13. Bölüm/ Merdivenler

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 13. Bölüm/ Merdivenler

"Merhaba."

Gözlerim yine dolarken gülümsedim ve ben de elimi uzattım.

"Merhaba, ben Neva."

Müdür bey'in araya girmesiyle gözlerimi Fatih'ten çektim.

"Biliyorsunuz ki ikinci ekip için lider sıkıntısı yaşıyoruz sürekli. Yılın başından beri bir türlü dikiş tutturamadık. Bu sebeple hazır yeni bir liderimiz gelmişken, ekipleri karıştırma kararı aldık."

Müdür bey'in dedikleriyle ortalığı ses uğultusu aldı. Kimileri çok iyi oldu derken kimileri itiraz ediyordu. Gözlerimi Merve'ye çevirdim. O hiç ses etmeden bizi izliyordu.

"Müdür Bey, buna gerçekten gerek var mı? Ben ekibimden gayet memnunum."

"Böylesinin daha iyi olacağını düşünüyoruz Neva."

Müdürün itiraz istemeyen sesiyle herkes susmuştu. Ben oflarken bu kez de dikkatimi çeken Ali olmuştu. Çocuk ayakta öylece dikiliyordu. Elimle sandalyeyi gösterdim. Ali gösterdiğim yere otururken herkes Ali'ye bakıyordu. Normal şartlarda stajyerler toplantıya katılamazdı. Hatta bunu bizzat ben rica etmiştim. Durum böyle olunca açıklama yapmam gerekiyordu.

"Ali, yeni stajyerlerimizden. Staj boyunca benim yanımda olacak. O yüzden toplantıya getirdim. Kimsenin itirazı yoksa tabii.."

İtiraz edebilecek kişiler müdür bey ve Fatihti. Kimseden ses çıkmayınca tekrar müdür bey'e döndüm.

"Pek nasıl ayıracağız ekipleri?"

"Onu siz Fatih'le ayarlarsınız artık. Toplantı bitmiştir, iyi çalışmalar."

Müdür bey gidince tekrar bir uğultu oldu. Herkesin bir düzeni vardı ve bu yeni karara itiraz etmeleri normaldi. Sesler iyice yükselirken, "Lütfen susun!" diye uyarıda bulundum. Herkesin sesi bir anda kesilmişti. Evet onlar içinde kötü olmuştu ama benim içinde zordu. Kimi gönderecektim, kim kalacaktı soruları aklımı kurcalarken herkesin bana baktığını fark ettim. Sanırım yine bir açıklama bekliyorlardı.

"Şimdi şöyle yapıyoruz: önce herkes yerlerine dönsün. Biz de ekipleri kararlaştıralım. Öğle molasından sonra da belirlenen yerlerinize geçersiniz. Dağılabilirsiniz."

Masadan kalkan toplantı odasından çıkıyordu. En son Merve ve Ali kalınca Merveye döndüm.

"Merve, Ali' ye geçen haftaki raporlanan dosyaları ver, kontrol etsin."

Merve, Ali'ye dönüp biraz göz gezdirdikten sonra başını salladı.

Sonunda onlar gittiğinde de odada sadece ben ve Fatih kalmıştık. Nasıl davranmam gerekiğini bilmiyordum. Eskiden hoşlandığım kişi olarak mı, sadece eski bir arkadaş olarak mı ya da bir yabancıymış gibi mi davranmalıydım? Ondan da bir adım gelmeyince bir sandalyeyi çekip oturdum. Önüme masanın üzerindeki boş kağıtlardan alırken karşı sandalyeyi gösterip, "Otur lütfen." deyince karşıma geçip oturdu. Başımı önümdeki kağıttan kaldırıp Fatih'e baktım. Gözlerini hiç çekmeden bana bakıyordu. Bende gözlerimi çekmedim bir süre. Konuşmadan bakıyordu. Aklıma üniversite yılları gelmişti yine.

"Bu huyun hiç değişmemiş."

