23.Bölüm/ Anlaştık

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 23.Bölüm/ Anlaştık

Bu sabah Fatih'e iki iş çıkardığım için içim rahat etmemişti. Tamam burada kalmasına çok sevinmiştim ama yoruluyordu. Saat bir doğru gelirken Fatih'i evine yolladım. Sonuçta daha iyidim ve sabah işe gidecektim.
Yorganı üzerime çekerken sırıtıyordum. Yüzümdeki gülücük gitmiyordu. Umarım hiç gitmezdi.
~

Arabamı park edip şirkete doğru yürüdüm. Merdivenleri çıkarken ekipten bazı arkadaşlarımın geçmiş olsun dileklerini kabul ettim. Niyahet odama girdiğimde kendimi sandalyeye bıraktım. Vücudumun yorgunluğu tam olarak geçmemişti. Masanın üzerindeki dosyları önüme çekip göz gezdirirken kapı tıklatılıp açılmıştı.

"Neva Hanım günaydın."

Merve yüzünde kocaman gülücükle içeri girdi.

"Günaydın, nasılsın?"

"Asıl sizi sormalı, nasıl hissediyorsunuz?"

"Çok daha iyiyim." Dedim gülümseyerek.

"Sevindim, yokluğunuz çok belli oluyordu."

"Teşekkür ederim."

"Bu arada bu iki günde Fatih Bey ile çalıştık. Önünüzdeki dosyalara da sadece imza atacaksınız."

Kaşlarım havalanırken, "Öyle mi? Kibarlık etmiş Fatih Bey."

"Fatih Beyle çalışmak biraz stresliydi."

Belli etmesem de ilgimi çekmişti bu konu.

"Neden ki?"

"Kendisi çok titiz çalışıyor. Sürekli asık suratlı olduğu için de insan kendini diken üstünde hissediyor."

Tekrar önümdeki dosyalara döndüm.

"Bana hiç öyle birisi gibi gelmedi. Şaşırdım."

"Neyse ki geldiniz." Dedi neşeyle.

"Evet artık korkamanıza gerek yok."

Kendi söylediğime güldüm. Tamam yüzü pek gülmüyordu ama korkutucu biri de değildi.

"Bir isteğiniz yoksa çıkıyorum."

"Hayır, teşekkür ederim."

Merve odadan çıkınca telefonumu elime aldım.

"Efendim canım?"

"Fatih Bey günaydın. Nasılsınız?"

"Ben yine niye bey oldum şimdi?"

"İşteyiz çünkü."

"İyiyim Neva Hanım, siz nasılsınız?"

"Sesini duydum daha iyi oldum."

"Sizi terbiyeye davet ediyorum. İş arkadaşınızla ne biçim konuşuyorsunuz?"

Gülüp devam ettim.

"Benim işlerimi de halletmişsin, teşekkür ederim."

"Ne demek güzelim, önemli değil."

Şımarıkça sandalyede bir o tarafa bir bu tarafa dönüyordum.

"Bunun için aradım. Kapatıyorum şimdi."

"Tamam kolay gelsin."

"Sana daa."

Öğleye doğru başım ağrımaya başlayınca işi bırakıp pencerenin önüne geçtim. Temiz hava iyi geliyordu.
Öğle molası geldiğinde başımı masaya koyup gözlerimi dinlendirdim. Kapının açıldığını duydum ama ne başımı kaldırdım ne de gözlerimi açtım. Zaten içeri dolan kokuyla kimin geldiğini anlamıştım.

"Başım ağrıyor." Sesim boğuk çıkmıştı.

Yaklaşan adım sesleriyle başımı kaldırıp gözlerimi açtım. Sandalyeye yaslanırken Fatih'e baktım. Fatih sandalyemin arkasına geçip başıma masaj yapmaya başladığında gülümsedim. İyi geliyordu.

"Kahvaltı yaptın mı?"

"Bir şeyler atıştırdım."

