19.Bölüm/ Başka

Vaveyla Yazarı: e s

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 19.Bölüm/ Başka

"Çok ısrar ettin, bir kahve içelim bari."

Eliyle yürümem için elini uzatınca toplantı salonundan çıktık.
~~

Yavaş yavaş gözlerimi açıp bir süre tavanı izledim. Gece geç yattım ki sabahta geç uyanayım. Öyle de olmuştu. Telefonuma uzanıp elime aldım. Saat on'a geliyordu. Biraz daha oyalandıktan sonra yataktan kalktım.

Kahvaltı, temizlik, dinlenme derken akşamı etmiştim. Hazırlanıp çıktım. Anneme vermem gereken bir hesap vardı daha. İçimde hayatımdaki her şeyin güzel gitmesinden dolayı büyük bir huzur vardı. Şimdiye kadar ki tek eksiğim Fatihmiş. O gelince her şey tastamamdı. Radyoda çalan şarkıya eşlik etmeye başladım. Mini konserimi Fatih'in araması böldü. İyi insan, hissetti tabii onu düşündüğümü. Bekletmeyip açtım.

"Alo."

"Neva nasılsın canım?"

Canım mı?

"İyiyim canım, sen nasılsın?" Gülerek konuştum.

"Bir sesini duyayım diye aradım."

"Sen şimdi hasretinden prangalar da eskitmişsindir."

"Doğrusu pek de abartı olmaz."

"Tabii efendim tabi."

"Evde misin?"

"Yok bizimkilerin yanına gidiyorum."

"Evet şimdi hatırladım. Ben ne zaman tanışacağım ailenle?"

Kaşlarımı çatıp telefona baktım, evet Fatih göremese bile.

"Erken olduğunu düşünüyorum Fatih."

"Çok uzatmayalım diyorum."

"Fatih sen geleli daha on gün olmadı, farkında mısın?"

"Ne fark eder Neva? On ay olsa ne değişmiş olacak?"
Haklıydı. Geçen onca seneden sonra hâlâ birbirimizi seviyorken on günde on ayda aynıydı ama Selçuk olayından sonra bunu aileme hemen söylemek içimden gelmiyordu.

"Şimdilik söylemek istemiyorum."

"Gizli saklı mı yaşayacağız?"

"Daha heyecanlı olur işte ne güzel."

Fatihten karşılık gelmemişti.

"Orada mısın?"

"Evet. Tamam sen nasıl istersen ama çok uzatmadan babanlarla konuş. Ayıp olmasın."

"Sen sanki söyledin de!" dedim sırf takılmak için.

"Söyledim."

"Ne?"

"Ailenle tanışmak istiyorlar."

"Şaka mı yapıyorsun?"

"Hayır."

Kalbim hızlanmaya başlamıştı. Arabayı kenara çekip sakinleşmeye çalıştım.

"Neva?"

Derin bir nefes aldım.

"Efendim?"

"Neden sustun?"

"Susmadım."

Susmadım mı? Ne diyorum Allah aşkına?

Karşıdan Fatih'in kahkahası duyuldu.

"Bak tamam, sen sakin ol. Ne zaman tamam dersen o zaman tanıştırırız aileleri."

"Evet yani tamam."

"Ben şimdi kapatıyorum, dikkatli sür sende."

"Peki, görüşürüz. Öptüm."

"Tamam sözün olsun."

Gülümsedim, "Olsun."
~

"Yemeğe gittik ve aramızda artık bir şeylerin olmayacağını ikimizde anladık. Artık bu konu açılmamak üzere kapadı anne. Bir daha da başıma böyle işler açmanı istemiyorum."

Annem oflayıp yerinden kalktı.

"Evde kaldın kızım. Sen neden evlenmiyorsun yavrum, bir sıkıntın mı var acaba?"

Annemin söylediklerine güldüm.

"Anne zamanı gelmedi demek ki."

"Otuz olacaksın yakında, ne demek zamanı gelmedi?"

"Otuz olmama daha iki yıl var anne."

"Yaşıtlarının çocuğu var."

"Ee?"

"Kötü bir şey istemiyorum ki, senin de kendi ailen olsun. Ne var bunda?"

Annemin bu konuyu bu kadar kafasına takması beni şaşırtıyordu.

"Anne bir geç otursana sen."

