5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?

Eğer zaman duracaksa dün bu saatlerde durmalıydı, şimdi değil. Önümdeki manzarayı izlemeye devam ettiğim sırada birisi omzuma eline koydu. Başımı hafifçe sağ tarafa çevirdim, Sedaydı.

"Hadi gidelim."

Başımı tamam anlamında salladım. Gitmeden önce tekrar arkaya dönüp Fatih ve karşısında oturan kıza baktım. Kız uzun uzun konuşurken Fatih sessizce onu dinliyordu. İstediğim şey orada durup saatlerce onları izlemekti. Gözlerimi Fatih'ten çekip karşısındaki kıza baktım. Omuzlarının üstünde biten açık kahverengi saçları vardı. Üzerine mavi bir kazak giymişti. Konuşurken arada yüzükleriyle oynuyordu. Kaç dakikadır onları izliyorum bilmiyorum. Seda'nın tekrar "Hadi." demesiyle kendime geldim. Arkamı dönüp yürümeye başladım.

Sabah özenle hazırlanıp evden erkenden çıkmıştım. Günümün güzel geçeceğine emindim çünkü dün Fatih'ten bana bir adım gelmişti. Yanılmışım. Şimdi ortada ne bir adım kaldı ne de Fatih. Seda'nın dediğine göre kız memleketinden dün gelmiş. O yüzden ortalıkta yokmuş. Ve evet bu kızı birkaç kez görmüştüm. Güzel, kibar ve ağırbaşlı bir kızdı. Herkeste öyle diyor zaten. Düşününce Fatih gibiydi. Birbirlerini bulmuşlar.

Sıkıntıyla ofladım.

"Seda."

"Efendim."

"Seda çok yakışıyorlar."

"Sıradan çiftler gibiler işte."

Başımı salladım.

"Evet çiftler."

Seda da sessizleşince konuşmadan sınıfa geçtik.

Dersimiz öğlene kadardı ve bitmişti. Seda ders tekrarı için kütüphaneye gitmemizi söyleyince itiraz etmeden gittim. İki saatlik çalışmamızdan sonrada kütüphanedeki kitaplıkların arasında gezmeye başladım. Aradığım bir kitap yoktu. Belki elimi attığım herhangi bir kitap ihtiyacımdır diye dolaşıyordum. Rastgele bir kitaplığın önünde durup gözümü alan mavi renkli kitaba gitti elim. 'Kürk Mantolu Madonna' daha önce okuduğum kitaptı.

"Senden de renginden de nefret ediyorum bugün."

Yine kendi kendime söylenirken sıkıntıyla nefesimi dışarı verdim.

"Kusura bakma sinirliyim de biraz." deyip kitaptan özür diledim ve yerine koydum. Ben kitabı yerine koyup elimi çeker çekmez başkasının eli kitaba gitti. Kim olduğuna baktım. Fatih'in kız arkadaşıydı. Gülümseyerek bana bakıyordu.

"Selam."

"Merhaba."

"İsmin neydi?"

"Pelin."

Kız tek kaşını kaldırdı. Bana "Neva demişlerdi."

"Eksik söylemişler."

"Peki Pelin, ben de Zehra."

Başımı salladım.

"Fatih'in kız arkadaşıyım."

Artık karşımdaki kız güleryüzlü değildi.

"Biliyorum."

"Biliyorsun?"

Bir adım daha atıp iyice dibime girdi.

"Gerçekten biliyor musun?"

İki parmağımla omzunadan ittirdim sadece uzaklaştırmak için.

"Bu şekilde korkutabileceğin biri değilim."

Dudağının kenarı yukarı kıvrılırken, "Utanmıyorsun bile değil mi?"

"Neyden utanmam gerekiyor?"

"Soruyor musun bir de, neden Fatih'in peşinde dolanıyorsun?"

"Ben kız arkadaşı olduğunu bilmiyordum. Öğrenince bıraktım peşini."

"Neyse ne. Bir daha seni Fatih'in etrafında görmeyeceğim."

Tekrar bir adım daha atıp yine dibime girdi.

"Anladın mı?"

Ben cevap vermeden birisi kolumdan çekti. Seda, ben daha ne olduğunu anlamadan beni arkasına almıştı.

"Bir sorun mu var Zehra?"

Zehra az önce beni tehdit etmiyormuş gibi tekrar gülümsedi.

"Sohbet ediyorduk."

"Bana pek öyle gelmedi?"

"Arkadaşına küçük bir uyarı da bulundum Sedacım."

"O küçük uyarıyı git önce sevgiline ver."