"Açlıktan olabilir, kalk yemeğe gidelim."

Başımı tamam anlamında salladım ama kalkmadım.
Fatih birkaç dakika daha masaj yaptıktan sonra saçlarıma bir öpücük kondurdu.

"Hadi gidelim."

Sandalyeden kalkıp çantamı aldım. Odadan çıkarken Fatih elini belime attığında gerildim.

"Bir gören olacak."

"Olsun."

"Nasıl yani?"

"Neva lütfen yürü canım."

Yürümeye devam ediyorduk. Karşılaştığımız birkaç kişinin şaşkınlıkla gözleri büyürken biz etrafımızdakileri görmezden geliyorduk.

"Moladan döndüğümüzde herkes bizi konuşuyor olacak."

"Bundan rahatsız mı olursun?"

Başımı kaldırıp Fatih'in yüzüne baktım.

"Biraz eğilir misin?"

Fatih eğilince yanağını öptüm. Tabii bunu da birkaç kişi görmüştü. Gülüp önüme döndüm.

Yemekten döndüğümüzde tam da beklediğim gibi olmuştu. Fatih beni odama bırakıp dönene kadar kimseden ses çıkmamıştı ama Fatih gittiği an fısıltılar yükselmişti. Umursamadan işime döndüm. Çıkış saatine kadar aralıksız çalıştım. Son on dakika kaldığında ise stajyerlerimiz odama gelmişti. Staj dosyalarını imzalayıp biraz sohbet ettikten sonra Ali hariç diğerleri çıkmıştı.

"Geçmiş olsun, ben evinize gelmeyi düşündüm ama müsait değilsinizdir diye gelmedim."

"Çok teşekkür ederim Ali. Düşünmen bile yeter."

"Eğer müsaitseniz bugün size uğrayabilir miyim? Çiçek almıştım evde unuttum, solmadan getireyim."

Gerek olmadığını söylecektim ama son anda vazgeçtim. Ali'den böyle bir adım geldiyse geri çevirmek olmazdı.

"Çok mutlu olurum."

Odandan çıkacağı sırada geri döndü.

"Bir arkadaşla gelsem sorun olur mu?"

"Hayır bir sorun olmaz." Gülümseyerek bakıyordum.

Ali odadan çıkınca gülümsemem genişledi. Demek Ali'nin bu kadar yakın bir arkadaşı vardı.

Çantamı toplarken odanın kapısı tıklatıldı.

"Gel."

Fatih içeri girmeyip kapıda bekliyordu.

"Birlikte çıkalım."

Telefonumu da çantama atıp Fatih'e doğru yürüdüm.

"Olur çıkalım."

Fatih elimi tutup öptükten sonra yürümeye başladık. Merdivenlere geldiğimizde derin bir nefes aldım. Fatih'e yandan bir bakış attım. Gülerek bakıyordu.

"Biliyor musun üniversitedeyken elini tutup merdivenlerden yürümek en büyük hayallerimdendi."

Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı.

"Dalga mı geçiyorsun?"

"Hayır."

"Ben buna dünden razı gelirdim."

Gülerek beni kendine çekip sarıldı.

Merdivenleri el ele inip bahçeye çıktık. Benim arabamın yanına giderken Ali'nin akşam bana uğrayacağını söyledim. Bundan haberi olduğunu ve birlikte geleceklerini söyledi. Kafamdan evin ne hâlde olduğu geçince hızlıca Fatihle vedalaşıp arabayı evime doğru sürmeye başladım.

Evi kendimce pırıl pırıl yaptıktan sonra yorgunlukla koltuğa yığıldım. Hastalığın üzerine bu yorgunluk beni daha perişan etti desem yalan olmaz. Son bir gayret diyerek dışarı çıktım. Misafirlerim için atıştırmalık bir şeyler almam gerekiyor çünkü kendi ellerimle yapmaya hiç hâlim yoktu. Evime uzak olmayan pastaneye uğrayıp pasta ve kurabiye aldım. Eve dönüp aldıklarımı masaya bırakırken telefonum çalmaya başladı. Fatih arıyordu.

