20. bölüm · GÖREV İHTİLALİ

18. BÖLÜM HAYALİN GÖLGESİ

Ecem Su Güneş

İnsan bazen yavaş yavaş delirdiğini düşünür. Bazen artık yaşadıkları gözüne bir biz dağı gibi gelir. Ama bilmez ki sadece o gözünde büyüyen buz dağının daha görünmeyen yani yaşamadığı kısmı vardır. Ben bazen delirdiğimi düşünüyorum, şu dört aydan beri hayatı yaşayamıyorum. Artık uyumak ızdırap gibi geliyor, bazen sabahlara kadar sadece müzik dinliyorum. Bazenleri karakola gidiyorum Ayaz'ın kaybolduğu gün ile bilgiler topluyor işleri halletmeye çalışıyordum. Fakat tek bir bilgi bulamıyordum. Ayaz ben ile kavga ettiği gün gitmiş ve kayıplara karışmıştı. Diğer bilgiler o kadar önemli değildi. Aylardır ruh gibi yaşamıma devam etmeye çalışıyordum. Karakolda kolumda kurumaya başlayan kan ile başkomiserimizi bekliyordum. Yiğit ve İdil bir köşedeydi bana duyurmamaya çalışarak bir şeyler konuşuyorlardı. Son bir kaç aydır hallerinde bir gariplik vardı. Ama o kadar bıkkındım ki ikisiylede göz göze gelmiyorsun neredeyse. İdil onlara baktığımı fark edince Yiğit'e kaş göz yaptı ama Yiğit anlamayarak kaşları çatılı şekilde kafasını iki yana salladı. En son beni fark edince rahatlıkla yanıma geldi. Bir elini omzuma atarak rahatlık içinde konuştu.
" Brom, öyle sessiz sedasız oturuyorsun. Allah iyilik versin kankim."
Yiğit'e hızlıca ayak uydurarak konuştum.
" Brom iyiliği bir gün görürüz umarım."
" Görürüz bro rahat ol biraz be ya."
" Aynen kankim aynen." O an gözlerim bize doğru gelen başkomiserimizi gördü. Ayağa kalktığımda İdil de hemen başkomiserimizi fark etti ve Yiğit'i çekiştirerek yan yana sıraya dizildik. Başkomiserimizin gözleri hepimizin üzerinde gezindi ve boğazını temizleyerek konuştu.
" Sizlere baktığım kadarıyla yine Kutay Kara elinizden kaçtı ve kolay bir çatışma olmadı."
Hiç birimizin ağzını bıçak açmadan başkomiserimizi dinliyorduk. Hepimiz sessizdim ve bir süre sonra konuşmaya devam etti.
" Hâlâ başınızda bir bela var. Bu belada hepiniz berabersiniz. Beraber olduğunuz sürece birbirinizi korumak zorundasınız. Yoruldunuz ve artık evinize gidebilirsiniz." Başkomiserimizin Ayaz hiç kaybolmamış gibi davranması sinirimi bozmuştu. Üstelik Yiğit fazla rahattı, Ravza Abla da artık sakinleşmeye başlamıştı. İdil bir şeyler saklıyor gibi rahat olamıyordu. Gözünde tedirginlik vardı. Fazla sinirim bozuldu ve başım ile selam vererek karakoldan dışarı çıktım. Üçü arkamda kalarak bir şey yapmadılar. Ben yakınlardaki fırına uğrayarak bir tane açma aldım. İnsanlara katlanmak istemeyerek yürümeyi tercih ettim. Sessizdim kulağımda müzik sesi yoktu. Ama kafamda kendi kargaşamın sesi vardı. Gözlerim yola doğru dalıyordu, kendimi farklı düşüncelerde biliyordum. Elimde ki sıcak açmanın kokusu burnuma geliyordu. Sıcaklıgı tenim ile birleşiyordu. Ben bütün yolu kayıbı düşünerek geçirdim. Eve geldiğimde Ayaz'ın arabası hâlâ orada duruyordu. Arkama karışan adım sesleri vardı, sakin ama temkinliydi. Ben yürümeye devam ederken adım sesleri kesilmişti, büyük ihtimalle yoldan geçen bir yabancıydı. Kesik kesik yavaş yavaş nefesler ile merdivenlerden çıktım. Anahtarım ile kapıyı açmaya çalışırken birisinin beni izlediğini hissettim. Kafamı yavaşça ama ani bir şekilde merdivenlere çevirdiğimde bana bakan Ayaz'ı gördüm. Hayal olamayacak kadar gerçek görünsede aylar sonra çat kapı gelemezdi. Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapatarak başımı iki yana salladım. Bazı sesler duydum ama gözlerimi açamadım. Tekrardan gözümü açtığımda Ayaz yoktu. O an Ayaz'ın yanımda olmasını diledim ve kendi kendime mırıldandım.
