23. bölüm / 32
KAN VE KÜLLER22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA
Bölümler 32Şu an: 22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA
- 1 1.Bölüm SOYADININ YÜKÜ1.183 kelime
- 2 2.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.961 kelime
- 3 3.Bölüm TANIDIK YABANCI1.290 kelime
- 4 KARAKTER TANITIM193 kelime
- 5 4.Bölüm NEDEN?1.095 kelime
- 6 5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS1.459 kelime
- 7 6.Bölüm UNUTKANLIK2.644 kelime
- 8 7.Bölüm BAŞLANGIÇ1.546 kelime
- 9 8.Bölüm KADERİN TUHAF OYUNU1.638 kelime
- 10 9.Bölüm TEK BİR SES YANKILANDI.1.528 kelime
- 11 10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.1.350 kelime
- 12 11.Bölüm KAYBOLUŞ1.023 kelime
- 13 12.Bölüm KIRILAN BİR KALP.1.229 kelime
- 14 13.Bölüm ÜŞÜYORDUM.1.316 kelime
- 15 14.Bölüm KORUMAK?1.488 kelime
- 16 15.Bölüm OYUN1.945 kelime
- 17 16.Bölüm BİR DAHA ESKİSİ GİBİ DEĞİL1.084 kelime
- 18 17 Bölüm.KOPUŞ1.549 kelime
- 19 18.Bölüm KİM VAR YANIMDA?1.087 kelime
- 20 19.Bölüm SENİN İÇİN YAŞIYACAĞIM1.550 kelime
- 21 20.Bölüm NEDEN BU KADAR KÖRLER1.249 kelime
- 22 21.Bölüm BENİ TANIMADINIZ1.658 kelime
- 23 22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA1.564 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 23.Bölüm ACIMASIZ KADER894 kelime
- 25 24.Bölüm ÜSTÜNÜ ÇİZ1.948 kelime
- 26 25.Bölüm AKLIMDAKİ ADAM1.065 kelime
- 27 26.Bölüm SESSİZLİĞÜN İÇİNDEN1.203 kelime
- 28 27.Bölüm HAYAT GARİP1.095 kelime
- 29 28.Bölüm SENCEDE İMKANSIZMI1.101 kelime
- 30 29.Bölüm AŞK?1.511 kelime
- 31 30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP1.180 kelime
- 32 31.Bölüm TÜM GERÇEKLER (DEVAM EDİCEK)2.543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
8 Haziran 2026
Gözlerimi istemsizce açtım.
Bugün benim ölüm günümdü.
Düğünüm vardı.
Ve o gün sonunda gelmişti.
İstemediğim bir adamla evlenecektim.
Sanki nefesim kesiliyordu.
Yatağın içinde birkaç saniye daha öylece kaldım. Tavana baktım. İçimde, adını koyamadığım ağır bir şey vardı. Bugün hayatımın en mutlu günü olması gerekiyordu belki de.
Ama ben mutluluğun neye benzediğini bile unutmuştum.
Kapım tıklandı.
“Gel.”
Kapı açıldı. İçeri bir kadın, elinde uzun beyaz bir elbise kılıfıyla girdi.
Ne getirdiğini biliyordum.
Bilmekde istemiyordum.
“Sedef Hanım, gelinliğiniz.”
Yanıma gelip gelinliği bıraktı.
Kadının yüzüne boş boş baktım. Ardından başımı hafifçe salladım.
Kadın hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Bir süre gelinliğe baktım.
Sonunda yataktan kalktım.
Kılıfı yavaşça çıkardım.
Gelinlik sade ve güzeldi.
Aynadaki yansımama baktım.
Gözlerimin altındaki morluklar gitmişti. Yüzüm daha canlı görünüyordu.
Dışarıdan bakıldığında güzel görünüyordum.
Ama içimde hiçbir şey güzel değildi.
Tekrar gelinliğe baktım.
Bir an onu parçalamak istedim.
Yırtıp atmak, yakmak, yok etmek...
Ama yapamazdım.
Sadece gözlerimi kaçırdım ve odadan çıktım.
