15. bölüm / 32
KAN VE KÜLLER14.Bölüm KORUMAK?
Bölümler 32Şu an: 14.Bölüm KORUMAK?
- 1 1.Bölüm SOYADININ YÜKÜ1.183 kelime
- 2 2.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.961 kelime
- 3 3.Bölüm TANIDIK YABANCI1.290 kelime
- 4 KARAKTER TANITIM193 kelime
- 5 4.Bölüm NEDEN?1.095 kelime
- 6 5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS1.459 kelime
- 7 6.Bölüm UNUTKANLIK2.644 kelime
- 8 7.Bölüm BAŞLANGIÇ1.546 kelime
- 9 8.Bölüm KADERİN TUHAF OYUNU1.638 kelime
- 10 9.Bölüm TEK BİR SES YANKILANDI.1.528 kelime
- 11 10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.1.350 kelime
- 12 11.Bölüm KAYBOLUŞ1.023 kelime
- 13 12.Bölüm KIRILAN BİR KALP.1.229 kelime
- 14 13.Bölüm ÜŞÜYORDUM.1.316 kelime
- 15 14.Bölüm KORUMAK?1.488 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 15.Bölüm OYUN1.945 kelime
- 17 16.Bölüm BİR DAHA ESKİSİ GİBİ DEĞİL1.084 kelime
- 18 17 Bölüm.KOPUŞ1.549 kelime
- 19 18.Bölüm KİM VAR YANIMDA?1.087 kelime
- 20 19.Bölüm SENİN İÇİN YAŞIYACAĞIM1.550 kelime
- 21 20.Bölüm NEDEN BU KADAR KÖRLER1.249 kelime
- 22 21.Bölüm BENİ TANIMADINIZ1.658 kelime
- 23 22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA1.564 kelime
- 24 23.Bölüm ACIMASIZ KADER894 kelime
- 25 24.Bölüm ÜSTÜNÜ ÇİZ1.948 kelime
- 26 25.Bölüm AKLIMDAKİ ADAM1.065 kelime
- 27 26.Bölüm SESSİZLİĞÜN İÇİNDEN1.203 kelime
- 28 27.Bölüm HAYAT GARİP1.095 kelime
- 29 28.Bölüm SENCEDE İMKANSIZMI1.101 kelime
- 30 29.Bölüm AŞK?1.511 kelime
- 31 30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP1.180 kelime
- 32 31.Bölüm TÜM GERÇEKLER (DEVAM EDİCEK)2.543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hastane soğuktu.
Öyle bir soğuk vardı ki, hastanenin beyaz duvarları bile daha da üşütüyordu insanı.
Ben ise artık tamamen üşüyordum.
Deren dün gece İstanbul'a geri dönmüştü. Bugün de benimle birlikte hastaneye kontrole gelmişti.
MR çektirmem gerekiyordu.
Ve sıra bekliyorduk.
Korkuyordum.
Neden peki?
Cevabını bilmiyordum.
Belki MR sonucundan, belki de beynimin içinde ne olduğunu bilmemekten...
Belki de dün yaşadıklarımın gerçekten yaşanmış olmasından.
Deren'in sıcak elleri, buz gibi ellerimi sarmıştı.
Başımı ona doğru çevirdim.
“Sedef,” dedi.
“Hı?”
“Korkma. Bir şey olmayacak.”
Kafamı salladım.
Ama inanmıyordum.
Dün olanları unutmak istiyordum.
Sadece unutmak...
Ama ne bir ilaç ne de bir sevgi, yaşadıklarımı zihnimden silebilirdi.
Hem bazı şeyler unutulmak için fazla ağırdı.
Hem de bazı sesler insanın zihnine bir kez yerleşti mi, bir daha çıkmıyordu.
“Sedef Felah?”
Hemşirenin sesini duyunca irkildim.
“Ben.”
Ayağa kalktım.
Deren'in elini bıraktım ve içeri girdim.
...
MR bitmişti.
Kapıyı açıp dışarı çıktığımda Sarp ve Deren kapının önünde bekliyordu.
“Hoş geldin,” dedim.
Sarp kafasını salladı.
“Sedef, iyi misin?” dedi.
“İyiyim.”
Sesim çıkarken bile kendime yabancı geliyordu.
“Gidelim. İşimiz bitti. Sonuçlar iki hafta sonra çıkıyormuş,” dedi Deren.
Bizi hastaneye Sarp bırakmıştı.
Ve artık her şeyi biliyordu.
Deren'in koluna girdim. Çantamı elime alıp hastanenin çıkışına doğru ilerledik.
Arabaya bindik.
Kafamı geriye yasladım ve başımı cama çevirdim.
Yol boyunca hiçbirimiz konuşmadık.
Deren birkaç kez bana bakıp konuşacak gibi oldu.
