9. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!9. Bölüm/ Aheste Aheste
Bölümler 23Şu an: 9. Bölüm/ Aheste Aheste
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bahçede volta atarken bir yandan da sürekli telefona bakıyordum. Abim dersin bitince haber ver diye mesaj atmıştı ve şimdi aramasını bekliyordum. Stresimin sebebi de ne zaman gizli bir şeyler yapacak olsam abimin bunu sanki hissetmiş gibi beni kontrol etmeye başlamasıydı. Telefon çalmaya başlayınca hemen açtım.
"Alo Neva."
"Efendim abi?"
"Napıyorsun?"
"Bahçedeyim senin aramanı bekliyordum. Sen mesaj atınca meraklandım. Bir şey mi oldu?"
"Yok, olmadı. Nasılsın diye sorayım dedim."
"Anladım. İyiyim, sen nasılsın?"
"İyiyim, bir sıkıntı yok. Tarıkla konuştunuz mu hiç?"
"Geçen gün aramıştı ama çok kısa konuştuk. Neden sordun?"
"Öylesine sordum. Bir sıkıntı falan var mı oralarda?"
Yürümeyi bırakıp dikkat kesildim.
"Ne gibi?"
"Herhangi bir sıkıntı?"
"Yok. Hiçbir sıkıntı yok."
"İyi, olmasın da zaten. Derslerini sıkı tut."
"Tamam."
"Hadi Allah'a emanet, ararım yine."
"Sende abi."
Abim telefonu kapatınca derin bir nefes aldım. Abim üniversite bitene kadar sadece derslerimle ilgilenmem gerektiğini ta en başından söylemişti. Tarık abim ise dozunda heyecan iyidir deyip daha serbest olmamdan yanaydı. Başlarda Vedat abim gibi düşünsem de şimdi hissetiğim duygular önüme geçiyordu. Arkamdaki boş banka oturup etrafı seyretmeye başladım. Sabah Fatihle yürümemiz aklıma gelince kendi kendime gülümsedim. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Güneş parlıyordu, bulutlar küçükken çizdiğimiz bulutlar gibiydi. Hayat güzel ve heyecan vericiydi..
Seda elindeki listeyle sınıfa gelince sınıftan birkaç kişi etrafına toplandı. Sunum grupları ve konuları belirlenmişti. Dersin hocası kimsenin isteğine bırakmadan, üst sınıflardan seçtiği kişiler listeyi nasıl ayarlarsa öyle kabul edeceğini söylemişti. Tabii Seda bizim grup işini şansa bırakmayıp Emreyle halletmişti. Seda sonunda yanıma geldiğinde oflayıp oturdu.
"N'oldu?"
"İki saattir hocayı arıyorum, gelmemiş meğersem."
"Nasıl, ders iptal mi?"
Seda başını sallıyınca eşyalarımı toplamaya başladım.
"Vallahi çok sevindim, kalk yemek yemeye gidelim."
"Ben yemeğe gelemeyeceğim maalesef."
Sırama geri oturup Seda'ya döndüm.
"Neden?"
"Cahit dışarda beni bekliyor."
"Sizin aranız düzelmeye mi başladı?"
"Cahit çok çabalıyor, deneyeceğiz."
"Yaa! Çok mutlu oldum."
"Bende biraz mutlu oldum. Ne yalan söyleyeyim."
"E hadi bekletme çocuğu."
Seda da eşyalarını toplayınca dışarıya doğru yürümeye başladık. Koridorda birisi omzuma çarpana kadar da iyiydik. Ben kolumu tutarken Zehra dik dik bana bakıyordu. Ağzımdan herhangi bir kelime çıktığında ortalığın karışacağı barizdi. Ben sessiz kalırdım ama Seda asla.
"Önüne baksana!"
Zehra gözlerini benden çekip Seda'ya döndü.
"Asıl siz önünüze bakın, koskoca koridora sığamadınız mı?"
"Tek sığmayan biz değilmişiz galiba."
Seda'nın kolundan tutup yürütmeye çalışsam da nafile.
"Bana bak Zehra bu kaçıncı oldu, eğer bir daha saçma sapan hareketler yaparsan anlayacağın dilden konuşurum."
Zehra bir adım atıp bize yaklaştı.
"Hangi dilden anlıyormuşum ben?"
Açık açık tahrik ediyordu. Seda zaten hemen sinirlenebilen biriydi. Daha da sinirlenmeden sakinleştirmeye çalıştım.
"Seda görmüyor musun bilerek yapıyor, gel çıkalım biz."
Zorla da olsa Seda'yı çıkışa doğru döndürdüm. Tabi Seda tekrar arkaya dönüp, "Bu kıza bir daha bulaşmaya çalışırsan seni pişman ederim." diyene kadar.
"Bir halt yapamazsın."
Seda benden kurtulup Zehraya doğru gidiyordu ki Cahit araya girmişti. Cahit tek koluyla Seda'nın belinden tutup dışarı çıkardı.
"Hayırdır?"
Cahit'in sorusuyla Seda'ya baktım. Hâlâ içeri doğru bakıyordu.
"Küçük bir tartışma sadece." dedim.
Bankta oturmuş Seda'nın sinirinin geçmesini bekliyorduk. Aramızda çıt bile çıkmıyordu. Seda'da sinir sıkıntısı eskiden beri varmış. Şu an hastalık derecesinde olmasa da bazen olur olmadık şeylere çok sinirleniyordu.
"Bu kızın erkek arkadaşı falan var mı?"
Kaşlarımı çatıp Cahit'e döndüm.
"Ne alaka?"
