17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)

"Babam nerede?" diyerek içeri geçerken gördüğüm yüzle donakaldım. Selçuk pişmiş kelle gibi gülerek bana bakıyordu.

"Hoş geldin canım, bak sana sürpriz yaptım."

"Senin ne işin var burada?"

Sinirle anneme döndüm.

"Bunun burada ne işi var anne?"

"Kızım bizi ziyarete gelmiş. Ne var bunda?"

"Mâdem sizi ziyarete gelmiş beni niye bugün çağırdın?"

"Kızım bak bir kez daha oturup konuşun, öyle hemen kestirip atmayın."

Bu kez babama döndüm.

"Baba bari sen bir şey söyle!"

Babamın da arada kaldığı belliydi.

"Kızım anneni dinle bu seferlik, oturun bir konuşun. Belki konuşarak çözersiniz aranızdaki meseleyi."

Oflayıp mutfağa geçtim. Sinirden saçımı başımı yolmak üzereydim. Kendime bir bardak su doldurup içerken zil çalmıştı. Kapının açılma sesiyle kim gelmiş diye baktım. Tarık abim gelmişti.

"Oo Neva hoş geldin."

Abim asık suratımı görünce ciddileşti.
"Bir şey mi oldu?"

"Selçuk buraya gelmiş!" Sinirim gittikçe artıyordu.

"Biliyorum annem çağırdı zaten."

"Abi bana neden onun da geleceğini haber vermedin?"

"Annem söylemedi mi?"

"Hayır!"

Annem istemediğimi bile bile bu saçma şeye devam etmemi istiyordu. İçinde bulunduğum duruma ağlamak üzereydim. Abim gözlerimin dolduğunu görünce beni kendine çekip sarıldı.

"Neva, haberin var sanıyordum. Canını sıkma ben annemle konuşurum."

Abim içeri doğru gideceği sırada abimi durdurdum.

"Sen dur abi, bunu ben halledeceğim."

En az annem kadar pis oynayacaktım bu oyunu. Şimdilik gidip o yemek masasına oturmaktan başka çarem yoktu.
~

Sofrada kimseden ses çıkmıyordu. Önündeki tabakla oyalanıyordum, başımı kaldırıp kimseye bakmadan. Selçuk yemekler için anneme iltifatlar yağdırırken annemde gülerek teşekkür ediyordu. Sırf arkadaşının oğlu diye böyle davranıyordu. Yirmi sekiz yıllık kızını tanımıyormuş gibiydi. Böyle bir işe girişmesi en baştan hataydı.

"Neva, senin işlerin nasıl gidiyor kızım?"

Babamın çekingen sesiyle başımı kaldırdım.

"İyi."

"Yorulmuyorsun değil mi?"

"Hayır."

Keyifsizce verdiğim cevaplar babamı daha da üzüyordu farkındaydım ama umrumda değildi.

"Aslında ben geçen gün Neva'yı ziyarete gittim."

Selçuk konuşmasıyla hepimiz ona döndük.

"Aa öyle mi iyi yapmışsın yavrum." Annemin abartılı mutluluğuna göz devirdim.

"Bize hiç bahsetmedin Neva." diye devam edince aklıma Fatih'in, Selçuk'u yamultması gelmişti. Keşke bir tane de ben yapıştırsaydım.

"Ne zaman geldin, ben görmedim?" Diye sordum Selçuk'a. Bakışlarım yüzündeki kızarıklardaydı.

"Sahi senin yüzüne ne oldu? Kızarmış gibi duruyor."

Selçuk rahatsızca oturuşunu düzeltti.

"Önemli bir şey değil."

"Aman dikkat et daha da kötüleşmesin."

İğneleyerek konuşuyordum. Tam da Selçuk'un anladığı dilden.

"Bak ne güzel konuşmaya başladınız. Neyin küslüğü bu anlamadım ki canım?"

Annemin umutlanmasını istemiyordum. Selçukla aramızda hiçbir bağ kalmadı, olmamalıydı da zaten.

"Annecim babacım bugün işler çok yoğundu. Onun gerginliğiyle sert çıkıştım. Şu anda çok yorgunum eğer sizin içinde uygunsa diyorum ki biz Selçukla yarın akşam baş başa oturup konuşalım, derdimizi çözelim."

