7. bölüm / 23
Bulutlardan Haber Var!7. Bölüm/ Bazı Ricalar
Bölümler 23Şu an: 7. Bölüm/ Bazı Ricalar
- 1 1.Bölüm/ İsminizi öğrenebilir miyim beyefendi?909 kelime
- 2 2.Bölüm/ Acı Ekşi Sohbet617 kelime
- 3 3. Bölüm/ Felaket Tellalı: Seda750 kelime
- 4 4.Bölüm/ Zeytinliler Aşkına1.039 kelime
- 5 5.Bölüm/ Kaçan Kovalanır Mı?886 kelime
- 6 6.Bölüm/ Gülsem mi, Ağlasam mı?1.507 kelime
- 7 7. Bölüm/ Bazı Ricalar1.083 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm/ 'Fatih Etkisi' diyebiliriz785 kelime
- 9 9. Bölüm/ Aheste Aheste1.041 kelime
- 10 10. Bölüm/ Çalışkan Fatih831 kelime
- 11 11. Bölüm/ "Yarım kalan hikâyeler midir, insanlar mı?"1.082 kelime
- 12 12. Bölüm/ 7969 kelime
- 13 13. Bölüm/ Merdivenler1.111 kelime
- 14 14. Bölüm/ Bir yumrukluk can: Selçuk1.318 kelime
- 15 15. Bölüm/ Yeni İhtimaller850 kelime
- 16 16. Bölüm/ "Sürpriz mi bu şimdi?"848 kelime
- 17 17.Bölüm/ Fatih Etkisi(2)1.171 kelime
- 18 18.Bölüm/ Düşün Neva Düşün!844 kelime
- 19 19.Bölüm/ Başka1.247 kelime
- 20 20.Bölüm/ "Aynı Şey"1.243 kelime
- 21 21.Bölüm/ Limonlu906 kelime
- 22 22.Bölüm1.071 kelime
- 23 23.Bölüm/ Anlaştık1.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çok güzel bir rüya gördükten sonra uyanıp gerçeğe dönünce yaşadığımız hayal kırıklığı var ya hah işte ben tam o andayım.
Fatih kekten üç dilim yiyip beğendiğini söyleyince aptal sırıtışıyla yüzüne bakıyordum. Sonra durağa gitmek için kalktı. Bir adım bile atmadan geri bana döndü.
"Neva."
Hâlâ gülümsüyordum.
"Efendim."
"Biz Zehrayla ayrıldık."
Kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Heyecanımı belli etmemeye çalıştım. Pek başarılı olduğumu söyleyemem tabii.
"Üzüldüm sizin adınıza."
"Olması gereken buydu."
Fatih konuşurken içimdeki coşkuyu dizginlemeye çalıştım. Gözlerimi Fatih'ten çekip bir süreliğine yeri izledim.
"Neva.."
Tekrar Fatih'e baktım.
"Zehrayla ayrıldık ama bu onu hemen unutacağım anlamına gelmiyor. Zehraya çok değer veriyordum ve benim için hâlâ değerli. Bu süreçte başkalarını yara bandı olarak kullanacak biri değilim. Kendi içimde ayrılığı sindirene kadar başkasıyla görüşüp Zehra'nın yerine onu koyamam."
Ne demek istediğini net şekilde anladım. İçimden kendime küfürler savururken banktan kalkıp eşyalarımı çantama koydum ve Fatih'in karşısına geçtim.
"Anladım."
İçimden onlarca cümle geçse de sakinliğimi korudum. Fatih'i geride bırakıp fakülteye gittim.
-
Yatağıma uzanmış tavanı izliyordum. Bir yanım Fatih'e hak verirken diğer yanım yine aceleci davranıyordu. Eğer ben Fatih'in yerinde olsaydım nasıl davranırdım diye düşünmeye çalıştım. Düşüncelerimi kapının çalması dağıttı.
Annem elindeki meyve tabağını masaya bırakıp yanıma geldi.
"Hayırdır pek sessizsin?"
Toparlanıp oturdum.
"Anne ya, sevdiğin birini unutmak ne kadar sürer?"
"Nereden çıktı şimdi bu?"
"Orasını boş ver şimdi, soruma cevap ver."
"Sevdiğin birini unutmazsın kızım."
Kaşlarımı çattım, "Nasıl unutmazsın?"
"İnsan hiç sevdiğini unutur mu?"
Annemin söylediği cümleyle dumura uğradım.
