8. bölüm · GÖREV İHTİLALİ

6.BÖLÜM ZAMBAKLAR

Ecem Su Güneş

(AYAZ'IN ANLATIMIYLA)

Yaşanılanlar hepimizi yormuş şekilde derin bir çalışma içerisindeydik.
Yiğit,ben,İdil,Ilgın. Hepimiz yorgun ve kuşkulu çalışmadaydık.
Ama çalışırken sadece aklımda tek o vardı. Sadece onu düşünüyordum.
Aslında hayatımın her anında onu düşünüyordum. Onu biraz tanımış olmama rağmen o bu zamana kadar tanıdığım cesur, güçlü, güzel...
Ona daha fazla şeyler demek ister düşünmek isterdim, o mükemmel birisiydi. Ilgın başkaydı, ama bu düşüncelerim istediğim kadar uzun sürmedi.
Karakoldan içeri bir kuryenin içeri girmesi ile bütün huzurumuz alt üst oldu. İçeri girdi, baktı,baktı.. en sonunda ürkek tavrı ile konuştu.

- Ilgın Gökşin burada mı?
Doğru mu duymuştum? Onsuz hayal kuramadığım onu düşlediğim kadının adını mı söylemişti gerçekten?
Daha garip olan şey ise kuryenin elinde zambaklar vardı. Zambaklar ile bir o tarafa bir bu tarafa bakıyordu. Ilgın kalkmıyordu.
Hani bu kızın kimsesi yoktu?
İçimde ki huzursuzluk giderek artarken sessiz ama gıcırtılı bir sandalye sesi yankılandı karakolda.
Ilgın ayağa kalktı ve anlamaz gözler ile kuryeye baktı.
Gözlerindeki yorgunluk, korku, panik, her yönü ile belli oluyordu.
Ilgın konuşuyordu ama sesini duyamıyordum.
Artık merakıma dayanamayarak sandalyemden kalktım ve Ilgın'ın yanına gittim. O kadar dalgındı ki beni dahi fark etmedi.
Elini yavaşça omzuna götürdüm. Elim omzuna değdiğinde bana baktı.
Beni görünce rahatlamış bir hâli vardı.

- İyi misin bir sorun mu var?
- A-Ayaz nota bak.
Titreyen ellerinden notu aldım.
" Seni burada bekliyorum Ilgın'ım umarım en kısa zamanda gelirsin yanında o polis çocuk olmadan. Seni bekliyorum polis hanım."
Notu okurken fark etmeden kaşlarım çatılmıştı.
- Bu ne oluyor şimdi? Polis çocuk dediği ben oluyorum galiba.
- Bak kardeşim biz polisiz eğer bir şekilde bulabilirsen notun sahibini bul.
Kurye çocuğun ürkek olduğu belliydi bu olayın içinde olmak istemediği belliydi.
- Yapamam abi kusura bakmayın.
Dedi ve koşarcasına uzaklaştı karakoldan.
Ilgın hâlâ titriyordu korktuğu belliydi onun titremesi ile çiçekler bile titriyordu. Birden çiçekleri yere attı ve Tam ezmek üzereyken onu kendime doğru çektim. Çiçekleri ezememişti, kollarından tuttum ve gözlerinin içine baktım ve tekrarlamaya başladım.
Nefes al nefes ver. Ilgın sakinleşene kadar devam ettim iyi olduğunu bilene kadar. Rahatlayınca yavaşça kalktım.

- Daha iyi misin Ilgın?
- İ-İyiyim galiba. Diye kekeledi.
- Sakin ol sorun yok.
- Sorun büyük Ayaz.
- Ben sorunları çözeceğim.
- Söz veriyorum. Ve ben sözlerimi tutarım.
Bana inanmak ister gibi baktı sessizce konuştu.
- Lütfen sözünü tut Ayaz. Resmen yalvarıyordu konuşurken.
- Tutacağım, sakin ol.
Arkamı döndüm ve o lanet olası çiçekleri yerden aldım. Bir süre çiçeğe baktıktan sonra küfür edemediğim için derin bir iç çektim.
Ve Bir polis memurunun yanına gittim.
- Selamın aleyküm bilader.
- Aleyküm selam kardeşim.
- Gördün az önce yaşananları, bu çiçekten parmak izi DNA ne bulabilirseniz bulmaya çalışın.
Kafasını evet anlamında saklamakla yetindi.
Baktığımda Gökşin hâlâ orada duruyordu. Güzel yüzüne buradan bakmaya daha fazla dayanamadım ve yanına gittim.

- Herşey çözülecek Ilgın. Ama benim şuan gitmem gerek.
- Nereye gidiyorsun Ayaz?
- İşlerim var yarın görüşürüz. Unutmadan numaramı yazabilirim istersen ihtiyacın olunca arayabilirsin.
Titreyen elleri ile bana telefonunu uzattı. Telefonuna kendi numaramı yazdım. Kendi telefonumdan onun numarasını yazdım. Ve daha fazla sinir olsun diye "Gökşin Hanım" yazdım. Bana ciddi misin dercesine baktı. Bakışı gerçekten hoşuma gitmişti, üstelik mavi gözlerinin ışıltısı bana huzur vermişti. Daha deminki olaydan oluşan sinirim yok olmuştu.

