-21 BÖLÜM -Eski Zamanlardaki Gibi

Vaveyla Yazarı: Peony 🌺

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: -21 BÖLÜM -Eski Zamanlardaki Gibi

Çorbanın son birkaç kaşığını da yavaşça içtim.
Kâseyi komodinin üzerine bırakırken derin bir nefes verdim.
"Tamam."
Alper hemen baktı.
"Ne tamam?"
"Çorbam bitti."
"Vay be."
Kaşlarımı çattım.
"Ne var?"
"Hiç. Sadece iki gün önce bir kaşık bile içmek istemiyordun. Şimdi kâseyi bitirdin."
Annem gülümsedi.
"Gerçekten biraz toparlanmışsın."
"Ben size söylemiştim."
Alper hemen itiraz etti.
"Biraz toparlanmış olman, tamamen iyileştiğin anlamına gelmiyor."
"Tamam, tamam."
Başımı yastığa yasladım.
"Bu cümleyi bugün kaç kere duyacağım?"
Alper düşünüyormuş gibi yaptı.
"Muhtemelen yirmi."
"Yirmi mi?"
"Belki otuz."
Annem gülerek ona baktı.
"Alper, kızın başını ağrıtacaksın."
"Tamam, sustum."
Birkaç saniye sonra yeniden konuştu.
"Ama gerçekten dinlenmesi lazım."
Bu kez ben güldüm.
"Sen susamıyorsun."
"Ben sadece sorumluluk sahibi bir abiyim."
"Sen mi?"
"Evet."
"Geçen hafta odama girip çikolatalarımı bitiren kimdi?"
Alper bir anda sustu.
Annem ona döndü.
"Çikolataları mı bitirdin?"
"Ben..."
Kaşlarını kaldırdım.
"Devam et."
Alper boğazını temizledi.
"Onların orada olduğunu bilmiyordum."
"Üzerinde ismim yazıyordu."
"Ben yazıyı görmedim."
"Kutunun üstündeydi."
"Ben açken ayrıntılara dikkat etmiyorum."
Annem kahkaha attı.
"Alper, sen hiç değişmeyeceksin."
Alper ellerini iki yana açtı.
"Ben ne yaptım şimdi?"
"Çikolatalarımı yedin."
"Sonra yenisini aldım."
"İki hafta sonra."
"Detay."
Gülmekten başımı tekrar yastığa bıraktım.
Başım hâlâ hafifçe ağrıyordu ama bu kez rahatsız edici değildi.
Annem bunu fark etmiş olacak ki daha sakin bir sesle sordu:
"Başın nasıl?"
"Biraz ağrıyor ama eskisi kadar değil."
"Baş dönmesi?"
"Yok."
"Miden?"
"İyi."
"Nefesin?"
"İyi."
Alper hemen araya girdi.
"Bak, bu sefer sorguyu ben yapmayacağım."
Annem ona baktı.
"Ben de fazla soru sormamaya çalışıyorum."
"Çalışıyorsun ama başarılı olamıyorsun."
Annem ona yastık atacakmış gibi elini kaldırdı.
"Sen gerçekten istiyorsun."
Alper gülerek geri çekildi.
"Tamam anne."
Ben onları izlerken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Bir süre sonra annem ayağa kalktı.
"Ben aşağı inip biraz kahvaltı yapacağım. Sen de burada dinlen."
"Sen aç mısın?"
"Biraz."
"İyi. Bir şeyler ye."
Annem saçlarımı düzeltti.
"Merak etme."
Tam kapıya yönelmişti ki durdu.
"Güneş."
"Evet?"
"Bugün kendini zorlamayacağına söz ver."
Bir an düşündüm.
"Tamam."
"Gerçekten?"
"Gerçekten."
Annem gülümsedi.
"İşte şimdi rahatladım."
Kapıyı açtı.
Alper de ayağa kalktı.
"Ben de seninle geleyim."
Annem başını salladı.
"Sen kal. Biraz yanında otur."
Alper bana baktı.
"Tamam."
Annem çıktı.
Kapı kapandığında odada ikimiz kaldık.
Alper yeniden sandalyeye oturdu.
Birkaç saniye sessizce bana baktı.
"Ne?"
"Hiç."
"Yine bakıyorsun."
"Kontrol ediyorum."
"Abi..."
"Tamam."
Kollarını göğsünde bağladı.
"Bakmayacağım."
İki saniye sonra tekrar baktı.
"Bakıyorsun."
"Refleks."
Gülmeye başladım.
"Sen gerçekten çok garipsin."
"Sen de az değilsin."
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra aklıma bir şey geldi.
"Abi."
"Hı?"