"Efendim canım?"

"Neva Hanım, benim Ali."

Telefonu kulağımdan uzaklaştırıp ekrana baktım.

"Ali sen miydin? Fatih nerede?"

"Fatih abim yolda olduğumuzu haber vermemi istedi. Kendisi şu an markette."

"Anladım Alicim, dikkatli gelin."

"Görüşürüz."

Son bir kez daha etrafı dolandım. Her şey yerli yerindeydi.

On dakika geçmeden kapı çalmıştı. Saçlarımı düzelterek kapı açmaya gittim. Fatih elinde poşetlerle bekliyordu.

"Hoş geldin."

İçeri girerken eğilip yanağımı öptükten sonra mutfağa doğru gitti. Ali'yi göremeyince Fatih'e seslendim.

"Ali nerede?"

"Gelir şimdi."

Tekrar kapıya dönerken merdivenlerden Ali, peşinden de Merve görünmüştü. Onları da gülümseyerek karşıladım.

"Hoş geldiniz gençler."

"Hoş bulduk Neva Hanım." Merve yine şen şakraktı. Ali elindeki rengarenk çiçekleri uzatınca elindeki çiçekleri alıp sarıldım.

"Geçmiş olsun tekrardan."

"Teşekkür ederim, çok kibarsın."

Ali'ye sarılmamız bitince Merve'de kollarını uzattı. Onunla da sarılınca oturma odasını işaret ettim. Onlar oturma odasına geçerken ben de mutfağa Fatih'in yanına gittim. Getirdiği meyveleri dolaba yerleştiriyordu.

"Neden zahmet ettin ki?"

"Bunların hepsi bitecek Neva Hanım."

"Nasıl bitireyim ben bunları?"

"Birlikte yeriz."

"Olur o zaman."

Yanına yaklaşıp yandan sarıldım. Kolunu belime sararken dolabın kapağını kapatmıştı.

"Nasıl hissediyorsun?"

"Daha iyiyim ama biraz yorgunluğum var."

"Geç içeri otur sen."

"Yok tabakları hazırlayacağım."

"Ben hazırlarım."

"Hayır canım olur mu öyle şey?"

Fatih konuşacağı sırada kapı çaldı. Kimseyi beklemiyordum. Kapıyı açmaya giderken Fatih de yanımdaydı. Karşımda Seda, Cahit ve Asya'yı görünce şaşkınlığımın yerini mutluluk aldı.

"Nevaa ben geldim!"

Asya'nın coşkulu seslini duyunca hemen kollarımı uzatıp kucağıma aldım.

"Hoş geldin prenses." Yanaklarını öptükten sonra Seda'ya döndüm.

"Hoş geldiniz."

"Hoş bulduk Nevacım. Sürpriz yapalım dedik."

"Çok iyi yaptınız."

Seda'nın gözleri Fatih'e kayınca güldüm. Cahitle Fatih tokalaşıp ayaküstü konuşuyorlardı.

"Neva bu abi kim?" Asya'nın sorusuyla Fatih'e döndüm.

"Asyacım bu abi benim arkadaşım Fatih."

Fatih gülerek Asya'ya bakıp elini uzattı.

"Merhaba Asya, hoş geldin."

Asya gülerek yüzünü diğer tarafa çevirdi. Sanırım utanmıştı. Asya'nın bu hâline gülerken biz de oturma odasına geçtik. İçeri girdiğimizde Ali ve Merve ayağa kalktı. Kısa bir tanışma faslından sonra sohbet derinleşmeye başladı. Fatihle Cahit sanki araya hiç zaman girmemiş gibi konuşuyorlardı.

"Siz ne zamandan beri böyle samimisiniz?" İkisine de bakarak konuşmuştum.

"Biz muhabbeti hiç kesmedik ki."

