KAN VE KÜLLER kitap kapağı

7. bölüm / 32

KAN VE KÜLLER

6.Bölüm UNUTKANLIK

Vaveyla Yazarı: Lunorisolzey .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: 6.Bölüm UNUTKANLIK

BİR AY SONRA
Aradan tam bir ay geçmişti.
Hayatıma geri döneli ise neredeyse üç hafta olmuştu.
Her şey eskisi gibiydi.
En azından dışarıdan bakıldığında...
Sabahları adliyeye gidiyor, dosyalarımı inceliyor, duruşmalara giriyor, akşamları eve dönüyordum.
Ailem de artık sürekli başımda değildi. Doktor, normal hayatıma dönmemin benim için daha iyi olacağını söylemişti.
Ben de öyle yapmaya çalışıyordum.
Hayatıma kaldığım yerden devam ediyordum.
Ama bir şey hâlâ değişmemişti.
Unutkanlığım.
Bazen çok küçük şeyler oluyordu.
Bir dosyayı nereye koyduğumu unutuyordum.
Telefonumu elimdeyken arıyordum.
Birinin bana söylediği bir şeyi birkaç saat sonra hatırlayamıyordum.
Ve en kötüsü...
Bazen bir anıyı hatırladığımı sanıyor, birkaç saniye sonra gerçekten hatırlayıp hatırlamadığımdan bile emin olamıyordum.
Doktor bunun zamanla düzeleceğini söylemişti.
Bunun geçici olduğunu biliyordum.
Ama insanın kendi zihnine güvenememesi korkunç bir şeydi.
Bugün adliyede bir duruşmam vardı. Neyse ki sonunda bitmişti.
Mahkeme salonundan çıkıp koridora yöneldim.
Birkaç meslektaşımla selamlaştıktan sonra odama doğru yürüdüm.
Kapıyı açtığımda koltukta oturan Batu abimle göz göze geldim.
Beni görünce ayağa kalktı.
Gülümsedim ve içeri girip kapıyı arkamdan kapattım.
"Hoş geldin."
"Hoş bulduk."
Gülerek.
"Tam tersi olması gerekmiyor muydu?"
"Bu sefer böyle oldu"dedi.
Masama doğru yürüyüp elimdeki dosyaları bıraktım.
Sonra Batu abime döndüm.
"Sen burada ne yapıyorsun?"
"Seni almaya geldim."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Savcı Felah."
"Buyurun, ta kendisiyim."
"İşin bitti mi?"
Başımı salladım.
"Bitti."
"O zaman hadi, eve gidelim."
"Bir dakika."
Batu yeniden koltuğa oturdu.
"Tamam, sakin ol şampiyon."
"Sinir bozucu olduğunu biliyor musun?"
"Sen zaten doğuştan sinir bozucusun."
"Terbiyesiz."
Koluna hafifçe vurdum.
Batu abim kahkaha attı.
Sonra bir anda yüzündeki ifade değişti.
"Özlemişim seni."
Bir an sustum.
Ben de onu özlemiştim.
Hem de çok.
Ama bunu söylemek yerine sadece gülümsedim.
Tam masamın yanından geçerken gözüm pencerenin önündeki vazoya takıldı.
İçinde bembeyaz laleler vardı.

Kaşlarımı çattım.
"Bu çiçekler ne?"
Batu abim dönüp vazoya baktı.
"Ne çiçeği?"
"Şunlar."
Yanına gidip vazoyu elime aldım.
"Ne zaman geldi?"
Batu abim omuzlarını silkti.
"Ben geldiğimde buradaydı."
"Sen bilmiyor musun?"
"Hayır."
Çiçekleri dikkatlice inceledim.
Aralarında küçük bir kart vardı.
Kartı çekip açtım.
Üzerinde yalnızca ismim yazıyordu.
Sedef Felah.
Başka hiçbir şey yoktu.
"Kim göndermiş acaba?"
"Bilmiyorum."
"Adı bile yok."
"At gitsin."
Çiçeklere baktım.
"Atamam."
"Neden?"
"Canlı sonuçta."
Batu abim gözlerini devirdi.
