktor sana böyle söyleyince ne yaptın?"
"Önce 'ne?' dedim."
"Sonra?"
"Ağladım."
"Sen zaten ağlıyorsun!"
"Çünkü çok mutluyum!"
İkimiz de gülmeye başladık.
Elimdeki fotoğraflara tekrar baktım.
"Bak, fotoğraflarını da aldım."
"At bana hemen!"
"Atacağım."
"İkisini de."
"Üç tane aldım."
"Üçünü de at."
"Tamam."
Fotoğrafları Deren'e gönderdim.
Birkaç saniye sonra telefonu titreşti.
"Çok küçükler..."
Deren'in sesi bu kez daha duyguluydu.
"İkisi de sağlıklıymış, değil mi?"
"Evet. Doktor öyle söyledi."
"Çok şükür."
"Çok şükür."
Bir süre daha fotoğraflar hakkında konuştuk.
Deren bir ara tekrar gülmeye başlayınca ben de dayanamayıp güldüm.
Telefonu kapatmadan önce hâlâ konuşuyorduk.
Ben arabada oturmuş, bir yandan Deren'i dinliyor, bir yandan da elimdeki ultrason fotoğraflarına bakıyordum.
Sonra telefonu kapatıp koltuğa yaslandım.
Gözlerimi birkaç saniyeliğine kapattım.
Bugün hastaneye yalnızca kendimi kötü hissettiğim için gelmiştim.
Ama şimdi elimde üç tane fotoğraf ve hayatımın en büyük sürprizi vardı.
İki bebeğim...
Dudaklarımda küçük bir gülümsemeyle Halef'i aradım.
Telefon birkaç saniye sonra açıldı.
"Halef"
"Efendim?"
"Ne yapıyorsun?"
"İşteyim. Sen çıktın mı hastaneden?"
"Evet."
"İyi misin?"
"İyiyim."
Bir an durdum.
Sonra dayanamayarak söyledim:
"Bir şey söyleyeceğim."
"Söyle."
"İkizmiş."
Sessizlik oldu.
Sonra Halef'in şaşkın sesi geldi.
"İkiz mi?"
"Evet."
"Sen ciddi misin?"
"Doktor söyledi."
Kısa bir sessizlik daha oldu.
Sonra hafifçe güldü.
"Sen bugün sadece kontrol için gitmemiş miydin?"
"Ben de öyle sanıyordum."
İkimiz de güldük.
"İkisi de iyi mi?"
"Çok iyiymiş. Doktor öyle söyledi."
"Tamam."
Sesindeki şaşkınlık hâlâ belliydi.
"Fotoğraf aldın mı?"
"Evet"dedim
Bir süre ikimizde konuşmadık.
Sonra Halef, "Eve gelince gösterirsin," dedi.
"Olur"dedim mutlulukla.
"Brn şimdi kapatıyorum dikkatli git eve"dedi.
Telefonu kapattım.
Fotoğraflara tekrar baktım.
Sonra arabayı çalıştırıp eve doğru yola çıktım.
İçimdeki o sabahki huzursuzluktan eser kalmamıştı.
Artık eve giderken aklımda tek bir şey vardı.
İki küçük kalp.
İki küçük hayat.
Ve onları ilk kez görecek olmanın verdiği tarifsiz heyecan..
Bölüm etkileşimi
