22.Bölüm

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 22.Bölüm

Gözlerim kapanırken başımı sallayabildim sadece.

Sonrasını da hatırlamıyorum.
~

Gözlerimi açtığımda yatağımdaydım. Bedenim hâlâ uyuşktu, kollarımı kaldırmaya bile gücüm yoktu. Duvardaki saate baktım, altıya geliyordu. Yavaş yavaş yataktan kalkıp tuvalete gittim. Elimi yüzümü yıkayınca soğuk suyla ürperdim. Su içmek için mutfağa giderken gözüm oturma odasına ilişti. Fatih kanepede uyuyordu. Sessiz adımlarla içeri doğru girdim. Üzerine ceketini örtmüştü. Gittiğini düşünmüştüm. Ne ara uyuduğumu bile hatırlamıyordum keşke en azından bir battaniye verebilseydim. Koltuğa oturup Fatih'i izlemeye başladım. Ne kadar süre izledim bilmiyorum. Alarmın çalmasıyla birden irkildim. Bu Fatih'in telefonuydu. Hemen ayağa kalkıp odadan çıkacağım sırada Fatih'in sesiyle durdum.

"Sen benden mi kaçıyorsun?" dedi gülümseyerek. Geriye döndüm.

"Hayır."

Yattığı yerden kalkarken esniyordu.

"Nasıl hissediyorsun?"

"Yorgun." dedim gözlerimi kaçırırken. Üzerimde hâlâ onu izlerken yakalanmanın utancı vardı.

"Neden erkenden kalktın? Uyusaydın biraz daha."
Gözlerini tam açamıyordu, saçları darmadağın olmuştu. Fatih'i hiç böyle görmemiştim. Kalbim hızla atmaya başlayınca arkamı döndüm.

"Susadım. Su içeceğim."

Mutfağa geçip büyük bardağımı ağzına kadar doldurdum. Suyu hızlı hızlı içip bardağı masanın üzerine bıraktım.

"Uyumaycaksan birlikte kahvaltı yapalım mı?"

Fatih mutfağın önünde dikiliyordu. Şu anda evimde onu saçı başı dağınık hâlde görmek bana iyi gelmiyordu. Ünivesitedeki Neva olsa kafayı yerdi herhalde.

"Ben bu saatlerde bir şey yiyemiyorum." Dedim. Aslında masaya oturup onu saatlerce izlemek istiyordum ama bunu yapacak cesareti kendimde bulamıyordum.

"Peki, sen git uyu. Ben de çıkarım birazdan. Eve uğramam gerek yoksa kalırdım biraz daha."

Ben başımı sallarken Fatih mutfağın önünden gitmişti. Lavabonun kapısının sesini duyunca önüme dönüp nefesimi düzenlemeye çalıştım. Çok heyecanlı hissediyorum. Buzdolabından yeşillikleri çıkarırken kendi kendime gülümsedim.

Özenle hazırladığım sandviçleri paketledikten sonra dilimlediğim elmaları saklama kabına yerleştirdim. Paketlerin üzerine de evde kalan son çikolatamı bıraktım. Kapının açılma sesini duyunca aceleyle kapıya gittim. Fatih ayakkabılarını giyiyordu. Kapıda beni görünce gülümsedi.

"Uyumuşsundur diye sessizce çıkayım dedim ama beceremedim galiba."

"Uyumadım daha." Elimdeki poşeti Fatih'e uzattım.

"Bir şeyler hazırladım."

Elimdeki poşete bakarken, "Bana mı?"

Başımı salladım.

Uzanıp poşeti elimden alırken yanağıma da öpücük bıraktı.

"Teşekkür ederim." Deyip geri çekildi.

Gülümsedim.

Merdivenlere döneceği sırada bana baktı.

"Akşam görüşürüz."

Fatih merdivenlerden inerken hâlâ arkasından bakıyordum.
Kapıyı kapatıp içeri girdiğimde içimde büyük bir mutluluk vardı. Uyandığımda ilk Fatih'i görmek hem de kendi evimde hayal gibiydi. Sevinçle yatağıma gittim.