"Sen bir gün çiçek yüzünden başına iş açacaksın."
"Ne olacak?"
"Bilmiyorum. Ama senin başına gelenlerden sonra artık hiçbir şey normal gelmiyor."
Gülümsedim.
"Merak etme."
"Ben merak ediyorum zaten."
Bir süre daha çiçeklere baktım.
Sonunda vazoyu tekrar pencerenin önüne bıraktım.
"Belki biri yanlış göndermiştir."
"Belki."
Çantamı ve birkaç dosyayı alıp kapıya yöneldim.
Kapıyı açıp dışarı çıktım.
Batu abim de arkamdan gelip kapıyı kilitledi.
Birlikte asansöre doğru yürürken bir anda durdum.
"Batu abi?"
"Efendim?"
"Sen içeri nasıl girdin?"
Batu'nun adımları durdu.
Bana dönüp birkaç saniye yüzüme baktı.
"Ne demek nasıl girdim?"
"Anahtar bendeydi."
Batu'nun yüzündeki gülümseme yavaşça silindi.
"Sedef..."
"Ne?"
"Hatırlamıyor musun?"
Kaşlarımı çattım.
"Neyi?"
"Sen geldin, beni kapıda gördün. Anahtarı bana sen verdin. Ben de odana geçip seni bekledim. Sonra sen duruşmaya girdin."
Söylediklerini dinlerken zihnimi yokladım.
Hiçbir şey.
O anı hatırlamıyordum.
Ama bunu ona belli etmek istemedim.
"Ha..."
Başımı salladım.
"Evet, şimdi hatırladım."
Batu abim bana birkaç saniye daha baktı.
Yüzündeki ifadeden bana inanmadığını anlayabiliyordum.
Ama bir şey söylemedi.
Sadece başını hafifçe sallayıp asansörün düğmesine bastı.
Kapılar açıldı.
İçeri girdik.
Asansör aşağı inerken gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Gerçekten hatırlamıyordum.
Ve bu kez kendimi kandıramayacağımı biliyordum.
---
Adliyenin önüne çıktığımızda Batu abim kendi arabasına yöneldi.
"Sen kendi arabanla git," dedim.
"Tamam."
"Evde görüşürüz."
"Görüşürüz."
Batu birkaç adım attıktan sonra dönüp bana baktı.
"Yavaş sür."
Gülümsedim.
"Tamam."
Arabalarımıza bindik.
Batu abim önden çıktı.
Ben de birkaç saniye sonra arkasından ilerledim.
Bir süre sessizce yol aldım.
Sonra aklıma Deren geldi.
Telefonumu alıp rehberden adını buldum ve aradım.
Telefon birkaç saniye çaldıktan sonra açıldı.
"Alo?"
"Deren."
Sesimden bir şeylerin ters olduğunu anlamış olacak ki hemen ciddileşti.
"Sedef?iyimisin"
"İyiyim"dedim
"Bugün yine unuttum."dedim
"Neyi unuttun?"
"Batu abime anahtarı verdiğimi"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Nasıl yani?"
"Odama geldiğinde anahtarı ona benim verdiğimi hatırlamıyorum. Bana söyledi ama... o anı kafamda bulamıyorum."
"Anlamadım daha açık konuş çok şifrelisin ben senin gibi zeki değilim"dedi.
"Ben duruşmaya gitmiştim ve döndüğümde odamdaydım kna sorduğumda kendisine anahtarı benim verdiğimi öyledir ama hatırlamıyorum"
Deren'in sesi daha da ciddileşti.
"Sedef, bence bir doktora görünmelisin."
"Doktor bunun geçici olduğunu söyledi."
"Biliyorum ama yine de kontrol ettirmekte ne var?"
Bir süre düşündüm.
Deren haklıydı.
"Tamam."
"En yakın zamana randevu al."
"Beraber gidelim."
"Tabii ki beraber gideceğiz."
İstemeden gülümsedim.
"İyi ki varsın."
"Ben olmasam sen ne yapacaksın?"
"Muhtemelen kaybolacağım."
"Çok komiksin."
İkimiz de güldük.
Telefonu kapattığımda içimdeki huzursuzluk biraz olsun azalmıştı.