" Nerdesin Ayaz Günay nerdesin ? Nolur gel artık çok özledim."
Sessizce gözlerimden yaşlar akıyordu. Anahtarı çevirerek kapıyı açtım. Duygusuzca içeriye girdim. Sırtımı kapıya doğru yasladım ve sessiz hıçkırıklar ile ağladım. Kalbim arkamda birisinin oturduğunu söylüyordu, Ayaz'ı çok özlemiştim beynim bana hayaller kurduruyor kalbim onu hissediyordu. Ama gerçekti, söylesenize bana hayalin gölgesi olur mu ? Mahvolmuş yüzüm ile elimdeki açmaları tezgaha bıraktım ve üstümü değiştirdim. Ayaz yokken mevsimler değişmişti. O gittiğinde kışın soğuk ayazı esiyordu, o hâlâ gelmemişti ve kışın soğuk ayazından eser yoktu. Çiçekler açmıştı, yazın ilk günleri gelmişti. Ama o gelmemişti. Ben hâlâ bekliyordum hâlâ arıyordum. Oturma odasına geçerek kulaklığımı taktım. Kendimi koltuğa attım. Kulağımda şarkının sesleri yankılanıyordu.
" O son bakışın, o son gülüşün hiç aklımdamdan çıkmıyor. Başkasında bulur muyum herşeyi derken herşey mahvoluyor. Hiç iyi değilim, gizlemeyi denedim sen gittin gideli. Ama inan hiç iyi değilim." En sevdiğim grup olan ' Dolu kadehi ters tut' ' Hiç iyi değilim' şarkısıydı. Bazen şarkıları o duyguya göre dinleyince insan daha anlıyordu sözleri. Tavanı izliyordum sadece, kafamda ki sesleri bu sefer şarkılar bile susturamıyordu. Gözlerimi ruhum gibi karanlığa mahkum etmek için sıkıca kapattım. On beş dakikadan uzun bir süre öylece durdum. Ama sonunda bir uykuya dalmıştım.
( YAZARIN ANLATIMIYLA)
Ilgın koltukta öylece uyuya kalmıştı. Ayaz Ilgın'ın kapısına sırtını yaslamış öylece kendi evini izliyordu. İkisininde tek bir şeyden bile haberi yoktu. O temiz ruhları yavaş yavaş kararıyordu ve onlar bu karanlığı yok etmeye çalışıyordu. Ama ruhlarını kararmasını istemeyen bir kişi vardı, o ruhları kalmasın istiyordu. O ruhlarını yok etmek istiyordu. Kalbi yoktu, vicdanı öğrenmek değil vicdanı unutmak istiyordu. Sonuçta kalbi bir kere kötülüğe bulanmıştı artık o kötülükten kurtulamazdı. O Kutay Kara'ydı. Ilgın ve Ayaz'ı sonunu getirmek isteyen o kişiydi. Ilgın ve Ayaz'ı rahat yada yalnız bırakmayı düşünmüyordu. Her zamanki gibi yakınlardaydı. Felaketleri yakındaydı ve onların tek bir şeyden haberi yoktu. Ilgın'ın camı tamir edilmişti ama sağlam değildi. Kutay Kara rahat ve sessiz bir şekilde o camıda parçalamayı başarmıştı. Temkinli bir şekilde eve girmişti, mutfağa doğru ilerliyordu. Mutfağa vardığında Ilgın hâlâ uyuyordu. Ayaz ise kapıda ne yapacağını düşünüyordu. Ama aklına bir fikir gelmişti, ev sahiplerinin yanına gitti ve yedek anahtar ile Ilgın'ın evine girmeyi düşündü. O anda Kutay Kara cebinden çıkardığı bir şişeden açmaya bir şeyler damlatıyordu. Yüzünde sinsi bir gülümseme vardı. O açmaya koyduğu zehir hayatını belkide bazı uzullarını elinden alabilirdi. Sadece üç damlası Ilgın'ı sonsuza kadar uyutabilirdi belki de. Kutay Kara iki damla damlattı ve kapının sesini duyduğu gibi girdiği camdan kaçtı. Ayaz eve yeni giriyordu. Ilgın'ı görmeyi beklerken uyuduğunu fark etti. Ilgın kıpırdanırken Ayaz Ilgın' ın odasına geçti. Ilgın yeni yeni uyanıyordu. Her şeyden habersizdi.