Seda'nın cümlesinden sonra üçümüzde sustuk. Zehra gözleriyle beni baştan aşağı süzdükten sonra yavaşça arkasını dönüp gitti.

"Manyak mı bu kız?"

İkimizde hâlâ peşinden bakarken Seda "Var biraz" dedi.

"Bir şey yapmadı değil mi?"

Saçlarımı arkaya atıp, "Kimse bana bir şey yapamaz."

Seda gülerek "Biliyorum." dedi.

İkimizin de gülmesi yavaş yavaş kaybolurken gözlerim dolmaya başladı.
Seda parmağını kaldırıp, "Sakın!" diye uyarsa da artık çok geçti. Gözümden bir iki damla çoktan düşmüştü.

"Neva eğer hemen ağlamayı kesmezsen Vedat ağabeyi ararım!"

Gözlerimdeki yaşları geri gönderip eski hâlime döndüm.

"Seda saçmalama."

"Çok ciddiyim haberin olsun."

"Tamam yok bir şey, bak düzeldim işte."

Aceleyle konuştum. Vedat benim büyük abim. Küçüklük travmamız. Benim ve Tarık abimin. Annem biz yaramazlık yapınca öcü geliyor değil Vedat geliyor derdi. Adının geçmesi bile tüylerimi ürpertti. Şimdilerde İstanbul'da bir şirkette mühendislik yapıyor. Şükür ki işleri çok yoğunda bize çok vakti kalmıyor. Haftada bir kez beni mutlaka arar. Her söylediğini onaylayıp çabucak telefonu kapatmaya çalışırım. Benden yeterince bilgi alamayınca da Seda'yı arar. Seda daha açık konuştuğu için de iyi anlaşırlar. Vedat abim için ben neysem Seda da o. Uzaktan bile bizi olabilecek tüm olumsuzluklardan korumaya çalışır. Bunu da geçen yıl acı bir şekilde tecrübe etmiştik. O zamanlar aklıma gelince içimden bir tövbe çektim.

"Bir daha ağladığını görmeyeceğim."

"Tamam ya tamam."

"İyi. Hadi yemek yemeye gidelim, çok acıktım."

"Tamam, ben de acıktım zaten."

-

Dersim öğleden sonra olduğu için önce diğer işlerimi halletemeye çalıştım. Hocalarımızdan biri ders notlarını kitabevine verdiğini oradan alabileceğimizi söylemişti. Son olarak kitabevine uğrayıp üniversiteye geçecektim. Çok fazla sıra olmadığı için notları hemen alabildim. Oyalanmadan da durağa geçtim. Şansıma otobüs dolu değildi. Arkalardaki boş yere oturup kulaklığımı çıkardım. Zehrayla olan konuşmamızın ardından iki gün geçti ve ben Fatih'i görmemek için bayağı uğraştım. Gördüğüm yerde de arkamı dönüp gittim. O beni farkında bile değil. Gözlerimi kapatıp başımı çantama yasladım. Yol boyunca Fatih'i düşünmek için kendime izin verdim. İşler saçma sapan yerlere varmadan kendime gelmem gerekiyor. Şu an önceliğim derslerim olmalı diye geçirdim içimden. Yanıma birisi oturunca düşüncelerimden sıyrıldım. Sesler git gide artınca müziğin sesini biraz daha açtım, kimseyi duymak istemiyordum.
[Sezen Aksu- Zalim]

Otobüs son durağa gelene kadar aynı şarkıyı tekrar tekrar dinledim. Otobüs durunca başımı kaldırıp saçlarımı düzelttim. Herkes yavaş yavaş inerken yanındaki kişi de ayaklandı. Gözlerim yanımdakine kayınca gözlerim olabildiğince açıldı. Fatih. Ben onu düşünürken o yanımdaymış. Hem mutlu olup hem üzüldüm. Onunla yan yana oturup yolculuk etmek ama o olduğunu bilmemek garipti. Kaderin cilvesi gibi.

Otobüsten peş peşe indikten sonra yürürken de peş peşeydik. Birkaç adım arkasından gidiyordum. Fazla yaklaşmamak için onun adımlarını izliyordum. O yavaşlayınca bende yavaşlıyordum. Merdivenlere gelince durup ayakkabısına eğildi bende öne geçmek için hızlı hızlı yürüyüp yanından geçtim. Geriye dönüp bakmadan yürümeye başladım. Yaklaştığını hissediyordum. E tabii onun ayaklarıyla benimki bir değildi. Adımlarımı daha da hızlandırdım.

"Sen benden mi kaçıyorsun?"

Fatih'in sesiyle adımlarım durdu.

✨️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

154okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.