"Ya unutmak istiyorsa?"
"Ne kadar çok seviyorsa unutması o kadar zor olur."
Moralim iyice bozulmuştu.
"Öyle mi diyorsun?"
"Kalk ders çalış diyorum hanımefendi. Yeter bu kadar dinlenme."
Annemin ani konu değiştirmesine gözlerimi devirdim.
"O gözlerine de sahip çık."
"Alışkanlık olmuş." Dedim yine göz devirerek.
"Hadi ders çalış biraz."
Yataktan kalkarken tamam dedim. Annem de odadan çıkıp gitti.
Bugün dersim yoktu, öğleye kadar uyudum. Uyanık olduğum zamanda da yine yataktaydım. Canım hiçbir şey yapmak istemiyordu ama bu hâlde olmakta istemiyordum. Kendimi toparlayıp hazırlandım ve dışarı çıktım. Kulaklığımı takıp yürümeye başladım. Eğer farkında olursam şarkılara eşlik ediyordum. Bir şeyleri düşünmeye başlayınca şarkı ne zaman başlamış ne zaman bitmiş anlamıyordum bile. Yürüyüş yolunun sonuna doğru geldiğimde biraz dinlenmek için banka oturdum. Hava durgundu, gökyüzü bulutlarla kaplıydı. Hiçbir şeye benzetemediğim kocaman bulutlar.
Kulaklığı çıkarıp cebime koydum. Arkadan geçen arabaların sesleri, uzaktan gelen köpek sesi, koşan insanların adım sesleri hepsi birbirine karışıyordu. Benim aklımdan geçen tek şeyse bu bankta saatlerce oturup ilerisi için ümitlenmekti. Bu aceleci hayata rağmen durup mutluluğu düşünmek. Öyle de yaptım.
Kaç saat geçti bilmiyorum, telefonun sesiyle kendime geldim.
"Neva."
"Efendim Seda."
"Nasılsın?"
"İyiyim, sen nasılsın?"
"Ben de iyiyim."
"Haberi duydun mu?"
"Hangi haberi?"
"Fatihle Zehra ayrılmış."
"Onu mu diyorsun, biliyorum."
"Sesin niye mutlu gelmiyor o zaman?"
"Fatih'in Zehrayı unutmak için zamana ihtiyacı varmış."
"Nasıl ya, siz konuştunuz mu o konuyu?"
"O konuştu ben dinledim."
İkimizde bir süre konuşmadık.
"Siz ne yaptınız Cahit'le?"
"Hiçbir şey. Yurda kadar peşimden geldi, konuşmadan geri gitti."
"Bence artık adam akıllı konuşmanızın zamanı geldi."
Karşıdan oflama sesi geldi. Kendi kendine konuşur gibi kısık sesle "galiba" dedi. Yarınki ders notları hakkında konuştuktan sonra konuşmayı bitirdik.
Eve döndükten sonra yemeğimi yiyip ders notlarıma baktım. Dersten de sıkılınca yatağa geçip uykum gelene kadar telefonla uğraştım.
Babamın ısrarlarına rağmen arabayla değil otobüsle yola koyuldum. Bunu sadece kulaklıkla müzik dinlemek için yaptım. Otobüs kalabalık değildi. Hava hafif esiyordu. Günün sanatçısını Funda Arar ilan edip şarkılarını sırayla dinlemeye başladım. Dikkatimi otobüse binen bir grup dağıttı. İçlerinde Fatih'te vardı. Kartını okutup benim tarafıma dönene kadar hatta beni fark edene kadar izledim onu. Bana doğru geliyordu ve ikimizde birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk. Yanımdan geçip arkamdaki koltuğa oturdu. Şu anda arkamda olduğunu bilmek bile heyecanlanmama sebep olurken geçen sefer yan yana oturmuş olmamız aklıma geldi. O an yanımda oturduğunu bilseydim kafayı yerdim galiba. Dinlediğim şarkılara ara verdim ama kulaklığımı çıkarmadım. Sadece Fatih'in sesini duymak istiyordum. Yolu seyretmeye dalmışken. Fatih'ten tek bir kelime duydum.
"Alışır."
Kime dediğini ne için dediğini anlayamamıştım. Kafamdan türlü senaryolar geçerken bir düşünceyle her şey yavaşlamaya başladı. Ya benim için dediyse..