Ama her seferinde vazgeçti.
Onların susması benim için kötüydü.
Çünkü sessizlikte düşüncelerim daha çok konuşuyordu.
Babamın sesi...
Halef'in sesi...
Hepsi zihnimde birbirine karışıyordu.
Gözlerimi kapattım.
Keşke susabilselerdi.
“Sedef, eve geldik.”
Deren'in sesiyle gözlerimi açtım.
Ona doğru döndüm.
“Teşekkür ederim. Beni eve getirdiğiniz için.”
“Bir şey değil. Bir şey olursa ara,” dedi Sarp.
Kafamı salladım ve arabadan indim.
Kapıdaki güvenlikler beni görünce selam verdi.
Ben de başımı sallayıp içeri girdim.
Bahçede, çardakta oturan annemi ve yanındaki kadını gördüm.
Onları görünce adımlarım yavaşladı.
Kadını tanıyordum.
Şebnem Karaca.
Oğlu Efe, bana yıllardır platonik olarak âşıktı.
“Sedef,” dedi annem.
Derin bir nefes aldım ve onlara doğru ilerledim.
“Hoş geldin kızım,” dedi annem.
“Hoş bulduk.”
Şebnem Hanım bana baktı.
“Sedef'ciğim, tanıdın değil mi beni?”
“Hı hı, tanıdım.”
“Kocaman kız olmuşsun.”
Samimiyetsiz bir gülümseme bıraktım yüzüme.
“Yorgunsun herhâlde,” dedi annem.
“Evet. Siz iyi oturmalar.”
Daha fazla konuşmadan yanlarından uzaklaştım.
Eve girdiğimde salondaki Ateş abim ve Asude ablayla göz göze geldim.
İçimden sadece bir kelime geçti.
Çok şükür.
Yanlış bir ana tanık olmak istemezdim.
“Hoş geldin,” dedi Asude abla.
Kafamı salladım.
“Sedef, yüzün çok soluk gözüküyor. Bir şey mi oldu?”
“Yok, bir şey. Dün biraz hastaydım. Ondan hâlâ geçmedi.”
Asude abla başını salladı.
Ben ise Ateş abimle göz göze gelmeden merdivenlere yöneldim.
Odamın kapısını açtım.
İçeri girdim.
Kapıyı kilitledim.
Ve sırtımı kapıya yasladım.
Bütün gün tuttuğum nefes sanki o anda dışarı çıktı.
Yanağımdan süzülen gözyaşları, içimde kopan fırtınanın kanıtıydı.
Yere çöktüm.
Ellerimle ağzımı kapattım.
Sesimi çıkarmamaya çalışıyordum.
Çünkü biri duyarsa...
Anlatmak zorunda kalacaktım.
Ve ben artık hiçbir şeyi anlatmak istemiyordum.
...
Ateş'in Ağzından;
“Sedef'e bir şey mi oldu?” dedi Asude.
“Bilmiyorum.”
“Bence git ve biraz konuş.”
Kafamı salladım.
“Hemen geliyorum.”
Merdivenleri çıkıp Sedef'in odasının önüne geldim.
Daha kapıya varmadan durdum.
İçeriden bir ses geliyordu.
Ağlıyordu.
Çok kısıktı.
Ama ben o sesi tanıyordum.
Kapıyı tıklattım.
Ses kesildi.
“Kim?” dedi.
“Benim.”
Bir süre sessizlik oldu.
“Abi, şu an müsait değilim. Sonra konuşalım.”
“Sedef—”
“Abi, lütfen.”
Sesi titriyordu.
Bir süre kapının önünde kaldım.
Sonra iç çektim.
“Tamam.”
Geri döndüm.
Ama içimde kötü bir his vardı.
Dördümüzün odaları yan yanaydı.
Sedef'in odasının hemen yanında benim odam vardı.
Bazı geceler sessizce ağlardı.
Duymuştum.
Ama hiçbir zaman kapısını açıp nedenini sormamıştım.
Belki de kendi alanına saygı duyduğumu düşünmüştüm.
Şimdi ise keşke sorsaydım diyordum.
Çaresizdim.
Ona bir şey olmasından korkuyordum.
...
Sedef'in Ağzından;
Ateş abimin uzaklaşan adım seslerini duyunca ayağa kalktım.
Yanağımdaki yaşları sildim.
Titreyen ellerimle çekmecemi açtım.
Yoktu.
Diğer çekmeceleri açtım.
Sonunda buldum.
Sigara.
Paketi elime aldım.
Sigaraya başlama sebebim hep aynıydı.
Acıyı susturmak.
Paketi açtım.
Bir tane aldım.
Diğerlerini masanın üzerine bıraktım.
Çantamdan çakmağı çıkardım.
Ucunu yaktım.
