6. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER

Bölüm 6-

Eylul🦖

-İlyas'ın ağzından, 2 yıl önce-

Dar bir sokakta yavaş adımlar atıyor, iğrenç bir kokuyu içime çekiyordum fakat garip bir şekilde bu benim hoşuma gidiyordu ve ben bundan rahatsız değildim. Sonuçta birkaç yıldır bu tarz kokulara alışıktım, değil mi?

Evet, birini arıyordum ve sanırım bu kişiyi bulmuştum. Önümdeki çöp kutusunun ardına eğildim ve gözlerimdeki yaklaşık yedi metre uzağımdaki genç adama çevirdim. Kendisine doğru yaklaşan iki sarhoştan birinin suratına sağlam bir yumruk geçirdi ve hemen diğer adamın karnına sert bir tekme savurdu. Tekme adamın karnına geldiğinde adam karnını tutarak acıyla inlerken genç adam diğer sarhoşun yüzüne bir yumruk daha atınca adam daha fazla dayanamayıp yere yığıldı. Zaten karnına yumruk yiyen sarhoş adam yere çöktüğü için etkisiz haldeydi. Genç adam tek eliyle saçını geriye attı ve derin bir nefes alıp bir küfür savurdu.

Ben sırıtırken ellerimi birbirine çarparak yavaşça ayaklandığımda onun gözleri hemen bana döndü ve zaten çattığı kaşlarını daha da çattı. Adımlarım usulca ona doğru giderken konuştum. "Bravo Yaman..."

O dehşetle bana bakarken bir şey mırıldandı fakat ben söylediği şeyi anlamadım, merak da etmedim. Evet, bu uzun süredir aradığım kişilerden biri olan Yaman'dı. Dağılan saçları yeniden alnına dökülmüştü bana bakarken. Ben, "Çeviksin, severim." dediğimde yutkunuşunun sesi küçük sokakta yankılandı.

Ben de sırıttım.

O günden sonra her gün yaptığım gibi.

Onunla bakışırken o dehşete kapılmış, ben ise sırıtmış, rahat bir şekilde ona bakıyordum. Birden kaşlarını çattı ve yumruklarını sıkıp bir yumruğunu bana savurdu. Hemen kolumu kendime siper edip güçlü yumruğundan kurtuldum fakat ona saldırmadım. Yüzümdeki ifade hala aynıyken diğer yumruğunu da savurdu ve eğilerek o yumruktan da kurtuldum. O bana öfkeyle bakarken yeniden doğruldum ve ellerimi cebime soktum.

"Kimsin sen ve adımı nereden biliyorsun?" Fısıldadığında çenemi biraz yukarı kaldırdım. Ben de fısıldayarak, "Daima ensende olan biri senin adını nasıl biliyorsa ben de öyle biliyorum." dediğimde gözleri fal taşı gibi açıldı ve titrek bir nefes verdi. "Ne?" Dehşetle fısıldarken sesi titremişti. Gözlerinde birçok duygu görüyordum. Fakat bunların hepsi benim de yaşadığım fakat gizlediğim duygulardı. Acı, nefret, hüzün ve en belirgin olanı, henüz gözlerine yeni yerleşen bir duygu daha; öfke.

Öfkeyle yüzüme bir anda yumruk geçirdiğinde sarsıldım. Birkaç adım gerilediğimde yakalarıma yapıştı. İfademi bozmamaya çalışırken ağzımın içine dolan kan tadıyla gözlerim hafifçe irileşti. Yüzünü bana yaklaştırdığında gözlerinin içine odaklandım. Artık saf bir öfke görüyordum. Fısıldadı.

"Nergis'e yaptıklarını açıklayacaksın!" Tek kaşımı kaldırıp, "Nergis kim?" dediğimde başını sağına çevirdi, birkaç küfür mırıldandı ve yeniden bana döndü. "Kurşunlattığın kardeşim!" Yutkundum. Onun da kardeşini mi kurşunlatmışlardı? Ellerimi benim yakama yapışık halde duran ellerinin üzerine getirip sertçe yakamı bırakmasını sağladım. "Ben senin kardeşini tanımıyorum ve onu da kurşunlatmadım, sana bir teklifim var." Ağzımdaki bir kısmını yuttuğum kanın kalanını tükürdüm. "Bak, gerçekten kolay şeyler yaşamadım. Sen de öyle. Şimdi sana bir teklif sunacağım, kabul edip etmemek sana kalmış."

"Nedir?"

Derin bir nefes aldım. "Bize bu acıları yaşatan şerefsizi ya da şerefsizleri bulup intikam almak istiyorum. Fakat bunu tek başıma yapamam. Sen ve senin gibi birkaç kişinin daha yardımına ihtiyacım var. Aslında kendim de yapabilirim ama ekip işiyle yaparsak daha zevkli olur," sözlerimden sonra elimi cebime soktum ve numaramın olduğu bir not kağıdını ona uzatıyordum ki elimi durdurdu.

"Kabul ediyorum."