16. bölüm / 25
ZİNCİRLERİN ARASINDA-16. BÖLÜM-
Bölümler 25Şu an: -16. BÖLÜM-
- 1 -1.BÖLÜM-Başlangıç684 kelime
- 2 -2.BÖLÜM-Endişe769 kelime
- 3 -3.BÖLÜM-Cevapsız Çağrılar1.919 kelime
- 4 -4.BÖLÜM-Ceza1.307 kelime
- 5 -5. Bölüm -Korkular705 kelime
- 6 -6.BÖLÜM-Telefon Konuşması432 kelime
- 7 -7.BÖLÜM-Bir Şey Olacakmış Gibi668 kelime
- 8 -8.BÖLÜM-Söylenmeyen Sözler676 kelime
- 9 -9.BÖLÜM- Sadece Takip Değil564 kelime
- 10 -10.BÖLÜM- Korunması Gereken Biri615 kelime
- 11 -11. BÖLÜM-798 kelime
- 12 -12. BÖLÜM- Gerçekler561 kelime
- 13 -13.BÖLÜM-632 kelime
- 14 -14.BÖLÜM-436 kelime
- 15 -15. BÖLÜM-Bilinmeyen Taraf568 kelime
- 16 -16. BÖLÜM-609 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 -17. BÖLÜM- Yükselen Ateş628 kelime
- 18 -18. BÖLÜM- Gözlerini Aç521 kelime
- 19 -19. BÖLÜM - Uyandığımda577 kelime
- 20 -20. BÖLÜM- Biraz Sessizlik1.074 kelime
- 21 -21 BÖLÜM -Eski Zamanlardaki Gibi1.273 kelime
- 22 -22. BÖLÜM- Siyah Sedanlar ve Beyaz Önlükler701 kelime
- 23 -23. BÖLÜM- Kül Rengi Gözlerin Gölgesinde823 kelime
- 24 -24. BÖLÜM- Tozlu Raflar Arasında Sessiz Bir Dostluk553 kelime
- 25 -25. BÖLÜM- Gölgelerin Arasındaki Nefes425 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odadaki sessizlik bir anda üzerimize çöktü.Ben hâlâ olduğum yerde duruyordum.Gözüm, babamın anahtarını cebine koyduğu çekmeceye takıldı.
Mektup artık oradaydı.Ayaz Kuzgun'un adı...Sanki odanın içinde hâlâ yankılanıyordu.
Derin bir nefes aldım."Abi..."Sesim düşündüğümden daha yorgun çıkmıştı.
Abim bana döndü.Yüzündeki ifade sert değildi.Sadece bitkindi.
"Burada daha fazla kalmayalım." dedi alçak bir sesle. "Babamın çalışma odasında ne kadar az vakit geçirirsek o kadar iyi olur. Bugün zaten fazlasıyla risk aldık."
Başımı yavaşça salladım.Ama ayaklarım hareket etmiyordu.
Abiml bunu fark etti."Güneş..."
Gözlerim dolmaya başlamıştı."Ben gerçekten yoruldum."
Abim bana birkaç saniye baktı."Yorgunluğun sadece bugünle ilgili değil."
Sessizce başımı eğdim."Değil."
"Daha üçüncü günündesin. Üniversiteye başladın, iki gün sonra okuldan uzak kaldın. Bir anda Kuzgunlar ortaya çıktı. Üstüne yıllardır saklanan bir mektubu öğrendin."Kısa bir nefes verdi."Bunların hepsini aynı anda yaşayan biri nasıl yorulmaz?"
Dudaklarımı birbirine bastırdım."Ben sadece normal bir hayat istiyordum."Sesim titriyordu."Sabah derse gitmek... Pelin'le kafeterya da kahve içmek... Eve gelip anatomi çalışmak... En büyük derdim sınavlar olsun istiyordum."Başımı iki yana salladım."Şimdi ise sürekli birileri beni izliyor. Babam bana güvenmiyor gibi davranıyor. Sen sürekli beni korumaya çalışıyorsun. Bir de hayatımda hiç görmediğim bir adamın isminden korkmaya başladım."Boğazımdaki düğüm büyüdü."Ben bunların hiçbirini istemedim."
Abim ağır adımlarla yanıma geldi."Güneş..."
"Hayır."İlk kez sözünü kestim."Bugün bana gerçekten cevap ver."Gözlerinin içine baktım."Her şey düzelecek mi?"
O sustu.Uzun süre...Hiç konuşmadı.Sonra yavaşça konuştu.
"Bilmiyorum."Bu dürüstlük canımı acıttı."Ama şunu biliyorum."Ellerimi tuttu."Ben nefes aldığım sürece seni tek başına bırakmayacağım. Bu söz değişmeyecek. Şartlar değişebilir, insanlar değişebilir, düşmanlar çoğalabilir... Ama bu söz değişmez."