Lavaboya gidip yüzümü yıkadım. Saçlarımı kulaklarımın arkasına attım ve aşağı indim.
Halef her zamanki gibi salonda oturuyordu.
Evde neredeyse hep takım elbiseyle dolaşıyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
“Günaydın.”
“Sana da.”
Yanına gidip oturdum.
“Yemekten sonra adliyeye gideceğim. İşlerim var.”
“Düğünün var, olmaz.”
“İki saatlik bir işim var. Hem daha saat dokuz.”
“Düğün kaçta?”
“Sekiz.”
“O zaman gidebilirsin.”
Bana ters bir bakış attı.
Umursamadım.
Tam o sırada bir adam kapının önünde belirdi.
“Halef Bey, kahvaltı hazır.”
Ayağa kalktım.
“Tamam.”
Masaya geçip oturduk.
Hamile olduğumdan beri iştahım daha da açılmıştı. Önümdeki yiyeceklerden bir şeyler yerken elim istemsizce karnıma gitti.
İçimde küçücük bir hayat vardı.
Benim hayatımın aksine onun hiçbir şeyden haberi yoktu.
Kahvaltımı bitirdikten sonra tekrar odama çıktım.
Aynanın karşısına geçip kendime baktım.
Hazırdım.
Biraz makyaj yaptım ve odadan çıktım.
“Ben gidiyorum.”
“Adamlarım bırakacak.”
Evden çıktığımda kapıda araba hazırlanmıştı.
Kapı açılınca içeri girdim.
Yüzüm istemsizce elime gitti.
Halef'in aldığı yüzük ve alyans parmağımdaydı.
Halef de alyans takıyordu.
Parmağımdaki yüzüklere baktım.
Elimi yavaşça üzerlerinde gezdirdim.
Sadece bir şey istemiştim.
Gelinlik gibi...
Onun karısı olmak.
Kötüydü.
Halef belki kötü bir insan değildi.
Ama ben onu sevmiyordum.
Hatta ondan nefret ediyordum.
Halef'le bir geçmişimizin olması, onu seveceğim anlamına gelmiyordu.
“Sedef Hanım, geldik.”
“Teşekkür ederim.”
Adamlar başlarını sallayıp uzaklaştılar.
Omuzlarımı dikleştirdim.
Başımı eğmeyecektim.
Burası benim için her ne kadar zor olsa da adliye benim yerimdi.
Ama onu görene kadar...
Kapının önünde Atakan'ı gördüğüm anda adımlarım durdu.
Bakışlarım dondu.
Üşüdüm.
Sanki bedenimdeki bütün sıcaklık bir anda çekilmişti.
Atakan'ın bakışları önce yüzüme, sonra elime kaydı.
Yüzüğümü gördü.
Hiçbir şey yapamadım.
Saçlarıma baktı.
Yüzüme baktı.
Ama ben sadece gözlerine baktım.
Sonra başımı eğdim.
Böyle olmaması gerekiyordu.
Ayaklarım istemeye istemeye hareket etti.
Yanından geçtim.
Arkamı dönmedim.
Dönseydim ne olacağını bilmiyordum.
Asansöre bindim. İçeride birkaç kişi daha vardı.
Kendi katıma geldiğimde indim ve odama girdim.
Masama oturduğumda gözüm ilk olarak masanın üzerindeki fotoğraflara takıldı.
Atakan ve ben...
Abilerim ve ben...
İki çerçeveyi de elime aldım.
Bir süre baktım.
Sonra dolabın kapağını açıp ikisini de içine koydum.
Artık görmek istemiyordum.
Kapım tıklandı.
“Gel.”
İçeri başsavcı girdi.
Hemen ayağa kalktım.
“Başsavcım?”
“Hoş geldin, Sedef.”
“Sağ olun.”
Elimi koltuklara doğru çevirdim.
“Buyurun.”
Gelip oturdu.
“Bazı şeyler duydum. Doğru olup olmadığını merak ediyorum.”
Ne soracağını biliyordum.
“Evleniyor musun?”
“Evet.”
“Halef Fedes'le hem de?”
