13. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER

Bölüm 13-

Eylul🦖

"On altı, on yedi, on sekiz, on dokuz..."

Artık dayanamayıp pes ettiğimde ve sırtım sertçe yerle kavuştuğunda Barlas zaferinin verdiği keyifle gülüyordu. Ben nefes nefese kalmış bir şekilde kaşlarımı çatıp kollarımı birbirine kenetlediğimde sağ tarafımda ikimize garip bakışlar atan Efsun'u gördüm.

Evet, yine evde sadece üçümüz kalmıştık.

Kumarhaneye gitmemizin üstünden iki gün geçmişti ve bugün yine diğerleri bir yere gitmiş, biz de evde kalmıştık.

"Ne yapıyorsunuz burada ya?" Efsun'un sesiyle ikimizde ona dönerken ben hala yerde yatıyordum. Barlas hemen hevesle atladı. "Karam otuz şınav çekebileceğini söyledi, ben de inkar ettim. İddaya girdik ve ben kazandım!" Efsun tek kaşını kaldırdı. "Eee? Peki kaybeden ne yapacak?" Barlas bana döndü ve önce sırıttı, sonra kaşlarını birkaç kez indirip kaldırdı. "Eğer ben kazanırsam benimle istediğim kadar sohbet edecekti. Eğer o kazanırsa ben bir hafta boyunca saçma sapan konular hakkında konuşmayacaktım. Şimdi de Karam'ın durumuna bakarsak, hangi Winx perisi olduğumuzu konuşabiliriz!"

Efsun geriye doğru yavaş yavaş adımlar atmaya başlamışken kafasıyla birlikte sarı saçları da sallandı. Bana dönen gözleri, beni kaderime terkediyor gibiydi. "O zaman size iyi eğlenceler, yani umarım." Arkasını dönüp odadan çıktığında iki elimi yüzüme kapadım.

Neden ben sürekli bu çocuk ruhlu adamla birlikte kalıyorum?

****

Gözlerimi hafifçe araladığımda herkes uyuyordu. Gözlerim duvardaki saate kaydığında sabahın erken saatleri olduğunu gördüm. Aslında uyuyabilirdim ama uyuyasım gelmediği için yataktan kalktım ve usulca mutfağa doğru ilerledim. Karışmış saçlarımı düzeltirken mutfağa girdim. Sırtı bana dönük birisini gördüğümde bunun İlyas olduğunu farkettim. Yanına yürüdüm ve ne yaptığına baktığımda o da benim geldiğimi farketmişti. Elindeki ekmeğe biraz reçel sürdükten sonra bana uzattı. "Yemek ister misin?" Başımı iki yana salladım. "Hayır, teşekkürler. Reçel sevmem." Önüne dönerken mırıldandı. "Ah, doğru..."

O reçelini yerken ben de onu izlemeye başladım. Saçları dağılmıştı ve yeni duş aldığını belli edecek şekilde hala şampuan kokuyordu. Sakalları hafifçe kendini belli etmeye başlamıştı ve bu hali, gerçekten çok hoştu. Göz altlarındaki morluklar hafifçe belli oluyordu. Üzerinde de pijamaları vardı.

O ekmeğini bitirdiğinde ben de etrafa bakındım. "Süt var mı?" Eliyle dolabı işaret etti. "Orada," başımı sallayıp dolaptan sütü aldım. İçinde bardak olabileceğini düşündüğüm rastgele bir dolaba doğru ilerledim. Boyum yetebildiği kadar açtıktan sonra dolabın içindeki iki rafla karşılaştım. Bardaklar üst raftaydı ve benim oraya boyum yetmezdi. Bir sandalye almak için arkamı döndüğümde birkaç adım ötemde beni izleyen İlyas'ı gördüm. Ne yapmak istediğimi anlamış gibi başını salladı ve bana yaklaştı. "Merak etme, ben alırım." Dedikten sonra kolu rafa uzandı ve bir bardağı kavradı.

Ve biz o bunu yaparken aşırı yakındık.

Yani... Vücutlarımız birbirine değecek kadar.

Diğer eliyle dolabın kapağını kapadı ve başını benim yüzüme doğru eğdi. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrılırken yanağında yine o güzel çukur varlığını belli etti. Aramızdaki boy farkından dolayı beni o beni görebilmek için başını eğmişti, ben de başımı kaldırmıştım. Sıcak nefesini hissederken yutkundum. Gözlerime kilitlenen gözlerinden kaçınıp gözlerimi başka bir yöne çevirdim. "Teşekkürler..." Kalbimin ritmini değiştirecek şekilde fısıldadı. "Rica ederim, her zaman." Elime uzanıp bardağı elime tutuşturduğunda bedeni yavaşça bedenimden uzaklaştı. Hala yakınken bana bariz bir şekilde sırıttı. "Bu kadar utanma, böyle yaparsan bu tarz şeyleri sürekli yaparım."

Ona sırtımı dönüp sütü açtım ve bardağıma doldurmaya başladım. "Utanmadım, sadece haddini aşmıştın." Süt kutusunu tezgaha indirdim ve bardağı dudaklarıma götürdüm. "Başka bir deyişle senin aramıza koyduğun sınırları aştım, öyle mi?" Başımla onayladım. "Aynen öyle," başımı ona çevirdim. "Ve bu sınırlar acil bir durum olmadıkça en fazla bu kadar yakınımda durmanla başlıyor." Omuz silkti. "Başka?"

Yeniden önüme döndüm. "Ayrıca, artık bana güzelim diyeceğin zaman adımla düzeltme."