Annem heyecanla atılıp, "Aferin benim aklı başında kızım. Tabii baş başa konuşmanız daha iyi olur."

Annemin mutluluğu, babamın şüpheli bakışları ve abimin alttan sırıtmasıyla masadan kalktım.

"Ben artık evime döneyim."

Selçukta ayaklanınca elimle durdurdum.

"Lütfen, sen devam et. Hem annemi de özlemişsindir. Biraz hasret giderin damat-kayınvalide."

Selçuk yerine yerleşip yemeğine devam ederken ben kapıya gittim. Abim de arkamdan geliyordu.

"Hiçbir şey yemedin."

"İştah mı kaldı ki."

"Bunu da halledersin sen."

Ayakkabılarımı giyerken başımı salladım, "Öyle bir halledeceğim ki o aptal bir daha adımı bile ağzına alamayacak."

Abim gülerken dönüp sarıldım.

"Abi bir ara birlikte bir şeyler yapalım, seninle vakit geçirmeyi özledim."

Abim de bana sarılırken, "Ne zaman istersen." dedi.

"Hadi görüşürüz."

"Dikkatli sür."

Abime el sallayıp evden ayrıldım.
~

Arabamı park edip şirkete yürüdüm. Aklım bir karış havadaydı sanki. Dün sinirle eve gelip hemen yatsam da geç saatlere kadar uyuyamamıştım. Haliyle uykusuz kalmıştım.

"Nevaa."

Fatih'in sesini duyunca durdum.

"Kaç kez seslendim."

"Öyle mi kusura bakma, duymadım."

Yürümeye devam edecekken önüme geçti.

"Bir şey olmuş."

Konuşmadım.

Yüzüme bakmak için başını eğdi.

"Ne oldu anlat hadi."

"Halledilmeyecek bir şey değil, boş ver."

"Neva halledebileceğine eminim ama bırakta yardım edeyim."

Fatih'in gözlerine bakarken sadece, "Selçuk" diyebildim.

Bir şey söylemeden başını salladı. Duruşunu düzeltip elini sırtıma koydu. "Gel yukarı çıkalım." Sessizce yukarı çıkıp benim odama girdik. Çantamı elimden alıp askıya astıktan sonra ceketimi de çıkarmama yardım etti. Ceketimi de asıp sandalyemi çekti. Ben yerime oturunca yanımdan ayrılmayıp masamın köşesine yaslandı.

"Nerede gördün?"

"Dün annemlere yemeğe gittim, annem onu da çağırmış."

"Ama ayrılmıştınız?" Sorarcasına bakıyordu.

"Annem barışacağımızı düşünüyor."

"Tamam. Şimdi bunu düşünüp moralini bozma."

Başımı salladım.

"Akşam birlikte yemek yiyelim mi?"

Sıkıntıyla ofladım.

"Başka bir işim var. Diğer gün için sözleşsek olur mu?"

"Tamam."

Önüme dönüp bilgisayarı açmak için uzandım.

"Ne işin var akşam?"

Gözüm hâlâ bilgisayardaydı. "Selçukla buluşacağım ve bu saçmalıklara son vereceğim."

Fatih'ten ses gelmeyince gözlerimi ona çevirdim. Sert bakışları üzerimdeydi.

"Keyfimden gitmiyorum Fatih. Şöyle bakmayı kes!"

Bir süre daha gözlerime baktıktan sonra konuşmadan çıkıp gitti. Arkasından bakarken gözlerim dolmuştu. Fatihleyken sadece mutlu olmak istiyordum, arkasından hüzünle bakmak değil. Başımı masaya yaslayıp ofladım.
~

Öğle molasındaydık. Odamdan çıkınca bir kişi hariç herkesin gittiğini gördüm. Ali sandalyesini pencerenin kenarına çekmiş dışarıyı izliyordu. Geldiğinden beri yalnızdı. Diğer stajyerlerle de pek samimi değildi. Fatih'in yanına da gitmiyordu.

"Ali?"

Başını çevirip baktıktan sonra ayağa kalktı.

"Kalkmana gerek yoktu." dedim gülümseyerek.