“Evet.”
“Atakan'la bir ilişkiniz olduğunu sanıyordum.”
Bir an sustum.
“Öyleydi. Ama artık yok.”
“Anladım.”
Çantamı elime aldım. İçinden düğün davetiyelerinden birini çıkarıp masaya bıraktım.
“Bugün mü?”
“Evet.”
“Neden geldin? İşiniz yok mu sizin?”
“Var tabii. Ama düğün akşam. Şu an daha saat on.”
Başını salladı.
“Bugün Kaan'ın mahkemesi var.”
“Biliyorum.”
Başını sallayıp odadan çıktı.
Masama tekrar oturdum.
Kaan'la ilgili belgeleri çıkardım.
Telefonum çaldı.
Ekranda Deren'in adı yazıyordu.
“Alo?”
“Sedef...”
“Efendim?”
“Neredesin?”
“Adliyedeyim.”
“Tamam. Görüşürüz.”
Telefon kapandı.
Ne olduğunu anlayamamıştım.
Davayı son kez kontrol ettim.
Sonra ayağa kalktım.
Elimi karnıma koydum.
“Sıkı duruyoruz,” diye fısıldadım.
Ve odadan çıktım.
--
Dava bitmişti.
Kaan, bir savcıya tokat atması ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlarından on yıl hapis cezası almıştı.
Odama geri döndüğümde eşyalarımı masanın üzerine bıraktım.
Kapı çaldı.
Başımı kaldırdığımda kapı çoktan açılmıştı.
Deren içeri girmişti.
“Sedef...”
Sadece ona baktım.
Bir anda bana doğru koştu ve boynuma sarıldı.
“Senin yanında olamadığım için çok ama çok özür dilerim.”
Ben de ona sarıldım.
Ve ağladım.
“Deren...”
“İyi misin?”
“Değilim.”
Kollarımızdan ayrıldığımızda onun da gözleri dolmuştu.
Koltuğa oturdum.
O da karşıma geçti.
“Ben hamileyim,” dedim.
Gözleri büyüdü.
“Ne?”
“Hamileyim.”
“Gerçekten mi? Teyze mi oluyorum?”
Başımı salladım.
“Babası kim? Halef mi?”
Gözlerinde tereddüt vardı.
“Hayır. Asla.”
“Atakan?”
“Evet.”
“Biliyor mu?”
“Daha kimse bilmiyor. Sadece sen ve Halef biliyorsunuz.”
“Lütfen sen de kimseye söyleme.”
Başını hemen salladı.
“Sedef, neden Halef'le evleniyorsun?”
Sessiz kaldım.
“Bana anlatabilirsin.”
Gözlerimi yere indirdim.
“Deren... zamanı geldiğinde anlatırım. Şu an gerçekten anlatamam.”
“Sen nasıl istiyorsan.”
Bir süre sessiz kaldık.
“Eve gidelim mi?” dedi.
“Olur. Zaten işim bitti.”
“Ama akşam düğünün var. Ailen gelecek mi?”
“Bilmiyorum.”
Bu iki kelimeyi söylerken bile içim acıdı.
Deren çantasını aldı.
Asansöre bindiğimizde ona döndüm.
“Doktor kontrolüm vardı. Buradan sonra oraya gidecektim.”
“Beraber gidelim mi?”
“Olur.”dedi.
Gülümsedi.
“Çok isterim.”
---
Hastaneye geldiğimizde sıramızı beklemeye başladık.
İçimde garip bir heyecan vardı.
Korkuyordum.
Ama aynı zamanda mutluydum.
Benim küçük bebeğim...
Sıram geldiğinde Deren'le birlikte içeri girdik.
“Hoş geldiniz.”
“Sağ olun.”
Doktor gülümsedi.
“Bakalım bebeğimiz nasılmış?”
Yatağa uzandım ve karnımı açtım.
Doktor karnıma jel sürdü.
Ekrana baktı.
“Bebeğimiz ilk halinden daha sağlıklı.”
Gülümsedim.
“Artık sigara içmiyoruz, değil mi?”
“Asla.”
