4. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına
Bölümler 23Şu an: 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dünya durmuştu. Her şey sessizdi. Ve ben yaklaşık kırk dakikadır tavanı izliyordum. Yataktan kalkıp oturdum.
"Vay be! Bak sen şu beyefendiye. Demek o yüzden benimle konuşmuyordu."
Kendi kendime konuşurken annem içeriden bağırdı.
"Kızım kimle konuşuyorsun sen?"
"Kimseyle konuşmuyorum anne, sesli düşünüyorum sadece."
"Gören duyan deli sanacak Neva!"
"Anne şu an çok büyük bir tartışmanın içindeyim bölme lütfen."
"İyice kafayı sıyırdın sen."
Annemi kendi hâline bırakıp Seda'ya mesaj attım. Fatih sosyal medya kullanıyorsa biraz araştırma yapabilirdim. Seda hemen mesajıma dönmüştü. Evet sosyal medya kullanıyordu ama hesabı gizliydi. Oflayıp Seda'yı aradım. Bekletmeden açmıştı.
"Efendim Neva."
"Seda uzatmadan konuya giriyorum."
"Evet, dinliyorum."
"Kara sevdaya düştüm Seda. Bu dert beni öldürmez belki ama şimdiden sürünmeye başladım."
Telefondan bir kıkırtı geldi.
"Derdim sana komik geldi kızım, niye gülüyorsun?"
"Ciddi olduğunu sanmıyorum."
Seda görmese de kaşlarımı çattım.
"Neden?"
"Neva sen bu çocuğu kaç kez gördün ya da ne kadar tanıyorsun da hemen kara sevdaya düşüyorsun?"
Moralim bozulurken kendimi yatağa attım.
"Seda çocuk beni resmen kendine çekiyor, evren bizi birleştirmeye çalışıyor. Senin dediklerine bak."
"Dalga mı geçiyorsun ciddi misin?"
Bir an durup düşündüm. Acaba sadece heves mi ediyordum. Onun yanında olduğum zamanlar aklıma gelince kendi kendime gülümsedim.
"Seda.."
"Efendim."
"Ben galiba bu çocuğa aşık oluyorum."
~~
Otobüse binip kulaklığımı taktım. Günün anlam ve önemine binaen ayrılık şarkı ve türkülerini dinlemeye başladım. Gece yatmadan önce hepsini listelemiştim. Bildiklerime içimden eşlik ediyordum. Yeni bir türkü çalmaya başlayınca ekrana baktım çünkü bunu bilmiyordum. [Musa Eroğlu- Zamansız Yağmur]
Bu türküyü babam önermişti. Zamanında annemle kavga edip ayrılınca bu türküyü dinleyip dertlenirdim demişti. Tabii o zamanlar üniversitedelermiş. Babam, "En deli zamanlarımdı, bulmuşum böyle kızı kaçırır mıyım hiç. Gittim babasına dedim kızınızı seviyorum haberiniz olsun." Annem babamın cesaretinden çok etkilenip bir şans daha vermiş babama. Bu arada dedem de babamı eşek sudan gelinceye kadar dövmüş bu cesaretinden dolayı. Aklımdan bunlar geçerken türkü başlamıştı. Bilmediğim için eşlik edemedim ama bambaşka yerlere gitti kafam. Eğer Fatih'in konuştuğu varsa ben ne olacağım. Ona bağlanıyordum hem de körü körüne.
Son durağa gelince inip yürümeye başladım. Merdivenleri yavaş yavaş çıkıyordum. Hava birden kararınca başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Bulutlar sevdiğim gibi değildi. Sevmezdim böyle havaları. Yüzümü buruşturup başımı indirdim. Tekrar merdivenleri çıkmaya başladım. Yan tarafımda yürüyen kişiyle aynı anda atmıştık adımlarımızı. Başımı çevirince Fatih'i gördüm. Onun diğer tarafında da arkadaşı Emre vardı. Fatih'i görünce tam gülümseyecektim ki son anda vazgeçtim. Kız arkadaşı olduğunu bilip yakın davranmak olmazdı. Önüme dönüp telefonuma bakıyor gibi yapıp adımlarımı daha da yavaşlattım. Yakın davramayacaktım tamam ama uzaktan izlemekte bir sakınca yoktu. Benden dört-beş metre uzaklaştıklarında başımı telefondan kaldırdım. Başımı kaldırıp onlara bakacağım sırada Fatih başını öne çevirmişti. Bana mı bakmıştı ya da başka tarafa mı görememiştim. Yanaklarımı şişirip ofladım. Ben ayrılık istemedim sebep olanlar utansın be!
Bir dersten diğer derse geçiyorduk ama benim aklım olduğu yerde sayıyordu. Seda'nın dürtmesiyle ona döndüm.
"Doğru düzgün dersini dinle sonra ağlayıp sızlarsın."
"Tamam" deyip derse odaklanmaya çalıştım. Seda böyleydi işte. İlk gayesi derslerinde başarılı olmak, oluyordu da zaten. Tüm hocalar onu seviyordu, başarılarıyla gurur duyuyordu. Ben de gurur duyuyordum. Bazen onun gibi olmak istesem de çoğu zaman bu düşünce beynimden buharlaşıp gidiyordu.
Ders sonunda Seda hocayla konuşurken ben de kapının yanında onu bekliyordum.
Sonunda Seda, "Tamam hocam, hiç merak etmeyin." demişti ve sınıftan çıkmıştık.