Kapının sesiyle gözlerimi açmaya çalıştım. Gözlerimi ovuşturarak kapıya gittim, kapının deliğinden baktığımda kimseyi göremedim. Seslendim ama seste yoktu. Kapıyı araladım. Kapının koluna asılmış bir poşet vardı. Poşeti alıp kapıyı kapattım. İçeri geçip paketi açtım. Köfte, pilav, salata ve ayran vardı. Paketin üzerindeki kağıdı gördüğümde çekip elime aldım. Fatih'in ismi yazıyordu. Odama gidip telefonumu aldım. Fatih'i ararken tekrar oturma odasına geçtim.

"Neva?"

"Fatih sen yemek mi şipariş ettin?"

"Evet."

"Ama buraya geldi."

"Çünkü senin için Neva."

Elimi anlıma vurdum. Tabii benim içindi yoksa niye buraya gelsin.

"Teşekkür ederim. Niye zahmet ettin?"

"Afiyet olsun canım. Yedikten sonra ilaç içmeyi unutma."

"Tamam."

Telefonu kapatmayıp bekledim. Neyi beklediğimi de bilmiyordum. Telefonun diğer tarafında Fatih'in olması çok hoşuma gidiyordu. Konuşmasak bile.

"Neva?"

"Hm."

"Bir şey mi söyleceksin?"

"Seni seviyorum." Dedim tek nefeste. Ve Fatih konuşmadan telefonu kapattım. Durduğum yerde tepindim. Neden kapattım ki? Oflayıp koltuğa oturdum. Ayranı elime alıp sallarken hâlâ ofluyordum.

Yemeğimi yedikten sonra kalkıp evi toplamıştım. Mutfağa geçip mutfağı da topladım. Evin işi bittiğinde doğruca banyoya gittim. İki gündür sürekli ter içindeydim.
Banyodan çıktıktan sonra kendimi daha iyi hissediyordum. Yorgunluğum vardı ama düne göre ketbekat iyidim. Saçlarımı kuruturken kapı çalmıştı. Kapıyı açınca Fatih'i gördüm karşımda.

"Fatih?"

"Efendim canım."

"Saat kaç?"

Bileğindeki saate baktı.

"Beş buçuk."

"Erken mi çıktın?"

"Evet."

Fatih'i hâlâ içeri almadığımı fark edince kapıyı açıp geri çekildim.

"Hoş geldin."

Gülerek, "Hoş buldum." dedi.

"Ben seni beklemiyordum o yüzden şaşırdım."

"Çıkarken geleceğimi söylemiştim."

"Evet ama ben akşam bir uğrarsın zannetmiştim."

Kapıyı kapattığımda Fatih üzerime doğru bir adım attı. Geriye adım atınca sırtım kapıyla buluştu.

"Seni özlediğim için hemen buraya geldim."

Nefesim hızlanırken gülümsemeye çalıştım.

"Sabah buradan gittin Fatih. Ne özlemesi hemen."

Başını salladı, "Evet buradan gittim ve bu çok hoşuma gitti. Bence biz birlikte yaşayabiliriz."

Kaşlarım havalanırken ellerim belime gitti.

"Abim bunu duyarsa seni döver."

Sanki küçük bir çocuktum da Fatih'i tehdit ediyordum. Söylediğim şey çok komikmiş gibi güldü. O gülünce ben de güldüm. Gülmem devam ederken Fatih'in ne ara yaklaştığını fark etmemiştim bile. Çok yakındık, biraz fazla yakındık. Eğilip dudaklarıma kuru bir öpücük bıraktı. Kalbim yine hızlanmıştı. Dudaklarını çekmişti ama geri çekilmemişti.

"Ben de seni seviyorum." Gözlerimin içine bakıyordu. Gözlerimi çekmek istesem de başaramadım. Gözlerim bir anlığına Fatih'in dudaklarına kayınca yutkundum.