"Ben hastanede ne kadar kaldım?"
Alper'in yüzündeki ifade biraz değişti.
"Bir süre."
"Ne kadar?"
Birkaç saniye düşündü.
"Yaklaşık iki gün."
Gözlerim büyüdü.
"İki gün mü?"
"Evet."
"Ben o kadar mı uyudum?"
"Tam olarak uyumadın. Bilincin gidip geldi. Doktorlar seni sürekli kontrol etti."
Başımı yavaşça eğdim.
"Çok kötü olmuşum."
Alper cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
"Evet."
Sesi sakindi ama gözlerinde hâlâ o günlerin izi vardı.
"Bir ara gerçekten çok korktuk. Ama şimdi buradasın. En önemli şey bu."
"Sen uyudun mu?"
Alper kısa bir kahkaha attı.
"Çok az."
"Niye?"
"Çünkü sen uyurken insanın aklına bin tane şey geliyor."
"Ne gibi?"
"Ya tekrar kötüleşirse? Ya doktor bir şey fark ederse? Ya ateşi yeniden yükselirse?"
Bir an sustu.
"İnsan sevdiği biri hastalanınca normal düşünemiyor."
Boğazım düğümlendi.
"Özür dilerim."
Alper hemen başını iki yana salladı.
"Hayır. Az önce sana ne söyledim?"
"İnsan hastalandığı için özür dilemez."
"Aynen."
"Tamam."
"Bir daha söyleme."
"Peki."
Elimi uzattım.
Alper elimi tuttu.
Bir süre hiçbir şey söylemedik.
Sonra hafifçe gülümsedim.
"Bugün biraz yanımda kalır mısın?"
Alper hiç düşünmeden cevap verdi.
"Tabii ki."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten. İstersen bütün gün burada otururum."
"Canın sıkılmaz mı?"
"Senin yanında mı?"
Omuz silkti.
"Bir şekilde eğleniriz."
"Ne yapacağız?"
"Bilmem."
"Film?"
"Olur."
"Kitap?"
"Olur."
"Yastık savaşı?"
Alper birkaç saniye bana baktı.
"Sen daha yeni hastalıktan çıktın."
"Şaka yaptım."
"İyi."
Gülümseyerek başımı yastığa yasladım.
"Film izleyelim."
"Tamam."
Alper kumandayı aldı.
"Ne izlemek istiyorsun?"
"Komedi."
"Neden?"
"Bugün yeterince ciddi şey yaşadık."
Alper gülümsedi.
"Bu konuda sana katılıyorum."
Televizyonu açtı.
Ben battaniyeyi üzerime çekerken Alper yanındaki koltuğa yerleşti.
Dışarıda yağmur devam ediyordu.
İçeride ise ilk kez her şey normalmiş gibi görünüyordu.
En azından birkaç saatliğine...
Ve ben, o birkaç saatin tadını çıkarmaya karar verdim.
Film açılalı yaklaşık yirmi dakika olmuştu.
Ben battaniyenin altında yatağa uzanmış, gözlerimi ekrandan ayırmadan izliyordum. Alper ise koltukta oturmuştu ama filmin yarısını izlediğinden bile emin değildim.
Çünkü elindeki telefonla uğraşıyordu.
Bir süre ona baktım.
Sonra tekrar ekrana döndüm.
Birkaç saniye sonra yine baktım.
"Abi."
"Hı?"
"Film izliyoruz."
"Evet."
"Sen telefona bakıyorsun."
"Bir şey kontrol ediyorum."
"Ne?"
"Hiç."
Kaşlarımı çattım.
"Sen film izlemiyorsun."
Alper telefonu kapatıp masaya bıraktı.
"Tamam. Şimdi izliyorum."
"İyi."
Tekrar ekrana döndüm.
Beş dakika geçti.
Alper'in telefonuna bildirim geldi.
Ekrana baktı.
Ben de ona baktım.
"Alper."
"Tamam, tamam."
Telefonu ters çevirdi.
"Bir daha bakmayacağım."
"Bakma."
"Bakmıyorum."
Film devam ederken birkaç dakika sonra ikimiz de aynı anda gülmeye başladık.
Alper başını geriye yasladı.
"Bu adam gerçekten çok saçma."
"Ben de onu diyecektim."
"Bak, sonunda ortak bir noktamız çıktı."
"Bizim zaten çok ortak noktamız var."
"Mesela?"
Düşündüm.
"İkimiz de annemizin yaptığı kurabiyeleri seviyoruz."
"Doğru."
"İkimiz de babamı kızdırmayı seviyoruz."
Abim bir an durdu.
"Bu biraz tehlikeli bir ortak nokta."
Güldüm.
