-23. BÖLÜM- Kül Rengi Gözlerin Gölgesinde

Vaveyla Yazarı: Peony 🌺

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: -23. BÖLÜM- Kül Rengi Gözlerin Gölgesinde

Pelin'in koluna girmiş, fakültenin ana koridorunda ilerliyorduk. Uzun bir aradan sonra bu kalabalık, antiseptik kokulu ve bitmek bilmeyen fısıltılarla dolu koridorlar bana ilaç gibi gelmişti. Arkamdaki korumalarla yaptığımız sessiz anlaşma sayesinde en azından amfinin kapısında, biraz uzakta bekliyorlar; üzerimdeki o boğucu baskıyı bir nebze olsun hafifletiyorlardı. Yine de etraftakilerin meraklı bakışlarının üzerimde olduğunu biliyordum.
"Güneş, sence ilk ders asistan hoca bizi direkt patates eder mi?" diye mırıldandı Pelin, hâlâ uykulu gözlerini ovuşturarak. "Bir aydır sen evde dizi izleyip dinlendin, ben ise sabah derslerinde beyin hücrelerimin yarısını feda ettim."
"Endişelenme, ben notları düzenli tuttum, sana da veririm," diye cevap verdim. Sesimdeki o her zamanki mesafeli, asil ve özgüvenli tonu korumaya özen gösteriyordum.
Tam o sırada, ana koridorun kesişimindeki köşeyi dönerken önüme çıkan ani siluetle bir anda çarpıştım. Hafifçe geriye doğru savrulacakken, karşıdaki kişinin anlık ve kusursuz bir refleksle kolumdan hafifçe tutarak beni dengede tutması bir oldu.
Nefesim kesilir gibi oldu. Başımı kaldırıp yukarıya, adeta devasa bir duvarla karşı karşıyaymışım gibi baktım. Karşımdaki genç en az 1.92 boyundaydı; üzerinde koyu renk, kusursuz kesim bir ceket vardı ve duruşunda zerre taviz vermeyen, sarsılmaz bir hava hakimdi. Asıl beni yerime çivileyen, soluksuz bırakan ise gözleriydi. Kül rengi ile siyahın o büyüleyici, nefes kesici karışımı olan gözleri, doğrudan benim gözlerimin içine dikilmişti.
Zaman o an saniyenin onda biri kadar yavaşladı. İçimde adlandıramadığım, ani ve keskin bir gerginlik bütün vücudumu sardı. Bu bakışlarda sıradan bir yabancının ötesinde, sanki beni çok önceden beri tanıyan ama bir o kadar da tehlikeli bir derinlik vardı. Kalbim göğüs kafesimi sertçe dövmeye başlarken, içimdeki o asil duruş bu yoğun atmosfer karşısında ilk defa bu kadar sarsılmıştı.
Yutkunarak hızla toparlandım ve hafifçe başımı öne eğdim. "Özür dilerim," dedim, dalgın olduğum için sesim biraz alçak çıkmıştı. "Önüme bakmıyordum."
Genç adam boğazından gelen derinden, hırıltıya benzer tok bir sesle, "Sorun değil," dedi. Sesi o kadar yankılı ve etkileyiciydi ki tüylerim ürperdi.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz, hafif ama anlam dolu bir gülümsemeyle yüzümü incelemeye devam etti. Sanki uzun zamandır aradığı ve nihayet bulduğu bir şeyi izliyormuş gibi sakin ama kararlı bir ifadeyle bana bakıyordu.
Ancak ben bu ani zayıflık hissine, bu yabancı adamın üzerimde kurduğu o tuhaf otoriteye boyun eğemezdim. Hızlıca başımı çevirdim, birkaç adım geriye çekilerek o temastan kurtuldum. Hiçbir şey olmamış gibi yüzüme o soğuk maskemi takıp önüme döndüm ve yürümeye devam ettim.
Pelin kolumdan hafifçe çekiştirerek şaşkınlıkla arkaya baktı. "Oha, o çocuk kimdi öyle? Boyu neredeyse basketbol takımı gibiydi! Hem iyi misin Güneş, rengin attı sanki, bir an hayalet görmüş gibi döndün?"
