9. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER

Bölüm 9-

Eylul🦖

Çeteye yardım etmeyi seçtiğimden bu yana tam üç gün geçmişti.

Yatağımda uzanırken saate baktığımda dört olduğunu farkettim.

Hala uyuyamamıştım.

Zeliha ve Efsun uyuyordu, hatta Efsun az önce yatağından düşmüştü ve sonra huysuzlanıp yeniden yerine yatmıştı. Salondan birtakım sesler geliyordu fakat merak bile etmiyordum. Muhtemelen buraya geldiğim günden beri olduğu gibi yine Barlas gece atıştırmalığı aramaya başlamıştı. İlk gün korkudan uyuyamadığımda onu buzdolabından akşamdan kalan yemekleri yerken yakaladığım için biliyordum bunu. Onu gördüğümde dudağının kenarında salça kalmış bir şekilde sırıtmıştı ve hemen doğrulup buzdolabının kapağını kapatmıştı.

Fakat bu sefer gelen sesler Barlas'ın seslerine benzemiyordu. Birileri konuşuyordu. Yavaşça ayaklarımı yatağın kenarına uzattığımda usulca saçlarımı kaşıdım. Ayağa kalktığımda kapının olduğu yöne gittim. Odanın dışına çıktığımda karşımda İlyas, Yaman ve Esila'yı gördüm. Onlar bana döndüğünde şüpheyle onları süzdüm.

Esila'nın üstünde kan kırmızısı, salaş bir tişört, üzerinde tişörtün üzerine yakışacak bir deri ceket vardı. Altında klasik bir lacivert pantolon vardı. Ne çok dar ne de çok bol olan pantolon çok hoş görünüyordu. Saçları at kuyruğu şeklinde bağlanmıştı.

İlyas ve Yaman'ın kıyafetleri ise neredeyse aynıydı. Siyah bir gömlek vardı, altlarında da yine siyah bir pantolon vardı. Tek fark Yaman'ın kravatı vardı. Kırmızı.

Ben onları izlerken Esila gülümsedi. "Ne oldu, beğendin mi?" Başımla onayladığımda minik, şirin bir kahkaha attı. "Zeliha hâlâ uyanmadı mı? O da gelecekti," ben tek kaşımı kaldırırken İlyas Esila'ya susmasını işaret ediyordu. Yaman bana döndü. "Neden uyumadın sen hâlâ?" Omuz silktim. "Uyuyamadım. Peki siz neden buradasınız, neden böyle giyindiniz?" İlyas sıkılmış bir şekilde nefes aldı. "Bir işimiz var Karam, git ve uyu."

Git ve uyu mu? Bana emir veremez.

Çenemi kaldırdım ve ona doğru birkaç adım attım. Kahverengi gözleri beni izlerken kaşlarımı çattım. "Ben de geleceğim." Sırıttı. "Saçmalama, seni tehlikeye atamam."

"Nereye gidiyorsunuz da tehlikeye atılayım ki?" Şüpheyle sorduklarıma İlyas değil, Yaman cevap verdi. "Bir otele gidiyoruz Karam. Bir davet var ve bizim görevimiz o davetteki dosyaları ödünç almak." Sırıttı. Bunun adı ödünç almak değil, çalmaktı. Ona döndüm. "Tamam, ben de geleyim. Hem Zeliha geliyorsa ben neden gelemeyeyim ki?" Esila ofladı. "Tamam desek gerçekten gelecek misin?" Başımı salladım. "Tabii ki geleceğim." İlyas burun kemerini sıktı. "Emin misin? Bak, sana zarar gelirse bir daha hiçbir yere gelemezsin bizimle." Hevesle başımı salladım. "Eminim."

Esila omzuna elimi yerleştirdi. "O halde git ve üstüne düzgün bir şeyler giy. Zeliha'yı da uyandır lütfen." Başımı salladım. "Ne giyeyim?" Dudağını büzdü. "Benim giydiklerim gibi bir şey giyebilirsin, saçın sana kalmış."