Ama aklım hâlâ odamdaki beyaz lalelerdeydi.
Kim göndermişti?
Ve neden sadece ismimi yazmıştı?
Bilmiyordum.
Belki gerçekten yanlışlıkla gönderilmişti.
Belki de değildi.
---
Batu abim benden birkaç dakika sonra eve geldi.
İkimiz de arabalarımızdan inip eve doğru yürüdük.
Zile bastığımda birkaç saniye sonra kapı açıldı.
Annem karşımızdaydı.
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk."
İçeri girdik.
Ayakkabılarımızı çıkarırken annem Batu abime baktı.
"Hoşgeldin oğlum"dedi annem.
"Hoşbulduk annem"dedi.
"İyi oldu beraber geldiğiniz yemek birazdan hazır."
Batu abimin yüzü aydınlandı.
"İşte bunu duymak istiyordum."
Gülerek salona geçtim.
Babam her zamanki gibi televizyonun karşısında oturuyordu.
Beni görünce kumandanın sesini kıstı.
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk baba."
Yanına gidip yanağından öptüm.
Sonra koltuğun kenarına oturdum.
Annem mutfaktan seslendi.
"Yoruldun mu?"
"Biraz."
"Adliyede yoğun muydu?"
"Mahkemem vardı. Sonunda bitti."
"İyi."
Annem bir süre mutfakta uğraştı.
Ben de salonda sessizce oturdum.
Batu abim karşı koltuğa geçmişti.
Bir ara göz göze geldik.
Bana baktığında yüzünde belli belirsiz bir endişe vardı.
Ben de ona küçük bir gülümseme gönderdim.
"İyiyim."
Hiçbir şey söylemedi.
Ama bakışlarından hâlâ merak ettiğini anlayabiliyordum.
Ben de başımı koltuğa yasladım.
Bugünün geri kalanının sakin geçmesini umuyordum.
Annem birkaç saniye sustu.
Sonra mutfaktan çıkıp bana baktı.
"Bugün başka bir şey var mıydı?"
Kaşlarımı çattım.
"Başka bir şey mi?"
"Evet."
Düşünmeye başladım.
"Yok."
Batu hemen başını öne eğdi.
Gülmemek için kendini zor tuttuğunu fark ettim.
Ona baktım.
"Ne?"
"Hiç."
"Batu."
"Bir şey demedim."
Annem gülümseyerek mutfağa döndü.
Ben hâlâ düşünüyordum.
"Bugün ne var?"
Batu abim bu kez dayanamadı.
"Gerçekten hatırlamıyor musun?"
"Ne?"
"Hiç."
Başımı iki yana salladım.
Batu abim ve babam bana birkaç saniye baktı.
Sonra sesi yumuşadı.
"Doğum günün."
Bir an sustum.
Doğum günüm...
Bugün.
Gerçekten unutmuştum.
"Ben..."
Cümlem yarım kaldı.
Annem mutfaktan çıkarken elinde küçük bir pasta vardı.
Üzerinde tek bir mum yanıyordu.
"İyi ki doğdun kızım."
O an boğazım düğümlendi.
"Anne..."
Annem pastayı sehpanın üzerine bıraktı.
"Gel."
Ayağa kalktım ve yanına gittim.
Annem iki elini omuzlarıma koydu.
"Benim minik kızım bir yaş daha büyüdü."
Gülümsedim.
"Unutmuşum."
"Olabilir."
"Sen unutmadın."
"Ben seni nasıl unutayım?"
Bu kez gözlerim doldu.
Annem bana sarıldı.
Ben de kollarımı ona doladım.
Uzun zamandır ilk kez kendimi gerçekten güvende hissediyordum.
Batu abim uzaktan seslendi.
"Tamam, tamam. Pasta eriyor."
Annem benden ayrılıp güldü.
"Gel bakalım."
Pastanın karşısına geçtim.
Babam da ayağa kalkıp yanımıza geldi.
"Bir dilek tut."
Muma baktım.
Ne dileyeceğimi düşündüm.
Sağlığımı mı?
Unutkanlığımın geçmesini mi?
Ailemle daha çok vakit geçirmeyi mi?
