21. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!21.Bölüm/ Limonlu
Bölümler 23Şu an: 21.Bölüm/ Limonlu
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evimin kapısı açıp içeri girdim. Gelene kadar sırılsıklam olmuştum. Üzerimdeki ceketi çıkarıp halının ortasına bıraktım. Saçlarımdan su damlaları düşüyordu. Umursamayıp mutfağa girdim, dolaptan yumurtaları çıkarıp tezgahın üzerine koydum..
Keki kalıbına döktükten sonra fırına attım. Ara sıra gözlerimden yaşlar akıyordu. Burnumu çekip fırının önüne oturup kekin pişmesini beklemeye başladım.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Kek pişmişti. Fırından çıkarıp tezgahın üzerine koyduktan sonra mutfaktan çıktım. Bu sırada telefonum üçüncü kez çalmaya başladı. Kim aradı bilmiyorum umrumda da değildi. Banyoya girip üzerimi çıkarmaya başladım.
Olabildiğince kısa sürede duşumu alıp çıktım. Sadece uyumak istiyordum. Uzun süre uyumak. Yatağa girip yorganı başıma kadar çekip uyumaya çalıştım.
Uzaktan gelen alışık olduğum sese karşı gözlerimi bile açamıyordum. Evet alarm çalıyordu, kalkıp işe hazırlanmam lazımdı ama harekete geçemiyordum. Telefonum ceketimin cebindeydi. Ceketim koridorun ortasında. Tekrar uyur gibi hissettiğimde yine alarmın sesi yankılanmaya başladı. Güç bela yorganı üzerimden attım. Ayaklarımın yataktan indirip bir süre bekledim. Sanki kalktığım an düşecek gibiydim. Yavaş yavaş ayağa kalkıp duvarlardan tutuna tutuna ceketimin yanına gidebildim. Telefomu elime alıp tekrar yatağa döndüm. Bu hâlde işe gitmem imkansızdı. Müdür Bey'e bir mesaj yazıp gelemeyeceğimi ilettim. Cevap gelmesini beklemeden tekrar yorganı başıma çektim çünkü çok üşüyordum. Gözlerim kendi kendine kapanınca hemen uykuya daldım.
Ne kadar uyudum ya da saat kaç oldu bilmiyorum ama yine telefonun sesine uyandım. Yastığımın altındaki telefonu elime aldım. Ekrana bakmaya çalışıyordum ama gözlerim açılmıyordu. Sonunda gözlerim açıldığında arayanın Merve olduğunu gördüm. Daha fazla bekletmeden açtım.
"Neva Hanım.."
"Efendim Merve."
"Nasılsınız? Sesiniz iyi gelmiyor."
"Hasta olmuşum. Yatıyorum."
"Çok geçmiş olsun, ben merak ettim de o yüzden aradım."
"Teşekkür ederim Merve. Dinlenince geçer diye umuyorum."
"Evet dinlenmek iyi gelir. Ben kapatayım, takrardan çok geçmiş olsun."
"Çok sağ ol, görüşürüz."
Telefonu kapatıp saate baktım. On ikiyi geçiyordu. Bu saate kadar nasıl uyuduğuma şaşırdım. Uyudum mu bayıldım mı onu da bilmiyorum gerçi. Yine yataktan kalkamadım ve yine uyumak için gözlerimi kapattım.
Bazen uykundan birden uyansam da tekrar uyumaya devam ediyordum. Havanın kararmaya doğru geldiğini görünce elim telefona gitti. Saat altıyı geçmişti. Fatih iki kez aramış, bir kez de telefonu aç diye mesaj atmıştı. Bildirimleri ekrandan kaydırdım. Telefonu tekrar bırakıp uyumaya geçeceğim sırada kapının zili çaldı. Yavaş yavaş yataktan çıkıp kapıya doğru gittim. Kapının deliğinden bakınca gelenin Fatih olduğunu gördüm. Kapıyı açmadan konuştum.
"Ne var, neden geldin?"
"Neva lütfen kapıyı açar mısın? Böyle mi konuşacağız?"
"Benim seninle konuşacak bir şeyim yok. Git buradan."
"Neva hasta olduğunu biliyorum ve seni merak ediyorum. Lütfen kapıyı aç sonra yine konuşma benimle."
Kapıyı açıp geri çekildim. Fatih içeri girince de kapıyı kapatıp oturma odasına doğru yürüdüm. Kanepeye oturunca üşüdüğümü fark ettim. Fatih oturmadan ayakta bekliyordu.
"Ne söyleyeceksen söyle sonra çık git." Sesim zar zor çıkıyordu.
"Seni çok merak ettim. Neden telefona cevap vermiyorsun?"
"Gerek duymadım."
"İlaç içtin mi?"
Yorgunluğum iyica gün yüzüne çıkarken artık oturamayacağımı fark ettim.