Tam onaylayıp odaya doğru yürüyordum ki arkamdan İlyas'ın sesi geldi. "Fazla açık giyinme, göz önünde olmanı istemiyorum. Orada koşabilirsin, bu seni rahatsız edebilir." Başımı arkama çevirdiğimde beni izlediğini gördüm. Eğer sadece keyfî olarak açık giyinmememi isteseydi kesinlikle açık giyinirdim fakat sonra koşmaktan bahsedince sözünü dinlemeye karar verdim. Odamıza girdim. İlk önce Zeliha'nın yanına gittim. Omzunu hafifçe sarsarken fısıldadım. "Zeliha, uyan." Gözlerini araladığında karşısında hortlak görmüş gibi irkince bir adım geriye çekildim. Yatağında doğruldu. "Saat kaç?"

"Dört." Yutkundu ve hemen ayağa kalktı. Dolabına ilerleyip kapağını açtı ve içinden birkaç giysi çıkardı. Ben onu izlerken fısıldadı. "Esila beni çağırdı, değil mi?" Başımı salladım. "Evet, ayrıca ben de sizinle geliyorum." Başını bana çevirdi. Birkaç saniye ifadesizce baktıktan sonra yeniden önüne döndü. "Arkanı döner misin? Kıyafetlerimi giymem gerek." Başımı salladım ve kendi dolabımın önüne gittim. O kıyafetlerini giyerken ben de kendime ne giyeceğimi buldum. İçime dar, vücuduma yapışan ve karnımı gösteren bir tişört, üstüne de dolabıma kimin koyduğunu dahi bilmediğim, bol, motorcu ceketine benzer bir ceket giyecektim. Altıma da lacivert bir kargo pantolon. Arkamı döndüğümde Zeliha'nın saçlarını salık bıraktığını farkettim. Onun da üstünde fermuarını boğazına kadar çektiği deri ceketi, altında da gri bir bol pantolon vardı. O benim giyinmem için odadan çıktığında ben de hızlıca üstümü giyindim. Saçlarımı önümde tutamlar bırakarak rahat bir at kuyruğu yaptım. Odadan çıktığımda herkes beni bekliyordu.

İlyas gözlerini bana çevirdiğinde dudağının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. "Hadi çıkalım," Yaman'a döndü. "Karam'ın gözlerini arabaya binene kadar kapat. Henüz burayı o kadar detaylı öğrenmesini istemiyorum." Yutkunarak kızlara baktığımda onların umursamadığını farkettim. Yaman sırıtarak bana doğru yürüdüğünde somurttum. Elleri gözlerimi kapattığında ofladım. "Bu kadar mızmızlanma be Karam, gelmek isteyen sendin." Yaman'ın alaycı sözlerine yüzümü buruşturdum. "En azından arabaya gidene kadar önüme bir engel çıkarsa söylemek gibi bir iyilik yap bari." Güldü. "Ben çok iyi bir insanım, tabii ki yaparım."

Yürümeye başladığımızda kapının açılış sesini duydum. Biraz yürüdükten sonra Yaman kulağıma eğildi. "Şimdi merdivenleri çıkacağız, ben atla dediğimde merdivenleri teker teker çık, anlaştık mı?" Uslu bir çocuk gibi kafamı salladım. "Anlaştık." Birkaç adım sonra, "Atla," dedi. Çok büyük olmayan bir adımla bir merdiveni çıktım. Bir kez daha aynı şeyi tekrarladık. Yaklaşık otuz ya da kırk kez daha bunu tekrarladığımızda Yaman, "Tamam, merdivenler bitti." dediğinde rahat bir nefes verdim.

Biraz daha dümdüz yürüdüğümüzde Yaman'ın elleri gözlerimden çekildi ve karşımızda siyah bir Jeep gördüm. Arabanın açık kapısından içeri girdim ve koltuğa oturdum. Diğerleri de arabaya yerleştiğinde İlyas arabayı çalıştırdı ve yola çıktık. İlk önce tünel gibi yollardan gittikten sonra normal bir yola çıktık.

Yaklaşık otuz dakika daha dümdüz gittikten sonra ihtişamlı bir otelin önünde durduk.

Burası da neresi ve biz burada ne yapacağız ya?