Annem karşıma oturunca içimi bir heyecan kaplamaya başladı.

"Hemen ortalığı velveleye vermeni istemiyorum. Kabul ediyorsan konuşalım."

"Ben ne zaman ortalığı velveleye vermişim?"

"Geç bunları. Söz veriyor musun?"

"Kızım söyle artık ne söyleyeceksen!"

"Görüştüğüm biri var."

"Ne! Ne zamandan beri?"

"Çok yeni."

"O yüzden mi ayrıldın Selçuktan?"

"Öyle bir şey olmadı anne. Yeni diyorum ya!"

"Kim peki?"

"Eski bir arkadaşım. Bir yerde rast geldik. Konuştukça anlaştık."

"Kızım neden baştan söylemiyorsun. Tövbe estağfurullah! Ben de seni zorladım o kadar."

"Onları boş ver şimdi. Bu mevzuları düşünmeni istemiyorum."

"Tamam karışmam da en azından adamı getir de bir tanışalım."

"Bakalım illa getiririm birgün."

Annem kalkıp yanıma oturdu.

"Anlat bakayım nasıl biri, var mı fotoğrafı?"
~

Pazar akşamı Sedalara davetliydim. Asya'yı da çok özlemiştim zaten. Gitmeden önce alışverişe çıkıp yemekten sonrası için bir şeyler aldım. Asya'ya oyuncak almayı da unutmadım. Alışverişim bitince de Sedaların evine doğru yola çıktım.

"Kızım bir rahat bırak kadını!"

"Seda karışma bize, ne güzel kahve içiyoruz."

Asya'nın oyuncak mutfak setiyle oynuyorduk. Önce yemek yaptık şimdi de Asya'nın yaptığı kahveleri içiyorduk. Ben hâlimden memnundum.

"Fatihle nasıl gidiyor?"

"Beni sevdiğini söyledi."

"Ne?"

Seda'da koltuktan kalkıp yere yanımıza oturdu.

"Ne zaman?"

Asya, diğer fincanı da Seda'ya uzattığında Seda sanki gerçekten kahve varmış gibi hevesle ağzına götürdü fincanı.

"Dedi ki ben senin için buraya geldim."

"Şu an çok şaşkınım! Sen ne yaptın?"

Seda'nın yüzüne bakıp sırıttım.

"Bende seni seviyorum, dedim."

"Şaka yapıyorsun!"

Seda o kadar heyecanlandı ki artık bağırır gibi konuşuyordu. Asya annesine bakıp bana döndü.

"Neva sen şaka mı yapıyorsun?" Asya'nın tatlı konuşması karşısında yine kendimi tutamayıp Asya'nın yanakları öptüm.

"Hayır şaka yapmıyorum hanımlar."

Seda hâlâ şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu.

"Aradan yıllar geçti ve geldiğiniz şu duruma bak. Hiç beklemiyordum."

"Sen asıl bana sor Seda. Bir haftadır yerde değil de bulutların üzerindeyim sanki."

Seda kollarını açınca hemen sarıldım.

"Çaylar geldii." Cahit elinde tepsiyle içeri girdiğinde bir süre durdu.

"Birbirinizi bu kadar çok mu özlediniz?"

Aynı anda, "Evet." dedik.

Asya'da bizim gibi "Evet" deyince güldüm. Bu kızın tatlılığı beni bitirecekti.
~

Çayımdan bir yudum daha aldım. Şu an tam olarak Cahit'in Seda'ya tekrar tekrar ilan-ı aşk ettiği andaydık. Bu duruma defalarca şahit olsam da hâlâ heyecanla izliyordum. Peş peşe iltifatlar eder, "seni şurada gördüm, şu anda aşık oldum, bana şöyle çekici geldin..." diye konuşur da konuşur. Asya'da babasının Seda'ya güzel şeyler dediğini duyunca hemen ortaya atılıp, "Baba bende bende!" araya girerdi. Cahit bu kez Asya'ya dönüp, "O gün balkonda oturuyorduk sonra kocaman kanatlı bir melek seni getirip, 'bu güzel kız artık sizin, dedi böylelikle bizim kızımız oldun.'" diye bir hikaye uydurmuştu.
Onların bu hâlleri beni o kadar mutlu ediyordu ki.. İnsan dostlarının kötü gününde yanında olduğu kadar iyi gününde de yanında olmalıydı. Mutluluğun bu hâlini paylaşmakta kıymetliydi.

