11. bölüm / 32
KAN VE KÜLLER10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.
Bölümler 32Şu an: 10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.
- 1 1.Bölüm SOYADININ YÜKÜ1.183 kelime
- 2 2.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.961 kelime
- 3 3.Bölüm TANIDIK YABANCI1.290 kelime
- 4 KARAKTER TANITIM193 kelime
- 5 4.Bölüm NEDEN?1.095 kelime
- 6 5.Bölüm KÜÇÜK TEMAS1.459 kelime
- 7 6.Bölüm UNUTKANLIK2.644 kelime
- 8 7.Bölüm BAŞLANGIÇ1.546 kelime
- 9 8.Bölüm KADERİN TUHAF OYUNU1.638 kelime
- 10 9.Bölüm TEK BİR SES YANKILANDI.1.528 kelime
- 11 10.Bölüm BİR GECE, BİR YABANCI.1.350 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 11.Bölüm KAYBOLUŞ1.023 kelime
- 13 12.Bölüm KIRILAN BİR KALP.1.229 kelime
- 14 13.Bölüm ÜŞÜYORDUM.1.316 kelime
- 15 14.Bölüm KORUMAK?1.488 kelime
- 16 15.Bölüm OYUN1.945 kelime
- 17 16.Bölüm BİR DAHA ESKİSİ GİBİ DEĞİL1.084 kelime
- 18 17 Bölüm.KOPUŞ1.549 kelime
- 19 18.Bölüm KİM VAR YANIMDA?1.087 kelime
- 20 19.Bölüm SENİN İÇİN YAŞIYACAĞIM1.550 kelime
- 21 20.Bölüm NEDEN BU KADAR KÖRLER1.249 kelime
- 22 21.Bölüm BENİ TANIMADINIZ1.658 kelime
- 23 22.Bölüm BEYAZ BİR VEDA1.564 kelime
- 24 23.Bölüm ACIMASIZ KADER894 kelime
- 25 24.Bölüm ÜSTÜNÜ ÇİZ1.948 kelime
- 26 25.Bölüm AKLIMDAKİ ADAM1.065 kelime
- 27 26.Bölüm SESSİZLİĞÜN İÇİNDEN1.203 kelime
- 28 27.Bölüm HAYAT GARİP1.095 kelime
- 29 28.Bölüm SENCEDE İMKANSIZMI1.101 kelime
- 30 29.Bölüm AŞK?1.511 kelime
- 31 30.Bölüm İKİ KÜÇÜK KALP1.180 kelime
- 32 31.Bölüm TÜM GERÇEKLER (DEVAM EDİCEK)2.543 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapı tıklanmasıyla kafamı kaldırdım.
İçeri giren Atakan’dı.
Adliyedeki odamda çalışıyordum.
“Sayın savcım,” dedi.
“Buyurun, savcım,” dedim.
“Ne yapıyorsun?”
“Dosyaya bakıyordum,” dedim.
“İyi misin?” diye sordu.
“İyiyim. Neden sordun?”
“Yalan söyleme,” dedi.
“Hayır, sadece biraz yorgunum,” dedim.
Yanıma geldi ve saçlarımdan öptü.
“Gel, kahvaltı yapalım.”
“Ben aç değilim.”
“Sedef, gel hadi."
“Atakan, ne olur ısrar etme,” dedim.
“Nasıl istersen. Bir şey olursa ara,” dedi ve odadan çıktı.
Arkasından kapıya baktım.
Daraldığımı, nefes alamadığımı hissediyordum.
Ağlamak istiyordum ama olmuyordu.
Yarın düğün günüydü.
Benim içinse ölüm günüydü.
Hayatımın hatası değildi.
Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
Dün davetten sonra Atakan'ın evinde uyanmıştım.
Oradan eve geçip üstümü değiştirmiş, kimse uyanmadan adliyeye gelmiştim.
Yüzlerine nasıl bakacaktım?
Bakamıyordum.
Bugün yine eve gitmeyecektim.
Olmuyordu.
---
Yazar Anlatımı
Sedef sabah erkenden eve gelmiş, herkes uyurken kıyafetlerini değiştirip adliyeye gitmişti.
Sabah eve geldiğini Zeliha, Aylin'e söylemişti.
Aylin, kızını arayıp nedenini sormuştu fakat Sedef yalnızca:
“Sizi uyandırmak istemedim.”
deyip telefonu kapatmıştı.
Aylin, kızının son zamanlardaki değişik hâlleri yüzünden üzülüyor ve onun için endişeleniyordu.
