4. bölüm / 25
ZİNCİRLERİN ARASINDA-4.BÖLÜM-Ceza
Bölümler 25Şu an: -4.BÖLÜM-Ceza
- 1 -1.BÖLÜM-Başlangıç684 kelime
- 2 -2.BÖLÜM-Endişe769 kelime
- 3 -3.BÖLÜM-Cevapsız Çağrılar1.919 kelime
- 4 -4.BÖLÜM-Ceza1.307 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 -5. Bölüm -Korkular705 kelime
- 6 -6.BÖLÜM-Telefon Konuşması432 kelime
- 7 -7.BÖLÜM-Bir Şey Olacakmış Gibi668 kelime
- 8 -8.BÖLÜM-Söylenmeyen Sözler676 kelime
- 9 -9.BÖLÜM- Sadece Takip Değil564 kelime
- 10 -10.BÖLÜM- Korunması Gereken Biri615 kelime
- 11 -11. BÖLÜM-798 kelime
- 12 -12. BÖLÜM- Gerçekler561 kelime
- 13 -13.BÖLÜM-632 kelime
- 14 -14.BÖLÜM-436 kelime
- 15 -15. BÖLÜM-Bilinmeyen Taraf568 kelime
- 16 -16. BÖLÜM-609 kelime
- 17 -17. BÖLÜM- Yükselen Ateş628 kelime
- 18 -18. BÖLÜM- Gözlerini Aç521 kelime
- 19 -19. BÖLÜM - Uyandığımda577 kelime
- 20 -20. BÖLÜM- Biraz Sessizlik1.074 kelime
- 21 -21 BÖLÜM -Eski Zamanlardaki Gibi1.273 kelime
- 22 -22. BÖLÜM- Siyah Sedanlar ve Beyaz Önlükler701 kelime
- 23 -23. BÖLÜM- Kül Rengi Gözlerin Gölgesinde823 kelime
- 24 -24. BÖLÜM- Tozlu Raflar Arasında Sessiz Bir Dostluk553 kelime
- 25 -25. BÖLÜM- Gölgelerin Arasındaki Nefes425 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapı açılır açılmaz içerideki hava değişti.
"Geç kaldın."
Abimin sesi salondan geldi. Sakin ama sertti.
Ayakkabılarımı yavaş çıkarırken başımı kaldırdım. Salonda duruyordu. Yüzündeki ifade gergindi.
"Yemek yedik," dedim." Pelin'le."
Yaklaştı."Telefonuna neden bakmadın?"
Sesini kısmıştı. Bağırmıyordu. Ama bu hali daha baskıcıydı.
"Meşguldüm."
Çenesini sıktı." Ben seni aradığımda meşgul olamazsın."
İçimdeki yorgunluk sinire dönmeye başladı.
"Ben çocuk değilim."
Kısa bir sessizlik oldu. Tamam o sırada giriş. Babam içeri girdi. Üzerinde hala ceketi vardı. Bize kısa bir bakış attı.
"Ne oluyor?"
Ses ton düşüktü. Soğuktu. Sanki gerçekten merak etmiyormuş gibi. Abim geri çekildi biraz.
"Telefonuna bakmadı," dedi.
Babamın gözleri bana döndü."Doğru mu?"
"Evet," dedim."Arkadaşınla yemekteydim."
" Kim?"
" Pelin."
Başın hafifçe salladı." Konum."
Bir an duraksadım. Abim araya girdi.
" Takipteydi."
Babam birkaç saniye sustu. Sonra bana döndü.
" Yine de açmıyorsun."
" Abartıyorsunuz,"dedim istemeden."Sadece yemek yedik."
Babamın yüzü değişmedi.
"İkinci gün."
Kaşlarım çatıldı.
"Ne?"
"Daha ikinci gün," dedi." Ve şimdiden dikkatin dağılıyor."
Annem bu saatten çıktı. Hızlıca yanıma geldi.
"Yeter artık," dedi." Kız daha yeni geldi."
Babam onu duymazdan geldi.