Cahit'in cevabıyla şaşkınca Fatih'e döndüm. Onaylayarak başını salladı. Bu kez Seda'ya döndüm.

"Ben de buraya gelirken öğrendim."

"Vay be. Hiç bahsetmediniz."

Cahit gülerek, "Devlet sırrı." deyince göz devirdim.

Asya, Ali ile Merve'nin arasına oturmuş bir şeyler anlatıyordu. Onları böyle görünce güldüm. Doğrusu ne anlattığını da çok merak ettim.

"Asyacım bakıyorum da yeni arkadaş bulunca beni bıraktın."

Bana nispet yapar gibi Ali'ye sarılıp, "Evet." dedi. Ali de tek koluyla Asya'ya sarılınca Cahit'in uyarı dolu öksürüğüyle gülmüştük.

"Kızım sen niye tanımadığın kişilere sarılıyorsun?"

"Baba biz tanıştık bile." Asya hâlâ sıkıca Ali'ye sarılıyordu.

"Tamam, onu bırak gel bana sarıl."

Asya oturduğu yerde yükselip Ali'nin yanağını öptükten sonra gidip Cahit'e sarıldı. Tabii Cahit az önce gördüğü öpücüğün şaşkınlığını üzerinden atamadığı için Asya'ya sarılmayı unuttu.

"Kızım sen niye öpüyorsun elin adamını?" Cahit'in üzgün sesi bizi yine güldürdü.

"Çünkü çok tatlı baba."

Cahit'in üst üste yediği darbelere üzülen tek kişi Sedaydı. Gülmeme devam ederken kalkıp mutfağa geçtim. İkramlıkları hazırlamaya başladığım sırada Seda ve Merve de gelmişti.

Hem konuşup hem tabakları hazırlamıştık. Seda, iş okul fark etmeksizin bütün arkadaşlarımı tanıdığı için Merve'yi de tanıyordu. Uzaktan da olsa. İkisi de birbirinin yanında rahattı. Merve tabakları oturma odasına götürürken ben de peşinden çayları götürdüm. Fatihler yine konuyu futbola getirmişti. Dördümüz en son bir aradayken de futbol konuşuyorlardı. Kendimi o yıllardaki gibi hissedince yine gülümsedim. Mutlu ve huzurlu hissediyordum.

Annemle çok kısa süren konuşmamız bitince telefonu kapatıp odamdan çıktım. Oturma odasına giderken mutfağın açık ışığını görüce önce mutfağa gireyim dedim. Tabii Merve'nin Ali'yi köşeye sıkıştırdığını görünce adımlarım durmuştu. Merve, Ali'nin yanağından öptüğünü görünce hemen arkamı döndüm. Oturma odasına giderken duyduğum son şeyse Merve'nin, "Gerçekten çok tatlısın." demesiydi.

Oturma odasına girdiğimde Seda Cahit'in yanına geçmişti. Ben de Fatih'in yanına oturdum. Fatih konuşuna kadar da sırıttığımı farkında değildim.

"Neye gülüyorsun?"

"Merve, mutfakta Ali'yi sıkıştırmış." dedim yine gülerken.

Fatih'in kaşları şaşkınlıkla havanmıştı. Bu sırada da Ali ve Merve içeri girmişti. Merve gülerek yürürken Ali'nin yüzü kıpkırmızıydı. Gözlerimi onlardan çekip Fatih'e döndüm. O hâlâ Ali'ye bakıyordu. Kolunu dürtüp bakışlarını çekmesini sağladım.

"Ee siz ne yapacaksınız şimdi?" Cahit, bir bana bir Fatih'e bakıyordu.

"Neyi?" Benim sorumu askıda bırakan Fatih'in cevabı oldu.

"Ben Neva'nın ailesiyle tanışmak istiyorum ama Neva erken diyor."

"Allah yardımcın olsun kardeşim."

Kaşlarımı çattım, "Ne varmış ailemde?"

Cahit oturuşunu düzeltip Fatih'e döndü.