Sigarayı dudaklarıma götürdüm.
Derin bir nefes çektim.
Duman ciğerlerime doldu.
Gözlerimi kapattım.
Bir anlığına hiçbir şey düşünmedim.
Ne babam vardı.
Ne Halef.
Ne dün.
Ne de yarın.
Sadece sessizlik...
Sigara bitmek üzereydi.
Söndürecek bir yer aradım.
Gözlerim ellerime takıldı.
Elimi kaldırdım.
Avucumu açtım.
Sigaranın ucunu avucuma bastırdım.
Kısa bir yanma hissettim.
Dişlerimi sıktım.
Sonra geçti.
Keşke içimdeki acı da böyle geçseydi.
...
Akşam yemeğindeydik.
Herkes sessizdi.
Duşa girmiştim.
Saçlarım hâlâ nemliydi.
Üstümde atlet şeklinde bir crop, altımda eşofman vardı.
Akşamları hava serin oluyordu. Bu yüzden üzerime hırkamı almıştım.
Atakan'ın yanına gidecektim.
Onun yanında huzurluydum.
Ve şu azıcık zamanımda onu son kez yanımda istiyordum.
Yemeğim bitti.
Çatalımı masaya bıraktım.
“Ellerine sağlık anne. Size afiyet olsun.”
Telefonumu masanın üzerinden alırken Ateş abimle göz göze geldim.
Bakışlarımı ilk ben kaçırdım.
Telefonu hırkamın cebine koyarken yanımdaki Batu abim elimi tuttu.
Elimi çevirdi.
Avucumu gördü.
Bir an ikimiz de sustuk.
“Sedef, eline ne oldu?”
“Yaktım.”
“Birkaç kez mi yaktın?”
“Evet.”
“Nasıl oldu?”
“Çakmağın metal kısmına elim değdi.”
Batu abim gözlerini elimden ayırmadı.
“Çakmakla ne yapıyordun?”
“Bir şey yakacaktım. Elim kaydı, metal kısmına değdi.”
Yalan söylemiştim.
Sonunda elimi bıraktı.
Elimi hemen yumruk yaptım.
“Ben Atakan ile buluşacağım. Geç kalmam.”
Annem başını salladı.
Ben de hızlıca evden çıktım.
Ellerimi hırkamın cebine soktum.
Parmaklarım bir şeye değdi.
Anahtar.
Araba anahtarım.
Bunu buraya koyduğumu hatırlamıyordum.
Ama şu an umurumda değildi.
Arabamın yanına gidip bindim.
Arabayı çalıştırdım.
Kafamı geriye yasladım.
Ve evden çıktım.
Yollar sessizdi.
Atakan'a az kalmıştı.
Bir an önce yanına gitmek istiyordum.
...
Atakan'ın evine vardım.
Arabayı evin dışında bir yere park ettim.
Zile bastım.
Kapı açıldı.
Atakan karşımdaydı.
“Sedef'im.”
“Atakan.”
“Ne oldu? Gel, içeri.”
İçeri girdim.
Ayakkabılarımı çıkarıp kenara bıraktım.
“Seni özledim.”
Ve ona sarıldım.
Ellerini belime koyup beni sımsıkı sardı.
Aramızdaki boy farkından dolayı beni hafifçe kaldırdı.
Ben de bacaklarımı beline doladım.
Salona doğru ilerledik.
Atakan tek başına yaşıyordu.
Ailesi Trabzon'daydı.
Küçük bir erkek kardeşi vardı. O da ara sıra yanına geliyordu.
Atakan boynumdan öptü.
Sonra koltuğa oturdu.
Ben de kucağına oturdum.
Ellerimi boynuna doladım.
Bir kedi gibi göğsüne yaslandım.
Saçlarımdan öptü.
“Sedef'im, ne oldu? Anlat.”
“Atakan... Bu anlatılmaz ki.”
Yanık elimi sol göğsüne yasladım.
Elimden tuttu.
Çekmeye çalıştım.
Ama Batu abim gibi o da gördü.
“Sedef...”
Sesi değişmişti.
“Sen sigaraya mı başladın?”
Göğsünden kalkıp doğruldum.
“Bir kerecik içtim.”
“Sedef, bir daha sigara içmemen gerektiğini biliyorsun, değil mi?”
Başka bir tarafa baktım.
Çünkü haklıydı.
“Biliyorum.”
Sıcak dudaklarını avuçlarıma bastırdı.
“Yapma. Bir daha içme.”
Hiçbir şey söylemedim.
Ona doğru döndüm.
Dudaklarından öptüm.
Biraz ayrıldım.
Çok yakındık.
Bakışlarını görebiliyordum.
Sonra yeniden dudaklarına kapandım.
Öpüşü sertti.
Ama canımı acıtmıyordu.
