21. bölüm · KAN VE KÜLLER

20.Bölüm NEDEN BU KADAR KÖRLER

Lunorisolzey .

Halef'in Ağzından;
Hastaneden çıkmış, eve gidiyordum. Sedef uyanmıştı.
Ona baktım. Sessizdi ve dışarıyı izliyordu.
"Sedef," dedim.
"Hı?" dedi.
Bana bakmadı.
"Bir şey soracağım ama cevaplamak zorunda değilsin," dedim.
"Ne soracaksan sor," dedi.
"Elfida," dedim.
Direkt bana döndü.
"Ne?" dedi.
"Elfida bunu kullanmıyor musun?" dedim.
Başını eğdi.
"Eğme başını," dedim.
Kaldırdı.
"Elfida ismi hâlâ kimliğimde yazıyor ama yakın bir zamanda sildireceğim bu ismi."
"Neden?" dedim.
"Halef, ailem Elfida ismini sizden sonra sevmedi, kullanmadı, bahsetmedi," dedi.
Sessiz kaldım.
"Elfida ismini baban koymuş. Ailem sizden sonra sizinle alakalı bütün anıları sildi, yok etti ama sadece ismim kaldı. Ama o da gidecek," dedi.
"Ben seni Elfida olarak tanıdım," dedim.
"Tek sen değil, ben de Elfida'ydım," dedi.
Ellerine baktığımda tırnaklarının etrafındaki etlerle oynuyordu.
"Sedef ismi yoktu. Ben Elfida Felah'tım ama..." dedi.
"Ama?"
"Sedef yoktu, sadece Elfida'ydım. Annem değiştirmek istedi ama ben istedim ve Elfida Sedef oldum," dedi.
Elfida benim için özeldi. Onu babam değil, ben koymuştum.
Hiçbir şey demedim, o da demedi.
...
Eve varmadan önce markete uğramamız gerekiyordu.
Dolap bomboştu. Şu yaşıma kadar tek başıma kalmıştım o evde, bu yüzden gerek duymamıştım. Ama ilk defa evim az da olsa sıcaktı.
"Markete uğrayacağız," dedim adamlara.
Kafalarını salladılar.
Sedef bana baktı.
"Ben de gidebilir miyim onlarla?" dedi.
"İzin istemene gerek yok. Kafana göre takıl," dedim.
"Teşekkür ederim," dedi.
---
Sedef'in Ağzından;
Elfida kimdi?
Ben mi Elfida'ydım? Yabancıydı. İstenmeye kişimiydi.
Sedef kimdi?
Ben mi Sedef'tim? Tanıdık mıydı?
Ama o da istenmeyendi.
Marketin önünde araba durunca adamlarla indim.
Tipim çok kötü olduğu için şapka takmıştım.
Yürümekte biraz zorlanıyordum ama yavaş yavaş yürüdüm.
Markete girdiğimizde adamlar bana doğru dönüp:
"Sedef Hanım, size eşlik edeyim. İstediğiniz bir şey var mı?" dedi.
"Çilek istiyorum," dedim.
Ansızın canım çekmişti.
Adama baktım ve adam yanımızdan gitti.
Yanımdaki adamla dolaşmaya başladık.
Çikolata bölümüne geldiğimizde etrafa baktım.
Sevdiğim bir çikolatayı aldım.
Aklıma Halef geldi.
Acaba canı çeker miydi?
Çocukken en sevdiği çikolatayı aldım. Acaba hâlâ seviyor mudur?
Doğrusu, ben çocukken karamelli çikolatalara bayılırdım ama şimdi nitter çikolatayı seviyordum almak istedim ama ağır gelebilirdi. Bu yüzden karamelliyi almıştım.
Biraz daha baktığımda gözüm aşağıda kalan sürpriz yumurtalara takıldı.
Alsam ne olurdu ki?
Bir şey olmazdı.
Eğilip elimi uzattım ve iki tane aldım.
İkisini salladım.
"Sence hangisi?" dedim.
Adam şaşkınlıkla bana baktı.
Ona bakıp elimdekileri kaldırdım.
"Sence?" dedim.
"Ben bilmiyorum," dedi.
"Hadi, çekinme. Birisini seç," dedim.
Sağ tarafımda olanı seçtim.
"Teşekkür ederim," dedim.
...
Alışverişi tamamlayıp çıktık.
Şu kısacık zamanda, uzun zamandır ilk defa mutlu hissediyordum.
"Şey... Çileği ben alabilir miyim?" dedim.
Poşetlerin içinden çıkarıp bana uzattılar.
