18. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!
Bölümler 23Şu an: 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tuttuğu elimi dudaklarına götürüp bir öpücük bıraktı. Kalbimin hızı yine artmıştı. Ah! Doğru ya biz buna Fatih etkisi diyorduk..
Selçuk gittikten sonra bizde restorandan çıkmıştık. Şimdi de yürüyorduk, nereye gittimizi bilmeden.
"Geleceğini söyleseydin birlikte gelirdik."
"Sürpriz yapayım dedim, beğenmedin mi?"
"Beğenmez olur muyum hiç? Çok etkilendim." Dedim gülerek.
Rüzgâr tatlı tatlı esiyordu. Saçlarım yer yer uçuşuyordu. Hiç bitmesin istediğim bir anın içindeydim bunu farkındaydım. Çocuk gibi hissediyordum ve içimde bayram heyecanı vardı. Utanmasam yolun ortasında mutlulukla dans edecektim. Kıpır kıpırdım.
"Neva."
"Hm?"
"Ben gidince çok üzüldün mü?"
Adımlarım yavaşlamıştı.
"Evet ama her zaman geçerli bir açıklaman olduğunu biliyordum. Çok üzüldüm ama sana hiç kızamadım."
Fatih yürümeyi bırakıp durdu.
"Özür dilerim."
Gülümsemeye çalıştım.
"Önemli değil."
"Neva özür dilerim."
Gözlerim dolmaya başlamıştı. Ağlamamak için dudaklarımı sıktım.
"Çok özür dilerim."
Dayanamadım. Gözümden birkaç damla akıp gitmişti. Fatih beni kendine çekip sarıldığında ağlamam daha da şiddetlendi. Gittiğinde da çok ağlamıştım, kimseye belli etmeden. Soran olsa ne diyebilirdim ki. Hiçbir şeyim olmayan birisi gitti, ona üzülüyorum mu? Fatih benim ruhumun bağlı olduğu kişiydi. İnsan bunu mantıklı bir şekilde açıklayamasa bile hisseder. Ben bunu Fatih'i ilk gördüğümde hissetmiştim. Gittiğinde yarım yaşamıştım, hiçbir şey tam değildi. En sevdiğin şarkının yarıda kesilmesi gibi, merakla izlediğin filmin en heyecanlı yerinde donması gibi, sonunu görmek için yürüdüğün yolun ortasında karşına yüksek düz duvarların çıkması gibi.. Fatih hayatımdaki iyi ve kötü olan her şeyin gibisiydi.
Ağlamam bitinceye kadar sarıldık. Fatih bu sırada hiç konuşmamıştı. Gözlerimi silip uzun bir nefes çektim içime. Yürümeye devam ettik.
"O gün annemlerin kaza haberini almıştım. Annemin kullandığı araba yoldan çıkmış. Annem, ablam, teyzem ve Ali arabadaymış."
Fatih konuşuyordu ama ben yüzüne bakamıyordum. Fatih durup nefeslendi.
"Teyzemi kaybettik."
Gözyaşlarım tekrar akmaya başladı.
"Annem günlerce yoğun bakımda kaldı. Ablam iyidi ama Ali.. Ali çok kötüydü. Uyandığında ilk annesini sordu."
Fatih konuşmakta zorlanıyordu.
"Fatih sonra konuşuruz bunları."
"O zamanlarda bile yanımda olmanı çok istedim. Aklımın kenarında hep sen vardın. Hiç unutmadım seni."
Gözlerimden yaşlar akarken büyükçe gülümsedim.
"Neva seni seviyorum. Hiç kimseyi sevmediğim kadar hem de."
Kollarımı Fatih'in beline sıkıca doladım.
"Fatih seni çok seviyorum."
Sarılırken saçlarıma bir öpücük bıraktı.
~~
Önümdeki dosyaları imzalayıp düzenlendikten sonra odamdan çıktım. Toplantımız vardı.
"Arkadaşlar beş dakika sonra toplantımız başlıyor."
"Neva Hanım stajyerler de gelecek mi?" Merve'nin sorusuyla geri döndüm. Ali başını kaldırmadan işine devam ediyordu.
"Evet gelecekler."
Merdivenlere dönüp yürümeye başladım. Haftanın son günüydü, yarın istediğim kadar uyuyabilecek olmanın heyecanı içindeydim. İkinci kata geldiğimde Fatih'in odasının önüne geldim. Kapıyı tıklatıp açtım.
"Fatih Bey müsait misiniz?"
Başını önündeki kağıtlardan kaldırıp bana baktı, arkasına yaslanıp gülümsedi.
"Size her zaman müsaitim Neva Hanım."
Sırıtarak odaya girip karşısındaki sandalyeye oturdum.
"Nasıl gidiyor?"