“Sağlıklı besleniyoruz?”
“Evet.”
“Güzel. Yedi haftalık olmuş.”
Kalbim bir an duracak gibi oldu.
“Yedi hafta...”
“İsterseniz kalp atışlarını dinleyebiliriz.”
Gözlerim doldu.
“Çok isterim.”
Doktor cihazı açtı.
Ve o ses...
Kalbimin sesi gibiydi.
Küçücük bir kalp...
Hızlı hızlı atıyordu.
Gözlerimden yaşlar süzüldü.
Deren elimi tuttu.
Ben ise sadece ekrana bakıyordum.
Aklımda tek bir düşünce vardı.
Benim bebeğim.
Daha doğmamıştı.
Ama onu şimdiden dünyadaki herkesten çok seviyordum.
Doktor cihazı kapattı.
“Stresten mümkün olduğunca uzak durun ve kontrollerinizi aksatmayın.”
Başımı salladım.
“Anladım.”
Ama içimden geçen tek şey şuydu:
Beni bırakma.
---
Hastaneden çıktığımızda Deren'le Halef'in evine doğru gidiyorduk.
Akşam düğüne kadar yanımda kalacaktı.
Sarp kıyafetlerini getirecekti.
Eve geldiğimizde Deren etrafa baktı.
“Hadi.”
Koluna girdim.
Birlikte kapıya doğru ilerledik.
Zile bastım.
Kapıyı tanıdık yüzler açtı.
İçeri girdiğimizde Halef ve adamı Arel Tunçhan salonda oturuyordu.
Ayağa kalkdı.
“Hoş geldiniz, Sedef Hanım.”
“Teşekkür ederim.”
Halef bana baktı.
Sonra bakışları Deren'e kaydı.
“Arkadaşım Deren,” dedim.
Deren'e döndüm.
“Deren, Halef'i ve Arel'i biliyorsun.”
“Tanıştığımıza memnun oldum.”
“Ben de.”
Deren koltuğa oturdu.
Tam o sırada telefonu çaldı.
“Pardon.”
Ayağa kalkıp kapıya doğru yürüdü.
Halef, Arel'e baktı.
“Bizi yalnız bırak.”
Arel başını salladı ve odadan çıktı.
Halef yanıma geldi.
“Deren'e bir şey anlattın mı?”
“Tabii ki hayır. Sadece düğün için bana yardım etmeye geldi.”
“Tamam.”
Arkasını dönüp uzaklaştı.
Deren telefon görüşmesini bitirip yanıma geldi.
---
Akşam olmaya başlamıştı.
Hazırlanmak için odama çekilmiştik.
“Şimdi makyajını ben yapacağım. Tamam mı? Bana bırak.”
“Abartmana gerek yok. Sadece bir şeyler yap yeter.”
“Tamam, tamam.”
Gülümseyerek makyajımı yapmaya başladı.
Sonunda aynaya baktım.
Sade ve güzeldi.
“Ayy Sedef, çok güzel oldun!”
“Teşekkür ederim.”
Saçlarıma da fazla bir şey yapmadık.
Sadece hafif dalgalar verdik.
“Bitti mi?”
“Bitti.”
Deren kendi hazırlanmaya başladığında kapı tıklandı.
“Gel.”
“Sedef Hanım, bir beyefendi geldi. Kıyafet getirmiş.”
“Sarp geldi.”
“Tamam. Ben alıp geliyorum.”
Aşağı indim.
Sarp'ı takım elbiseyle görmeyeli uzun zaman olmuştu.
Salonda oturuyordu.
Beni fark ettiğinde ayağa kalktı.
Yanına gidip ona sarıldım.
Ayrıldığımızda yüzüme baktı.
“Ne kadar güzel olmuşsun.”
“Teşekkür ederim.”
Sonra ona baktım.
“Sen de ayrı bir yakışıklı olmuşsun.”
“Sağ ol.”
“Deren'in kıyafeti?”dedim
Elindeki kıyafeti bana uzattı.
“Burada.”
“Sen gitme bir yere. Evden beraber çıkalım.”
