1. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?
Bölümler 23Şu an: 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evden tam planladığım saatte çıkmama rağmen yine geç kalmıştım. Aceleyle çantamı ve telefonumu elime alıp arabadan indim. Hava rüzgârlıydı, sabah özenle yaptığım saçlarım bir sağa bir sola savruluyordu. Fakültenin önüne gelince daha da hızlanıp hemen sınıfa geçtim. Kimseye bakmadan ilk gördüğüm boş yere oturdum. Soluklanıp kendime gelmeye çalışırken hoca gelmişti. Yeni dönemin ilk dersiydi ve ben bu hocayı ilk kez görüyordum. Diğer hocamız yılı birlikte bitireceğimizi söylemişti. Hoca direkt derse geçince, "Önce bir kendinizi tanıtsaydınız hocam." diye sessizce söylendim. Defterimi ve telefonumu çantamdan çıkarırken yanımdaki çocuk bana doğru eğilip konuştu:
"Sen nakil mi geldin?"
Telefonuma gelen mesajlara bakarken konuşan kişiye bakmadan başımı salladım.
"Yok yeni değilim ben."
Mesajları okumayı bırakıp çocuğa döndüm. Daha önce hiç görmemiştim.
"Sen yeni misin?"
Çocuğun önce kaşları havalandı sonra "Hayır, yeni değilim."
Konuştuğum kişi tanıdık değildi bu kez onun yanındaki çocuğa baktım. Dikkatle hocayı dinliyordu. Ona baktığımı fark edince bana doğru döndü. İfadesizdi, sanki duvara bakıyordu. Bu kez benim kaşlarım havalandı. Bu çocuğu da ilk kez görüyordum. Ben hâlâ çocuğa bakarken elimdeki telefon titremeye başladı. Seda arıyordu. Meşgule atıp mesajları okumaya başladım. Okuduğum mesajla gözlerimi sıkıca kapattım. Yanlış sınıfa girmiştim. Koştur koştur geldiğim ders şu an yan sınıfta işleniyordu.
Sıkıntıyla nefesimi verip gözlerimi açtım. Yanımdaki çocuk bıyık altından gülüyordu.
"Bu hoca biraz sıkıntılı. Dersinden çıkamazsın ve dersleri blok işler." dedi kısık sesle.
"Ben bu dersin öğrencisi değilim ki." Bende kısık sesle konuştum.
"Bekleyeceksin mecbur."
Başımı sallarken defterimi açıp dersi dinlemeye başladım.
Hocanın gözüne batmamak için tahtada yazanları defterime yazmaya başlayınca yanımdaki çocuk yine konuştu.
"Sen niye yazıyorsun?"
"Hocanın gözüne batmamak için."
"İyi düşünmüşsün. Aman diyeyim kendini belli etme."
Gülümseyip başımı salladım.
Adını bilmediğim dersin ikinci saatindeydim. Kimseden çıt çıkmıyordu. Karnım da iyice acıkınca dayanamayıp yanımdaki çocuğa döndüm.
"Ne zaman bitecek bu ders?"
Çocuğun gözleri fal taşı gibi açılırken yanıdaki diğer çocukta bana döndü. Hatta yan sıradaki diğerlerinin de. Yavaşça başımı önüme çevirirken önümde oturanlarla da göz göze geldim. Hepsi arkaya dönmüştü. En son bakışlarımı hocaya çevirdim. Gözlüklerinin üzerinden bana bakıyordu. Yutkundum.
"Hocam karnım acıktı da benim ondan dedim yoksa ders su gibi akıyor. Yanlış anlamayın yani."
Hoca elindeki kalemin kapağını kapatıp masanına doğru gitti.
"Peki bugünlük bitirelim. Çıkmadan imzalarınızı atın."
Birkaç saniye boyunca sınıftan kimse yerinden kımıldamamıştı. Daha fazla dayanamayıp yanımdaki çocuğa döndüm yine, "İsmin neydi?"
"Emre."
"Memun oldum Emre. Lütfen kalkar mısınız artık, diğer derse yetişmem gerekiyor da."
İkisi de kalkınca hemen sınıftan çıktım.
Seda' yı arayıp nerede olduğunu sordum. Kantindeyim deyince bu kez ters tarafa dönüp yürümeye başladım. Az önce çıktığım sınıfın önüne gelince telefonla ilgileniyormuşum gibi meşgul gözükmeye çalıştım. Tam sınıfın önünden geçip rahatlarken önümdeki çocukların konuşmalarını duydum.
"Yeni kıza ne diyorsun, sayesinde dersten erken çıktık."
Bu konuşan Emreydi. Yanındaki çocukta sınıfta yine yanında olan çocuktu.
"Ne diyeyim oğlum, tanımam etmem."
"Ben de tanımıyorum. Seçmeli dersi mi acaba?"
