7. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER

Bölüm 7-

Eylul🦖

Tabağımdaki pirinci kaşığımla oynarken sıkkın bir nefes verdim.

"Ne oldu kız, sevmedin mi burayı yoksa? Sevmemekte çok haklısın ya. Ben de sevmiyorum. Bir odada üç kişi kalmak nedir Allah aşkına? Demir ve Yaman üstüme üstüme geliyor. Zaten yeraltındayız, bir de onlarla aynı odada kalmak çok zor oluyor be. Tamam anlıyorum, alanımız sınırlı ama bir odada altı kişi kalıp bana özel bir tane oda ayırabilirdiniz. Çok mu şey istiyorum ya? Değil mi Karam?" Barlas... Gerçekten bu kadar çok konuşmak zorunda mıydı?

Nefesimi dışarı atıp bakışlarımı Barlas'a döndürdüm. "Evet Barlas, çok haklısın kesinlikle."

Yemek masasında toplanmış, yemek yiyorduk ve Barlas sürekli konuşuyordu. Onu kırmamak için hepsine cevap vermeye çalışsam da bu cevaplar uzun değildi fakat Barlas buna aldırmadan devam ediyordu. Ekiple mi yoksa çete mi demeliyim, bilmiyorum ama onlarla tanışalı dört gün olmuştu.

Tam dokuz kişi olduğumuz için ortak olarak kaldığımız üç oda vardı. Bir odada Yaman, Barlas ve Demir, diğer odada Esila, Marsel ve İlyas kalıyordu. Benim kaldığım odada ise Efsun, Zeliha ve ben kalıyorduk. Odalar yurt odalarının bir tık daha lüks hali gibiydi. Yeraltında olduğumuz hissedilmiyordu bile. Öyle güzel bir ışıklandırması vardı ki güneşe ihtiyacım olmuyordu.

Şimdilik.

İki yanımda İlyas ve Esila oturuyordu. Sürekli benim yanımdalardı. Buna itirazım yoktu çünkü burada en güvendiğim kişiler onlardı.

Onlara da pek güvendiğim söylenemezdi.

İlyas başını bana doğru çevirip ağzındakini yuttuktan sonra kibar bir sesle fısıldadı. "Karam, beğenmedin mi? Neden yemiyorsun?" Başımı olumsuz anlamda iki yana sallarken fısıldayarak, "Hayır teşekkürler, sorduğun için." dedim. Dudağının kenarı usulca kıvrıldı. "Bir şey istediğin anda çekinmeden söyle bana. Dediğim gibi, benim için değerlisin. Her anlamda." Gözlerimi kaçırırken söylediklerinin etkisiyle yutkundum. O da umursamadan önüne dönüp yemeğini yemeye devam etti. Efsun, "Karam buraya alışamadı galiba," dedikten sonra başıyla İlyas'ı işaret etti. "Sürekli İlyas'ın yanında. Bizi tanısa sever aslında." Bir sorun yokmuş gibi söylediği şey Esila'nın hoşuna gitmemişti. "Sekiz suçlunun içinde tek masum olsaydın sen de kolay kolay alışamazdın Efsun. Abim sadece Karam'ı buraya alıştırmaya çalışırken bu itici laflarından vazgeç. En azından Karam alışana dek." Demir tek kaşını kaldırdı. "Biz de alıştıramaz mıyız? Niye illa ki İlyas veya sen?" Esila'nın elindeki çatal yumruğunun içinde sıkıştı. "Onu biz bulduk, hepiniz onu ararken biz onu istemeden bulduk. Size alıştığında hasretinizi giderirsiniz. Kapatın artık şu konuyu."

Esila'nın dudaklarının arasından dökülenlerle kendime geldim. Beni mi arıyorlardı. "Neden beni arıyordunuz?" İlyas masadaki herkese tehditkâr gözlerle baktı. Kimseden yanıt gelmeyince kaşlarımı çattım ve sandalyemi arkaya itip ayağa kalktım. "Cevap verir misiniz? Neden beni arıyordunuz?"

İlyas kolumu tuttu. Sanki biraz sıksa kırılacakmışım gibi öyle zarif dokunuyordu ki içten içe şaşırmadan edemedim. Çatık kaşlarla ona döndüm. "Peki ben senin için neden bu kadar önemliyim? Her anlamda üstelik!" İlyas yutkundu ve ayağa kalktı. Zeliha da ayaklandığında gözlerim ona döndü. "Karam, dur." Zeliha'ya aldırmadan öfkeyle hepsine baktım. "Beni burada zorla tutuyorsunuz! Kimse bana doğru dürüst davranmıyor, yalan söylüyor!" İşaret parmağımı Yaman'a doğrulttum. "Sadece bana o dürüst davrandı, o da birazcık!"

Yaman sırıtarak sandalyesinde daha da rahat bir oturuş sergilerken göz devirip bana endişeyle bakan İlyas'a döndüm. "Beni neden burada tutuyorsunuz? Ne istiyorsunuz?" İki elimle kollarını tuttum ve sıktım. Kaslı kollarını tam olarak kavrayamasam bile denedim bunu. "İlyas, bana düzgün bir şekilde anlatacak mısın? Buradan, sizden korkuyorum!"

"Korkunç insanlar mıyız biz?" Marsel'in sesiyle başımı ona çevirdim. "Korkunçsunuz! Ne yaptığınızı bilmiyorum fakat gerçekten korkuyorum. İyi bir amacınız olsaydı yerin altında olmazdık." İlyas'a döndüm. "Biraz tek konuşalım mı? Burada sözlerime karışıyorlar." Derin bir iç çekti. Ellerimi kollarından ayırıp bir elimden tuttu ve başka bir odaya götürdü bizi. Kiler gibi bir yerdi burası. Kapıyı kapattıktan sonra rahatsız olmamam adına elimi de bıraktı.

"Gü- Karam."

"Dinliyorum."

Gözlerini kaçırarak konuşmaya başladı. "Bak, onların yaşadığı şeyler kolay değil," sözünü bıçak gibi kestim. "Ben onların ne olduğuyla ilgilenmiyorum. Bana burada neden olduğumu söyle." Birkaç adım ona yaklaştım ve gözlerinin içine bakarak fısıldadım. "Bana dürüst ol, lütfen." Yutkundu. "Onların bu kadar zor şeyler yaşamasının sahibi... Abin." Gözlerim büyüdü fakat o aldırmadı. "Eğer abine ulaşmak istiyorsak ilk sana ulaşmamız gerekiyordu. Esila ve ben de bunu yaptık. Sana zarar vermeyeceğiz, sadece abini bulmamızda bize yardım et." Başını bana doğru eğdi. "Eğer bize yardım edersen ailenin katilini bulmana yardım ederiz."

Yutkundum. Yapmalı mıydım? Abim ne yaşatmış olabilirdi ki?

Başımı salladım.

"Galiba... Size yardım edeceğim."