"Vazgeçtim, seni dinlemek istemiyorum. Hadi git."
Şu an istediğim tek şey uyumak.
"Neva iyi görünmüyorsun. Hadi hastaneye gidelim."
"Sana git dedim." Deyip ayağa kalktım.
"Hayır. Gitmiyorum."
Daha fazla dayanamayacaktım.
"Ne hâlin varsa gör."
Odama gidip kendimi yatağa attım.
Gözlerim yavaş yavaş kapanırken duyduğum son şey kapanan kapının sesiydi.
"Neva, Neva hadi uyan güzelim."
Fatih'in sesini duyuyordum ama gözlerim açılmıyordu.
"Nevacım hadi kalk, ilaç içmen lazım."
Gözlerimi kısıkça açabildim.
"Gözlerim açılmıyor Fatih."
"Hemen geliyorum."
Hızlı adımlarla odadan çıkmıştı yine hızlıca gelmişti.
Yüzümde hissettiğim ferah şeyle gözlerimi biraz daha açabildim. Fatih yüzümü ıslak mendille siliyordu. Bu iyi gelmişti.
"Hadi kalk artık."
"Uyumak istiyorum."
Fatih üzerimdeki yorganı yan tarafa açtıktan sonra beni kucağına aldı. Hem üşüyordum hem yanıyordum.
"Sen gitmemiş miydin?" Diye sordum oturma odasına doğru ilerlerken.
"Dışarıdan birkaç bir şey alıp döndüm."
"Geldiğini duymadım."
Anlıma öpücük kondurdu.
"Çünkü uykun çok derin."
"Değil aslında."
"Birkaç kez yanına geldim. Duymadın."
Beni koltuğa bırakıp mutfağa gitti. Döndüğünde elinde bir tepsi vardı. Tepsinin içinde de bir kase çorba, dilimlenmiş meyveler ve dün yaptığım kekten vardı.
"Sana çorba yaptım." Heyecanla yanıma geliyordu.
Gülümsemeye çalıştım.
"Daha kötü olmayayım."
"O konuda hiç endişelenme, tadım testimden geçti."
Yanıma oturup tepsiyi kucağına koydu. Kaşığı çorbayla doldurup bana uzattı. Hiç de fena sayılmazdı.
"Eline sağlık, çok güzel olmuş."
"Senin kekin kadar güzel olmamıştır."
Fatih'e doğru döndüm.
"Dün yaptım, limonlu."
"Yediğim en güzel limonlu kekler senin yaptıkların."
Eskiyi hatırlaması hoşuma gitti.
"Sen pek sevmiyorsun galiba? İlk dilimi ben yedim haberin olsun."
Güldüm, "Afiyet olsun."
Çorbayı daha fazla içmek istemeyince bu kez meyveleri zorla yedirmeye başladı.
"Daha fazla yiyemeyeceğim."
"Kekten de bir dilim al."
"Benim yerime sen yesen."
Israr etmeyip son olarak ilacı uzattı.
Biraz da olsa kendime gelebilmiştim.
"Yatağa gitme, uyuma sürekli."
Başımı tamam der gibi salladım.
Fatih tepsiyi mutfağa götürdükten sonra tekrar gelip yanıma oturdu.
"Üşüyorum."
Eliyle anlıma dokundu.
"Sıcaksın, biraz böyle kal."
"Ama üşüyorum."
Beni kendine çekip sarıldı.
"Isınırsın şimdi."
"Hasta olacaksın."
"Olmam."
Birkaç dakika durduktan sonra ayrıldım. Başımı Fatih'in koluna yaslayıp gözlerimi kapattım.
"İyi ki geldin."
Başını çevirip yüzüme bir öpücük daha kondurdu.
"Tabii ki gelecektim."
"Özür dilerim." Sesim o kadar alçaktı ki. Duymamış bile olabilirdi.
"Fatih ben öz- "
"Neva özür dilemesi gereken kişi benim."
Başımı kolundan kaldırıp yüzüne baktım.
"Hayır, sana hiç hoş olmayan şeyler söyledim. Gerçekten özür dilerim. Ben normalde öyle biri değilim sadece çok sinirlendim. O kadın saçma sapan konuştu."
"Neva, sen haklıydın. Hem de çok haklıydın ve ben bundan sonra sana göre davranacağım."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Kollarımı uzatıp sarıldım.
"Fatih yatağıma gidebilir miyim?"
"Hayır."
Göz devirip kollarımı çektim.
"Günün nasıl geçti?"
"Sabah odana gittim, seni görmeyince telaşlandım. Aradım açmadın da. Lütfen bir daha beni böyle telaşlandırma."
Gözlerim kapanırken başımı sallayabildim sadece.
Sonrasını da hatırlamıyorum.
🤚🏻
(Yeni kurguma da beklerim. Yeni bölüme kadar hoşça kalın 🖤)
Bölüm etkileşimi