Diğer çocuk telefonuna bakarken omzunu silkti, "Bilmem."
"Ee ne yiyeceğiz?"
Daha fazla dinlemeden hızla yanlarından geçip kantine gittim.
Seda kahvesini içerken bir yandan da kitabını okuyordu. Yanına gidince kitabı kapatıp kenara koydu.
"Neredesin sen, bu hoca uyuz derslerini düzenli takip edelim demedik mi?"
Sandalyeye otururken nefesimi dışarı verip konuştum.
"Yanlış sınıfa girmişim, iki saat başka ders dinledim."
"Nasıl becerdin diye sormayacağım hatta şaşırmadım bile biliyor musun?"
"Seda bir dur gözünü seveyim ya, rezil oldum zaten."
"Bunda rezil olacak bir şey yok, herkesin başına gelebilir."
"Beni teselli etmeye çalışıyorsun anlıyorum ama üniversitede ilk günüm değil bugün."
Kahvesini içerken, "Takma kafana" dedi.
"Ee ne yiyeceğiz?"
"İki tost söyledim. Hazır olunca gidip alırsın."
"Tamam."
Birkaç dakika geçmeden kantinci abla bağırmıştı bile.
Tostları almaya giderken Emre'nin yanındaki çocuğu gördüm. Dolaptan su alıyordu. Karşılaşmamak için adımlarımı yavaşlattım. Tam parasını kantinci ablaya uzatırken abla tekrar bağırdı.
"Tostlar hazır!"
Daha fazla bekletmemek için hızlandım. Attığım son adımda adını bilmediğim çocukla karşı karşıya gelmiştik. Birbirimize bakarken gayriihtiyari "Merhaba" dedim. Çocukta şaşırmıştı. Selamıma karşılık başını salladı ve yanımdan geçip gitti.
Elimdeki tepsiyle masaya oturdum.
"O kimdi?"
"Kim?"
"Az önce konuştuğun çocuk."
"Tanımıyorum. Birden karşı karşıya geldik."
Seda tostunu ısırırken tamam der gibi başını salladı.
Kahvelerimiz de bitince derse gittik. Aradan geçen üç saat sonra bugünlük derslerimiz bitmişti. Seda kütüphaneye gideceğini söyleyip yanımdan ayrılınca bende otoparka doğru yürümeye başladım. Arabaya binip iyice yerleşirken karşı yoldan kişiye ilişti gözüm. Yine o çocuktu. Arkadaşları bir şeyler anlatırken hem onları dinliyor hem de sigarasını içiyordu. Sigarayı görünce yüzümü buruşturdum.
"Keşke içmesen." Kendi kendime konuştum.
Arabayı çalıştırıp evin yolunu tuttum.
-
Otobüsten inip fakülteye doğru yürümeye başladım. Hava çok güzeldi, bulutlar çok güzeldi. Başımı gökyüzüne çevirip bulutlara baktım. Küçüklüğümden beri en sevdiğim şeydi bulutları izlemek.
Derse daha bir saat vardı. Yaylana yaylana yürüyordum. Rüzgâr saçlarımı bozmadan esiyordu bu kez. Merdivenlere gelince daha dikkatli adım attım. Birisi yanımdan hızlı hızlı geçince başımı yan tarafa çevirdim. Dünkü çocuktu. Bu kadar fazla karşılaşmamız normal mi ki diye geçirdim içimden. Sonra bu düşünceme göz devirdim. Sonuçta aynı yere gidiyorduk. Önümde koşarcasına gidiyordu sonra telefonu çıkarıp kulağına götürdü ve adımları yavaşladı. Birkaç saniye sonra olduğu yerde durup telefonu kapattı. Bende hızlanmıştım. Kendi kendine söylenirken arkasını dönünce yine karşı karşıya geldik. Bu kez bunu bilinçli olarak yapmıştım. Yine düz bir ifadeyle bakıyordu.
Gülümseyip, "merhaba" dedim. Karşılık olarak yine başını sallayınca kendimi tutamadım.
"Konuşamıyor musun sen? İkidir merhaba diyorum hiç sesin çıkmıyor."
"Sizinle konuşmayı tercih etmiyorumdur belki?"
"Nedenmiş o beyefendi?"
Önüne dönüp yürümeye başladı bende peşinden yürüdüm.
"Hey! Soru sordum."
Aynı hizaya gelince sesimi çıkarmadan yürümeye devam ettik. Birkaç dakika sonra tekrar konuştum.
"Tanışalım mı?"
Karşıdan ses gelmeyince yine sustum. Biraz daha zaman geçti. Hâlâ konuşmuyordu.
"Neva ben." Dedim.
Yine başını salladı. Daha fazla dayanamayınca kolunu tutup kendime çevirdim.
"İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?"
✨️
Bölüm etkileşimi