( ILGIN'IN ANLATIMIYLA)
Zamanın nasıl geçtigini bilmiyordum. Ama çok zaman gecmediği kesindi. Gözlerimi avuşturarak mutfağa doğru ilerledim. Tezgaha koyduğum açms hâlâ aynı şekilde orada duruyordu, ruhsuzca sandalyeye oturdum. Sakince açmamdan yiyor bir yandan müzik hâlâ kulağımda çalıyordu. Sessizdim, her zamanki gibi. Midem bulanarak ve istemeyerek açmamı bitirdim. Bu sefer yediğim çok fazla midemi bulandırmıştı, iştahım şu son günlerde yoktu. Gözlerim hâlâ yarı kapalı yarı açık halde odama doğru ilerlediğimde şok içinde sona kaldım. Çünkü Ayaz Günay tam karşımda dikiliyordu. Ve bu sefer hayal olamayacak kadar gerçek görünüyordu, yakında bakmadığım için mi az önce hayal sanmıştım ? Ben deli gibi kafamı olumsuz anlamında sağa sola sallıyordum. Geriye doğru gittim ve bunun bir rüya olmasını istedim. Çünkü o sadece rüya olabilirdi, ne olursa olsun kabusum olamazdı. Ben geriye doğru giderken Ayaz tam o anda elini uzattı ve Ayaz Günay konuştu.
" Hayır, hayır, hayır. Sakin ol Ilgın. Geldim, burdayım gerçeğim." Ben orada dururken telefonum titriyordu, ne yaptığımı bilmeden telefonu açtım, kulaklığım çoktan kulağımdan düşmüştü. İdil arıyordu, sesi duyuluyordu, Ayaz bir yanda durmuş beni izliyordu. Ben sadece titriyordum.
" Ilgın sanna bir şey anlatmam lazım ama sakin ol nolur. Tamam mı ?"
" İdil..."
" Ilgın, Ilgın iyi misin ?"
" İdil, burada."
" Kim orada Ilgın ne diyorsun ?"
" İdil, Ayaz Günay şuan karşımda duruyor. Hayal olamayacak kadar gerçek İdil, deliyor muyum ? Yoksa Ayaz geri mi döndü ?"
" Ilgın... Ayaz geri döndü."
Kafamı sağa sola sallıyordum. Hissettiğim şeyler arasında en belirgin şey korkuydu.
" İdil yalvarırım bana yalan söyle. Nolur hayal de, nolur evime gel al beni. İdil yalvarıyorum sana."
" Ilgın oraya geleceğim, ama seni almayacağım. Ilgın, Ayaz ile konuşman gerekenler var, konuşana kadar seni almayacağım."
" İdil, bana yapabileceğin en büyük kötülüğü yaptın." Telefonu kapattığım gibi elimde tutamayarak elimden kayarak düştü. Ayaz ilk önce beni izledi, yavaş yavaş yanıma geldiğinde daha çok geriye gittim ve bağırdım.
" Yaklaşma ! Yaklaşma bana ! Yalvarırım yaklaşma. Çok korkuyorum Ayaz nolur yapma." Onun adını söylemek bile bana acı vermişti. Ayaz'ın gözlerinde şefkat oluştu.
" Ilgın, Ilgın'ım yapma nolur. Bak yanına yaklaşıyım. Korkma benden güzeller güzelim."