"Bir de ikimiz de sabahları çok konuşuyoruz."
"Sen konuşuyorsun."
"Sen de konuşuyorsun."
"Ben normal konuşuyorum."
"Hayır."
"Hayır."
Aynı anda konuşunca birbirimize bakıp gülmeye başladık.
Tam o sırada kapı hafifçe açıldı.
Annem içeri baktı.
"Rahatsız etmiyorum değil mi?"
"Hayır, gel."
Annem içeri girdi.
Elinde bir bardak su vardı.
"Güneş, biraz daha su iç."
"Anne, az önce içtim."
"Biraz daha iç."
Abim hemen araya girdi.
"İç Güneş."
Ona döndüm.
"Sen niye annemin tarafındasın?"
"Çünkü annen haklı."
Annem gülümseyerek yatağın yanına oturdu.
"Başın nasıl?"
"İyi."
"Gerçekten?"
"Evet."
Annem alnıma elini koydu.
"Biraz daha iyi."
"Anne..."
"Hı?"
"Artık beni her beş dakikada bir kontrol etmeyi bırakabilir misin?"
Annem gülerek elini çekti.
"Tamam. On dakikada bir yaparım."
"Anne!"
Abim kahkaha attı.
"Bak, ben sana söylemiştim."
Annem ikimize bakıp başını iki yana salladı.
"İkiniz de çok konuşuyorsunuz."
"Biz bir şey yapmadık."
Annem hafifçe gülümsedi.
"Bugün sizi böyle görmek güzel."
"Nasıl?"
"Normal."
Bir an sustu.
"Son günlerde evde herkesin yüzünde aynı ifade vardı. Sürekli bir şey olacakmış gibi bekliyorduk. Şimdi sizi böyle gülüp konuşurken görmek bana iyi geliyor."
Ben annemin elini tuttum.
"Ben de özledim."
"Neyi?"
"Böyle sıradan günleri."
Annem parmaklarımı hafifçe sıktı.
"Yakında daha çok olacak."
Abim de başını salladı.
"Kesinlikle."
Annem ayağa kalktı.
"Ben aşağı ineceğim. Baban birazdan gelecek."
"Babam mı?"
"Evet."
"Ne yapacak?"
"Senin nasıl olduğunu kontrol edecek."
Abim kısık sesle güldü.
"Şaşırtıcı değil."
Annem kapıya yöneldi.
Tam çıkarken bana döndü.
"Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver."
"Tamam."
Kapı kapandı.
Ben Abime baktım.
"Babam gerçekten gelecek mi?"
"Muhtemelen."
"Ne söyleyecek?"
Abim omuz silkti.
"Muhtemelen yine 'dinlen' diyecek."
"Kesin."
Birkaç dakika sonra kapı gerçekten açıldı.
Babam içeri girdi.
Elinde birkaç dosya vardı.
Bana baktı.
Sonra televizyona.
Ardından Abime.
"Film mi izliyorsunuz?"
Abim başını salladı.
"Evet."
Babam dosyaları masaya bıraktı.
"İyi."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"İyi mi?"
"Evet."
"Filme izin veriyorsun?"
Babam bana baktı.
"Dinleniyorsan sorun yok."
Abim hemen gülümsedi.
"Bugün ikinci şaşırtıcı olay."
Babam ona baktı.
"Ne?"
"Hiçbir şey."
Babam sandalye çekip oturdu.
"Nasıl hissediyorsun?"
"İyiyim."
"Baş dönmesi?"
"Yok."
"Mide bulantısı?"
"Yok."
"Nefes?"
"İyi."
Babam başını salladı.
"Tamam."
Sonra birkaç saniye sustu.
"Bugün hiçbir şey yapmayacaksın."
"Tamam."
"Kitap bile yok."
Gözlerim büyüdü.
"Kitap da mı?"
"Şimdilik."
"Bu biraz fazla."
Babam sakin bir ifadeyle cevap verdi.
"İyileşene kadar."
İç çekip battaniyeye biraz daha gömüldüm.
"Peki."
Abim bana bakıp sırıttı.
"İlk defa babamla tartışmadan kabul ettin."
"Çünkü enerjim yok."
Babamın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Bu da bir gelişme."
"Onu da mı not alıyoruz?"
Abim güldü.
"Kesinlikle."
Odadaki hava yeniden yumuşadı.
Ve ben ilk kez...
Babamın odada olmasından rahatsız olmadığımı fark ettim.
Hatta biraz iyi geliyordu.
Çünkü artık kimse benden güçlü görünmemi istemiyordu.
Sadece iyileşmemi istiyorlardı.
Şimdilik benim için en önemli şey de buydu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 10beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.