Sedef yıllardır sigara içen bir kızdı. Geçen sene bırakmıştı.
Aylin'in en büyük korkularından biri, kızının yeniden sigaraya başlamasıydı.
---
Ekin'in Ağzından
“Hayatım,” diye Uraz'a seslendim.
“Söyle güzelim.”
“Akşam Nefes gelecekmi?” diye sordum.
Uraz, kucağındaki Nefes'e baktı.
“Babam gelecek misin sen, ha?” dedi.
“Sefo hala,” dedi küçük küçük konuşarak.
“Sefo halanı çok mu seviyorsun?” diye sordu Uraz.
Nefes, onun adını duyunca ellerini kaldırdı.
Uraz, onun bu hâline gülümseyip yanağından öptü.
“Papatyam benim.”
“Aşkım, bir şey sordum,” dedim.
“Pardon, dikkatim dağıldı.”
“Sedef'e bırakalım.”
Yanlarına doğru ilerledim.
“Aşkım, sence ayıp olmaz mı?” dedim.
“Güzelim, neyi ayıp olacak ya?”
“Tamam o zaman,” dedim.
---
Sedef'in Ağzından
Eve gidiyordum.
Akşam çoktan olmuştu.
Aslında eve gitmeyi düşünmüyordum ama Nefes için gidiyordum.
Arabama bindikten sonra çantamı ve elimdeki dosyaları diğer koltuğa koydum.
...
Eve çoktan gelmiştim.
Zile bastığımda kapıyı abim açtı.
“Hoş geldin, Sedef,” dedi Uraz abim.
“Sağ ol,” dedim.
Direkt içeri geçtim.
“Annemler yok mu?”
“Beraber gidiyoruz,” dedi.
Nereye diye sormadım.
“Tamam,” dedim.
Ekin abla yanıma geldi.
“Sedef, yorgunsan Nefes bizimle gelir. Sorun olmaz.”
“Yok, yok. Sorun değil. Yorgun değilim ben hem.”
Kafalarını salladılar ve gittiler.
“Halam,” dedim.
“Nasılsın güzelim?”
Nefes yüzüme baktı.
“Nefes, ben bunları kimseye anlatamıyorum. Sana anlatayım mı?” dedim.
Bir şey demedi.
“Hâlef bana ‘Benimle evlen ya da baban ölür’ dedi. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Çok yoruldum, sıkıldım.”
Nefes bana baktı.
“Sefo hala,” dedi.
“Halacığım.”
“Gel, seni uyutalım.”
Ayağa kalktım. Mamasını hazırlayıp içirdim ve onu yatırdım.
Daha sonra mutfağa gidip kendime kahve yaptım.
Bir süre sonra başımı masaya koydum.
Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordum.
---
Nefes'in ağlama sesiyle irkildim.
Mutfakta uyuya kalmıştım.
Hemen ayağa kalkıp yanına gittim ve onu kucağıma aldım.
“Nefes... Ben de ağlıyorum,” dedim.
İki gündür ağlayamamıştım.
İçimde sımsıkı tuttuğum gözyaşlarım sonunda yanaklarımdan akmaya başladı.
İkimiz de deli gibi ağlıyorduk.
Onu susturmaya çalışıyordum ama olmuyordu.
“Nefes, ağlama ne olur,” dedim.
Ama olmadı.
Bir anda kapı açıldı.
İçeri abim ve Ekin abla girdi.
“Sedef!” diye bağırarak yanıma geldi Uraz.
Nefes'i kucağımdan ona verdim ve dışarı çıktım.
Nefes alamıyordum.
Yere çöktüm.
Ellerim boğazıma gitti.
Olmuyordu.
Kendimi dövmek istiyordum.
Kendime vurmaya başladım.
“Olmuyor... Olmuyor...” diye sayıkladım.
Kendime vurduğum eller bir anda tutuldu.
Başımı kaldırdığımda karşımda abimi gördüm.
“Abi... Olmuyor.”
“Ne oldu güzelim? Anlat. Anlat ki çözelim.”
“Anlatılmaz ki,” dedim.
“Sedef, ne oldu?”
Ama olmazdı.
Anlatamazdım.
Bunu çözemezlerdi.
Bu, çözülebilecek bir şey değildi.
Anlatılamazdı.
Abim bana sarıldı ama karşılık vermedim.
Onu itmeye çalıştım fakat gitmedi.
“İğneyi vur,” dedim.
“Olmaz."
“Lütfen.”
Canım yanıyordu.
Ve sadece o iğnenin acımı azaltacağını düşünüyordum.