Yorgunluğu gözlerinden belli oluyordu.
"Bir sıkıntı yok. Sende nasıl?"
"Bende de bir sıkıntı yok. Uyuyamadın mı?"
"Biraz geç yattım. Geçen haftanın raporlarını düzenledim."
"Yardıma ihtiyacın varsa.."
Sandalyesinden kalkıp yanıma geldi. Eğilip yanağımdan öptükten sonra geri çekildi.
"Yarın ne yapacaksın?"
"Annemlere uğramam gerek. Selçuk telefonlarını açmıyormuş, gidip olanları anlatmam gerekiyor."
"Ne anlatacaksın?"
"Bekar yaşamak istediğimi."
Fatih'in kaşları havalandı.
"Benim için bir problem yok. Evlenmeden de olur diyorsan.."
"Ne?"
Kapıya doğru dönüp yürümeye başladı.
"Toplantı başlıyor."
Odadan peş peşe çıktık.
"Evet arkadaşlar herkes buradaysa haftalık değerlendirme toplantımıza başlayalım.."
Müdür beyin konuşmasıyla toplantı başlamıştı.
Uzun sürmeyen toplantının sonlarına doğru müdür bey işi bir kenara bırakıp stajyerlerle sohbet etmeye başlayınca Fatih'e kaçamak bakışlar attım. Ona baktığımı yakaladığında da göz kırpmıştı. Hemen gözlerimi kaçırıp önüme döndüm. Aramızdaki meseleyi şimdilik buradakilerin öğrenmesini istemiyordum. Müdür beyin yüksek sesli kahkahasını duyduğumda başımı çevirdim.
"Duyuyor musunuz arkadaşlar, stajyerlerimiz bizi yemeğe çıkarmayacak mısınız diyor."
"Haklılar müdür bey, kocaman bir hafta boyunca sorunsuz çalıştılar. Hak ettiklerini düşünüyorum." diye arka çıktım.
"Peki mâdem. Uygun bir gün ayarlayalım."
"Geçen seferki restorana gidebiliriz müdür bey. Herkes çok beğenmişti." Merve'nin neşeli sesiyle söylediklerini diğerleri de onaylamıştı.
"Tamam, rezervasyon işini sen halledersin Merve."
"Tamamdır."
Ne zaman böyle eğlence işleri olsa Merve heyecanla ortaya atılırdı. Telefonuna hızlı hızlı bir şeyler yazarken önüne gelen saça üfleyip duruyordu. Önündeki saç tutamı ısrarla yüzüne düşüyordu. En sonunda tüm saçını arkada toplayıp Ali'ye döndü. Masadakilerin konuşmaları hâlâ devam ettiği için ne dediğini duyamamıştım ama birkaç saniye sonra Ali, Merve'nin saçlarını tutmaya başladı. Ali, Merve'nin saçına tuhaf tuhaf bakarken gülmemek için dudaklarımı ısırdım. Masanın altından Fatih'in ayağına vurup Ali ve Merve'yi gösterdim. Fatih'in kaşları havalanırken bir süre sonra gülümsedi. Gözleri ışıl ışıl olmuştu. Merve başını kaldırıp teşekkür edince Ali elini çekmişti.
~
"Pazartesi akşamı gidiyoruz." Yemek günü ayarlanmıştı. Stajyerlerimizin yüzleri gülüyordu, Ali hariç. O tepki vermeden önüne bakıyordu. Müdür Bey'in odadan çıkmasıyla herkes sırasıyla katlarına dönmeye başladı. En son Fatihle ben kaldık.
"E ben de gideyim mâdem." Diyerek ayaklandım.
"Odama gel bir çay kahve içelim."
"Bir kahveye tav mı olacağım şimdi?"
Fatih önündeki kağıtları topladıktan sonra yanıma geldi benim önümdeki kağıtları da toparlarken oldukça yakınlaşmıştı.
"Başka ne istiyorsun?"
"Ne?" O kadar yakındı ki düşünemiyordum. Başka ne istiyorum?
"Birkaç çeşit çikolata almıştım ama kaldı mı bilmiyorum. Bir kahve bir çikolataya tav olur musun?"
Fatih'in parfümü buram buram kokuyordu. Ne dediğini dinlemeden kokusunu içime çektim. Ceketine biraz daha yaklaştım. Fatih'in gülme sesiyle başımı kaldırdım.
"Ne yapıyorsun?"
"Çok güzel kokuyorsun."
"Beğenmene sevindim."
Oturduğum sandalyeden kalkıp Fatih'in karşısına geçtim.
"Çok ısrar ettin, bir kahve içelim bari."
Yürümem için elini uzatınca toplantı salonundan çıktık.
🤚🏻
Bölüm etkileşimi