“Nasıl istersen.”
Tekrar oturdu.
Ben de kıyafeti alıp yukarı çıktım.
Odaya girdiğimde kıyafeti yatağın üzerine bıraktım.
Sonra yanındaki gelinliğe baktım.
“Bence giyin.”
Derin bir nefes aldım.
Kılıfından çıkardım.
Gelinliği alıp banyoya girdim.
Giyindim.
Arkasını tek başıma kapatamadığım için Deren'in yanına çıktım.
“Arkayı kapatır mısın?”
Deren arkamı kapattı.
Sonra bana döndü.
“Ayyy Sedef! Maşallah!”
Güldüm.
Aynanın karşısına geçtim.
Üzerimde güzel duruyordu.
(Gelinlik biraz daha kabarık)
Yavaşça yatağa oturdum.
Topuklu ayakkabılarımı giydim.
Masanın üzerindeki küçük çiçeğe baktım.
Deren kıyafetini alıp banyoya girdi.
Elimi karnıma koydum.
“Annen güzel olmuş mu?”
Karnımdan cevap gelmedi.
Ama gülümsedim.
Ayağa kalkıp gelinliğin eldivenlerini taktım.
Yüzüklerimi eldivenin üzerine geçirdim.
Boynumda, asla çıkarmadığım kolyem vardı.
Deren banyodan çıktığında ona baktım.
Çok güzel olmuştu.
“Çok güzel olmuşsun, Deren.”
“Teşekkür ederim, bebeğim.”
Aynanın karşısına geçip birkaç detayını düzeltti.
Çantasının içine birkaç şey koydu.
Sonra masanın üzerindeki çiçeğimi alıp bana uzattı.
“Hazırız.”
Başımı salladım.
“Çıkalım o zaman.”
Ayağa kalktım.
Deren'in koluna girdim.
Bir elimde küçük çantam, diğerinde çiçeğim vardı.
Merdivenlerden indik.
Salona girdiğimiz anda herkesin bakışları üzerimize çevrildi.
Sarp...
Halef...
Arel...
Defne...
Aras...
Alperen...
Ve babası...
Hepsi bana bakıyordu.
Defne'ye baktım.
O da çok şık olmuştu.
(Arda ve defne'nin kombini)
Sonra Aras'ın yanındaki Alparslan'a baktım.
Üzerine küçücük bir takım elbise giydirmişlerdi.
İstemsizce bakışlarım Halef'e kaydı.
Sadece birkaç saniye baktım.
O da bana bakıyordu.
Sonra gözlerimi kaçırdım.
“Hazırsanız çıkalım o zaman,” dedi Aras.
Başımı salladım.
Deren, Sarp'ın yanına gidip koluna girdi.
Halef yanıma geldi.
Koluna girdim.
“Yakışmış.”
“Teşekkür ederim.”
Başka bir şey söylemedim.
Ve evden çıktık.
Dışarıda hazır bekleyen arabaların kapıları açıldı.
Araca bindim.
Halef de yanıma oturdu.
Herkes araçlarına yerleşti.
Korumalar önden ve arkadan ilerlemeye başladı.
Düğün yerine doğru gidiyorduk.
Yanımdaki adama baktım.
Keskin bakışları karşıdaki yola kilitlenmişti.
Elimi karnıma koydum.
Derin bir nefes aldım.
Ailem gelecek miydi?
Ya gelmezlerse?
Beni bu kadar büyük bir günde yalnız bırakırlarsa?
Onların gelmemesi sadece bir düğüne gelmemeleri değildi.
Beni kimsesiz bırakmalarıydı.
Ve bazı yaralar vardır...
Bir kez açıldığında bir daha kolay kolay kapanmaz.
Başımı cama yasladım.
Gözlerimi kapattım.
Elimi karnımdan çekmedim.
Çünkü o an bu dünyada gerçekten bana ait olan tek şeyin, içimde atan o küçücük kalp olduğunu hissediyordum.
Ve ben...
Bugün evleniyordum.
Ama içimde bir yerlerde, çoktan vedalaşıyordum...
Bölüm etkileşimi
