6. bölüm / 32
KAN VE KÜLLER5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS
Bölümler 32Şu an: 5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS
- 1 1.Bölüm SOYADININ YÜKÜ1.183 kelime
- 2 2.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.961 kelime
- 3 3.Bölüm TANIDIK YABANCI1.290 kelime
- 4 KARAKTER TANITIM193 kelime
- 5 4.Bölüm NEDEN?1.095 kelime
- 6 5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS1.459 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 6.Bölüm UNUTKANLIK2.644 kelime
- 8 7.Bölüm BAŞLANGIÇ1.546 kelime
- 9 8.Bölüm KADERİN TUHAF OYUNU1.638 kelime
- 10 9.Bölüm TEK BİR SES YANKILANDI.1.528 kelime
- 11 10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.1.350 kelime
- 12 11.Bölüm KAYBOLUŞ1.023 kelime
- 13 12.Bölüm KIRILAN BİR KALP.1.229 kelime
- 14 13.Bölüm ÜŞÜYORDUM.1.316 kelime
- 15 14.Bölüm KORUMAK?1.488 kelime
- 16 15.Bölüm OYUN1.945 kelime
- 17 16.Bölüm BİR DAHA ESKİSİ GİBİ DEĞİL1.084 kelime
- 18 17 Bölüm.KOPUŞ1.549 kelime
- 19 18.Bölüm KİM VAR YANIMDA?1.087 kelime
- 20 19.Bölüm SENİN İÇİN YAŞIYACAĞIM1.550 kelime
- 21 20.Bölüm NEDEN BU KADAR KÖRLER1.249 kelime
- 22 21.Bölüm BENİ TANIMADINIZ1.658 kelime
- 23 22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA1.564 kelime
- 24 23.Bölüm ACIMASIZ KADER894 kelime
- 25 24.Bölüm ÜSTÜNÜ ÇİZ1.948 kelime
- 26 25.Bölüm AKLIMDAKİ ADAM1.065 kelime
- 27 26.Bölüm SESSİZLİĞÜN İÇİNDEN1.203 kelime
- 28 27.Bölüm HAYAT GARİP1.095 kelime
- 29 28.Bölüm SENCEDE İMKANSIZMI1.101 kelime
- 30 29.Bölüm AŞK?1.511 kelime
- 31 30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP1.180 kelime
- 32 31.Bölüm TÜM GERÇEKLER (DEVAM EDİCEK)2.543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi yavaşça açtım.
Hâlâ uykum vardı.
Gözlerimi odada gezdirdim.
Yavaşça ayağa kalktım.
Dün etrafı gezememiştim.
Kendi odamdaydım ama bana yabancı geliyordu.
Raflara bakarken bir kutu buldum.
İçini açtığımda içinde çeşitli eşyalar vardı.
Bir anı kutusuna benziyordu.
Hiçbir şeyi dağıtmadan dikkatlice bakmaya başladım.
İçinde bir kolye, bir bileklik, sürpriz yumurtadan çıkan bir oyuncak ve fotoğraflar vardı.
Hepsini alıp yatağa oturdum.
Fotoğraflara tek tek bakmaya başladım.
İlk fotoğrafta bir kız vardı.
Sanırım doğum gününü kutluyordu.
Hepimiz çok mutluyduk.
Fotoğrafı arkasına çevirdim.
Arkasında;
"Deren'im, canım arkadaşım. İyi ki varsın, her daim..."
yazıyordu.
Diğer fotoğrafa geçtim.
Bu kez Deren vardı.
Yanında da bir erkek duruyordu.
Fotoğrafın arkasını çevirdiğimde;
"Sarp ♡ Deren"
yazısını gördüm.
Bir sonraki fotoğrafta abilerim, Ekin abla, Atakan ve çok güzel iki kız vardı.
Arkasında ise;
"Canım abilerim... Hayatınız boyunca bu fotoğraftaki gibi gülümseyin. Hayatın sizi üzmesine izin vermeyin."
yazıyordu.
Ateş abi nişanlıydı.
Hastanede yanıma ziyarete gelen kız da oydu.
Adını tam hatırlayamıyordum.
Diğer kızı ise hiç tanımıyordum.
Bir sonraki fotoğrafta Atakan ve ben vardık.
İkimiz de savcı cübbelerimizi giymiş, gülümseyerek poz vermiştik.
Diğer fotoğrafta ise Nefes beni öperken çekilmiş bir kare vardı.
Bir başka fotoğrafta annem, babam ve ben vardık.
Sanırım mezuniyet fotoğrafımdı.
Üçümüzün de yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Sonraki fotoğrafta annemle bendim.
Ama ben çok küçüktüm.
Sanırım on yaşındaki Sedef'tim.