"Bu tempo oyun değil," dedi bana bakarak." Ya kaldırırsın ya da altında kalırsın."
Şimdi bir şey sıkıştı.
" Ben elimden geleni yapıyorum."
Baban kısa bir nefes verdi.
" Göreceğiz."
O tek kelime bile küçümseyici gelmişti.
Abim gözlerine kısa süreliğine kapattı. Sanki ortamın daha da gerilmesini istemiyordu.
"Bugün biraz yoruldu," dedi alçak bir sesle."ben konuşurum."
Babam başını ona çevirdi.
"Sen fazla yumuşuyorsun."
Sonra tekrar bana baktı.
"Yarın okula gitmiyorsun."
Bir an donup kaldım.
"Ne?"
"Evde kalacaksın."
"Bu ceza mı şimdi?"
"Adını ne dediğin umurumda değil."
Annem araya girdi.
"Bu çok saçma. Daha ikinci gün de kız mı evde tutulur."
Babamın bakışı sertleşti.
"Kuralları öğrenmesi gerekiyor."
"Ben bir hata yapmadım!"dedim bu sefer sesim yükselmişti.
"Babam bana birkaç saniye baktı. O bakış... Sanki beni ölçüyordu. Sonra ağzından çıkan cümle içime oturdu.
" İşe yarayıp yaramadığını bile bilmiyoruz."
Salon sessizleşti. Kalbim ağırlaştı.
" Bu arada herkes bir yük taşır. Taşıyamayacaksın erkenden öğrenelim."
Abim anında araya girdi.
"Yeter."
İlk kez sesi sert çıkmıştır. Balon ona baktı ama geri adım atmadı.
"Gerçek bu."
Annem omzuma dokundu." Odaba çık."
Merdivenlere yöneldim. Adımlarımı ağırlaştı. Tam adama girecekken aşağıdan telefon ses geldi. Abim cevapları. Önce normal görünüyordu. Sonra yüz değişti.
"Ne?"dedi aniden.
Bence seks aşağıya baktım. Babam dikkatini ona çevirmişler artık. Abim birkaç saniye boyunca karşı tarafı dinledi. Sonra yavaşça telefonu indirdi. Salondaki hava bir anda değişti.
" Ne oldu?"dedi babam.
Abim gözlerini bana kaydırdı.
" Kuzgun' ların araçlarından biri bugün onu takip etmiş."
İçimde buz gibi bir his yayıldı.
"Emin misin?"dedi anne sesinden bir şey vardı.
"Plaka doğrulanıyor," dedi abim." Ama büyük ihtimalle onlar."
Babamın yüzü sertleşti.
"Nasıl yaklaşmışlar?"
"Doğrudan değil."bana baktı." Sadece izlemişler."
Hiçbir şey diyemedim. Çünkü Kuzgun'ları ne demek olduğunu biliyordum. Bu arada büyüyen herkes bilirdi. Asıl sorun uzun zamandır sessiz olmalıydı. Ve yeniden ortaya çıkıyorlardı. Babam birkaç saniye düşündü. Sonra bana baktı.
"Yarın evden çıkmıyorsun."
İtiraz edecek gibi oldum ama abim bu kez daha sakin konuştu.
"Sadece bir gün."
Sesinde gerginlik saklanmıyordu artık.
Annem fısıltıyla, " neden şimdi..."dedi.
Kimse cevap vermedi. Çünkü kimsenin cevabı yoktu. Ama o an hepimiz aynı şeyi hissettik. Bu sadece başlangıçtı.
Salonda sessizlik ağırlaşmıştı. Abim hala telefonunu ekinde tutuyordu. Gözleri ekrana sabitlenmişti ama düşünceleri başka yerdeydi.
Babam yavaşça ceketini çıkardı. Bu hareket bile ortamı daha da gergin yaptım.
"Ne kadar süre takip ediyorlar?"dedi soğuk bir sesle.
"Net değil," dedi abim." Ama bugün ilk kez bu kadar yaklaşmışlar."
