5. bölüm · GÖREV İHTİLALİ
4. BÖLÜM TEHDİTLER VE HAYAT
Şu an resmen Ayaz ile ben tehdit ediliyorduk. Hem de daha bizi kimin tehtid ettiğini bilmeden. Bize sadece bu görevden vazgeçmemizi söylüyordu. Aslında bizim bu mafya çetesinden birisi hiç olmazsa lideridir belki. Peki bunlar bizim bu görevimizi nereden öğrenmişti?
- Bu ne oluyor şimdi? Dedi Ayaz.
- Şu an açık açık tehdit ediliyoruz demek oluyor Ayaz.
- Ilgın, bu arayanları tanıyor musun? Dedi baş komiserimiz.
- Tanımıyorum baş komiserim.
- Bize görevden bahsettiler. Bu görevi bilme ihtimalleri çok düşük.
- Haklısınız baş komiserim. Peki yerlerini bulma ihtimalimiz yok mu? Dedim.
- Telefonunu verir misin Ilgın?
- Buyurun baş komiserim.
- Yerlerini bulabiliriz belki. Siz bir olay olmazsa oturun. Size haber ediceğim çocuklar.
- Şu koltuklara oturalım çocuklar. Dedi Yiğit.
Yiğit'in peşinden teker teker gittik. Bu olay biraz moralimi bozmuştu. Ve biraz olsunda aklımda dün yaşanan olaylar vardı. İçimde bir huzursuzluk ve korku vardı. Ruh gibiydim sanki, sanki ruhum içime çekilmişti.
- ılgın.
Yüzüne bakmadan odaklandığım yere bakarak konuştum.
- Ne var?
- Yüzüme bakma şansın yok mu ?
- Bakıyorum yüzüne Yiğit söyle.
- Neyse boşver.
- Yiğit söylemeyebilir ben söylerim ama. Bak şimdi Gökşin
- Sana bakıyoruz gözlerin şiş ve kızarık çok belli olmuyor ama yinede belli oluyor. Ağlamışsın büyük ihtimalle ve bugün geç kalmana bakıyoruz da sanki bütün taşlar yerine oturuyor
- Siz üç kişi neden sürekli konu ben oluyorum? Biraz olsunda sizin hakkınızda konuşalım. Ne dersiniz?
- Konuşabilirsin Yiğit. Dedi Ayaz
- Tamam. Yiğit Karakuş ben, 22 yaşındayım. Başka ne diyebilirim? Siz sorun ben cevaplayayım.
- Ne zaman doğdun? Dedi İdil.
- 28 Haziran.
- Tamam, çok sıkıcısınız ben kendimi tanıtırsam ortama neşe gelir kesin. Dedi İdil
- Adım soyadım İdil Arman. Yaşım 21, bir tane ablam bir tane küçül erkek kardeşim var. Isparta'da doğdum sonra buraya geldik ailem ile. Doğum tarihim 8 Mart.
- Konuş, Günay.
- Günay mı?
- Sorun mu var?
- Hayır.
- Ayaz Günay,22 yaşındayım, 16 Kasım doğum tarihim, abim var, Bitlis'de doğdum. Bu arada Yiğit çocukluk arkadaşımdır.
- Evet Ilgın, sıra sana geldi.
- Şimdi ne gerek var İdil.
- Hadi lütfen ya.
- Ilgın Gökşin, 21 yaşındayım 11 Ocak doğumluyum, bende Isparta'da doğdum.
- Tek çocuk musun?
- Bilmiyorum.
Uzun bir sessizlik oldu herkes bir birine bakıyordu kimse konuşmuyordu.
- Ha-ha-Hapşu!
- Çok yaşa, Gökşin.
- Sağol.
- Genellikle 'hep beraber' derler ama.
- Allah korusun.
- Ilgın, Ayaz'a biraz kibar davranabilirsin bence.
- Sıkıştırmayın kızı.Ayaz Yiğit.
- Teşekkürler İdil.
- Bu kız sadece sana kaba.
- Ben burada değilim galiba.
- Birisi yetiyordu şimdi iki oldular.
- Kusura bakmayın gençler telefonum çalıyor.
Ayaz ayağa kalktı ve ileriye doğru yürümeye başladı. Kalkarken uzaktan gelen sesi ile 'Efendim anne' dedi. Annesi aramış,
Birden koşar gibi yanımıza geldi ve acele acele konuştu.
- Ben bir iki hafta olmazsam şaşırmayın Allah'a emanet olun.