- Ciddi misin gerçekten Ayaz?
- Evet, hadi sende beni kaydet.
Telefonuna " Ararsa Açma (Ayaz)" yazdı ve beni kaydetti.
- Hiç değişmiyorsun Gökşin. Her neyse ben gidiyorum.
Dedim ve arkama döndüm ve karakoldan çıktım. Ilgın'ı orada bıraktığım için hafif bir suçluluk hissediyordum. Ben arabama doğru ilerlerken arkamdan sesler duydum.

- Oğlum dur, Ayaz dur!
Kim adımı sesleniyor diye bakıyordum ki omzuna sert bir yumruk hissettim.
Baktığımda Yiğit arkamdan koşmuş yanıma glemiş ve omzuna bir yumruk atmıştı.

- Yiğit, hayvan mısın kardeşim ?
- Ayaz ne tatlı canın varmış seninde. Hadi bin arabaya.
- Sen nereye ?
- Sen nereye gidiyorsan oraya.
- Bin arabaya, eve eşya taşıyacağız.
- Kardeşim eşya taşıyacağımızı kimse bana demedi ama hadi canım sağ olsun.
- Boş yapma yürü Yiğit.
Arabaya bindiğimizde Yiğit hâlâ konuşmaya devam ediyordu.
- Noldu senin sinirler bir Tepede yine.
- Karakola Ilgın'a bir çiçek geldi. Kimin gönderdiği belirsiz ama "Ilgın'ım Zambağım" gibi hitap ediyor kıza. Nasıl korktuğunu titrediğini görsen sende sinir olursun Yiğit.
- Ayaz doğru söyle Ilgın'a biraz olsun değer veriyorsun.
- Yiğit ne saçmalıyorsun ?
- Tamam sustum.
Ama Yiğit'in dediği aklımda döndü durdu yol boyu. Acaba gerçekten bir değer bir kıvılcım var mıydı? Hissediyor muydum bir sevgi?
Ilgın'ı düşünüyorduk başına bela gelmemesini istiyordum, bu yaptıklarımın arasında gizli bir hayranlık var mıydı acaba?
Yol boyu bütün zaman bunları düşündüm. Ama bir çıkışını bulamadım.

- Düşündüm durdun ve Ayaz'ım, hadi yürü geldik.
- Dalmışım geliyoruk bekle.
- Boya badana yapacağız daha.
- Biliyor musun Ayaz ben küçükken boya yemiştim. Midemi yıkamışlardı.
- Neden ve niçin bunu yaptığını veya zekanı sorgulamayacağım Yiğit.
- Neden oğlum senin yok mu hiç böyle anın?
- Yok Yiğit.
- Dur! Hatırladım sen karınca yemiştin.
Yiğit diyesiye kadar bu anımı gerçekten unutmuştum.
- Hatta onun ailesi vardı katil oldum diye ağlamıştın.
Biz Yiğit ile konuştuk durduk. Bir yandan evi boyadık. Eşyalar henüz gelmemişti. Bir iki günümüz yaklaşık böyle geçmişti.
Sessiz , sakin , huzurluydu...
O güne kadar...
Her şeyin normal olacağına inanarak uyanmıştım. Normal bir şekilde hazırlanmış karakola gidecektim.
Çoğu zaman ki gibi Ilgın ile beraber gideceğimizi düşünüyordum.
Kapısına kadar gittim, kapısını defalarca çalmama rağmen kapısını açmadı.
Ben kapısını çalmaya devam ederken ev sahibimiz belirdi.
- Bey oğlum noldu?
- Abla ben Ilgın'ın arkadaşıyım onu karakola bırakacaktım ama kapıyı açmadı.
- Bekle çekil ben açarım kapıyı.
İçeri gitti ve bir anahtar ile geri geldi. Kapıyı açtı ama Ilgın içeride değildi.
- Abla senide uğraştırdık ama kusura bakma gitti heralde.
- Oğlum ben dün geldiğini görmedim ama.
Ev sahibimizin bu sözleri aklımda şimşekler çakmasına yetti.
- Sen fark etmemişsindir belki abla.
-Bekji yavrum, hadi iyi günler.
- İyi günler abla.
Ben hayatım bir şue bağlı gibi aparmandan hızlıca çıktım. Arabama bindiğim gibi İdil'i aradım.
- Ali İdil.
- Efendim Ayaz.
- Karakolda mısın ?
- Evet noldu?
- Ilgın orada mı ?
- Hayır, yanında değil mi ?
- Evinde yoktu. Ev sahibi düne ve geldiğini görmediğini söyledi.
- Ilgın'ı aradın mı ?
- Hayır, ben seni arayacağım bekle.
Telefonu kapattım ve kalbım yerinden çıkacak gibi atarken Ilgın'ı aradım.
Telefon çaldı,çaldı,çaldı ama telefon açılmadı.
Karakola vardığımda karakolun önünde baş komiserimiz Yiğit ve İdil vardı.
Arabadan indiğim gibi yanlarına koşturdum.
- Yanınızda değil mi ?
- Hiç gelmedi karakola. Dedi İdil.
- Evde de yok.
- Allah'ım çıldıracağım nereye gitmiş olabilir bu kız!
- Ayaz sakin ol oğlum bulacağız Ilgın'ı. Dedi baş komiserimiz.
Ama ben asla sakin olamadım bir hafta boyunca bir o yana bir bu yana koşturdum durdum ama Ilgın'ı bulamadım.