İnsanlara verecek doğru düzgün bir cevabım olsaydı şu an ağlıyor olarak inerdim otobüsten. Özellikle Seda'ya kafamda böyle senaryo kurdum ve bunun için üzüldüm dersem asıl o zaman ağlayacak bir sebebim olurdu. Son durağa yaklaşırken telefonum çalmaya başladı.
"Naber yavrum?"
Ruh hâlimin ani değişimini göz ardı edip gülümsedim.
"Sen beni arar mıydın hayırsız?"
"Diyene bak, sen kaç defa aradın?"
"Tam da bugün arayacaktım. Sen benden önce davrandın."
"Hadi oradan üç kağıtçı."
Otobüs durunca ben de ayaklandım. Tarık abim derslerimi sormaya başlayınca kısa bir özet geçtim. O da çok konuşmadan tekrar arayacağını söyleyip telefonu kapattı. Abimin sesini duymak çok iyi gelmişti. En azından suratım asık değildi.
Merdivenlere geldiğimde durdum. Fark etmeden çok hızlı yürümüşüm, nefes nefese kalmıştım. Biraz soluklanınca yürümeye başladım. Arkamdan öksürük sesi gelince refleks olarak geriye döndüm. Fatih ve arkadaşları hemen arkamdaydı. Adımlarımı hızlandıracağım sırada Emre seslendi.
"Günaydın Neva."
Durup arkamı döndüm.
"Günaydın size de."
Tanımadığım arkadaşları baş selamı verdi.
"Hiç selam sabah vermiyorsun."
"Kusura bakma, görmedim."
"Yok ne kusuru, takılıyorum."
Emre konuşana kadar konuşmayıp yürümeye devam ettik.
"Sunum listesini hazırladık. Sedaya söyle gelip alsın. Hoca onu görevlendirmiş."
Başımı salladım, "tamam, söylerim."
"Senin moralin mi bozuk?"
Emre'nin sorusuyla başımı kaldırıp önce Emre'ye baktım sonra bakışlarım Fatih'e kaydı. Saniyelikte olsa bana bakmıştı.
"Hayır, gayet iyiyim."
"Bana öyle geldi demek ki."
"Demek ki." dedim sessizce. Arkadaşlarından birisi konuşunca benim konum kapanmıştı.
"Seda dediğiniz bizim Berkay'ın Seda mı?"
Emre gülerek arkadaşına döndü.
"Oğlum Berkay kadar ayran gönüllüsünü görmedim lan. Kızı kaç defa gördüyse sanki, hemen havalara giriyor."
Kaşlarımı çatıp Emre'ye döndüm.
"Benim Seda'dan mı bahsediyorsunuz?"
Emre evet anlamında başını salladı.
"Bence arkadaşınıza söyleyin Seda'ya hiç bulaşmasın. Zararlı çıkar."
"Neden ki?" Emre'nin sorusunun üzerine karşıdan biri bana seslendi.
"Neva."
Cahit karşı kaldırımda elleri cebinde bana bakıyordu. Bizde ona. Emre'ye ve arkadaşlarına dönüp gözümle Cahit'i işaret ettim.
"Karşımızdaki kişi Cahit. Lisanslı boksör hani yumrukları silah sayılanlardan. Ve Seda'yı çok seviyor."
Emre gülerek bana döndü.
"Berkay hayatını sana borçlu."
Bende güldüm.
"Yok canım sadece uyardım."
"Eyvallah."
"Ben gideyim. Size de iyi dersler."
Fatih hariç hepsi karşılık vermişti. İçimden bir of çekip Cahit'in yanına gittim.
Cahit, Sedayla konuşup onunla konuşması için ikna etmemi istedi. Ben bu konuyu Seda'ya anlattım. Seda tamam dedi derken ben yine kantinde tek kaldım. Kahvemi alıp bahçeye çıktım. Şansıma boş bank yoktu. Biraz daha ilerleyip boş merdivenlere oturdum. Kahvemi içip telefonumla uğraşırken yanıma biri oturdu. Fatih. Yandan bir bakış atıp telefonun ekranını kapattım. Konuşmuyordu, konuşmuyordum. Heyecan kalbimi iyice ele geçirmeye başlamıştı. Dayanmayıp konuşacağım sırada o benden önce davrandı.
"Bunu senden istemek ne kadar doğru bilmiyorum ama.."
Ağzından çıkacak cümleyi merakla bekliyordum. Susup gözlerime baktı.
"Neva, bir süre daha beni bekler misin?"
🤚🏻
Bölüm etkileşimi
