10. Bölüm/ Çalışkan Fatih

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih

Evet, günlerimizi nasıl geçireceğimiz başkalarına bağlı olmamalı fakat bu durumun kendi elimizde olmadağını daha önceden deyimlemiştim. Sanırım bir buçuk yıl oldu. Fatih'ten önce peşinden en az iki ay koştuğum X kişisi. X kişisi diyorum çünkü artık adını bile anmaya gerek yok. Ha soracaksınız ne oldu diye. Hiçbir şey. Başlarda arkadaştık, kendisinin bana bir sıcak bir soğuk davranmasıyla birazcık kafayı bozduğum doğrudur. Neymiş o öyle birisiymiş, işime gelirseymiş, onu kimse kısıtlayamazmış ama ben hareketime dikkat etmeliymişim...
Ne umdum ne buldum olayını dibine kadar yaşarken, beni kör kuyulardan yine Seda çekti kurtardı. O zamanlar Cahitle araları çok iyi olduğundan da Cahite ricada bulunmuş. Git şu salağı uyar diye. Salak dediği kişi X. Cahit olaya biraz kendi yorumunu katınca bizim X gözünde kocaman bir morlukla gelmişti. Bir daha yanıma yaklaşmadı da zaten. Arkasından çok üzülüp ağladığım da doğrudur. Eğer kendimi toparlamasaydım, ben de Seda'dan dayak yiyecektim. Çok ciddiyim. Sedayı, üzüntümün nedeninin bir erkek olması daha da sinirlendiriyordu. Bir gün beni karşısına oturtup şöyle dedi:

"Bana bak Neva, artık bir aptal yüzünden ağlamayıp üzülmeni istemiyorum. Bugün bunu sonlandırıyorsun. Şimdi kalk git, biraz dolaş son gözyaşlarını dök kendini toparla ve sınıfa gel. Tamam mı?"

Başımı kaldırmadan tamam demiştim çünkü yine ağlıyordum. Seda'nın yanından kalkıp giderken en son kendi kendine söyleniyordu.
Dediği gibi yapıp yanından uzaklaştım ve sürekli ağladım. Bundan sonra X için ağlama hakkım olmadığından tüm gözyaşımı bitirmeye çalıştım. Ağlamam bitince bir kişinin de oturduğu banka oturup sakinleşmeyi beklemiştim. Burun çekmelerim devam ederken omzuma bir el dokundu yine de başımı kaldırmadım. Önüme uzatılan peçeteyi alıp teşekkür ettim. Sonrasınde derse yetişemesem de gerçekten kendimi toparladım. Tabii Seda'dan gizli birkaç kez ağladığım yine oldu..

Şimdi ise Fatih.. Ona bağlanıyordum hem de beklediğimden güçlü şekilde. Onu tanımıyorum, bilmiyorum ama bağlanıyorum işte. Daha öncede söylediğim gibi beni kendine çekiyordu. Şu sıralar beni belirsizlik içinde bıraktığını düşünüyordum ki bu histen de kurtuldum. Sadece güveniyorum, eğer Fatih bir şey diyorsa doğrudur. Eğer Fatih bir şey yapıyorsa o da doğrudur. O yalan söyleyecek biri değil, yanlış yapacak biri de değil. Fatih doğruydu, benim için en doğrusu.

İçimden bunları geçirdiğim saatlerde yine kantine doğru gidiyordum. Seda birazdan geleceğim demişti. Kahvaltımı yapıp çıktığım için bir şey yiyip içmek istemedim. Masaya oturduğumda ders notalarını da önüme koydum. Biraz daha göz gezdireyim diye. Tam notlara dalmıştım ki,

"Oturabilir miyim?"

Fatih elindeki bardaklarla karşımda duruyordu.

"Tabii, sormana bile gerek yok."

Kahveyi önüme koyup oturdu.

"Nasılsın?"

Ben soruma cevap beklerken o kağıt paketi önüme koydu.

"Sana poğaça aldım, zeytinli."

İçimdeki heyecanla bir süre gülümseyerek Fatih'e baktım. Tarifi olmayan bu mutluluğum poğaçadan değil, onun artık benim için bir şeyler yapıyor olmasındandı. Ne olursa olsun, beni düşünüp harekete geçiyordu.
Paketi açtım soğumaya gelen poğaçaya da gülerek bakıyordum.