Tek kaşını kaldırdı, "Hangi huyum?"

"Önceden de konuşmayıp böyle uzun uzun bakardın."

Belli belirsiz gülümseyip başını salladı.

"Nasılsın?"

Sorusuyla Fatih'in gözlerinin içine baktım. Nasılım?

"İyiyim, sen?"

"Gördüğün gibiyim."

"İyi görünüyorsun."

"Sen öyle diyorsan.."

Yine konuşmadan birbirimize bakıyorduk. Şu an benim değil senin konuşman gerek diye geçirdim içimden. Gerçi neyi anlatacaktı ki, artık anlatsa bile ne değişecekti? O karşı kızgınlığım yoktu. Daha doğrusu ona kızmaya hakkım da yoktu. Ama eğer kırgınlığımı anlatacak olursam.. Anlatabileceğimi sanmıyorum, karşısında çocuk gibi ağlardım sadece. Vay be Fatih, bu konuda üzerimdeki tesirin hâlâ çok büyük.

Kendimi toparlayıp kalemi elime aldım.

"Peki, başlayalım o zaman."

Çalışmaya devam etmek istediğim ve çalışmak istediğim isimleri yazıp tamamladıktan sonra listeyi Fatih'in önüne uzattım.

"Bu benim ekibin listesi."

Listeye bir bakış atıp, "Tamam." dediğinde kağıdı elime alıp ayağa kalktım. Eğer itiraz etseydi çekişmeli bir pazarlığa girebilirdim ama o hiç oralı olmadı bile. Evet bu huyu da değişmemiş, karşısındaki insanı çok iyi bir şekilde değersiz hissettirebiliyordu.

"Bir itirazın yoksa gidiyorum."

Başını hayır anlamında sallayınca kapıya yöneldim. Çıkacağım sırada seslendi.

"Neva.."

Arkamı döndüm.

"Efendim?"

"Seni yeniden görmek çok güzel."

Gözlerim dolarken gülümsedim. Cevap vermeden odadan çıktım.

Kendi katıma indiğimde tüm bakışlar bana döndü.

"Ekipleri ayarladık, birazdan gruba mesaj olarak atarım."

Kimilerinin heyecanı yüzünden okunuyordu. Kimileri de sessizce önüne döndü. Odama geçerken Ali'yi görünce duraksadım. Merve'nin yanındaydı ve tüm dikkati dosyalardaydı. İçimden bir ses çok iyi bir çalışma arkadaşı buluduğumuzu söylüyordu.

Odama geçip tekrar mailleri kontrol ettim. Diğer stajyerler de raporları göndermişti. Kontrol işini sonraya bırakıp kendi işlerime döndüm.

Öğle molasına çıkmamıza birkaç dakika kalınca da yeni ekiplerin listesini gruba attım. Mesajın gitmesinden birkaç saniye sonra dışarıdaki sesler yükseldi. Arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Gözlerim sürekli ekrana bakmaktan yanmaya başlamıştı. Zihmin tamamen boşken, kafamın içinden derinlerden bir ses, 'Fatih burada!' diye haykırdı. Gözlerimi birden açıp, ellerimi ağzıma götürdüm çünkü resmen çığlık atacaktım. Bu durumu sanki yeni idrak ediyordum. Evet, Fatih buradaydı. Hem de yıllar sonra. Sanki üniversitedeki Neva geri dönmüştü. Ayağa kalkıp pencereyi açtım. Derin derin nefes alırken artık izleyeceğim yolu belirlemem gerektiğine karar verdim. Fatih bir üniversite heyecanıydı, şimdi koca insanlar olduk. İş arkadaşı gibi davranmaktan öte gitmemeliyiz. İçimden bunlar geçerken kapı çaldı. Önüme döndüm.

"Gel."

Merve elindeki çiçekle içeri girerken yerime oturdum.

"Neva Hanım, bunları ekip liderine diye getirdiler. Hanginize olduğu belirtilmemiş."