- Nereye kardeşim?
- Ev taşıyacağız kardeşim.
- Tamam, Allah'a emanet ol.
- Nereye taşınıyor acaba? Dedi İdil.
- Evimin karşısına.
- Oha, ciddi misin Ilgın?
- Üzgünüm ki evet.
- Bu arada bana telefon numaranı verebilir misin?
- Ver telefonunu yazabilirim.
İdil ile telefon numaralarımızı aldık en sonunda.
- Ilgın, alabilirsin telefonunu.
- Yerlerini buldunuz mu baş komiserim?
- Çocuklar ilgileniyor Ilgın merak etme.
- Tamam baş komiserim.
- Ayaz gitti değil mi?
- Gitti baş komiserim. Dedi Yiğit.
- Görev ertelemek zorunda olabilir Ilgın. Ayaz belli ki bir kaç gün belki de hafta gelemeyecek.
- Tamam baş komiserim.
Biz akşam olana kadar araştırdık, konuştuk ben düşündüm. Akşam olana kadar neredeyse tek bir ipucu bulamadık. Bu morallerimizi baya bir şekilde bozdu. Tehdit ediliyoruz ve kim olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Bu olaylar ile didinirken akşam oldu.
- Yarın görüşürüz Ilgın. Dedi İdil.
- Görüşürüz İdil.
- İkinizide ölmeden görmek istiyorum ona göre.
- Tövbe tövbe Yiğit, yürü işine hadi.
Biz bu şekilde vedalaşarak evlere gitmeye koyulduk. Bu saatte taksi geç gelir, otobüs bulamam diye yürümeyi tercih ettim. Ve maalesef büyük bir hata yapmıştım galiba.
- Güzel kız, buraya bak.
Arkama bakmadan adımlarımı hızlandırdım. Çünkü şuan resmen takip ediliyordum.
- Durur musun güzelim.
Ve arkamdan hızlanan hatta resmen koşarak gelen adımlarının seslerini duyabiliyordum. Ve bu kalbime daha çok korku yaratıyordu. En sonunda kolumda bir el hissettim, kolumu sıkıca tutan bir el.
- Şimsi sesini kes. Patron seni istiyor.
- Ne!?
Cebinden çıkardığı bir bezi ağzıma götürmeye çalıştı adamı ittirerek koşmaya başladım bu sefer ayak bileğimi tuttu ve yere düşmem bir oldu.
- Sana susmanı söyledim! Diye bağırdı.
- Bırak beni, o bezi benden uzak tut.
- Sana hiç bir şey olmayacak sakin ol. Patron seninle konuşscak sadece polis hanım.
Birden bezi ağzıma,burnuma yaklaştırdı. Ve bir ses duydum.
- Birader çekil ordan napıyorsun lan sen kıza.
- Sen kimsin kardeşim.
- Kimsem kimim oğlum rahat bırak kızı.
- Bırakmıyorum ne yapabilirsin lan sen.
- Yiğit in arabadan.
Evet bu tahmin ettiğiniz kişiydi. Kişilerdi, bu kişiler AYAZ VE YİĞİT'Tİ ama burada ne işleri vardı? Ben bunları fazla hatırlayamıyorum çünkü o bezden bayılmak üzereydim. Yiğit ve Ayaz birden arabadan indiği gibi adamın üzerine koşmaya başladılar. Ayaz adamın yanına geldiği gibi yüzüne bir yumruk çaktı. Ve bağırdı.
- Kızı bırak demedim mi lan sana!?
- Abi, abi.
- Seni öldürürüm lan!
- Ayaz dur.
- Ne yapıcağız biz bunu.
- Hâlâ polis merkezinde olanlar vardır. Ara birisini.
- Ara Yiğit.
- Ilgın,Ilgın. Bak bana nolur.
Konuşulanları neredeyse hiç duyamıyordum artık yavaş yavaş iyice bayılıyordum. Gözlerimi aralamaya çalışırken üzerime, gözlerime daha çok ağırlık çöküyordu. En son sadece birisinin beni arabaya bindirdiğini hatırlıyorum.
- Abi, uyanıcağına emin misin?
- Yiğit kız sadece bayıldı.
- Kim bayılmış? Dedim çıkmayan sessimle.
- Ilgın, iyi misin? Dedi Ayaz.
- Ne oluyor?
- Gözünü açar mısın? Dedi tekrardan Ayaz.
Gözlerimi aralamaya çalıştım yavaş bir şekilde.
