2. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER
Bölüm 2-
Bazen bazı insanlar beklenmedik zamanlarda karşımıza çıkar ve bu bizim için koca bir sürpriz olur. O insanların hissettirdikleri, yaşattıkları, anılar da bir sürprizdir bizim için.
Tabii bazen bu sürprizler kötü de olabilir.
Tam şuanda bahsettiğim kötü sürprizi yaşıyordum. Karşımda iki insan ve muhtemelen beraberinde getirecekleri kötü sürprizler vardı.
Kalbim hızla atarken onlara baktım. "Abimden ne istiyorsunuz?" Esila sırıttı.
"İntikam." Diyince etrafıma baktım. Korkumdan değildi bu. Sadece gören biri var mı, diye bakmıştım. Görmemeliydiler, abimi kötü biri olarak görmemeliydiler. Başımı iki yana salladım. "İntikamdan önce konuşmamız gereken şeyler var," İlyas'ın elindeki bıçağı gösterdim. "Bu kanlı bıçak gibi." İlyas elindeki bıçağa baktı. Sonra da bana. Gözlerindeki derin ifadeyi görünce yutkunarak göz ucuyla bir de Esila'ya baktım. O da aynı ifadeyle bana bakıyordu. Gözlerimi kaçırdım. "Suçlusunuz siz." Diyince Esila sırıttı. "Sen de suçlusun." Dediği şey karşısında gözlerim büyüdü. "Ne saçmalıyorsun sen?" Bu sefer konuşan kişi İlyas oldu.
"Babanın yıllardır işlettiği kumarhaneyi bilmediğimizi mi sanıyorsun?"
Yine sertçe yutkundum. Evet, babamın bu kadar çok parası olması normal değildi elbette. Yıllardır işlettiği otelin altında bir kumarhane vardı. Buraya sadece seçkin insanlar gelirdi. Yani babamın güvendiği kişiler. Babam o kadar iyi saklıyordu ki bu kumarhaneyi, ben bile bir telefon konuşmasında duymuştum.
Fakat bir anda sırıttım. "Bildiğiniz tek şey buysa çok aptalsınız demektir." Diyince Esila'nın gözleri büyüdü. "Nasıl yani?" Derin bir nefes verdim. "Beni bu kadar kolay kandırabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. En az babam kadar zekiyim."
Bu sözler dudaklarımdan dökülünce İlyas sırıttı.
"Bak Karam, bizim senin için bir anlaşma teklifimiz var. Eğer sen de kabul edersen tabii."
Tek kaşımı kaldırdım. "Neymiş o?"
"Baban ve annen kendiliğinden ölmedi, değil mi?" başımla onayladım. "Bak şimdi, biz sana ailenin katilini bulmanda yardım edelim, sen de bize abini bulmamızda yardım et. Anlaştık mı?" gözlerim büyüdü. "Neden abimi arıyorsunuz? Abimden ne istiyorsunuz?"
Abimin yerini gerçekten bilmiyordum fakat bilmesem bile bu iki aptala söyleyecek değildim. Fakat bildiğim tek bir şey varsa o da abimin karanlık işler peşinde olduğuydu.
İlyas derin bir nefes verdi. "Anlaşılan bize konuşmayacaksın. O halde... " diyip bıçağını sıkıca kavrayınca Esila bir adım geriye gitti. Gözlerim büyürken çığlık attım ve onlardan uzaklaşmak adına arkama dönüp koşmaya başladım.
"Karam, dur!"
Arkadan Esila'nın sesini duysam da koşmaya devam ettim. Onların da peşimden geldiğini biliyordum çünkü seslerini hala duyabiliyordum. Sarhoşların ve çöplüklerin yanından geçerken nefes nefese kalıyordum. Ciğerlerim yanıyordu resmen.
Ta ki birisi arkadan belimden tutup beni çekinceye dek.
Sırtım birinin göğsüne çarptığında gözlerimi yukarı kaldırıp beni kimin tuttuğuna baktım. İlyas'tı.
O boğazıma bir bıçak dayayıp başını arkaya doğru çevirdi.
"Esila, git ve Demir'e haber ver! Ben geleceğim."
Bana döndü.
"Bak gü-" gözleri büyürken yutkundu. "Bak Karam, sana zarar vermek istemiyorum. Gerçekten. Sadece bir iş birliği yapmak istiyorum. Benden, bizden korkma. Bizim derdimiz abinle, seninle değil. " fısıldadı. "Şimdi bana ve bu sözlerime güven. Ben de hem seni öldürmekten vazgeçeyim hem de seni çetenin yanına götüreyim, tamam mı?"
Bahsettiği çete de neyin nesiydi? Bir çetenin arasında ölmek gibi bir hayalim yok!
Tam ağzımı açacakken uzaktan gelen polis sirenleriyle yutkunurken o hemen beni bırakıp kolumdan tuttu ve ara bir sokağa doğru koşmaya başladık. Dehşete kapılmış bir şekilde soludum.
Biraz daha koştuktan sonra dar bir sokağa girdik. Burası da leş gibi kokuyordu. İlyas bana dönüp sırıttı.
"Hızlı koşuyormuşsun. Sevdim bu özelliğini."
Şu an tek düşündüğü bu muydu?