(1 HAFTA SONRA)

Ilgın'ın kaybolmasının üzerinden bir hafta geçmişti. Ve ondan tek bir haber yoktu. Aradık durduk ama asla bulamadık.
- Hâlâ haber yok mu İdil ?
- Yok..
Masanın üzerinde duranlara çarptı gözüm elimin tersiyle hepsini ittim.
- Ayaz, Ayaz dur.
- Çıldıracağım İdil nereye gitti ilk bir not geldi sonra kız gitti!
İdil beni sakinleştirmeye çalışırken telefonuma bir bildirim geldi.
Sert bir şekilde telefonu açtığımda gelen bildirim ile şok olmuştum.
Bildirim bir hastadır belediğim tek kişidendi.
Gelen bildirimin sahibi Ilgın'dan başkası değildi...
- Ayaz iyi misin ?
- İdil, Ilgın Ilgın konumunu paylaştı!
- Ne!? Aç konumu gidelim hemen.
Biz bu heyecanı yaşarken karakolun belli bir yerinde olduğumuzu unutmuştuk. Bu sesleri duyan baş komiserimiz yanımıza geldi.
- Ne oluyor çocuklar?
- Baş komiserim Ilgın konumunu paylaştı.
- Ver telefonunu,
Baş komiserimizin yüzünde belki belirsiz bir şaşkınlık ve gerginlik vardı.
- Yanınıza üç beş kişi alın gidin konuma.
Biz gereken ekibi yanımıza topladıktan sonra belirtilen konuma gittik.
Eski püskı bir depoydu burası. Kapıyı kırıp içeri girdik, girdiğimiz gibi mermilerin bizi bulması bir oldu. Bir mermi kolumu sıyırıp geçtiğinde kalbimin hızlandığını hissettim. Ama o an aklımda tek bir düşünce vardı Ilgın'ı buradan kurtarmak..
Herkes adamı ararken gözlerim sadece Ilgın'ı arıyordu.
Ben etrafa bakarken gözüm bir kapıya çaprtı kapıya ilerlerken kapı birden açıldı ardından mermiler patladı bu sefer mermi yine aynı yere isabet etti. Ve aniden camın patlaması ile adam bir şimşek kadar hızlı bir şekilde kaçtı.
Ama o an önemsediğik tek bir şey vardı Ilgın.
İçeri girdiğimde Ilgın'ın yorgun bedeni yatakta yatıyordu. Yanına koşarak gittiğimde, gözleri hafif hafif aralanıyordu ama bilinci yerinde değildi.
Sadece mırıldanıyordu gücü konuşmaya bile yetmiyordu.
- Ayaz, hiç gelmiyeceksin sandım. Ama lütfen sana bir şey olmamış olsun.
- Ben iyiyim Ilgın, sen iyi olursan daha iyi olacağım. Şimdi yorma kendini güzelim.
- Güzel mıyım gerçekten ? Dedi ayık opmayan kafası ile.
- Çok, hemde hiç görmedigim kadar çok.
Artık tamamen yorulsuğu için sadece gülümsedi, onu daha sıkı kavradığımda bana daha sıkı tutundu. Sanki annesine sarılan bir bebek gibi.
Ben ise acele ederek İdil'in yanına gittim.
- Adam kaçtı, Ilgın burada kafası yerinde değil iyi gözükmüyor bir ambulans ara İdil.
- Tamam Ayaz.
Sonrası çok hızlı karakol, hastane,ev döngüsü Ilgın uyanana kadar başında bekledim. Uyandıktan sonra her şeyin daha güzel olacağını biliyordum. Ama sonuçta o iyiydi ben ise o iyi olduğu için daha iyiydim.
Canıma can gelmişti iyi olduğunu öğrendiğimde.
Geriye ise sadece taburcu olmasını beklemek, onu korumak, ve o iti doğduna pişman etmek vardı...

-BÖLÜM SONU-

YAZAR NOTTU!!!!!!: Selaaammm uzun zamandır bölüm atamıyordum biraz zamanım yoktu kusura bakmayın artık elimden geldigi kadsrıyla sık bölüm atacağım rahat olun. Peki bu bölüm hakkında ki düşünceleriniz ne? Ayaz'ın gözünden olayları dinlemeye devam etmek isterseniz yorumlarda belirtebilirsiniz buraya kadar okuduğunuz için teşekkürlerrr sonraki bölümlerde görüşürüzzzz okurlarrrr