"Bir şey mi diyecektiniz?"

"Neden yemeğe gitmedin?"

"Canım istemedi."

"Ne tesadüf benimde."

Başını salladı. Belli ki konuşmayacaktı.

"Benim odamdan daha güzel gözüküyor gökyüzü. Sırf bu yüzden bu katı seçtim." Gururla gülümsedim yine.

"Buradan da güzel." deyip pencereyi gösterdi.

"Başka bir işin yoksa gelsene." Dedikten sonra odama doğru yürüdüm, nedense geleceğinden çok emindim. Ben odama girince peşimden de o girdi. Geniş pencerenin önüne geçip camları açtım.

"Gel bak benim buradan her şey daha güzel görünüyor."

Yanıma gelip gözlerini gökyüzüne çevirdi.

"Evet, daha güzel."

"Öyle."

İkimizde yan yana gökyüzünü izliyorduk. Ali'ye kaçamak bakışlar atıyordum. Büyük bir ciddiyetle gökyüzüne bakıyordu.

"Diğerleriyle aran iyi mi?"

"Torpilli olduğumu düşünüyorlar."

"Öyle olmadığını ikimizde biliyoruz, bunu kafana takma."

"Takmıyorum."

"Ali, biz Fatihle önceden tanışıyorduk ve ben sizin kuzen olduğunuzu bilmiyordum. Yani için rahat olsun. Sana ayrıcalıklı davranmadım."

"Biliyorum. Siz öyle birisi değilsiniz."

Gülümsedim.

"Doğru düzgün tanışamadık bile."

"Sizi tanıyorum. Fatih abim sürekli sizden bahsediyor."

Başımı Ali'ye çevirdim. Hâlâ gökyüzüne bakıyordu.

"Anladım."

Aramıza yine bir sessizlik girmişti. Bir süre sonra konuştum.

"Ben de gökyüzünü izlemeyi çok seviyorum hele ki bulutların hareketlerini izlemeye bayılıyorum."

"Bende severim, sakinleştiriyor."

"Lisedeyken sıram cam tarafındaydı, derslerden sıkılınca başımı masaya koyup bulutları izlerdim."

"Benim sıram duvar tarafındaydı."

"Ne büyük şanssızlık." Dedim gülerek. Ali de gülümsedi.

Kapının açılmasıyla ikimizde kapıya döndük. Fatih'in çatık kaşları normal hâlini alırken, "Neden yemeğe gitmediniz?"

"Canımız istemedi."

"Canımız istemedi."

Ali'yle aynı anda cevaplamıştık.

~
İçimden anneme söylenirken radyonun sesini yüksettim. Amacım dikkatimi kafamı biraz olsun dağıtmaktı. Fatih, Ali'yi yanına alıp gittikten sonra gün içinde bir daha görüşmedik. Çıkışta da görünmeden çıkmaya çalıştım. Sinirliydi üzerine gitmek istemiyordum.

Selçukla buluşacağımız yere gelip arabayı park ettikten sonra restorana girdim. Biraz göz gezdirdikten sonra Selçuk'u gördüm. Cam kenarı bir masada oturuyordu. Masaya doğru giderken gözlerini bana çevirmişti. Birkaç saniyelik bakışmamızdan sonra gözleri benim arkamda bir yere takıldı. Merakla arkama döneceğim sırada birisi elimden tuttu. Fatih şu an yanımdaydı ve elimi tutuyordu. Şaşkınlıkla Fatih'e bakıyordum. O da ciddiyetle Selçuk'a bakıyordu. Gözlerimi Selçuk'a çevirdim. Bu sırada Fatih ellerimizi kaldırdı. Selçuk bir süre ellerimize baktıktan sonra masadan kalkıp gitti. Ben Selçuk'un arkasından bakarken Fatih küçük bir öksükle kendisine bakmamı sağladı. Fatih gülümseyerek gözlerimin içine bakıyordu, ben de gülümsedim. Tuttuğu elimi dudaklarına götürüp bir öpücük bıraktı. Kalbimin hızı yine artmıştı. Ah! Doğru ya biz buna Fatih etkisi diyorduk..

🤚🏻

(Hissediyorum sona yaklaşıyoruz..)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

154okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.