- Ayaz?
- Ilgın?
- O adam sana bir şey yaptı mı?
- Yaptıysa söyle karakola gider bir daha döverim.
- Hayır, siz geldiniz.
- Seni sokağa salamayacağız tek başına galiba.
- Ayaz ne alaka ya.
- Çok fazla alakası var, ama tamam sus.
- Tut elimide kalkabileyim Ayaz.
Demem ile elimi tuttu ellerimiz bir birine dokundu ve gözlerimiz buluştu.
- Dur, burası neresi ?
- Nereye benziyor? Benim evim. Dedi Ayaz.
- Benim senin evinde ne işim var ?
- Ilgın başlama yine anahtarın yok bir şeyin yok seni nasıl evine götürelim of be!
- Tamam, pardon.
- Kusura bakma Ilgın o lavuk biraz sinirimi bozdu.
Ve ellerini yüzüne aldı saçlarını dağıttı.
Ekim saate bakmak için telefonuma gittiğinde bir sürü cevapsız arama ve mesaj gördüm.
- Telefonumu açmadınız mı ?
- Açtık, İdil yolda.
- Ne?
Acele ile telefonumun kilidini açtım.
8+ Cevapsız arama 18 Cevapsız mesaj
- Ilgın.
- Kızım iyi misin ?
- Mesaja bak.
- Bir şey mi yaptım ?????
- Başın belada mı ?
Gibi gibi mesajlardı hepsi. Birden bir kapı çalması duydum.
- İdil geldi. Ayaz kapıyı açmaya gitti.
İdil, koşarak yanıma geldi ve iyi olduğumu görünce derin bir nefes aldı.
- Kızım, öldün sandım.
- İdil, ölmeden mezara mı koydum beni ?
- Ölürsen de mezara koyamam ki.
- Sen ile Yiğit ölüme fazla meraklısınız.
- Tövbe tövbe yarabbim sabır. Dedi Ayaz.
- Teşekkürler, Ayaz. Yineden.
- Rica ederim, Ilgın. Yineden.
- İdil gel. Ev sahibinden anahtar istemem gerek.
İdil beni kolumdan tutup resmen sürüklerken, ben adımımı atamadım, ve yerlerde halı da olmayınca tam düşüyordum ki. Birisi beni yakamdan yakaladı.
- Ilgın!
- Sen niye her yerde düşüyorsun ? Dedi Ayaz.
- Yakamdan tutan sen misin ?
- Bırakırsam düşersin. Bekle
Eli yavaşça belime dokundu elini yakamdan çekti ve beni düzeltti.
Bu sefer ben İdil'i kolundan tutsrak kapıya sürükledim.
- Gidelim hemen. Dedim.
- Bekle burada ben geliyorum İdil.
Hemen ev sahibimin kapısına giderek kapısını çaldım.
- Zekeriya Hanım benim.
- Büyür kızım bir sorun mu oldu ?
- Yok, olmadı ama ben anahtarımı unutmuşum acaba anahtarımı alabilir miyim ?
- Al kızım al yarın getir ama tamam mı ?
- Tamam, Zekeriya Hanım. Yarın getiririm. İyi geceler.
- İyi geceler kızım.
- Geldin mi Ilgın ?
- İdil boş yapma yürü.
Hızlı bir şekilde giderek Ayaz'ın kapısını çaldım.
- Ayaz, biz benim eve gidiyoruz, karşıya bir şey olursa kapıyı çalın.
Başı ile onaylar bir ifade yaparak kapıyı yüzümüze kapattı. Asla umursamadan arkamı döndüm ve kapımı açtım.
- Gel İdil.
- İçeri geç.
- Bak ablası bu bebekte benim çocuğum. Dedim Kül'ü göstererek.
- Allah'ım yerim bunu annesi.
Birbirimize bakarak güldük. Hem de kahkaha olmasa da sayılırdı belki. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar rahat gülmüştüm. Biraz İdil ile havadan sudan konuştuk ikimizde yorgun özellikle ben yorgun olduğum için uyumaya karar verdik ve saat 1.37 gibi yattık.
- BÖLÜM SONU-
YAZAR NOTUUU!!!!!!: Selammm bu bölümümüz bu şekildeydi umarım beğenmişsinizdir yazmaya biraz yeni başladım aslında ilk defa bu şekilde kitap yazma girişiminde bulunuyorum o yüzden hatalarım olabilir saygı çerçevesinde tüm eleştirilere açığım buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler okurlarrrr.