Bir diğer fotoğrafta ise abilerimle birlikteydim.
Hepimiz çok küçüktük.
Ben en fazla sekiz yaşlarında görünüyordum.
Nedensizce ağlamaya başladım.
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.
Engel olamıyordum.
Benim yüzümden, yüzlerinden gülümseme eksik olmayan ailem darmadağın olmuştu.
Atakan...
Onun çok üzüldüğünü görmüştüm.
Ağlıyordu.
Kendini suçluyordu.
Boğazımdan bir hıçkırık kaçtı.
Kapının tıklandığını duydum ama ses vermedim.
Kapı açılınca içeri Batu abim girdi.
"Sedef... Güzel gözlüm, ceylan gözlüm... Ne oldu? Neden ağlıyorsun?" dedi.
Önümde diz çöküp yüzümü avuçlarının arasına aldı.
"Abi... Ben sizi unutmak istemiyorum." dedim.
"Ağlama be kızım. Bekleriz seni. Doktor zaten bunun geçici olduğunu söyledi. Biraz daha bekleriz." dedi.
"Ama ben..."
Devamını getiremedim.
Başımı onun omzuna gömdüm.
Sadece ağladım.
Hüngür hüngür ağladım.
Batu abim elimdeki fotoğrafları almak istedi ama vermedim.
...
"İyi misin?" diye sordu Batu abim.
Başımı hafifçe salladım.
"Aşağıya inelim mi?" dedi.
Aynaya baktım.
Yüzümdeki kızarıklık biraz olsun geçmişti.
"Gidelim." dedim.
Birlikte merdivenlerden aşağı indik.
Salonu mis gibi yemek kokuları sarmıştı.
Annem mutfaktan seslendi.
"Bugün Asude'nin ailesi geliyor."
"Neden?" diye sordu Batu abim.
"Şahane olacak!" diye Ateş abi bağırdı.
Bir anda evin içinde kahkahalar ve konuşmalar yükselmeye başladı.
Bağırışlar...
Kahkahalar...
Başım...
Bir anda Batu abimin sesi, Uraz abimin konuşması, Ateş abinin kahkahası, Nefes'in çığlığı...
Hepsi birbirine karıştı.
Başımı tutarak yere çöktüm.
Kafamın içinde ince bir cızırtı yankılanıyordu.
Sanki beynimin içini kemiriyordu.
Nedensizce bir çığlık attım.
Ellerimi başıma bastırdım.
"Çık... Çık..." diye sayıklamaya başladım.
Tekrar bir çığlık attım.
Cızırtı geçmiyordu.
"Hayır... Hayır!" diye bağırdım.
Sanki kafamın içinde yüzlerce kişi aynı anda konuşuyordu.
Kalbim göğsümü parçalayacak kadar hızlı atıyordu.
Nefes alamıyordum.
"Çık... Çık..." diye tekrar ediyordum.
Artık hiçbir şeyi seçemiyordum.
Sesler birbirine karışmıştı.
"SEDEF!"
Annemin çığlığını duydum.
Birileri bana dokunuyordu.
O an o dokunuş bile canımı yakıyordu.
"Dokunmayın!" diye bağırdım.
Kulaklarımı kapattım.
Ama sesler susmuyordu.
Bebeğin ağlaması...
Abilerimin bağırışları...
Tabakların çıkardığı sesler...
Hepsi üst üste geliyordu.
"Başım... Başım çok acıyor..."
Titremeye başlamıştım.
Nefesim düzensizleşmişti.
Ellerim uyuşuyordu.
Parmaklarımı hissedemiyordum.
Gözlerim kararmaya başlamıştı.
Karşımda Batu abim diz çökmüştü.
"Sedef... Bana bak."
Ama bakamıyordum.
Gözlerim bulanıktı.
Annem ağlıyordu.
Babam ne yapacağını bilemez hâlde bana bakıyordu.
Uraz abi ve Ateş abi herkesi geri çekmeye çalışıyordu.
"Sakin olun! Kimse yaklaşmasın!" dedi Batu abim.
Bazı şeyleri hatırlıyordum.
Sinir krizlerimi...
Panik ataklarımı...
Ama nedenini hatırlamıyordum.
Böyle anlarda kullandığım sakinleştirici elindeydi
Kolumu nazikçe tuttu.
"Canım biraz yanacak, güzel gözlüm."
"Beni affet..."
Başımı sağa sola salladım.
"Hayır..."
"İstemiyorum..."
Kolumu çekmeye çalıştım.
Ama artık gücüm kalmamıştı.
Batu abim iğneyi koluma yavaşça yaptı.
İlacın etkisi birkaç saniye içinde kendini göstermeye başladı.
Başım ağırlaşıyordu.