Diğerlerini de alıp arabaya bindim.
Halef içeride telefona bakıyordu.
Benim geldiğimi görünce başını kaldırdı.
"Teşekkür ederim," dedim.
"Bir şey değil," dedi.
Elimdekilere baktı.
"Sürpriz yumurta?" dedi.
"Evet, sürpriz yumurta," dedim.
"Çocuk musun, Elfida?" dedi.
"Evet, çocuğum," dedim.
"Yani şöyle bakınca öyle durmuyor ama," dedi.
"Olsun. Benim ruhum çocuk ama onu da kırdılar," dedim.
"Of, ne boş yaptın ya," dedim.
Sürpriz yumurtayı açıp ilk önce çikolatalı ve oyuncak tarafını ayırdım.
Sonra oyuncak olan tarafını açtım.
İçinden çıkan oyuncak ise çok mutluydum. Çok tatlıydı.
Sarı bir civciv çıkmıştı.
"Baksana, ne kadar tatlı," dedim.
"Hı hı," dedi.
"Ya, adamların ne kadar zevkli ya," dedim.
"Adamlarım ne alaka?" dedi.
"O seçti. Teşekkür ederim," dedim.
Adam ona teşekkür ettiğimi anlatınca başını eğdi.
Çikolatalı tarafını da yiyip diğer aldığım çikolatayı çıkardım ve Halef'in karnına fırlattım.
Çikolatayı eline alıp:
"Bu ne?" dedi.
"Zıkkım," dedim.
"Halef, iyi misin? Neye benziyor?" dedim.
"Çikolataya," dedi.
"Aferin."
"Sana aldım," dedim.
"Benim paramla," dedi.
Elimdeki çikolatayı uzattım.
"O zaman yemek tamamı," dedim.
"Yok, yiyeceğim," dedi.
"İyi," dedim.
Çikolatamı açıp cam tarafına doğru döndüm.
Şu an en mutlu insanlardan biriydim.
Gerçekten elimi karnıma koyup:
"Bir daha sigara yok sana. Hep çikolata var," dedim.
Halef'e kısa bir bakış attığımda bana bakıp gülümsüyordu.
"Teşekkür ederim," dedim.
"Biraz izinsiz şeyler aldım," dedim.
"Sorun değil. Bir ihtiyacın olursa adamlara söyle," dedi.
"Teşekkür ederim," dedim.
Çikolatamı yedim sadece.
.....
Eve gelmiştik. Araba evin önünde durunca kapı açıldı.
Dışarı çıktığımda temiz hava çok iyi gelmişti. Yüzümün sabahki hâlinden eser kalmamıştı. Yani, daha iyiydim.
Kapıyı hizmetçi açtı ve içeri girdik. Salona geçip koltuğa yayıldım. Çok yorulmuştum.
“Sedef.”
“Hı?” dedi.
Ona döndüm.
“Akşam ailemle bir yemek planı var ve senin de gelmen gerek.”
Dediği şeyle doğruldum.
“Ama gelmek istemezsen anlarım.”
“Baban orada olacak, değil mi?”
“Evet.” dedi.
“Kabul, geleceğim.” dedim.
“Akşam için sana şık bir kıyafet getircek hizmetçiler...” dedi.
“Bedeni—” cümlemi tamamlayamadan yukarı doğru çıktı.
.....
Saat bayağı geç olmaya başlamıştı. Akşam yemeği için hazırlanmaya başlamıştım.
Evden kendi getirdiğim makyaj malzemelerimle makyajımı yaptım. Saçlarıma hiçbir şey yapmadan salaş bıraktım.
Kapı tıklandığında içeri bir hizmetçi girdi.
“Sedef Hanım, bu kıyafetleriniz. İstediğinizi giyebilirsiniz.” dedi.
“Teşekkür ederim.” dedim.
Ve kadın çıktı.
İki kıyafete göz ucuyla baktım.
Odamın kapısını açtım ve odadan çıktım. Halef salonda oturuyordu.
Yukarıdan seslendim.
“Halef.” dedim.
“Efendim?” dedi.
“Yemekten başka bir yere gidecek miyiz?”
“Yemekten sonra bir mekâna gideceğiz. Orada çok kısa durup çıkacağız ama orası çok önemli değil.” dedi.
“Tamam.” dedim.
Ve geri odaya girdim.
Odaya girdiğimde telefonum çalıyordu. Yatağın yanına gidip telefonu aldım.
Arayan Başsavcı'ydı.
Derin bir nefes alıp telefonu açtım.