" Ben senin ne güzelinim ne de Ilgın'ınınım. Yaklaşma bana."
" Yapma Ilgın. Aşkımı hiçe sayma Ilgın."
" Yapmak zorundayım Ayaz. Anla beni." Ayaz bana biraz daha yaklaşmaya çalışınca bir kez daha arkaya gittim ve sırtımı kapıya çarptım. Ellerimi kaldırdım ve çırptım.
" Gelme ! Yaklaşma bana Ayaz ! İstemiyorum !"
" Güzeller güzelim sakinleş lütfen."
" Ayaz sen benim yanımsa duramazsın. Bak sana Bir şey olsun istemiyorum, seni çok özledim ama istemiyorum."
" Ilgın bak tehlike yok güzelim. Bırak yanına geliyim."
" Ayaz, yapma. Bak ben... Ben..."
Birden bire kafamın içi dönmeye mideme kramplar girmeye ve iyice bulanmaya başladı. Gözlerim karanlık için kapanıyordu. Ağzımdan kelimeler çıkmıyordu, o an Ayaz'a söylemek istediğim tek şeyi söyledim.
" Ayaz... Ben, ben sana çok aşığım. Ama..."
Cümlemi bitiremedim. Yer ayaklarımın altından kaydı. Kafamı kapının kulbuna sonrada komidinin köşesine vurarak yere düşerken bedenimi bir kol kavradı. Ayaz Günay bedenimi kavramıştı, kafamda, saçımda eller hissettim. Ve dokunduğu yerler çok acıyordu. Ayaz kendi kendine mırıldanıyordu.
" Hayır... Hayır, hayır, hayır. Olmaz hayır !"
Gözlerimi yavaşça aralamaya çalışırken ilk önce Ayaz'ın ellerini gördüm. Elleri kana bulanmıştı. Yerde her tarafta kanlar vardı. Gözlerimi bir süre açık tuttuktan sonra midem ağzıma geldi. Ve ağzımdan beyaza benzer bir köpük çıktı. Ayaz iyice panik yapmıştı. Bedenimi sardığı gibi beni kucakladı. Hızlıca kapıyı açarak koşarken merdivende Yiğit ve İdil'i gördü. Beni gördükleri gibi dehşte kapıldılar. Ayaz'ın elleri titriyordu. Ayaz'ın ellerini titretmiştim, Ayaz benim için korkmuştu. Ayaz Günay bana âşıktı, ben Ayaz'a âşıktım... Aklımdan sadece bunlar geçiyordu. Artık gözlerimin aksine bilincimde kapanıyordu. Artık konuşamıyor nefes alamamaya başlamıştım. Son duyduğum cümleler Ayaz'ın telaşlı sesiydi.
" Ilgın'ım güzelim, dışarda yıldızlar çıkıyor. Nolur bana bak, nolur nefes al."
Nolur nefes al.
Nolur nefes al.
Nolur nefes al.
Bir insandan nefes almasını neden istersin ki ? İnsnalar zaten kendisi nefes almaz mı ? Ben nefes almıyor muydun ? Ve karanlık... Bilincim kapanmıştı...
( YAZARIN ANLATIMIYLA)
Ayaz korkudan deliye dönüyordu. Ilgın'ın bedenini saran elleri zangır zangır titriyordu. Sanki Ilgın ile beraber nefes alması kesilmişti. İdil ara ara arkaya bakıyor endişeli ve ağlamaklı gözler ile geri yola dönüyordu. Ilgın'ın bilinci artık tamamen gitmişti. Ayaz belki geri gelir diye şarkı söylüyor, bir şeyler anlatıyordu. Ama Ilgın gözlerini açmayı bırak nefes bile almıyordu. Ayaz ilk önce nabzına baktı, nabzını hissedemedi... Elini burnunun önüne koydu, nefesini kesik kesik hissetti... Elini kalbimin üzerine koydu, kalbi atmıyor denecek kadar az atıyordu... Ayaz endişe ile bağırdı.
" Nefesini alıyorlar ! Onun nefesini çalıyorlar ! Nefesleri azalıyor, nefesini hissedemiyorum."