Kulaklarımdaki uğultu yavaş yavaş uzaklaştı.
Titremem azaldı.
Nefesim düzene girmeye başladı.
Göz kapaklarım kapanmak istiyordu.
"Batu abi..." diye fısıldayabildim.
"Bırakma beni..."
Batu abim gözyaşlarını silerek saçlarımı okşadı.
"Hiçbir yere gitmiyorum."
"Ben hep yanındayım."
Dudaklarım titredi.
Gözlerim tamamen kapandı.
Ve bilincim yavaşça karanlığa gömüldü.
Yazar Anlatımı;
Sedef'in bedeni gevşeyince Batu, düşmemesi için onu hemen kollarına aldı.
"Bayıldı..." dedi Aylin, titreyen sesiyle.
Batu başını hafifçe salladı.
"İlaç etkisini gösterdi. Şimdi dinlenmesi gerekiyor."
Sedef'i dikkatlice kucağına aldı.
Başını omzuna yaslayan genç kız derin bir uykuya dalmıştı.
Salonda çıt çıkmıyordu.
Herkes sessizce onları izliyordu
Batu ağır adımlarla merdivenlere yöneldi.
Uraz ve Ateş de arkalarından çıktılar.
Odasının kapısını ayağıyla hafifçe iterek açtı.
Sedef'i yavaşça yatağına yatırdı.
Üzerini battaniyeyle örttü.
Saçlarını kulağının arkasına bıraktı ve alnına küçük bir öpücük kondurdu.
"İyi uyu, güzel gözlüm..." diye fısıldadı.
Odadan çıkacakken Sedef uykusunda hafifçe kıpırdandı.
Batu birkaç saniye daha başında bekledi.
Nefes alışını kontrol etti.
Her şey normale dönmeye başlamıştı.
Kapıyı sessizce kapatıp dışarı çıktı.
Koridorda onu bekleyen ailesi endişeyle ayağa kalktı.
"Nasıl?" diye sordu Volkan.
Batu derin bir nefes verdi.
"Şimdilik uyuyor."
"Doktorun dediği gibi... Vücudu ve zihni çok yoruldu."
"Bir süre kimse onu rahatsız etmesin."
Herkes sessizce başını salladı.
Koridor yeniden sessizliğe bürünürken odanın içinde yalnızca Sedef'in düzenli nefes alışları duyuluyordu.
...
Sedef'in Ağzından;
Göz kapaklarım yavaşça aralandı.
Odam loştu.
Perdenin arasından süzülen turuncu gün batımı ışığı duvarlara vuruyordu.
Başım hâlâ hafif ağrıyordu ama az önceki o dayanılmaz cızırtı yoktu.
Yavaşça doğrulup yatağın başlığına yaslandım.
Derin bir nefes aldım.
"Olanlar..."
Fısıltı gibi döküldü dudaklarımdan.
Bir anda salonda yaşadıklarım aklıma geldi.
Panik...
Bağırışlar...
Sonra...
Batu abimin sesi...
İğne...
Gerisi ise karanlıktı.
Kapı usulca tıklandı.
"Gel."
Kapı yavaşça açıldı.
İçeri Batu abim girdi.
Elinde bir bardak su ve birkaç kraker vardı.
Beni uyanmış görünce yüzüne belli belirsiz bir gülümseme yerleşti.
"Uyuyan güzel sonunda uyandı demek."
Ben de hafifçe gülümsedim.
"Kaç saat uyudum?"
"Yaklaşık dört saat."
Bardağı bana uzattı.
"Önce biraz su iç."
Bardağı alıp birkaç yudum içtim.
Boğazım kurumuştu.
"Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu.
"Biraz halsizim."
"Başım da hafif ağrıyor."
Batu başını salladı.
"Normal."
"Vücudun çok yoruldu."
Odanın içinde kısa bir sessizlik oldu.
Başımı önüme eğdim.
"Özür dilerim..."
Batu hemen kaşlarını çattı.
"Neden özür diliyorsun?"
"Herkesi korkuttum."
"Bana bak."
Başımı kaldırdım.
"Sen bizi korkutmadın."
"Ve biz senin aileniz."
"İyi gününde de kötü gününde de yanında olacağız."
Gözlerim yeniden doldu.
"Ama ben sizi hâlâ hatırlayamıyorum."
Sesim titredi.
"Çok uğraşıyorum..."
"Olmuyor."
Batu yanıma oturdu.
Elimi avuçlarının arasına aldı.
"Hatırlamak için kendini zorlama."
"Bir gün ansızın hepsi yerine oturacak."
"O zamana kadar..."
"Biz sana her şeyi yeniden yaşatırız."
İlk defa içimde küçücük de olsa bir huzur hissettim.
Başımı Batu abimin omzuna yasladım.