"Kıza el kalkmaz. En azından sevgilisini döveyim."
Bakışlarımı Seda'ya çevirdim.
"Saçma sapan konuşma Cahit."
Cahit Seda'ya dönüp başını salladıktan sonra"Tamam hayatım." deyince rahatladım.
Yani tamam Zehrayla Fatih artık birlikte değillerdi ama ayrılalı da çok uzun zaman olmamıştı. Cahit'in ne yapacağı belli olmaz. Sonuçta mevzu bahis Sedaydı.
Sedayla Cahiti uğurladıktan sonra kantine doğru yol almaya başladım.
Kantindekilerin çoğu bizim sınıftandı. Sıra da yoktu. En sevdiğim kekten ve krakerden aldıktan sonra bir de tost istedim. En köşedeki masaya oturup aldıklarımı yemeye başladım.
Öğle arası geldiğinde kantinde dolmaya başladı. Dışarı çıkasım olmadığı için yerimden kımıldamadım. Tüm dikkatimi telefonuma verdiğim sırada karşımdaki sandalye çekildi.
"Merhaba."
Zehra, sanki iki saat önce aramızda tartışma yaşanmamış gibi normal şekilde karşıma oturdu.
"Neden geldin?"
"Özür dilemeye."
Yaşadığım kafa karışıklığı yüzüme yansımış olacak ki tekrar konuştu.
"Ben, Fatihle sizin aranızda bir şey olduğunu sandım. O yüzden böyle kaba davrandım. Normalde böyle birisi değilim, gerçekten. Konu Fatih olunca kontrolümü sağlamak zor oluyor."
Az önce yaşadığım karışıklık iki katına çıkarken oturuşumu dikleştirdim.
"Fatihle aramızda bir şey olduğunu mu sandın?"
"Evet ama yanılmışım işte. Fatih öyle bir şeyin olmadığını söyleyince özür dilemeye geldim. Tekrardan kusura bakma."
Surat ifademi düz tutmaya çalışsam da gözlerim yanmaya başlamıştı.
"Fatih dediyse doğrudur." dedim sahte gülümsememle. "Yanlış anlama ama ben sizin ayrıldığınızı duymuştum."
"Biraz ara verdik diyelim. Fatih her zaman bana geri döner."
Başımı sallarken, "Doğrudur." diyebildim sadece.
Zehra tekrardan kusura bakma deyip masadan kalktı. Arkasından bakarken beynimde söylediği cümle yankılanıyordu.
'Fatih her zaman bana geri döner.'
Sedayla yollarımız ayrılınca merdivenlere yöneldim. Rüzgârlı hava saçlarımı uçuşturuyordu. Ellerimi ceketimin cebine koyup yavaş yavaş yürüdüm. Merdivenlere geldiğimde Fatih'i gördüm. Galiba beni bekliyordu, birkaç adımdan sonra yan yanaydık. Durmayıp yürümeye devam ettim. Fatihte yanımda yürüyordu. Aramızdaki sessizlik rahatsız etsede konuşmak istemedim.
"Bir sorun mu var?"
Sorusuna karşılık başımı hayır anlamında salladım.
"Emin misin?"
Bu kez de evet anlamında salladım başımı.
"Peki neden konuşmuyorsun?"
"Dersler yordu biraz."
"Anladım."
Üzerine daha da konuşmadık. Durağa geldiğimde Fatih hâlâ yanımdaydı.
"Buradan mı bineceksin?"
Sorumla başını bana çevirdi.
"Hayır."
"Niye bekliyorsun o zaman?"
"Sen binince gideceğim."
Başımı karşıya çevirdim.
"Buna gerek yok."
Fatihten karşılık gelmeyince tekrar ona bakmak için başımı çevirdim. Bana bakıyordu. İkimizde birbirimizin gözlerine bakıyorken, Fatih kaşlarını çattı.
"Zehrayı sadece özür dilemesi için gönderdim yanına. Sana başka bir şey mi söyledi?"
"Sen mi gönderdin?"
"Bir şey mi söyledi sana?"
Fatih sorusunu yinelerken, vücudum sanki kendini sıkan iplerden kurtulmuş gibiydi. O kız Fatih'in evlenme hayali kurduğu kızdı. Ona karşı gireceğim bir yarışı kaybetmem işten bile değildi. Şimdi ise büyük bir rahatlamayla Fatih'e baktım. İçime gelen enerjiyle gülümsedim.
"Hayır bir şey söylemedi. Özür dileyip gitti ayrıca çokta kibardı."
Ani ruh değişimim Fatih'e de yansıdı. Gözleri kedi yavrusu gibi bakıyordu. Gözüme çok tatlı göründüğü için bir adım atıp ayaklarımın üzerine yükseldim. Tam öpeceğim sırada aklım başıma geldi. Kendi davranışıma şok olurken Fatih gülerek bakıyordu. Geri çekilip karşıyı izlemeye başladım. Fatih'in bakışlarını üzerimde hissetsemde oralı olmadım. Otobüs gelene kadar da Fatih'e bakmadım.
Birkaç dakika sonra otobüs gözükünce utana sıkıla Fatih'e döndüm.
"Beklediğin için teşekkür ederim."
"Eve gidince haber verirsin."
"Tamam, iyi akşamlar."
"İyi akşamlar."
Otobüse binip oturunca el salladım. Fatih de elini cebinden çıkarıp selam verdi. Eve gidene kadar içimden mutluluk çığlıkları attım. Yavaş yavaş da olsa aramızdaki ilişki ilerliyordu..
🤚🏻
Bölüm etkileşimi
