16. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"
Bölümler 23Şu an: 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Hadi yemeğe gidelim."
Gözlerimi devirip odadan çıkarken arkamdan gelmeye başladı.
Yavaş yavaş merdivenlerden iniyorduk.
"Nereye gidiyoruz?"
"Cehennemin dibine."
Başını salladı, "Daha önce hiç gitmedim oraya ama sen beğendiysen gelirim, sorun yok."
Bahçeye çıktığımızda bir anlık duraksadım.
"Gerçekten gelecek misin?"
"Evet."
"Ben kendi arabamla gidiyorum. Takip edersin."
"Buna gerek yok, ben de seninle geleyim. Rahatsız olamayacaksan tabii."
Arabama doğru giderken konuştum.
"Olmam."
Yeşil ışığın yanmasını bekliyorduk. Fatih radyoya uzanıp açtı. Sürekli kanalları değiştirirken sonunda birinde durmuştu. Sezen Aksu çalıyordu.
"Senin sevdiğinden."
Yan bir bakış atıp önüme döndüm. Yeşil ışık yanmıştı.
"Öyle miymiş?"
Koltuğa yaslanırken, "Öyle." dedi.
"Bu kanıya nereden vardın?"
"Üniversitedeyken sürekli kulaklıkla müzik dinliyordun ama bazen öyle yüksek sesle dinliyordun ki yanındayken duyuluyordu ses."
"Hiç farkında değildim, keşke uyarsaydın."
"Seninle aynı şarkıları dinlemek hoşuma gidiyordu, birkaç kereliğine olsa da."
Bir şey söylemeden arabayı sürmeye devam ettim.
"Neva.."
"Söyle."
Cevap vermeyince Fatih'e bir bakış attım. Koltuğa yaslanmış başını da bana doğru çevirmişti. Gülümseyerek bakıyordu.
"Neva seni çok özledim."
Yanaklarımın kızarmaya başladığını hissediyordum.
"Tatlı tatlı konuşmalarını, heyecanlanınca verdiğin tuhaf tepkilerini, sürekli peşime takılmalarını, canın sıkıldıkça benden köşe bucak kaçmanı.. sana böyle şeyler söylediğimde yanaklarının kızarmasını, seninle ilgili olan her şeyi çok özledim."
Sonunda geldiğimizde arabayı durdurdum.
"Üniversitedeyken bu kadar düşkün değildin bana, bu söylediklerin çok uzaktan geliyor."
Bende başımı çevirdim artık göz gözeydik.
"Sana bağlandığımı farkında bile değildim. Gidince anlamlandıramadığım şeyler oldu. Sen sanki her zaman yanımdaydın. O yüzden şimdi bile senden hiç kopmamış gibi hissediyorum. Sanki araya hiç zaman girmemiş gibi."
Gülümsedim.
"O zaman doğan çocuklar okula başladı Fatih."
O da gülümsedi.
"Doğru."
İkimizde konuşmayınca arabadan indim. Fatih'te peşimden indi.
Birlikte restorana girip oturduk. Siparişlerimizi beklerken birden aklıma Ali gelmişti.
"Ali ile kuzenmişsiniz."
"Evet, teyzemin oğlu."
Başımı salladım, "Çalışkan çocuk."
"Kafası dağılsın diye çok uğraşıyoruz."
"Neden ki?"
Fatih bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmuştu.
"Şimdi bunları konuşmayalım."
"Peki." deyip telefonumu elime aldım. Seda'dan gelen, 'Ne yapıyorsun?' mesajıyla gülümsedim. Eğer şu an Fatihle karşılıklı oturduğumu görse şok olurdu herhâlde. Mesajına karşılık olarak sadece 'yemek yiyeceğim' yazdım. Ayrıntılara gerek yoktu şimdilik. Telefonumu masaya koyup Fatih'e döndüm. Beni izliyordu. Gözlerimi ondan çekip etrafa bakınmaya başladım. Dikkatimi masanın ortasındaki çiçekler çekince elimi uzatıp çiçeklerin yapraklarıyla oynadım. Pembe yaprakları severken aklıma geçen gün Fatih'e gelen çiçekler geldi. Kaşlarımı çatıp Fatih'e baktım.
"Geçen gün sana gelen çiçekler kimdendi?"
Fatih yerinde rahatsızca kıpırdandı.
"Zehra'dan."
"Hangi Zehra?"
"Uzaktan bir arkadaş olan Zehra."
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Üniversitedeki mi?"
Başını evet der gibi salladı. Moralim bozulmuştu bunu saklamaya da çalışmadım.
"Biz sadece arkadaşız, başka bir şey yok."
"İlgilenmiyorum, olabilir yani."