Yoksa...
Atakan'ı mı?
Gözlerimi kapattım.
İçimden bir dilek tuttum.
Sonra mumu üfledim.
Batu ve babam alkışlamaya başladı.
"İyi ki doğdun!"
Gülümsedim.
Batu yanıma gelip saçlarımı karıştırdı.
"İyi ki doğdun, küçük cadı."
"Saçımı bozma!"
"Doğum günü hediyesi."
"Çok kötü bir hediyeymiş."
Batu abim kahkaha attı.
Annem pastayı kesmeye başladı.
Ben de bir parça alıp babama uzattım.
Tam oturacakken annem bir anda:
"Dur."
Bana baktı.
"Ne?"
"Sen daha hazırlanacaksın."
Kaşlarımı çattım.
"Ne için?"
Annemin yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
"Sürprize gidiyoruz."
"Ne sürprizi?"
"Söylemem."
"Anne..."
"Hadi."
"Ama ben yoruldum."
"Yukarı çık, hazırlan."
"Şimdi mi?"
"Evet, şimdi."
Batu abim de araya girdi.
"Hadi Sedef. Annemi daha fazla uğraştırma."
"Sen sus."
"Ben sadece yardım ediyorum."
"Sen hiçbir zaman yardım etmiyorsun."
Batu abim güldü.
Annem merdivenleri gösterdi.
"Git üstünü değiştir."
İstemeyerek ayağa kalktım.
"Tamam."
Merdivenlerden çıkarken arkamdan annemin sesi geldi.
"Ve güzel bir şey giy!"
Döndüm.
"Neden?"
"Çünkü sürprize gidiyoruz dedim ya!"
"Ne sürprizi olduğunu söylemiyorsun ama!"
Annem sadece gülümsedi.
---
Odamın kapısını kapatıp yatağımın üzerine oturdum.
"Bu aile beni çıldırtacak."
Çantamı bir kenara bıraktım.
Tam dolabımı açacaktım ki yatağın üzerinde duran küçük bir poşeti fark ettim.
Kaşlarımı çattım.
"Bu ne?"
Poşeti elime aldım.
İçinden çıkan elbiseyi görünce gözlerim büyüdü.
Bordo, şarap tonlarında, zarif bir elbiseydi.

Elbiseyi yatağın üzerine serdim.
Bir süre hiçbir şey söylemeden baktım.
"Bu çok güzel."
Elbiseyi üzerime tuttum.
Elbiseyi giydim.
Aynanın karşısına geçtiğimde bir an duraksadım.
Elbise üzerime tam oturmuştu.
Bordo rengi tenime sıcak bir hava katıyor, belimdeki büzgüler elbisenin zarif durmasını sağlıyordu. Eteğinin hafifçe açılması ise yürüdükçe hareket edeceğini belli ediyordu.
Saçlarımı açık bıraktım ve uçlarını hafifçe dalgalandırdım.
Makyajımı da sade tuttum.
Son olarak küçük altın halka küpelerimi taktım. İnce bir kolye ve bilekliğimle görünümü tamamladım.
Aynaya tekrar baktım.
Bir an kendimi tanıyamadım.
Gülümsedim.
Tam o sırada aşağıdan Batu abimin sesi geldi.
"Sedef!"
Gözlerimi devirdim.
"Ne var?"
"Hadi, in artık!"
"Geliyorum!"
Çantamı aldım.
Son kez aynaya baktım.
"Umarım buna değerdir."
Kapıyı açıp merdivenlerden aşağı inmeye başladım.
Batu salonun ortasında durmuş beni bekliyordu.
Beni görünce birkaç saniye konuşmadı.
Sonra kaşlarını kaldırdı.
"Vay be."
"Ne?"
Batu baştan aşağı beni süzdü.
"Atakan'ın seni neden sevdiği belli oldu."
Gözlerim büyüdü.
"Batu abi!"
Kahkaha attı.
"Ne var? Çok güzelsin."
Yüzümün ısındığını hissediyordum.
"Kes şunu."
"Gerçeği söylüyorum."
Tam o sırada annem salondan çıktı.
Beni görünce yüzü aydınlandı.