Babam birkaç saniye düşündü. Sonra doğrudan bana baktı.
"Son günlerde farklı bir şeyi fark ettin mi?"
Başımı iki yara salladım." Hayır."
Asıl şimdi düşününce... Okul çıkışındaki araba... Aynı mesafe... Aynı sokaklar... Bunlar tek başına yeterli değildi. Belki de sadece paranoyaydı. Ama böyle kimse tesadüfe inanmazdı.
Babam telefonunu çıkardı." Koruma sayısını arttırın," dedi karsı tarafa." Bu gece."
Sesi o kadar sakindi ki ürkütücüydü.
Annem hemen ona döndü." Bu kadar büyütmek zorunda mısın?"
Babam gözünü bile kırpmadı."kuzgunlar söz konusu ise evet."
Abim bu kedi sessi kalmadı." Ben de dışarıdaki ekibi değiştireceğim," dedi."Aynı araçlar kullanılması."
Babam başını hafifçe salladı. Onay gibi. Ben ise hala olanları idrak etmeye çalışıyordum.
"Gerçekten bu kadar ciddi mi?"dedim sonunda.
İkisi de bana baktı. Ve bu cevaptan daha kötüydü. Çünkü hiçbiri " hayır " demedi.
Yaklaşık yarım saat sonraya ev tamamen değişmişti. Pencereden baktığımda ilk fark ettiğim şey siyah araçlardı. Bir tane değil. Dört tane. Evin farklı köşelerinde duruyorlardı. Bir kapının önünde iki koruma duruyordu. Bahçede dolaşanlar bile değişmişti. Sanki bir gecede ev... Ev olmaktan çıkmıştı. Kale gibi görünüyordu. Annem odana kadar benimle geldi.
"Bir şey olmayacak," dedi yumuşak bir sesle. Ama gözleri endişeliydi.
"Anne..."dedim." Kuzgun' lar neden geri döndü?"
Cevap vermedi hemen. Sonra saçımı kulağımın arkasına itti.
"Bazı insanlar geçmişi bırakmayı sevmez, " dedi sadece.
Bu cevap hiçbir şeyi açıklamıyordu. Ama daha fazlasını söyleyemeyeceği belliydi.
Kapı kapandıktan sonra odamın içindeki sessizlik daha ağır gelmeye başladı.
Perdeye hafifçe araladım. Aşağıda korumalar dolaşıyordu. Diğer araçlar evin etrafına dizilmişti. Telsiz sesleri geceye karışıyordu.
Burası artık ev gibi hissettirmiyordu.
Telefonum titredi. Pelin.
Ekrana birkaç saniye baktım. Ama cevap yazamazdım. Ne diyeceğimi bilemiyorum çünkü." Yarın gelmeyeceğim" demek kolaydı. Ama sebebini saklamak değildi.
Kapım hafifçe tıklandı.
"Gir," dedim.
Abim içeri girdi. Bu sefer her zamanki gibi sert görünmüyordu. Yorgundu. Gözlerinin altında hafif gölgeler vardı.
Kapıyı kapattıktan sonra kısa bir süre konuşmadı. Alçak bir sesle:
"Bir şey söylemek için geldim," dedi.
Başımı kaldırdım.
"Birkaç gün daha okula gitmeyeceksin."
İçimde bir şey anında düştü.
"Ne?"
"Durum netleşene kadar."
Yatağımın kenarından kalktım." Hayır, " dedim.
Sesim düşündüğümden daha kırık çıkmıştı. Abim sakin kalmaya çalışarak:
"Kuzgunların neden hareketlendiğini bilmiyoruz," dedi.
"Benim hayatım durmuş gibi davranamazsınız."
"Bu geçici."
Sinirle başımı iki yana salladım."ikinci gündü sadece..."dedim." Daha hiçbir şey yapamadım bile." Boğazındaki düğüm büyüyordu."insanlar arkadaş oluyor, derslere çalışıyor, Lara devam ediyor..."dedim."ben ise burada kilitli kalıyorum."