"İyiyim, sadece ani oldu," dedim, sesimin olabildiğince düz, otoriter ve sakin çıkmasına özen göstererek. Kalbim hâlâ göğsümde deli gibi çarpıyordu; içimdeki o huzursuzluk hissi yakamı bir türlü bırakmıyordu. Arkama dönüp bakmadım ama o kül rengi gözlerin sahipliğindeki bakışların hâlâ sırtımda olduğunu çok net hissedebiliyordum.
Pelin'in sorularını ve o anki şaşkınlığını aramızdaki o doğal yakınlığa güvenerek kolayca geçiştirdim. Sonuçta biz senelerdir birbirimizin her halini bilen, kahkahaları da sessizlikleri de ortaklaşa paylaşan iki dosttuk. Onun yanında en ufak bir rol yapmama, kendimi kasmama gerek yoktu.
"Boş versene çocuğu, boyu uzun olabilir ama benim kafam zaten bir milyon," dedim gülerek, kolumu Pelin'in omzuna atarken. "Hocanın anlattığı o latince terimler beynimi yaktı. Resmen paslanmışım."
Pelin kahkaha atarak başını salladı. "Kesinlikle! Adam sanki anatomi dersi değil, ezber maratonu yaptırdı. Neyse ki ilk günü kazasız belasız atlattık."
O garip çarpışma, koridorda yaşanan o saniyelik gerginlik ve kulaklarımda çınlayan hırıltılı ses kafamın bir köşesine takılmıştı elbet ama üzerinde durup kendimi huzursuz etmeye niyetim yoktu. Üniversite devasa bir yerdi, binlerce insan vardı ve herkesin kendine ait bir gizemi, bir duruşu olabilirdi. Zihnimin o yorucu, hastane kokulu günleri geride bırakmaya çalıştığı bu dönemde yabancı birinin tuhaf bakışlarıyla enerjimi tüketmeyecektim.
"Pelin, ben bugün eve erken dönmeyeceğim," dedim adımlarımızı kütüphaneye doğru çevirirken. "Bir aydır derslerden uzak kaldım, arayı kapatmam lazım. Kütüphaneye geçip biraz anatomi çalışacağım."
Pelin hafifçe esneyip yüzünü buruşturdu. "Kütüphane mi? Güneş, Allah aşkına daha ilk günden kafanı kitaplara gömme. Tamam, sen tıp delisisin, doktor olacaksın falan ama biraz insaf!"
"Sen eve gidip uyu, benimle takılmak zorunda değilsin," dedim takılarak. "Zaten korumalar kapıda bekler, ben de sessiz sakin çalışırım."
Pelin gözlerini devirdi ama beni tanıdığı için ısrar etmeyeceğini biliyordu. "Tamamdır doktor hanım, sen bilirsin. Ama kafayı yersen beni arama."
Birlikte fakültenin çıkışına kadar yürüdük. Kapıda bekleyen siyah sedanları ve mesafeli duran korumalarımı görünce hafifçe iç çektim; neyse ki yaptığımız anlaşmaya uyup içeri girmemişlerdi. Pelin'le vedalaştıktan sonra üniversitenin tarihi ve devasa kütüphanesine doğru yöneldim.
Kütüphanenin yüksek tavanları, ahşap rafların o ağır ve huzur veren eski kitap kokusu her zaman beni büyülemiştir. Sessizlik, dış dünyadaki tüm gürültüyü ve stresi unutturan bir sığınak gibiydi. Kimselerin uğramadığı, en arkadaki tozlu rafların arasına doğru ilerledim ve pencere kenarındaki masalardan birine yerleştim.
Çantamdan anatomi kitabımı ve defterlerimi çıkardım. Dışarıda hafifçe çiseleyen yağmur damlaları cama vururken, ben önümdeki sayfalara odaklandım. Uzun zamandır özlediğim o akademik sessizlik, sonunda içimdeki tüm o son bir ayın tortusunu temizliyor gibiydi.
Zihnim tamamen derslere odaklanmıştı; ne o sabahki garip yabancı ne de korumaların varlığı umurumdaydı. Sadece önümdeki diyagramlar ve hayalini kurduğum o beyaz önlük vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 4beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.