3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda

Yeni gün yeni heyecanlar diyerek güne başladım. Kahvaltımızı ettikten sonra babamla yola çıktık. Bugün beni o bırakacaktı. Bol gülmeli sohbetimiz yolumuzun bitmesiyle sona ermişti. Arabayla geldiğim için biraz da olsa boş vaktim vardı. Seda daha gelmediği için bahçede oturup, Seda'yı beklemeye başladım. Telefonumla uğraşırken Seda aradı.

"Efendim."

"Napıyorsun?"

"Seni bekliyorum."

"Yolu yarıladım. Sıkıldım da seni arayayım dedim."

"İyi yapmışsın."

Oturduğum yerden Seda'yı görene kadar konuştuk. Seda yurtta kalıyordu, geç kalmadığını sürece de otobüse binmezdi. İkimizde yürümeyi seviyorduk ama benim evden üniversiteye yürümem imkânsız gibi bir şeydi.

Seda yanıma gelince yerimden kalktım. Birlikte sınıfa doğru yürümeye başladık.

"Neva sana zahmet bana bir su alır mısın? Benim acil tuvalete gitmem lazım."

"Tabii tabii, sınıfta beklerim seni."

Seda hızlı hızlı tuvalete giderken ben de kantine girdim. Girer girmez her tarafı gözden geçirdim. Malum merak ettiğim biri vardı. Aradığım kişiyi bulamayınca su dolabına doğru yürüdüm. Su alıp parasını uzatmayı beklerken başka birisi daha su almaya geldi. Dolabım hemen yanında olduğum için kenara çekildim. Gelen kişi arkasını dönüp başka birisine seslendi.

"Fatih sana da alıyorum."

Seslendiği kişiden onay almış olacak ki bir su daha aldı. Ben de bu sırada parayı verip çıkışa yürüdüm. Çıkışta kapının yanında bizim beyefendiyi görünce kaşlarım havalandı. Gülümseyerek karşısında durdum.

"Günaydın."

Elleri cebinde duruyordu.

"Günaydın."

"Nasılsın?"

"İyi."

Başımı sallayıp, "güzel" dedim. Aramızda yine sessizlik oldu. Galiba gitmem gerekiyordu. Yine de işgüzarlık olsun diye konuştum.

"Beni mi bekliyordun?"

Gülmemek için dudağımı ısırırken beklentiyle gözlerine bakıyordum. Kaşlarını çatıp, "Hayır." dedi.

"Yanlış anladım demek ki."

"Öyle oldu biraz."

"Neyse başka sefere artık." Dedim gülerek. O da hafif gülümser gibi olmuştu ama hemen ciddi hâline döndü.

"Ben gideyim o zaman."

Konuşmadı ve yine başını salladı. Ben yanından ayrılacakken başka birisi yanımızda durdu. Bu az önce benimle birlikte su alan kişiydi.

"Kardeşim ben sınıfa geçiyorum. Al bunu da." deyip suyu uzattı.

"Eyvallah, sağ ol."

Çocuk suyu verip yanımızdan ayrıldı. Ben de "İyi dersler" dedikten sonra yanıdan ayrıldım.

Kendi kendime güldüm. Demek ismi Fatih'di.

Bir hayli uzun geçen dersin ardından Sedayla yemeğimizi dışarıda yemeye karar verdik. Fakülteye yakın kafeye girip bulabildiğimiz en sakin masaya oturduk. Siparişlerimizi beklerken de sohbet etmeye başladık.

"Geçen gün giremediğim dersin notlarını yarın getirebilir misin? Geri kalmak istemiyorum."

"Getiririm tabii ama bana kesin hatırlat."

Seda telefonunu eline alıp bir şeyler yazarken bende dışarıya bakmaya başladım. Rüzgâr esiyordu. Aklıma gelen şeyle Seda'ya döndüm.

"Seda ben galiba birinden hoşlanıyorum."