“Alo?” dedi.
“Buyurun, Başsavcım.”
“Sedef, adliyeye neden gelmiyorsun? Mazeretin ne?” dedi.
“Savcım, şu an baktığımda hiçbir duruşmam ve bana yönlendirdiğiniz bir operasyon veya soruşturma yok.” dedim.
“Dün akşam sana bir soruşturma gönderdim.” dedi.
“Pardon, görmemişim. Ben evde değildim.” dedim.
“Tamam. En yakın zamanda adliyeye gel. Bir de Kaan'ın soruşturması ne oldu?
“Kaan, dediği şeyler ve davranışları yüzünden dava açıldı. Haftaya yetkili savcı olarak ben orada olacağım. Şu an dediklerinizden başka somut bir sonuç yok.” dedim.
“Anladım. Araştırmaya devam et.” dedi.
“Tamamdır.” dedim.
“Kendine dikkat et.”
“Sağ olun.” dedim.
Ve kapattım.
Kıyafetlere baktığımda çok kararsız kalmıştım.

İlk kıyafet fazla sadeydi.
İkincisi ise fazla abartılıydı.
Ama sorun olacağını düşünmedim. İkinci kıyafeti giydim.
Kıyafetin üst tarafının arkasını zor da olsa kapatmıştım.
Saçlarımın kısa olduğunu unutmuştum.
Bu yüzden yakışıp yakışmadığını düşünüyordum. Ama güzeldi.
Saçımın bir tarafını kulağımın arkasına koydum.
Çantanın içine mini bir parfüm ve rujumu koydum.
Rujumu son kez aynanın karşısında kontrol edip gülümsedim.
Kolyeyi beğenmeyip çıkardım. Sadece kuğu kolyem kaldı.
Odamın kapısını açtım ve merdivenlerden düşmemeye dikkat ederek indim.
..
Halef'in ağzından;
Duyduğum topuklu ayakkabı sesiyle bana doğru gelen kadını görünce, “Abarttım,” diye düşündüm.
Nefesimi tuttuğumu hissettim.
Ama yanlış bir şey yapıyordum.
Onun sevdiği vardı.
Onun çocuğunu taşıyordu.
Ona nasıl böyle bakabilirdim ki?
Kafamı geri çevirdim.
Ayağa kalkıp yanına gittim.
“Güzel olmuşsun.” dedim.
“Teşekkür ederim.” dedi.
Kolumu onun için biraz araladım.
Elini tereddüt edercesine koluma koydu.
O karşıya bakarken ben ona baktım.
Kokusu sigaraydı.
Bebeği için içmediğine emindim ama sanki artık bu koku onun etrafını sarmıştı.
Arabanın kapısını açtım ve binmesini bekledim.
Kapıyı yavaşça kapatıp diğer tarafa geçtim.
Arabayı çalıştırıp evden uzaklaştım.
Ben ve arkamdaki on araba ile gidiyorduk.
Onun güvenliği şu an her şeyden önemliydi.
“Sence abartı mı?” dedi.
Ona baktım ve süzdüm.
“Bence iyi.” dedim.
“Hiç yardımcı olmuyorsun.” dedi.
“Nssıl yardımcı olmamı bekliyorsun?” dedim.
“Ne bileyim.” dedi.
“Abimi tanıyorsun, değil mi?” dedim.
“Yani küçükken ve en son davette görmüştüm.” dedi.
“Karısı ve bir oğlu var.” dedim.
"Abinin yanında bir kadın görmüştüm o huyuk ihtimal Karısı heralde "dedi.
Abim yengem dışında bir dişi varlıklar konuşmuyordu.
Abim fazla korumaçı ve kıskançdı ve kendi denginde birisini bulmuştu.
“Adı ne?”
“Abim Aras, zaten tanıyorsun. Yengem Defne ve oğlu Alperen.” dedim.
“Oğlu kaç yaşında?”
“Dört.”
“Anladım.” dedi.
“Ne oldu bir anda?” dedim.
“Nefes'i özledim. O da üç yaşında, çok tatlı bir kız.” dedi.
“Bana hep ‘Sefo hala’ diyor.” dedi.
Ne diyeceğimi bilemediğim için sustum.
O da sustu ve kafasını cama çevirdi.
Eli hep karnındaydı.
Onu hissetmek istiyor gibiydi.
Ama o daha çok küçüktü.
Elfida,seni hiç mi görmemişlerdi?
Sen ağlarken onlar seni mutlu mu sanmışlardı?
O kadar mı körlerdi?
Bence de o kadar körlerdi...