" Ayaz, sakinleş. Konuşmaya devam et Ilgın ile."
" Ilgın, biliyor musun ? Seni ilk gördüğüm andan beri seni tanıyor gibi hissediyorum. İnsanlar sadece ruh eşleriyle böyle hissedermiş. Tamam, birazcık yalan oldu ama."
Ayaz Ilgın onu duyuyor gibi konuşmaya devam ediyordu. Ilgın onu duymuyor, zehri yenmek için savışıyordu... Yiğit sağa arabasını çektikten sonra Ayaz kapıyı açtı ve Ilgın'ı kucağından ayırmadan hastaneden koşarak içeri girdi. Acil servise girdiğinde sıra almadan doktorların olduğu yere daldı. Herkes merakla ona bakarken Ilgın'ı gören bir doktor yanlarına geldi ve Ayaz'ın kucağından Ilgın'ı aldı. İki yapbozu birbirinden ayırdı. Ilgın'ı bir sedyeye yatırdıklarında, Ayaz'ı, İdil'i, Yiğit'i bir bir dışarı çıkardı. Ilgın'ı önlerinden sedye ile götürdüler. Ilgın'ı ameliyathaneye aldıklarında onlar kapıda öylece kaldı. O an İdil ve Yiğit, Ayaz hastaneden kaçtığı için Ayaz'a olan sinirlerini unuttular. Ayaz yavaşça sırtını duvara verdi ve yere çöktü. Yanına Yiğit, diğer yanına İdil çöktü. Yiğit elini Ayaz'ın omzuna koydu. İdil başını Ayaz'ın omzuna yasladı. Ayaz sessizleşti. O an gerçek acıyı ve kaybetme korkusunu ikinci kez yaşadı. İki yanında dostları vardı, ama onun canı gitmişti. Ayaz'ın canını Ilgın ile beraber götürmüşlerdi. O an ameliyathanenin içi iyiye gitmiyordu. Doktorlar zehrin yüksek etkisi ile uğraşıyorlardı. Kanına karışmak üzereydi. İlk midesini yıkamışlardı ama Ilgın iyi değildi. Ve tam o an Ayaz'ın kalbine bir sancı girdi. Çünkü tam o an Ilgın'ın kalbi durdu... İçeriden sesler geliyordu. Ve Ayaz o sesi duydu
" Hastanın kalbi durdu!" İlk başta olanları kavrayamadı. İdil ve Yiğit ayağa kalkmıştı. Öylece duruyorlardı. Ayaz sadece kapıya bakakalmıştı. O an kaybetme duygusunu ilimlerini kadar hissediyordu. Sonra kaşları çatıldı ve tekrar etti.
Hastanın kalbi durdu.
Hastanın kalbi durdu.
Hastanın kalbi durdu.
Tam o an ayağa kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Yiğit Ayaz'ı ittirmişti. Ayaz tökezlemiş öylece konuşuyordu.
" Ilgın ! Hayır, hayır Ilgın. Nolur yapma, nolur inat et ! Ilgın ben bu duyguyu bir daha yaşayamam. Nefesini alamazlar senden ! Sen inatçısındır, inat yine, almasınlar senin nefesini !"
" Ayaz Ayaz. Kardeşim, nefesini alamazlar. Ilgın seni bırakmayacak."
" Ilgın ! Ilgın, yapma nolur yapma !"
Ve tam o an mucizelere tanık olacak bir şey oldu. Ilgın sevdiklerini duyuyormuş gibi inat etti. İnat etti ve nefesini alamadılar, onun nefesini kesemediler. Ilgın Gökşin'in kalbi yeniden attı...
-BÖLÜM SONU-
YAZARR NOTTUU:
Selaaammmlaaaarrr okurrrrlaaarımmm canllaarrımmm.
Bugünkü bölümünüz bu şekildeydiiii umarım beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı bekliyyorruumm, benim için çooook önemli olduğuunuu unutmayyyınn. Bu arada benim dostumda kitap yazıyorr ismi 'Ay Ve Yıldızın Laneti' onada destek olursanız sevinirim şimdiden teşekkürler kendinize iyi bakkınn BAYBAAAYYINN OKURRLAARRIMMM 🖤 🎀