Kantine doğru yürürken Seda'ya döndüm.
"Seda, Fatih'in sevdiği kız kim ben tanıyor muyum?"
"Kesin görmüşsündür. Hep birlikte dolaşıyorlardı. Gerçi son zamanlarda ben de görmedim."
"Görünce bana göstersene."
Seda başını sallayıp, "Tamam." dedi.
Kantinde sırada bekleme sırası bendeydi. Seda bulduğu boş masaya oturmuş beni bekliyordu. Bugün günlerden abur cuburdu, sevdiğimiz keklerden ve krakerlerden alıp içecek dolabına gittim. İki tane de su aldıktan sonra cüzdanımdan kartı çıkarmaya çalışıyordum ki suyun biri elimden düşmüştü. İki büklüm olup suyu almak için yere eğildim fakat birisi benden önce davranmıştı. Başımı kaldırıp yardım eden kişinin Fatih olduğunu görünce her şey yavaşlamaya başladı. Sanki ağır çekimde film çekiyorduk. Gözlerimiz birbirine kenetlenmiş gibiydi. Yanaklarımın kızardığını hissetmeye başlayınca kendimi toparladım. Suyu hâlâ elinde tutuyordu. Surat ifademi düz tutmaya çalışarak elimi uzattım.
"Alabilir miyim?"
Kendimce mesefeli davranıyordum.
Kaşları havalanırken suyu uzattı.
"Teşekkür ederim."
Hemen arkamı dönüp Seda'nın yanına gittim. Kollarını göğüsünde bağlamış bana bakıyordu ya da bize bakıyordu. Masaya otup aceleyle konuştum.
"Vallaha ben bir şey yapmadım, o geldi bu kez."
"Gördüm."
Ben suyu açıp içerken Seda hâlâ Fatih'in tarafına bakıyordu.
"Neva."
"Hı?"
Seda bakışlarını bana çevirip, "Sana bir şey söyleyeceğim ama aşırı tepki vermeyeceksin."
Suyumdan bir yudum daha aldıktan sonra gözlerimi kısıp Seda'ya baktım.
"Tamam."
"Bu çocuk hâlâ sana bakıyor."
Gözlerim sonuna kadar açılırken ağzımdaki suyun birazını da etrafa fışkırtmıştım.
"Allah seni kahretmesin."
Kendime gelmek için birkaç kez öksürdüm.
"Seda ben de dönüp bakayım mı?"
"Sakın!"
Her ne kadar meraktan çatlasam da dönmedim.
"Diğer seferlerki gibi samimi davranmadım ya ondan şaşırdı galiba."
Seda krakerin paketini açarken, "Ben bir sorup soruşturayım. Birlikteler mi ayrılmışlar mı?"
Heyecanla konuştum, "Gerçekten mi? İnşallah ayrılmışlardır."
Seda kaşlarını çatıp, "Böyle konuşmak sana yakışmıyor." deyince ofladım.
"Neva."
"Efendim?"
"Kesin bilgiyi öğrenene kadar gidip Fatihle konuşma lütfen."
"Ya o gelip benimle konuşursa?"
"O zaman işler değişir tabii."
"Gelip konuşur mu sence?"
Kekimden bir ısırık alıp başımı salladım. "Sanmam."
"Tamam bu konuyu rafa kaldırıyoruz şu an."
"Tamam."
--
Babam cebinden yüzlük çıkarıp uzatınca gülerek paraya uzandım. Tam alacağım sırada parayı kendine çekip yanağını uzattı.
"Önce karşılığını isterim."
Babama kocaman bir öpücük verdikten sonra parayı elinden çekip aldım. Sağ olsun bugün beni o bırakmıştı. Rüzgâr şiddetlenmeye başlayınca koşar adımlarla fakülteye girdim. Uykum daha ağır basınca kahvaltıdan feragat etmiştim. Midem zil çalarken kantine girdim. Gözlerim zeytinli poğaça aramıştı ama bulamamıştı.
"Abla zeytinli kalmadı mı ya?"
"Son bir tane kalmıştı. Az önce aldılar ablam."
"Tamam, ben bir tane sade alayım o zaman."
Poğaçayı alıp köşedeki masaya oturdum. Çok aç olduğum için hızlı hızlı yemeye başladım. Son lokmayı da ağzıma attığım sırada karşımdaki sandalye çekildi. Fatih karşıma oturup, "Merhaba." dedi. Heyecandan ağzımda lokma varken konuştum. Ben de merhaba demiştim ama 'merhabğa' gibi bir ses çıkmıştı. Fatih dudağının kenarıyla gülünce bende güldüm. Sonra birden Seda'nın dedikleri beynimde yankılanınca gülmeyi kestim ve Fatih konuşana kadar da konuşmadım. İlk adımı ben atmayacaktım güya.
İkimizde konuşmadan durduk bir süre sonra Fatih elindeki kağıt paketi bana uzattı.
"Son bir tane kalmıştı. Senin için aldım. Geçen seferden borcum vardı."
Pakette zeytinli poğaça vardı. Her ne kadar içim içime sığmasa da belli etmeden kuru bir teşekkür ettim. Önemli olmadığını söyleyip yanımdan ayrıldı.
Poğaçaya bakıp sırıttım. Artık zeytinli poğaçalar da sevdaya dâhildi..
✨️
Bölüm etkileşimi
