24. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER

BÖLÜM 22-

Eylul🦖

-İki Gün Önce-

Demir ve Esila salonda oturuyorlardı. Esila dosyalarla uğraşırken Demir ona farkettirmeden onu izliyor, içindeki hayranlığı tazeliyordu. Evin kapısı açıldı ve içeriye İlyas girdi. Üstü başı dağınıktı, zaten her dışarıdan geldiğinde öyle oluyordu. Yorgun bir şekilde koltuklardan birine yığıldı ve burun kemerini sıktı.

"Ne oldu abi?" Dedi Esila.

Sıkıntı dolu bir nefes verdi İlyas. "Burada daha fazla barınamayız. Polisler burayı biliyor, her an baskın yapabilirler. Bir anda izimizi silmemiz lazım." Yumruklarını sıktı ve Demir'e baktı. "Yılmaz'lardan kurtulmadan içeri tıkılmak istemiyorum!" Demir'in tek kaşı havalandı. "O zaman öldür bir tanesini. Belki Tufan da bir köşede geberip gitmiştir, kim bilir?" Esila kıkırdadı. "Eğer öyleyse ölümünü görmek isterdim. Çok eğlenceli olurdu." Sinsi bir şekilde sırıttı. "Belki bir onu öldürdüğümüzde kardeşinden de kurtuluruz," İlyas'a baktı. "Ne dersin?" İlyas göz devirdi. "Saçmalama, Karam'dan iki uzaklaştık diye hemen ona düşman kesilmedim. Hala seviyorum ama mesafeli." Saatine baktı. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Herkes uyuyordu.

Ayağa kalktı Esila. Kollarını iki yana açıp gerilirken abisine baktı. "Ben yatıyorum, iyi geceler." Tam odaya doğru yürürken ardından gelen ses onu durdurdu. "Dur, bir planım var." Esila başını arkasına çevirerek sesin kaynağına baktı, Demir'e.

"Neymiş o planın?" Yeniden yerine kurulurken Demir'in keskin gözleri yine ona kitlenmişti. Dudaklarını ıslattı. "Bekleyin, Zeliha, Yaman ve Barlas'ı da çağıracağım." Demir ayağa kalkıp koridora doğru giderken İlyas iç çekti. Esila ona baktı ve aralarında bakışmalarla sessiz bir konuşma geçti. Sonunda Esila dudaklarını araladı. "Sence Tufan ölmüş müdür?" İlyas cıkladı. "Hayır, ölmemiştir. Bir yerlerde sürtüyordur muhtemelen." Sırıttı. "Ama inanıyorum, onu bulmamız çok uzun sürmeyecek. Şu Mert denen adam ve yanındaki kadının başında olduğu ekip de onu arıyor. Artık o önemli bir hedef onlar için." Esila ilgiyle abisine baktı. "Sahi, kadının adı Lavin'di, değil mi?" İlyas başıyla onayladı. "Duyduğuma göre hırslı bir kadınmış, tuttuğunu koparırmış. Mert de öyle." Esila kıkırdadı, fakat sahteydi. "Biz onlardan daha hırslıyız ama, değil mi?"

"Elbette."

Demir, Zeliha, Yaman ve Barlas ile birlikte yeniden salona geldi. Hepsi koltuklara yerleşirken Demir ayakta kaldı. Ellerini bellerine yerleştirdi. "Size manyak bir para kaynağı buldum." Herkes aynı anda sordu. "Neymiş?"

"Yonca Alaz ve Yusuf Alaz'ın düğününe baskın yapabiliriz." Zeliha kaşlarını çattı. "Manyak mısın? Oraya nasıl sızacağız?" Demir göz devirdi. "İlk beni bir dinlesen anlayacaksın."

"Düğüne giden davetlilerden bazılarının davetiyelerini çalacağım. Kızlar düğüne gidecek ve Zeliha bizle iletişim kuracak. Hiç ummadıkları bir anda salona dalacağız ve bum!" Dudakları sinsice yana kıvrıldı. "Kabus gibi bir düğün ve bolca para." Yaman da Demir'le aynı tepkiyi vermişti. İlyas ise susmuştu. Bu hala akıl süzgecinden geçmemişti fakat o hariç herkes onaylamıştı. Yaman İlyas'a baktı yan gözden. İlyas'ın kararsız tavrı karşısında keyfi ikiye katlandı.

Evet, açık açık ondan nefret ediyordu ve herkes bunu biliyordu.

İlyas'ın hoşuna gitmemişti kendisinden habersiz plan yapılması. Bir anda sessizliği Barlas bozdu. "Marsel de gidecek mi o düğüne?" Demir başıyla onayladı, Barlas ise sıkıntılı bir nefes verdi ve elini ensesine attı. "Gitmesini istemiyorum fakat düğünleri de çok sever. Ona bir zarar gelmez, değil mi?" Zeliha güvenilir bir tavırla elini Barlas'ın omzuna yerleştirdi ve hafifçe sıktı. "Ben olacağım yanlarında, güvende olurlar. Ayrıca hiçbiri kendini savunmayı bilmeyen kızlar değil. Belki Karam öyledir fakat onun da bir şey bilmediğini sanmıyorum."

"Şu Karam konusunu açmasanız mı?" İlyas'ın sözlerine tek yanıt Yaman'dan geldi. "Neden, özlüyorsan eğer birkaç adım yürüyüp gidebilirsin ona." İlyas yumruklarını sıktı. Normal biri olsa bağırır çağırır, kavga ederdi fakat Yaman için aynısı geçerli değildi. Ayrıca Zeliha'ya da öyle yapamazdı. O ikisi birleşirse tüm çeteyi zevkle öldürebilirdi, acımadan. Demir'e döndü. "Devam et."

Demir omuz silkti. "Ama düğün iki gün sonra, hemen birkaç kart çalmamız lazım." Esila "ne olacak?" dercesine elini salladı. "Ondan daha kolay ne var ya?