Rengarenk çiçeklere gözlerimi kısarak baktım.

"Getir bakalım, üzerinde not vardır belki."

Merve çiçekleri masanın üzerine koyup odadan çıktı. Tahmin ettiğim gibi küçük bir zarf vardı. Zarfı açarken eğilip çiçekleri kokladım. Kokuları da kendileri kadar mükemmeldi. Zarfın içindeki notu çıkarıp okumaya başladım, okuduğum her kelime mideme yumruk olarak iniyordu sanki..

'Yeni işinde başarılar.'
-Zehra-

Zehra...

Not kağıdını zarfına koyup çiçeği masanın ucuna doğru ittim. Sakinleşmek adına başını sandalyeye yasladım. Yavaş yavaş nefes alıp verirken gözlerimi de kapattım.

Yine Zehra!

Yıllar önce söyledi cümle yankılandı kulaklarımda,
'Fatih her zaman bana geri döner.'

Fatih yine Zehra'ya dönmüştü.

En azından bundan sonrası için bir şey netleşmişti. Biz Fatihle tamamen yabancıydık.

Odamdan çıkıp Merve'ye çiçekleri yukarı götürmesini rica edecektim ama herkes yemeğe gitmişti. Oflayıp elimdeki çiçeklere baktım. Az önceki gibi güzel gelmiyorlardı artık. Merdivenlere yönelip yukarı çıktım. Yukarıdakiler de yemeğe çıkmıştı. Fatih'in odasının önüne gelince kapıyı çalma nezaketini göstermeyip kapıyı açtım. Ne yalan söyleyim Fatih'in de gittiğini düşünmüştüm ama masasında oturmuş bilgisayarına bakıyordu.

"Kusura bakmayın, gitmişsinizdir diye düşünmüştüm."

Fatih bilgisayarını kapatıp arkasına yaslandı.

"Birazdan çıkacağım, bir şey mi oldu?"

Tamamem odasına girip çiçekleri uzattım. Gözlerini kısıp bir bana bir çiçeklere baktı.

"Bunlar size gelmiş, yanlışlıkla bizim kata göndermişler."

"Bana mı gelmiş?"

"Hı hı."

Çiçekleri masanın üzerine koyduktan sonra odadan çıktım. Fatih arkamdan bir şeyler söylüyordu ama dinlemedim. Bundan sonraki parolamız belliydi, 'yabancı'. Fatih artık benim için yabancıydı ve bir yabancının her söylediği dinlenmezdi. Arkamdan gelen adım sesleriyle kendime geldim. Normalde yetişemesin diye hızlı hızlı giderdim ama bu kez istifimi bozmadım. Fatih bana yetişince merdiverleri birlikte inmeye başladık. İkimizde konuşmuyorduk. Bu bana o zamanları hatırlatmıştı. O günlere duyduğum özlem öyle derinden ve öyle güçlü gün yüzüne çıkıyordu ki adım atamaz oldum. Son birkaç merdiven kalmıştı ki durdum. Sanki şu an Fatihle üniversitedeydik, sanki o uzun merdivende yürüyorduk ve sanki eğer şimdi önümdeki bu birkaç merdiveni inince Fatih yine birden kaybolacaktı. Gözlerimi Fatih'e çevirdim. O da durdumuştu. Aynı merdivende durup birbirimize bakıyorduk, benim gözümde hayal kırıklığı varken o üzüntüyle bakıyordu.

"Neden bir şey söylemeden gittin?"

Aklımda onunla konuşmak yoktu, kelimeler ağzımdan kendi kendine döküldü.

"Öyle daha iyi olacağını düşündüm."

"Oldu mu peki?"

"Hayır, her şeyi berbat ettim."

Başımı salladım, "Doğru, her şeyi berbat ettin. Ve bu sana yetmediği için geri döndün."

Önüme dönüp beni yıllar öncesine götüren lanet merdivenlerden indim.

🤚🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

151okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.