"İşte benim güzel kızım."
Babam da arkasından geldi.
"Çok güzel olmuşsun."
"Teşekkür ederim."
Ve evden çıktık arabanın yanına gittik.
Batu abim kapıyı açtı.
"Hadi bakalım. Sürpriz sahibini bekliyor."
Şüpheyle ona baktım.
"Sürpriz gerçekten sürpriz mi?"
"Sen görmeden söylemeyeceğim."
"Zaten söylemiyorsun."
Batu güldü.
Ben yol boyunca nereye gittiğimizi anlamaya çalıştım.
Bir süre sonra tanıdık yollardan geçmeye başladığımızı fark ettim.
Sonunda büyük bir otelin önünde durduk.
Kaşlarımı çattım.
"Buraya neden geldik?"
Batu abim arabadan indi.
"İn de gör."de.
Arabadan indik ve otele girdik herşey normal gözüküyordu.
Asansöre bindik ve teras katın numarasına bastı.
Ona baktım.
....
Asansor kata gelmişti Kapı açıkdı ve dışarı çıktık.
Terasa ilk adımı attığımda etrafıma baktığımda tamamı doğum günü için hazırlanmıştı.
Masanın etrafındaki insanlara baktım.
Hepsi benim için buradaydı.
Uzun zamandır ilk kez böyle bir kalabalığın içinde kendimi yalnız hissetmiyordum.
Yanlarına doğru ilerledik.
Hepsine tek tek baktım.
Ve hep bi ağızdan.
"İyiki doğdunn sedeff"diye bağırdılar.
Kahka attım.
Ve onlara baktım.
Ve ilk uraz abimin yanına gidip sarıdlım sımsıkı.
"İyiki doğdun güzelim"dedi.
Ona baktım ve bi daha safıldım.
Yanındaki ekin ablaya sarıldım.
Ateş abime gelmişti sıra sarılmadan önce bi bakıştık ve kollarını açtı kolarak sarıldım.
Elleri sımsıkı kenetlenmişti.
"İyiki doğdun güzelim"dedi oda.
Asude ablaya sarıldım ve batu abime yaklaıp onada sıkı sıkı sarıldım.
"İyiki doğdun ceylan gözlüm "dedi.
Beni ceylana benzetiyordu.
Ve yanındaki begüm abla ile sarıldık.
Ve benim için en kıymetli kişiye sıra gelmişti Atakan.
İlk başta bakıştık.
Çok yakışıklı olmuştu.

Ve Ateş abime baktım.
Ve atakana sıkı sıkı sarıldım.
Omzuma hafif bir öpücük kondurdu.
"İyiki doğdun sedefim"dedi.
"İyiki varsın"dedim.
Ve ayrıldık ama ellerimiz ayrılmadı.
---
Saat ilerledikçe herkesin neşesi daha da arttı.
Batu abimin kahkahaları terası dolduruyor, Ateş abim sürekli birilerine takılıyor, Uraz abim ise herkesi sakinleştirmeye çalışıyordu.
Bir ara Asude abla , Ateş abimin önündeki bardağı çekti.
"Yeter artık."
Ateş abim kaşlarını çattı.
"Ben iyiyim."
"Sen beş dakika önce sandalyeye teşekkür ettin."
Batu abim kahkahaya boğuldu.
"Adam sandalyeyle arkadaş oldu!"
Ben de gülmeye başladım.
Atakan yanıma eğildi.
"Sen de çok içtin."
"Hayır."
"Emin misin?"
"Gayet."
"Yüzün kızarmış."
"Doğum günü."
"Bahane."
Gülerek omzuna yaslandım.
"Bugün benim günüm."
Atakan başını salladı.
"Tamam. Bugün senin günün."
Bir süre sonra Ateş ayağa kalktı.
"Tamam, herkes beni dinlesin."
Kimse dinlemedi.
"Dinleyin dedim!"
Batu ona döndü.
"Ne var?"
"Odaları ayarladım."
Uraz abim kaşlarını kaldırdı.
"Ne odası?"
"Bu gece kimse araba kullanmayacak. Herkes burada kalacak."
Asudeabla gülümsedi.