Artık gözyaşlarımı tutamıyordum."Ya sana bir şey olursa?"
Abim hafifçe gülümsedi."Yine aynı soruyu soruyorsun."
"Çünkü korkuyorum."
"Biliyorum."
"Gerçekten korkuyorum abi."Sesim tamamen kırılmıştı."Çocukken sen eve geç geldiğinde bile camdan seni beklerdim. Şimdi dışarı çıktığında her seferinde kötü bir şey olacakmış gibi hissediyorum."
Alper'in yüzü yumuşadı.Bir an hiçbir şey söylemedi.Sonra beni hiç beklemediğim şekilde kendine çekti.
Kollarını omuzlarıma sardı.Ben de düşünmeden ona sarıldım.Başımı göğsüne yasladığım anda bütün gücüm tükenmiş gibi hissettim.
"Özür dilerim..."diye fısıldadım.
"Niye özür diliyorsun?"
"Sürekli sorun çıkarıyormuşum gibi hissediyorum."
Abim hemen geri çekilip yüzüme baktı."Güneş."Sesi ilk kez bu kadar ciddiydi."Bunu bir daha söyleme."
"Neden?"
"Çünkü bu evde sorun olan sen değilsin."Kısa bir nefes aldı."Sorun, yıllardır peşimizi bırakmayan insanlar. Sorun, babamın her şeyi içinde yaşaması. Sorun, bu ailenin geçmişi."Başımı hafifçe okşadı."Sen bunların hiçbiri değilsin."Sessizce ağlamaya devam ediyordum.Abim gözyaşlarımı başparmağıyla sildi."Sen sadece benim kardeşimsin."İnce bir tebessüm etti."Ve bu bana yetiyor."
İstemsizce gülümsedim."Ağlarken bile beni güldürmeyi başarıyorsun."
"Bu da benim yeteneğim."
"Hâlâ kendini övüyorsun."
"Birileri övmeli."
İkimiz de kısa bir kahkaha attık.O kahkaha birkaç saniyeliğine bütün yükü hafifletti.
Abum omzuma hafifçe vurdu."Şimdi odana git."
"Sen?"
"Biraz daha çalışacağım."
"Yine mi?"
"Bazı şeyleri kontrol etmem gerekiyor."
Derin bir nefes verdim."Tamam."
Kapıya doğru yürüdüm.Tam çıkacakken durdum.Arkamı döndüm."Abi."
"Hm?"
"Seni seviyorum."
Alper birkaç saniye bana baktı.Sonra çok hafif gülümsedi."Ben de seni seviyorum, küçük bela."
"Yine bela dedin."
"Çünkü öylesin."
Gözlerimi devirdim."İyi geceler."
"İyi geceler Güneş."
Kapıyı kapatıp koridora çıktım.Ev sessizdi.Koridor lambaları loş yanıyordu.
Kendi odama doğru yürürken ayaklarım ağırlaşıyordu.Kapıyı açıp içeri girdim.Odam her zamanki gibiydi.
Masamın üzerindeki anatomi kitabı...Yatağım...Penceremin önündeki küçük saksı...Sanki dışarıdaki dünyadan tamamen farklı bir yerdi.
Üzerimi değiştirdim.Telefonumu elime aldım.
Pelin'in son mesajına baktım.
—Yarın gelirsen bana kahve ısmarlıyorsun. Gelmezsen de yine ısmarlıyorsun.
İstemeden gülümsedim."Deli kız..."diye mırıldandım.
Telefonu komodine bıraktım.Yorganın altına girdim.Gözlerim birkaç dakika içinde kapanmaya başladı.
Bugün yaşadıklarım zihnimde birbirine karışıyordu.Babamın sert sesi...Annemin sıcak elleri...Abimin verdiği söz...Ayaz Kuzgun'un adı...
Hepsi yavaş yavaş uzaklaştı.Sonunda uyku beni sessizce içine çekti.
...
Sabaha karşı...
Rüyamın tam ortasında nefesim daralmaya başladı.Kaşlarımı çattım.Üşüyordum.Ama aynı anda yanıyormuş gibi hissediyordum.Yorganı üzerime biraz daha çektim.Fayda etmedi.Alnım sırılsıklamdı.
Nefesim hızlanıyordu.Boğazım kurumuştu.Gözlerimi güçlükle araladım.Oda bulanık görünüyordu.Başım zonkluyordu.Kolumu kaldırmaya çalıştım ama bütün vücudum kurşun gibi ağırdı.
"Daha... çok erken..."diye fısıldadım kendi kendime.
Sesim bile çıkmıyordu.
Üşüme nöbeti bütün bedenimi sardı.Dişlerim birbirine vuruyordu.Ama alnımdan ateş gibi sıcaklık yayılıyordu.Nefes alırken göğsüm sıkışıyor, gözlerim yeniden kapanıyordu.
Hiç fark etmeden...Ateşim hızla yükselmeye başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