Yatağını kenarına tekrar oturdum.
Abim hiçbir şey demedi. Bu daha kötüydü.
" Ben bunları seçmedim,"dedim sonunda." Bu aileyi, düşmanları, korumaları... Hiçbirini." Sesim titremeye başlamıştı artık."ben sadece normal olmak istedim."
O an yüzündeki ifade değişti. Sertliği tamamen değişti. Yavaşça bana doğru geldi ben başımı çevirince birkaç saniye durdu, sonra yatağımın kenara oturdu. Ve düşünmeden bana sarıldı. Bir an nefesim kesildi. Çünkü uzun zamandır bana böyle sarılmamıştı.
Kolları omuzlarıma sardın da içimde tuttuğum her şey daha ağır hissettirdi. Başımı istemeden göğsüne yasladım.
" Biliyorum,"dedi sessizce.
Gözlerimi kapattım ama bu gözyaşlarımı durdurmaya yetmedi.
" Hayır bilmiyorsun,"dedim boğuk bir sesle." Çünkü sen buna alışmışsın."
Bu cümle canını yakmış gibi durdu ama geri çekilmedi.
" Ben küçüklüğümden beri..."dedim nefesimi toplamaya çalışarak," hep birilerinin korunduğu kişi oldum." Sesim küçüldü."Bir kez bile kendi hayatımı yaşayamadım."
Oda sessizdi. Abin başına hafifçe saçlarıma yasladı.
"Elimden farklısı gelmedi."
Başımı kaldırıp ona baktım. Gözlerinde öfke yoktu. Sadece yorgunluk vardı.
"Sen küçüktün," dedi."ve ben sürekli bir şey olacak diye bekliyordum." Kısa bir nefes verdi." Bazen hala bekliyorum."
İçimdeki öfke tamamen geçmedi. Ama ilk kez onu kırılmış gördüm.
"Elinden gelen tek şey bu muydu?"dedim sessizce.
Gözlerine kısa bir süre kapattı." Evet."
Bu kadar dürüst olması canımı daha çok sıktı. Çünkü yalan değildi. Bir damla gözyaşı yanağından düştü. Hızlıca sildim. Abim bunu görünce beni biraz daha kendine çekti.
"Hey," alçak sesle." Geçecek."
"Ya geçmezse?"
Kollarını biraz daha sıkılaştırdı."O zaman ben geçiririm."
Sesi o kadar kararlıydı ki birkaç saniye konuşmadım. Sonra yavaşça geri çekildi.
"Bir şey daha var," dedi.
Derim hafifçe çatıldı.
"Sana kendini koruma öğreteceğim."
"Ne demek o?"
Gözlerini gözlerime dikti.
"Mesela silah kullanmayı."
Bir an donup kaldım.
" Ciddi misin?"
"Evet."
Demeden kısa bir gülüş çıktı ağzımdan."Ben tıp okuyorum."
"Biliyorum."
"Benim hayatım bu olmamalı."
Bu sefer gözlerini kaçırdı." Olmamalıydı," dedi sessizce.
O cümle odanın içinde ağır bir şekilde düştü.
"Ben insan vuramam."
"Kimseye ateş etmeni istemiyorum," dedi hemen." Ama biri sana doğrultursa ne yapacağını bilmeni istiyorum."
İlk kez tehlike gerçekten gerçek gibi hissettirdi.
Abim ayağa kalktı. Pencere edip dışarı baktı. Bahçedeki korumaları kontrol ediyor gibiydi. Sonra bana döndü alçak sesle konuştu:
"Yarın sabaha arka bahçeye gel."
"Peki ama babam biliyor mu?"
"Hayır."
"Öğrenirse?"
Bu sefer kısa, yorgun bir gülüş attı." Ona söylemeyeceğiz."
Ben sessizce ona baktım. İlke sadece korumacı görünmüyordu. Korkmuş görünüyordu. Ve belki de ilk kez... Bu korkuyu benimle paylaştı.
Bölüm etkileşimi