"Sen bunu en başından beri mi planlıyordun?"
"Evet."
Ateş abim cebinden kartları çıkardı.
"Herkese ayrı oda var."
Batu abçm kartlardan birini aldı.
"İyi düşünmüşsün."
Ateş abim kartları dağıtmaya başladı.
Uraz abi ve Ekin ablaya bir oda.
Batu ve begüm ablaya bir oda.
Ateş ve Asude'ye bir oda.
Sonra sıra bana geldi.
Ateş abim kartı uzattı.
"Bu da senin."
Kartı aldım.
Üzerinde oda numarası yazıyordu.
Tam arkamda duran Atakan'a döndüm.
Onun da elinde bir kart vardı.
Kaşlarımı kaldırdım.
"Senin odan hangisi?"
Atakan kartına baktı.
Sonra bana.
"Seninki."
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Ateş öksürdü.
"Şey..."
Herkes bir anda bize bakmaya başladı.
Atakan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Benim ise yüzüm alev alev yanıyordu.
"Bunu siz mi yaptınız?"
Batu ellerini kaldırdı.
"Ben hiçbir şey bilmiyorum."
Uraz gülmemek için başını çevirdi.
Ekin ise çoktan gülmeye başlamıştı.
Ateş omuz silkti.
"İkiniz de yetişkinsiniz. Ben sadece oda ayarladım."
"ATEŞ!"
Kahkaha attı.
"Tamam, tamam. Hadi gidin."
---
Herkes yavaş yavaş odalarına çekilirken ben de Atakan'la birlikte asansöre bindim.
İkimiz de birkaç saniye konuşmadık.
Asansörün kapıları kapandı.
Atakan bana baktı.
"Bugün gerçekten çok güzeldin."
Gülümsedim.
"Teşekkür ederim."
Koridorda yan yana yürümeye başladık.
Dengem berbattı ve bunu fark etmişti tek hamkede kucağına aldı.
"Düşüceksin"
"Tutarsın"dedim.
"Tutarım"dedi.
Odaya geldiğimizde Atakan kartını okuttu.
Kapı açıldı.
İçeri girdik.
Kapı arkamızdan kapandığında dışarıdaki sesler tamamen kesildi.
Birbirimize baktık.
Atakan birkaç adım yaklaştı.
"Doğum günün kutlu olsun."
Gülümsedim.
"Teşekkür ederim."
Elini cebine attı.
Küçük bir kutu çıkardı.
"Bir de bunu vermek istiyorum."
Şaşkınlıkla kutuya baktım.
"Bu ne?"
"Aç."
Kutuyu açtığımda içinde zarif bir kuğu kolye vardı.

Gözlerim büyüdü.
"Atakan..."
"Beğenmedin mi?"
"Çok güzel."
Kolye kutusunu elimden aldı.
"Takayım mı?"
Başımı salladım.
Atakan arkamda durdu.
Saçlarımı nazikçe bir yana çekti.
Kolye boynuma değdiğinde içim ürperdi.
Tokasını kapattı.
Sonra aynadaki yansımamızdan birbirimize baktık.
"Çok yakıştı."
Elimi kolyenin üzerine götürdüm.
"Çok teşekkür ederim."
Atakan bana döndü.
"Bir şey değil."
Aramızdaki mesafe giderek azaldı.
Gözlerimiz buluştu.
Bu kez ikimiz de geri çekilmedik.
Atakan yüzüme doğru eğildi.
Dudaklarımız kısa ve yumuşak bir öpücükte buluştu.
Ve o gece, uzun zamandır ilk kez zihnimdeki boşlukları düşünmeden, yalnızca o anı yaşamaya karar verdim.
Atakan bianda beni kucağına alıp yatağa doğru ilerledi ve bıraktı.
Bakışlarımı yan tarafa çevirince Atakan'ın kapıya doğru yöneldiğini gördüm.
"Nereye?" dedim.
"Sen uyu, ben eve dönüyorum."
"Hayır, gitme," dedim telaşla.
"Sedef, olmaz," dedi.
Geri ayağa kalktım. Duvardan destek alarak yanına adımladım ve ellerimi boynuna doladım. O da istemsizce ellerini belime yerleştirdi.