Ama aynı zamanda beynimi de uyuşturuyordu.
“Vur iğneyi!” diye bağırdım.
“Sakin ol, Sedef.”
Tırnaklarımı koluna geçirdim.
Bir an yüzüm diğer tarafa döndü.
Elimi yanağıma götürdüm.
Zonkluyordu.
Kafamı kaldırdığımda Ekin ablanın bana tokat attığını gördüm.
“Kendine gel, Sedef! Sen bu değilsin! O iğneler seni öldürüyor!” diye bağırdı.
Ayağa kalktım.
Dengemi zor topladım ve çıkışa doğru ilerledim.
“Peşimden kimse gelmeyecek!” dedim.
Ve evden çıkıp gittim.
Sokaklarda sadece yürüdüm.
Ruhum ölmüş gibiydi.
Ben buydu(m).
Aslında ben sadece rol yapıyordum.
Onlarsa o rolü kendi benliğim sandılar.
Üşümüştüm.
Telefonum evde kalmıştı.
Ellerimi eşofmanımın cebine koydum.
Deren'e gitmek istedim ama burada değildi.
Sarp da yoktu. Deren'le birlikte şehir dışına çıkmışlardı.
Atakan'a gitsem...
Kafamı hayır anlamında salladım.
Olmazdı.
---
Bir saat sonra
Kendimi bir anda bir barda bulmuştum.
Deli gibi içiyordum.
İçmeye çalışıyordum ama ne kadar içtiğimi bile bilmiyordum.
Sarhoştum.
“Hesabı,” dedim.
Gaeson yanıma geldi ve hesabı verdi.
Ellerimi cebime attım.
Hiçbir şey çıkmadı.
“Ananı satayım,” dedim.
Sonra cebimden bir kâğıt parçası çıktı.
Açtığımda bir kartvizit olduğunu gördüm.
Üzerindeki ismi zar zor okuyabiliyordum.
“Şey... Ben telefonumu unuttum. Birisini arayabilir miyim?” dedim.
“Bekleyin, hemen geliyorum.”
Biraz bekledikten sonra geri geldi.
“Buyurun.”
Elindeki telefonu aldım ve numarayı girdim.
“Ben sarhoşum... Siz konuşabilir misiniz?” dedim adama.
Kafasını salladı.
Telefonu kulağına götürdü.
“Alo, kimsiniz?”
“Merhaba, biz... ... Bar'dayız.”
“Adınız neydi?” diye sordu.
“Sedef Felah.”
“Sedef Felah, bizim barımızda ve bayağı sarhoş. Onu gelip alabilir misiniz?”
“Tamam. Konumu atın.”
Telefon kapandı.
“Gelecekmiş,” dedim.
“Tamam.”
Bir süre sonra yanıma dikilen adama baktım.
Halef?
Neden buradaydı?
“Halef... Ne yapıyorsun burada, zencefil?”
“Seni almaya geldim, Sedef. Hem zencefil ne alaka”
Güldüm.
“Laf... Ben mi seni aradım? Olamaz ki.”
Garsonlar yanıma geldi.
“Hanımefendi, hesabı ödeyecek misiniz?”
“Halef, öder misin?”
Halef cebinden cüzdanını çıkardı ve hesabı ödedi.
“Teşekkür ederim,” dedim.
“Hadi. Seni evine bırakıyorum.”
“Ev olmaz. Eve gitmeyeceğim.”
“Sevgilin nerede?”
“O üzülür. O yüzden ona gitmedim.”
Halef kaşlarını çattı.
“Ne saçmalıyorsun sen?”dedi
“Numaramı nerden buldun ezberledin mi?dedi
Cebimden kartviziti çıkardım ve ona gösterdim.
Güldüm
“Bilmiyorum.”dedim
Halef derin bir nefes aldı.
“Hadi, gidelim.”
Elimden tutarak ayağa kaldırdı.
Ayaklarım birbirine dolanıyor gibiydi.
“Kusacağım galiba.”
Bana baktı.
“Niye öyle baktın? Korktum.”
Güldü.
Gamzeleri vardı.
Yeni çıkmaya başlayan sakallarının arasında kaybolmuş gibiydiler.
Arabaya gelmiştik.
Kapıyı açtı ve içeri girdim.
---
Halef'in Ağzından
Arabanın kapısını kapattığımda bir süre öylece ona baktım.
Sedef Felah.
Karşımda oturan kadın, adliyede karşıma çıktığında her zaman dimdik duran, tek bakışıyla insanları susturabilecek kadar güçlü olan kadındı.