O da saçlarımı usulca okşamaya devam etti.
Odanın içini sessizlik kapladı.
Ama bu kez...
O sessizlik beni korkutmuyordu.
Üç Gün Sonra;
Tam üç gündür hiçbir şey değişmemişti.
Hâlâ herkesi yeniden tanımaya çalışıyordum.
Hâlâ onların anlattığı anılarla geçmişimi öğreniyordum.
Ama içimde hep aynı his vardı.
Sanki bir kapı vardı...
Ve o kapı açılmak için doğru anı bekliyordu.
...
Akşam olmuştu.
Hepimiz yemek masasındaydık.
Annem sofraya son tabakları koyuyordu.
Babam televizyonun sesini kısmıştı.
Uraz abi, Ekin abla ve Nefes kendi aralarında konuşuyordu.
Ateş abiyle Batu abim birbirine takılıyor, masada kahkahalar yükseliyordu.
Ben ise sessizce herkesi izliyordum.
Ne kadar gülüyorlardı..
Ama o gülüşlerin içinde eksik kalan bir parça vardı.
Ben...
Tam o sırada Atakan karşımdaki sandalyeye oturdu.
Elindeki bardağı bana uzattı.
"Su içer misin?"
Başımı kaldırıp gözlerine baktım.
Elimi uzattım.
Parmaklarımız birbirine değdi.
O küçücük temas...
Bir anda dünyamı değiştirdi.
...
Bir ses...
"Sayın Cumhuriyet Savcısı Sedef Felah..."
Sonra başka bir görüntü...
Adliyenin koridoru...
Ben ve Atakan cübbelerimizle yan yana yürüyorduk.
Gülüyorduk.
Ardından..
Bir doğum günü...
Deren yüzüme pasta sürüyordu.
İkimiz de kahkahalar atıyorduk.
Sonra..
Nefes'in bana ilk kez,
"Sefo hala..."
deyişi...
Onu kucağıma alıp döndürüşüm...
Bir görüntü daha...
Sekiz yaşındaki ben...
Uraz abi beni omzuna almış koşuyordu.
Ateş abi bisikletimin arkasından tutuyordu.
Batu abim düştüğümde dizimi üflüyordu.
"Biz varız, küçük cadı."
Annem...
Saçlarımı örüyordu.
Babam...
Mezuniyetimde bana sarılıp,
"Benim savcı kızım..."
diyordu.
Görüntüler artık durmuyordu.
Çocukluğum...
İlkokul...
Lise...
Üniversite...
Deren...
Atakan...
İlk kez elimi tutuşu...
İlk kez bana,
"Seni seviyorum."
deyişi...
Hepsi...
Hepsi aynı anda zihnime geri döndü.
Sanki yıllardır kapalı olan bir baraj yıkılmıştı.
Başımı tuttum.
Gözyaşlarım istemsizce akmaya başladı.
Nefesim kesiliyordu.
Ama bu kez korkudan değildi.
Hatırlıyordum.
Gerçekten...
Hatırlıyordum.
Yavaşça ayağa kalktım.
Masadaki herkes sustu.
Kimse tek kelime etmiyordu.
Titreyen gözlerle tek tek yüzlerine baktım.
İlk önce anneme...
"Anne..."
Aylin Hanım'ın elindeki servis kaşığı yere düştü.
Sonra babama döndüm.
"Baba..."
Volkan Bey'in gözleri bir anda doldu.
Bakışlarım Uraz abime kaydı.
"Uraz abi..."
Ardından...
"Ateş abi..."
"Batu abi..."
Üçü de nefeslerini tutmuş bana bakıyordu.
En son gözlerim Atakan'ı buldu.
Dakikalarca sadece ona baktım.
Boğazımdaki düğüm çözülürken dudaklarımdan tek bir cümle döküldü.
"Hatırladım..."
Atakan olduğu yerde donup kaldı.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
Ben ağlayarak bir adım attım.
"Anne..."
"Sizi..."
"Hatırladım."
Annem koşarak yanıma geldi.
Bana sarıldığı anda dizlerimin bağı çözüldü.
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
"Her şeyi hatırlıyorum..."
"Çocukluğumu..."
"Ailemi..."
"Sizi..."
Annem beni sımsıkı sararken sesi titredi.
"Hoş geldin..."
"Tekrar hoş geldin, küçük kızım."
O anda babam da bize sarıldı.
Ardından abilerim...
Sonra Ekin abla ve Nefes...
Hepimiz birbirimize sarılmış, ağlıyorduk.
Kimse konuşmuyordu.
Çünkü bazen...
Bir insanın yeniden sevdiklerini hatırlaması, söylenebilecek bütün kelimelerden daha güçlüydü.
Bölüm etkileşimi