Seda telefondan başını kaldırıp kaşlarını çattı.

"Ne?"

"Tam hoşlantı değil de hoşlantımsı gibi."

Telefonunu masaya koyup geriye yaslandı.

"Kim?"

"Ben de tam olarak bilmiyorum."

"Nasıl bilmiyorsun?"

"Ben hani yanlış derse girmiştim ya.."

"Ee?"

"Hah, o sınıftan biri."

"Adını falan bilmiyor musun?"

"Galiba Fatih."

Yüzünü buruşturup, "Galiba derken."

"Ben buna sordum ismini, söylemedi. Hatta benimle konuşmuyor bile."

"Ve sen hoşlandığını söylüyorsun?"

Oflayıp yüzümü elime dayadım.

"Bilmiyorum nasıl biri olduğunu merak ediyorum işte."

Seda konuşacakken siparişlerimiz geldi. Patates kızartmasını ağzıma atıp yavaş yavaş yemeye başladım.

"Seda sen belki tanıyorsundur ha?"

"Nasıl biri anlat bakalım."

Gülümseyip anlatmaya başladım.

"Sessiz, çok sessiz. Çoğunlukla ifadesiz bakıyor. Benle konuşurken sürekli kaşlarını çatıyor. Gerçi benle konuşmuyor. Ben konuşunca kaşlarını çatıyor diyelim. Ve zeytinli poğaça sevmiyor."

Seda yine yüzünü buruşturmuştu.

"Neva, Allah aşkına bu anlattıklarından mı bileceğim çocuğu?"

"Keşke burada bir yerlerde olsaydı."

"Soyadını bilmiyor musun?"

"Ah bir bilsem! Hemen adıma yakışıyor mu diye deneyeceğim ama yok bilmiyorum."

"Bana bak belalı bir tip değil değil mi?"

"Hayır çok tatlı biri."

Seda göz devirip yemeğine dönerken, "İllaki göreceğiz." dedi.

Yemekten ve iki saatlik dersten sonra yine kantine geldik. Daha iki saatimiz vardı. Artık başım ağırmaya başlamıştı. Seda kendine çay bana su aldıktan sonra tuvalete gitmişti. Alnımı ovarken gözlerimi kapattım. Birkaç saniye sonra gözlerimi açtığımda girişte Seda'yı gördüm. Bizim masaya doğru gelirken birden yönünü değiştirip yana doğru yürüdü. Hangi masaya doğru gittiğine bakmak için başımı eğmemle Fatih'i gördüm. Yaşadığım heyecanla kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Seda ayakta bir şeyler anlatırken Fatih ve yanındaki iki kişi dikkatle dinliyorlardı. Seda telefonuna bir şeyler yazdıktan sonra bizim masaya doğru geldi.

"Onlar kim?"

Heyecanla sormuştum. Seda oturup hemen çayından içti. Benim aksime çok sakindi.

"Üst sınıftan."

"Ne konuştunuz ki?"

"Aydın Hoca sunum ödevi vereceğim dedi ya konuları bunlar verecekmiş."

"Sen tanıyor musun yani onları?"

Seda başını salladı, "Evet."

"Tanıyorsun? Üçünü de?"

"Tanıyorum Neva. Görkem, Tolga ve Fatih."

Konuşmadan birkaç saniye yüzüne baktım. Çayından bir yudum daha aldıktan sonra kaşları havalanırken dudakları aralandı.

"Fatih, o Fatih bu Fatih mi?"

"Bu Fatih." Dedim gülümserken.

Ellerini ağzına götürüp bir Fatih'e bir de bana baktı.

"Hani tanımıyordun?"

"Kızım aklıma bu Fatih olabileceği hiç gelmedi ki."

"Nedenmiş o?"

Öne eğilip kısık sesle konuştu.

"Sevgilisi vardı bunun."

Gözlerim fal taşı gibi açılırken sadece "Ne!" diyebildim.

✨️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

157okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.