"Fatih."

Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Sadece ağzımdan ismi dökülmüştü. Devamında bir şey yoktu. Neden söylediğimi de anlamamıştım zaten.

"Söyle güzelim."

Gözleri gözlerimdeydi.

"Bence de biz birlikte yaşamalıyız." Yine kendi kendine döküldü kelimeler.

Dudağının kenarıyla gülümsedi. Tekrar eğilip dudaklarımı öptü ve bu kez ben de karşılık verdim.
~

Oturma odasına geçtiğimde Fatihte elindeki telefonu bıraktı.

"Pizza sipariş ettim." Dedim yanına otururken.

"Gerçekten mi?"

Yüzümü Fatih'e döndüm.

"Sevmez misin?"

"Hayır ondan değil, ben de lahmacun sipariş ettim az önce."

"Gerçekten mi?"

Beni kendine çekip kollarını sardı.

"Gerçekten."

"Neyse hepsini yeriz." Dedim gülerek.

"Yesen böyle mi olursun?"

"Ne varmış hâlimde?"

"Kuş gibisin."

Değildim. Gerçekten değildim.

"Sen biraz fazla büyüksün bence."

"Sen küçüksün."

Gözlerimi devirdim.

Başımı biraz geriye çekip Fatih'in yüzüne baktım.

"İş nasıl geçti?"

"Senin olmadığın yerler hep vasat."

Gülüp tekrar Fatih'e sarıldım.

"Ben de akşama kadar gelmeni bekledim."

Fatihten ses gelmeyince Fatih'e bakmak için yine başımı kaldırdım.

"N'oldu?"

Eli yanağıma gidip okşarken gözlerini gözümden çekmiyordu. Eli yavaş yavaş enseme gidince nefesim hızlandı. Enseme biraz baskı yaparak beni kendine çekti. Boynuma öpücükler bırakıyordu. Huylansam da geri çekilmek istemedim. Diğer eliyle belimden tuttuğunda onun çekmesine gerek kalmadan ben yaklaştım. Bu kısacık anda bile nefes nefese kalmıştım. Kendimi geri çekince Fatih gözlerime baktı. Nefesimi düzenlemem gerekiyordu, hızlı hızlı nefes alıyordum. Fatih beni çekip kucağına oturttu.

"Tamam, sakinleş." Gülerek konuşmuştu.

Başımı göğsüne yasladım.

"Nefesimi kesiyorsun." Dedim abartıyla.

Fatih kahkaha atıp saçlarımı öptü.

Ben nefesimi düzenlediğimde de kapı çaldı. Şiparişlerimiz gelmişti.

Sohbet eşliğinde karnımızı doyurmuştuk. Fatih ortalığı topladıktan sonra ilacımı da getirdi.

"İyiyim aslında, içmesem olmaz mı?"

Gözlerini kısıp beni baştan aşağı süzdü.

"Olmaz."

Göz devirip ilacı elinden aldım.

"Bir şeye de tamam de." dedim sitemle.

"İsteklerine bağlı." Çapkınca gülümsedi.

İçtiğim suyu yuttuktan sonra güldüm.

Benim yanımdaki hâli ile dışarıdaki hâli arasında uçurum gibi fark vardı. O sessiz, sakin ve mesafeli hâli nereydi şimdiki hâli nerede.

Oturduğum yerde Fatih'e doğru uzandım öpeceğimi anlamış olacak ki eğildi. Yanağını upuzun öptüm.

"İyi ki varsın."

~

Bu sabah Fatih'e iki iş çıkardığım için içim rahat etmemişti. Tamam burada kalmasına çok sevinmiştim ama yoruluyordu. Saat bir doğru gelirken Fatih'i evine yolladım. Sonuçta daha iyidim ve sabah işe gidecektim.
Yorganı üzerime çekerken sırıtıyordum. Yüzümdeki gülücük gitmiyordu. Umarım hiç gitmezdi.

🤚🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

148okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.