~

Odama girip direkt pencereyi açtım. Ben daha yerime oturmadan kapı tıklatıldı.

"Gel."

"Neva Hanım, müsait misiniz?"

"Müsaitim Ali, gel lütfen."

Sandalyeme oturup Ali'ye de karşı sandalyeyi gösterdim.

"Evet dinliyorum."

"Ben akşamki yemeğe gelmesem olmaz mı?"

"Olmaz."

"Mecburi olduğunu bilmiyordum."

"Şöyle ki Alicim, ben gelmeni çok istiyorum ve beni kırmayacağını düşünüyorum."

"Sizi kırmayı istemem ama.."

"Aması falan yok, hep birlikte gideceğiz."

Aslında kimin gelip gelmediği umrumda değildi. Gelmek istemeyeni zorla getirecek hâlimiz yoktu ya ama Ali'nin gelmesini istiyordum. Arkadaş edinebilir biraz da olsa kaynaşabilirdi. Onu tamamen kendi hâline bırakmak ileride hep yalnız kalmasına neden olabilir. Elimden geldiğince onun için işleri kolaylaştıracaktım.

"Peki, akşam görüşürüz."

"Görüşürüz Ali Bey." Gülerek karşılık verdim.

Haftanın ilk günleri hep hızlı geçerdi ama bugün zaman su gibi akıyordu. Mola saatimiz gelmişti bile. Yaylana yaylana Fatih'in odasına çıktım. 'Benim odama gel.' diye mesaj atmıştı. Kapıyı tıklatıp içeri girdim.

"Fatih Bey, çağırmışsınız geldim. Buyrun."

Fatih pencerenin önünde duruyordu.

"Neva Hanım, acil olmazsa sizi buraya kadar yormazdım."

"Öyle mi, mesele nedir?" derken yanına gittim.
Fatih beni kendine çekip sarıldı.

"Bir borcunuz vardı."

Midemdeki tüm kelebekler aynı anda kanat çırpmaya başladı. Sarılmamız bitince geri çekilmeye çalışsam da Fatih müsade etmedi. Durduğumuz yerde dans ediyor gibi bir sağa bir sola gidiyorduk. Sonunda ayrıldığımızda geriye doğru gidip masaya yaslandım. Aramızda bir metre bile yoktu. Fatih'e bu mesafe çok uzak gelmiş olacak ki iki adım atıp önümde durdu.

"Hafta sonun nasıl geçti?" Dedim sırf aramızdaki bu garip hava dağılsın diye ayrıca Fatih'in konuşacağı da yoktu.

"Evdeydim, dinlendim. Seninki?"

"Ben de anneme gittim konuştuk."

"Ne söyledin?"

"Anlaşamadığımızı söyledim ve.."

"Ve?"

İçime bir nefes çekip konuştum.

"Başkasını seviyorum dedim."

Fatih gülümseyip biraz daha yaklaştı. Elini önüme düşen saç tutamına gitti. Bu kadar yakın olmamız yetmiyor gibi bir de gözlerimin içine içine bakıyordu. Gözlerine baktıkça hipnoz oluyor gibiydim.

"Başkasını seviyorum dedin?" Sorarcasına söylemişti.

"Evet, başkasını seviyorum dedim."

Aramızdaki mesafeyi tamamen kapattığında yanak yanağa geldik. Fatih önümdeki saçları yavaşça arkaya savurdu. Boynuma doğru eğildiğinda tüylerim diken diken oldu. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu.

"Neva.."

Nefesi boynuma değiyordu.

"Hm?"

Konuşmadı. Birkaç saniye sessizce ve hareket etmeden durduk. Fatih boynuma bir öpücük bırakıp kendini biraz geri çekti ama hâlâ çok yakındık. Göz göze geldiğimizde iç çekip geriye doğru bir adım daha attı. Kendime gelmek adına başımı yan tarafa çevirip nefesimi düzenlemeye çalıştım. Kalbim hâlâ çok hızlı atıyordu. Odadan çıkıp gitmek istiyordum ama ayaklarımın tutacağından emin değildim. Beni kurtaran Fatih'in çalan telefonu oldu. Fatih dikkatini telefona verince kaçar gibi odadan çıktım.

🤚🏻

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

151okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.