"Çok teşekkür ederim, bende acıkmıştım."

Hayır tıka basa doluydu karnım. Yine de yiyecektim.

"Ben biraz erken geldim. Kalmaz diye de hemen aldım o yüzden poğaça soğudu."

Poçağan bir parça alıp ağzıma attım.

"Hayır hâlâ sıcak ve çok lezzetli."

Fatih inanmayarak gözlerime baktı.

"Tamam biraz soğumuş ama ben zaten biraz soğumuş poğaça severim."

Söylediğime gülmüştü. Kahvemden bir yudum aldıktan sonra poğaçadan büyük bir parça bölüp Fatih'e uzattım. Uzattığım parçayı alıp ağzına attı. Gözü önümdeki notlardaydı.

"Ne çalışıyorsun?" Deyip notlarımı önüne aldı. Çayından içerken yazdığım notlara göz gezdirmeye başladı. Poğaçadan bir parça daha bölüp uzattım hiç garipsemeden alıp ağzına atıyordu. İkimizde artık birbirimizin yanında daha rahattık. Tabii bu sadece arkadaş rahatlığı gibiydi yine de güzeldi.

"Ben bu dersi AA ile geçmiştim."

Kahvemi yudumlarken şaşkınlıkla gözlerim büyüdü. Dönemin en zor dersiydi.

"Gerçekten mi?"

Başını evet der gibi sallarken gözü hâlâ notlarımdaydı.

"Notların yetersiz haberin olsun."

"Önemli gördüğüm tüm yerleri yazıyorum."

"Senin önemli gördüğün yerleri değil hocanın anlattığı her şeyi yazacaksın. O hoca boş konuşmuyor. Anlattığı her şeyi sorar."

"Sen çok mu çalışkansın?"

Kalemime uzanıp not kağıtlarının üzerine bir şeyler yazmaya başladı.

"Övünmek gibi olmasın, bölüm birincisiyim."

Fatih tembel birine benzemiyordu ama bu kadar iyi olmasını da beklemiyordum.

"Tebrik ederim."

Bazı cümlelerin altını çizerken bazılarının üzerini çiziyordu. Sonunda başını kaldırıp bana baktı.

"Senin derslerin nasıl?"

"Başarısız sayılmam ama birinci de değilim. Hem de Seda varken imkânsız gibi bir şey."

"Yapamadığın derslerde sana yardım ederim."

Heyecanla öne doğru eğildim.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Söz mü?"

Fatih gözlerini benden çekip notlarımı düzemledikten sonra önüme koydu.

"Yanında olduğum sürece sana yardım edeceğim."

Ben sadece dersler için söz isterken o sanki ömürlük söz vermiş gibiydi. Hülyalı bakışlarımı Seda böldü.

"Merhaba."

Seda yanımdaki sandalyeye otururken Fatih'te hoş geldin diyerek karşılık vermişti.

"Nasılsın Fatih?"

"İyiyim, sen?"

"İdare ediyoruz."

Seda bana dönüp, "Derslerden sonra müsait misin?" diyene kadar Fatih'i izliyordum.

"Evet bir işim yok. Neden?"

"Cahitle bir şeyler içmeye gideceğiz. Senin de gelmeni istedi."

"Neden ki?"

Seda telefonunu eline alıp ayağa kalktı.

"Seni biriyle tanıştıracakmış."

Çatık kaşlarla Seda bakıyordum, o ise sakince telefonunu kulağına götürdü,
"Bir sporcuyla tanışmayı çok istiyormuşsun ya öyle dedi, tam konuşamadık."

Seda yanımızdan ayrılmıştı. Yavaş yavaş Fatih'e döndüm. Sandalye yaslanmış kollarınıda göğüsünde birleştirmişti.

"Akşama müsait misin?"

Kaşları havanlandı, "Neden?"

"Birlikte gidelim."

"Dersim geç bitiyor bugün."

"Ben seni beklerim."

Telefonu çalınca ayağa kalktı.

"Ders saatim geldi."

"Geleceksin değil mi?"

"Haber vereceğim."

"Tamam."

Kantinden çıkana kadar arkasından baktım.

Ben kimle tanışmayı çok istiyormuşum!

🤚🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

155okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.