Fatihte kaşlarını çattı.
"Ne olabilir?"
"Aranızda başka bir şey de olabilir."
"Olamaz Neva."
"Olsa da benim için fark etmez."
Sinirle konuşuyordum ve kesinlikle ağzımdan çıkanı kulağım duymuyordu.
Fatih sıkıntıyla nefesini dışarı verdi.
Yemeklerimiz gelince konuşmadan yemeye başladık.
Fatih yemeğini çoktan bitirmişti. Kolumdaki saate bakıp bende hızlandım.
"Ben bir lavaboya gidiyorum."
Başımı sallayıp yemeğime devam ettim. Fatih birkaç dakika sonra geldiğinde bende yemeğimi bitirmiştim.
"Hiç oturma hemen çıkalım."
Çantamı ve telefonumu alıp kasaya doğru yürürken Fatih belimden tutup çıkışa doğru çevirdi beni. O zaman fark ettim hesabı ödemek için gittiğini.
"Teşekkür ederim. Bir dahaki sefere benden olsun."
"Bir sonraki randevumuz için söz vermiş oldun."
Önüme dönerken güldüm.
"Pek hızlısın."
"Açığı kapatmaya çalışıyorum."
Gün bitene kadar da Fatih'i görmedim. Önümdeki bilgisayara bakarken dalıp gitmiştim. Gerçekten de Fatih dediği gibiydi sanki araya hiç zaman girmemiş gibiydi, her şey kaldığı yerden devam ediyor gibiydi. Tek büyük fark bu kez çabalayan taraf o gibi görünüyordu. Kendi kendime gülerken telefonun sesiyle dikkatim dağıldı. Annem arıyordu.
"Efendim anne?"
"Nasılsın kızım?"
"İyiyim siz?"
"Biz de iyiyiz. Yarın akşam bize yemeğe gel demek için aradım."
"Gelirim tabii anne."
"Tamam, unutma sakın."
"Unutmam anne niye unutayım."
"Tamam ben şimdi kapatıyorum, kolay gelsin sana."
"Teşekkürler."
Tekrar işime dönüp çıkış saatini beklemeye başladım.
~
Geç kalmıştım. Sırf evden birkaç dakika geç çıktım diye. Hızlı hızlı merdivenleri çıkıp hemen odama girdim. Herkes gelmişti ve masalarının başındaydı. Ceketimi ve çantamı asarken bilgisayarımı da açtım. Nefes nefese oturdum koltuğa. Gözüm masanın üzerindeki beyaz pakete kayınca paketi önüme aldım. İçinde sıcacık iki tane poğaça vardı. Birini alıp böldüm. Zeytinliydi.
Telefonu elime arayıp Merve'yi aradım.
"Efendim Neva Hanım?"
"Merve masamın üzerindeki paketi kim bıraktı biliyor musun?"
"Bir bilgim yok Neva Hanım."
"Anladım, kolay gelsin."
İçimden bir ses Fatih getirmiştir başka kim olacak diye geçirdi. Doğru başka kim olacaktı ki. Böldüğüm poğaça bir ısırık aldım. Yemeyeli uzun zaman olmuştu. Keyifli keyifli yerken üst katın telefonunu aradım.
Fatih'in ciddi sesi karşıdan duyuldu.
"Evet?"
"Fatih Bey?"
"Neva Hanım siz miydiniz, günaydın nasılsınız?"
"Teşekkür ederim, siz nasılsınız?"
"Sesini duymak günümü daha da güzelleştirdi."
Görmese de gülümsedim.
"Masamda poğaça buldum, biri bırakmış."
"Afiyet olsun, geldim ama yoktun."
"Yeni geldim."
"Bilseydim beklerdim."
"Tamam abartma."
"Peki."
"Teşekkür ederim." Sesim çocuk sesi gibi neşeli çıkmıştı. Fatih'ten ses gelmeyince hemen telefonu kapattım. Masanın üzerindeki poğaçalara da gülerek bakıyordum.
Günün geri kalanı yoğun bir tempoda geçmişti. Beklediğimden fazla yorulmuştum. Ayaklarımı sürüye sürüye arabama gidiyordum. Bugün annemlerin yanına gidecektim. Kendi evime uğrayıp duş aldıktan sonra hazırlanıp evden çıktım. Yoldan tatlı almayı da unutmadım. Eve geldiğimde annem heyecanla kapıyı açtı. İçeri geçip anneme sarıldıktan sonra, "Babam nerede?" diyerek içeri geçerken gördüğüm yüzle donakaldım. Selçuk pişmiş kelle gibi gülerek bana bakıyordu.
"Hoş geldin canım, bak sana sürpriz yaptım."
🤚🏻
Bölüm etkileşimi