"Bunun bir abisi var. Adam yürüyen kontrol. Sedayla evleneceğimiz zamanlar çekti beni karşısına, "Eğer bu kızı üzersen senin kafanı kırarım, baştan uyarayım." dedi.

Abimin söylediklerini taklit ederek tekrarlamıştı. Ve benzetmişti de.

Seda güldükten sonra, "Vedat abiye laf ettirmem" deyince ben de atıldım konuşmaya.

"Artık o kadar gergin değil. Çocuklar olunca yumuşadı." Deyip abimi savundum. Yalan da değildi. Özellikle de Tansu doğunca sanki dünyanın en tatlı adamına dönüşmüştü. Yani en azından biraz.

"Tanışınca göreceğiz."

Abimle Fatih'i tanıştırma fikri beni heyecanlandırmıştı. Bir aksilik olacağından değil de Fatih'in artık tamamen aileme gireceği düşüncesi değişik hissettirmişti.

Sedalar evlerine gitmek için ayaklanınca Merve de ayağa kalktı, onun peşine de Ali. Hepsiyle sarılıp vedaştıktan sonra bir tek Fatih kalmıştı. Ali, Merve'yi evine bıraktıktan sonra Fatih'i almaya gelecekti. Oturma odasına gidip kendimi koltuğa bıraktım. Ben otururken Fatih ortalığa çeki düzen verip yanıma oturdu. Merve ve Ali gitmeden önce sağ olsunlar bulaşıkları halletmişlerdi. Geride hiçbir iş kalmamıştı. Onun da rahatlığı vardı üzerimde.

"İyi ki geldiniz. Çok eğlendim."

"Ne zaman istersen söyle toplayayım herkesi."

"Sen mi çağırdın Sedaları?"

"Müsaitseniz gelin dedim."

Uzanıp başımı Fatih'in bacaklarına koydum. Elleri saçlarımla oynamaya başladı.

"Beni düşünmen çok hoşuma gidiyor."

Eğilip alnımı öptükten sonra geri çekildi.

"Seni çok seviyorum."

Gözlerimi kapatıp gülümsedim.

"Önce ben seni sevdim." Dedim.

Fatih'in gülüşünü duyunca zaferle gülümsememe devam ettim.

Fatihle olduğum her an güzedi ama bu mükemmelin bir tık üstüydü. İçimde sonsuz bir huzur vardı. Tamamen mutlu hissediyordum. Akılmda ve kalbimde sadece Fatih vardı. İçimde Fatih'e karşı nokta kadar bile şüphe yoktu. Hayatımın en güvenli limanı Fatihti. Bunu farkında olarak onun yanında olmak ayaklarımı yerden kesiyordu.

"Fatih seninle bulutlarda yaşamak güzel olurdu."

Eli hâlâ saçlarımdaydı. Uykum geliyordu.

"Belki bunu yapamayız ama seninle her zaman gökyüzünü izlerim."

Belli belirsiz gülümsedim.

"Anlaştık."

🩵
Herkese merhaba, an itibariyle sona gelmiş bulunuyoruz. Küçük bir fikirle oluşturduğum bu tatlı hikayeye destek olduğunuz için çok teşekkür ederim. En başından beri aklımdan geçen şey, buradaki karakterin yaşadıkları ilişkilerde birbirlerine zarar vermeden ilerlemekti. Eğer kaderiniz birlikte yazıldıysa er ya da geç tekrar karşılaşırsınız ve kavuşursunuz, ana fikir tamamen buydu. Böyle düşünüpte karakterleri sağlıksız ilişki içinde yazmak istemedim. Bence onlara böylesi çok yakıştı. Fatih ve Neva'ya mutluluklar dileyip sonraki kurgularıma doğru yol alıyorum. Sizlere de tekrardan çok teşekkür ederim.
(İleride birkaç sürpriz bölüm atma fikri de aklımda :])

Başka hikayelerde görüşmek üzere.

🤚🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

161okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.