Ellerim saçlarında gezindi.
Bir süre sonra birbirimizden ayrıldık.
...
Saat iyice geç olmuştu.
Eve gitmem gerekiyordu.
Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim.
“Eve gidince ara beni,” dedi.
Kafamı salladım.
Ayakkabılarımı giydim.
Dışarı çıkmadan önce dudaklarından son kez öptüm.
Sonra evden uzaklaşıp arabaya doğru yürüdüm.
Tam arabaya binecekken durdum.
Bir şey hissettim.
Sanki biri beni izliyordu.
Etrafıma baktım.
Kimse yoktu.
Sokağa baktım.
Boştu.
Ama...
Bir şey vardı.
Bilmiyordum neydi.
Etrafıma daha fazla bakmadan arabaya bindim.
Kemerimi taktım.
Arabayı çalıştırdım.
Dikiz aynasından arkamı kontrol ettim.
Kimse yoktu.
Bir süre sonra yeniden baktım.
Yine kimse yoktu.
“Bak bak... Kimse yok. Orada kimse yok, Sedef,” dedim kendi kendime.
Ama içimdeki his gitmiyordu.
Eve çok hızlı gidiyordum.
...
Eve vardım.
Arabayı hızlıca park edip indim.
Herkes çoktan uyumuştu.
Hırkamın cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtım.
İçeri girdim.
Ev sessizdi.
Etrafıma baktım.
O gölge...
Sanki hâlâ peşimdeydi.
Merdivenleri hızlıca çıktım.
Odamın kapısını açtım.
İçeri girdim.
Terliyordum.
Nefesim hızlanmıştı.
Yatağa doğru ilerlerken sandalyeye takıldım.
Dengemi kaybettim.
Yere düştüm.
Gözlerim doldu.
Ve o anda...
Kapının açıldığını duydum.
...
Ateş'in Ağzından;
Duyduğum sesle gözlerimi açtım.
Elimi yüzüme götürüp gözlerimi ovaladım.
Odadan çıktım.
Ses Sedef'in odasından geliyordu.
Odasına yaklaştım.
Kapıyı tıklattım.
Ses gelmedi.
Bir daha tıkladım.
Yine ses yoktu.
Elimi kapı koluna götürdüm.
Yavaşça kapıyı açtım.
Gördüğüm şey karşısında donup kaldım.
Sedef yerdeydi.
Kendine sarılmış, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
“Sedef!”
Yanına koştum.
Eğilip onu kaldırdım.
“Abi...”
Bana baktı.
“Birisi vardı.”
Sesi titriyordu.
“Çok korktum.”
Onu sıkı sıkı kollarımın arasına aldım.
O da bana sarıldı.
Sedef...
Yıllar sonra ilk kez kollarımda böyle ağlıyordu.
En son sekiz yaşındayken ağlamıştı.
O zaman da onu böyle kucağıma almıştım.
Saçlarından öptüm.
Saçlarını okşadım.
“Abim... Ağlama be gülüm.”
Başını kaldırıp bana baktı.
Gülümsedim.
Gözyaşlarını başparmağımla sildim.
“Abi... Affet.”
Ne dediğini anlamadım.
“Ne için?”
Başını eğdi.
“Affeder misin?”
“Affederim.”
Elimi saçlarına götürdüm.
“Ben seni hep affederim.”
Bana baktı.
Gözlerinde korku vardı.
Sonra dudakları titredi.
“Ölümde bile mi?”
Dediği şeyle donup kaldım.
Sanki zaman bir anda durmuştu.
Tek bir kelime kafamda yankılanıyordu.
Ölüm.
“Sedef...”
Bir şey söyleyemedim.
Onu tekrar kucağıma aldım.
Yatağına yatırdım.
Üzerini örttüm.
Saçlarından öptüm.
Ve odadan yavaşça çıktım.
Kapıyı kapatmadan önce son kez ona baktım.
Sedef artık eskisi gibi değildi.
Ne neşesi vardı...
Ne kahkahası...
Ne de eski Sedef'den geriye kalan o ışık.
En son kahkaha attığını duyduğum gün doğum günüydü.
Atakan yanındayken gülüyordu.
Bazen onun yanında gerçekten mutlu görünüyordu.
Ama son zamanlarda...
Bir şey olmuştu.
Ve bize söylemiyordu.
Ben kardeşimi tanıyordum.
Bir şey saklıyordu.
Ve o “ölüm” kelimesi...
Aklımdan çıkmıyordu.
O gece ilk defa gerçekten korktum.
Çünkü Sedef'in sadece üzgün olmadığını anlamıştım.
O, kendisiyle savaşıyordu.
Ve ben...
Abisi olarak...
Onu bu savaştan nasıl çıkaracağımı bilmiyordum....
Bölüm etkileşimi