Ama şimdi...
Kafasını cama yaslamış, gözlerini kapatmıştı.
Yüzü bembeyazdı.
Üzerindeki eşofmanların içinde küçülmüş gibiydi.
Motoru çalıştırdım.
“Ev adresin nerede?” diye sordum.
Cevap vermedi.
“Sedef.”
“Hı?”
“Adres.”
Gözlerini zorla açtı.
“Ev yok.”
“Ne demek ev yok?”
“Gitmeyeceğim.”
“Peki nereye gideceksin?”
Omuzlarını silkti.
“Bilmiyorum.”
Başımı direksiyona yaslayıp derin bir nefes aldım.
Bu kadın başıma bela olmuştu.
Ama onu bu hâlde sokağa bırakamazdım.
Telefonunu bile yanında taşımıyordu.
Elimi direksiyona koydum.
“Tamam. Benim eve gidiyoruz.”
Başını bana çevirdi.
“Senin evine mi?”
“Evet.”
“Ben seni tanımıyorum.”
Gülümsedim.
“Tanıyorsun.”
“Hayır.”
“Gayet iyi tanıyorsun.”
Bir süre yüzüme baktı.
Sonra gözlerini tekrar kapattı.
“Sen kötü adamsın.”
“Biliyorum.”
“Benden nefret ediyorsun.”
Bu kez cevap vermedim.
Çünkü o an ilk defa ne diyeceğimi bilmiyordum.
Sedef'in sesi tekrar duyuldu.
“Ben de senden nefret ediyorum.”
“Onu da biliyorum.”
“İyi.”
Başını cama yasladı.
Bir süre sessizlik oldu.
Ben arabayı sürmeye devam ettim.
Onu kendi evime götürmem doğru muydu?
Muhtemelen değildi.
Ama onu ailesinin yanına götürsem yarınki düğünü anlatacaktı.
Atakan'a götürsem...
O zaman neden içimde anlamsız bir öfke oluştuğunu bile bilmiyordum.
Sadece Sedef'in Atakan'ın yanına gitmesini istemiyordum.
Bu düşünceyi hemen kafamdan attım.
Benim derdim neydi?
O benim düşmanımdı.
Ben onun hayatını altüst eden adamdım.
O da benim hayatımı altüst eden kadındı.
Ama bugün...
Bugün karşımdaki kadın düşmanım gibi görünmüyordu.
Sadece çok yorulmuş bir kadındı.
Bir süre sonra ebim önüne geldim.
Arabayı park ettim.
Sedef'i uyandırmak için omzuna dokundum.
“Sedef.”
“Hmm?”
“Geldik.”
Gözlerini açtı.
Nereye geldiğini anlamaya çalışır gibi etrafına baktı.
“Burası neresi?”
“Benim evim.”
Kaşlarını çattı.
“Ben neden senin evindeyim?”
“Çünkü kendi evine gitmek istemedin.”
“Ben...”
Cümlesini tamamlayamadı.
Başını koltuğa yasladı.
“Ben çok yoruldum.”
İlk kez sesi bu kadar kırık çıkmıştı.
Kapıyı açtım.
“Gel.”
“Yürüyemiyorum.”
“Fark ettim.”
Arabadan indim ve onun tarafına geçtim.
Kolundan tuttum.
Ayağa kalkmaya çalıştı ama dengesi bozuldu.
Düşmesine izin vermeden tuttum.
“Yavaş.”
Başını kaldırıp yüzüme baktı.
“Beni neden bırakmıyorsun?”
“Çünkü şu an kendine bile sahip çıkamıyorsun.”
Bir şey söylemedi.
Onu evedoğru götürdüm.
Bu gece sadece uyuyana kadar burada kalacaktı.
Başka hiçbir şey olmayacaktı.
Ama içimde kötü bir his vardı.
Kendi evime getirmiştim.
Kapıyı açıp içeri girdik arkamdan kapıyı kapattım.
Merdivenlerden çıkacak halim yoktu .
Ne kadar yanlış olsada kucağıma aldım.
Ve merdivenleri çıktım.
Odamın kapısına gelince açtım ve içrriye girdim.
Yatağın üstümdeki yorganı hafif açtım vr içine girdi.
Ayakkabılarını çıkatıp köşeye koydum.
Elini yastığın altına koymuş uyuyordu.
Üstünü örtüp odadan çıktım..
Sedef ailesi tarafından çok seviliyor ama onu içimde hissetmediğini emindim.
Yada sadece ben öyle hissediyorum..
Bölüm etkileşimi