"Sarhoşsun, yanlış kararlar alırsın. Olmaz."
"Senin olduğun her şey bana doğru," dedim ve dudaklarına yapıştım.
+18!!!!
Bana karşılık verirken belimdeki ellerinin baskısı arttı, beni kendine daha da çekti.
Aklıyla kalbi arasında sıkışıp kaldığını hissettiğim o kısacık tereddüt, yerini tamamen teslimiyete bıraktı.
Öpücüğü derinleşirken nefeslerimiz birbirine karışıyor, başımı döndüren alkol değil, onun kokusu oluyordu.
Beni incitmekten korkar gibi yavaşça geri çekildi ama alnını alnıma yaslamaktan vazgeçmedi.
Gözleri kapalıydı, göğsü hızla inip kalkıyordu.
Beni kucağına alıp yatağa doğru adımladı.
Bu sırada kıyafetim hafifçe yukarı doğru sıyrıldı.
Odadaki sessizliği sadece birbirine karışan nefeslerimiz ve kalplerimizin ritmi bölüyordu.
Beni incitmekten korkar gibi yavaşça yatağa bıraktı, üzerimdeki fazlalıklardan kurtulmamıza yardım ederken bakışlarındaki o derin tutku bir an olsun eksilmedi.
Mantığın ve kuralların tamamen devre dışı kaldığı, yerini sadece aramızdaki çekime bıraktığı o anlarda birbirimizde kaybolduk.
Teninin sıcaklığı, güven veren dokunuşları ve her hareketindeki o yoğun hisle aramızdaki son mesafe de kapandı.
Yatağa uzandığımda üzerime eğildi. Dudakları boynumdan aşağıya, tenimin her bir noktasına temas ederek süzülürken nefesim kesildi; istemsizce dudaklarımdan dökülen fısıltılar ve kısık sesli inlemeler odadaki sessizliği tamamen dağıttı.
Ellerim sırtına, saçlarına tutundu.
Elleri elbisemin arkasına gitti.
Fermuarı bulunca duraksayıp doğrudan gözlerimin içine baktı ve gülümsedi.
Ardından kıyafetimin fermuarını beni deli edecek kadar yavaşça, adeta anın tadını çıkararak açmaya başladı. Fermuarı tamamen indirdiğinde beni hafifçe kaldırıp elbiseyi üzerimden sıyırıp attı.
Beni tekrar yatağa yatırdığında elleri sütyenimin kopçasına gitti ve usulca açtı.
Onun bu hamlesiyle benim de ellerim gömleğinin düğmelerine gitti ve sabırsızca açmaya başladım. Düğmelerin tamamını açtığımda, gömleğini üzerinden tek hamlede sıyırıp bir kenara fırlattı.
Eli bacaklarıma doğru indi. Jartiyerime uzandı ve onu da yavaşça, tenimi yakıp geçen bir dokunuşla çıkardı. Ellerim pantolonunun düğmesine gitti, titreyen parmaklarla açtım.
"Seni seviyorum..." diye fısıldadı; o boğuk sesi adeta tenime işliyordu.
Ellerim dalgalı saçlarının arasında gezinirken gözlerimi kapattım. Sadece onunla olduğum için mutluydum.
Bacaklarımın arasında yerini aldığında, aramızdaki o son engel de ortadan kalktı.
Sıcaklığı bedenimi tamamen kaplarken, yavaşça içime çekilmesiyle birlikte nefesim boğazımda tıkandı. Ellerim sırtındaki kaslara daha sıkı gömüldü; dudaklarımdan dökülen kısık inlemelere onun derinden gelen nefesleri eşlik ediyordu.
Her hareketinde tempo biraz daha yükseliyor, tenlerimizin teması odadaki sıcaklığı katlayarak artırıyordu.
Zihnimdeki sarhoş pus tamamen silinmiş, yerini sadece onun bedeninin ritmine ve bende yarattığı o karşı konulmaz hisse bırakmıştı.
İkimiz de kontrolü tamamen kaybetmiş bir şekilde, gecenin karanlığında birbirimizin içinde eriyip gittik....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

126okunma 50beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18