21. bölüm · SUÇLULAR VE BİLİNMEYENLER

BÖLÜM 19-

Eylul🦖

-İlyas-

Karam'ı seviyordum fakat ona olan güvenim yıpranmıştı. Gerçekten bir anda bizi bırakıp gider miydi? Bunu yapabilir miydi bilmiyorum ama artık her ihtimale karşı Karam'la arama bir mesafe koymaya karar vermiştim.

Büyük bir risk alıp yeraltında bulunan o evimize gelmiştik. Kalacak bir yer bulana dek burada kalmaya devam edecektik.

Ayrıca bugün Marsel'i de yeniden aramıza getirecektik.

Yanımda gelmesi için bu sefer sadece Demir ile birlikte gitme kararı almıştım. Neden bilmiyorum ama ne kadar az kişi gidersek güvenliğimiz açısından daha iyi olacakmış gibi geliyordu. Evdekilerin birbirine girmesi konusunda da bir yandan endişeliydim ama Yaman ve Esila'nın ortamı yumuşatacağından emindim. Belki Yaman uğraşmak bile istemezdi ama kız kardeşime güveniyordum.

Demir ile birlikte dikkat çekmeyecek kadar sıradan, gri bir arabayla yola çıktığımızda ilk başta ikimiz de konuşmadık. Sonunda Demir iç çekti ve bir konu açtı.

"Dün Karam ve Yaman'ı birlikte konuşurken gördüm."

"Ee, yani?"

"Çetedekilerin hepsi Yaman'da bir gariplik olduğunu sezdi. Sen hala gözlerini kapatıyorsun. Karam'ı elinden kaçırabilirsin." Gözlerini kaçırıp mırıldandı. "Gerçi bence artık gitse daha iyi olacak." Kaşlarımı çattım. "Yaman'ın aklı varsa Karam'dan uzak durur. Dengesiz bir adam olduğu kesin. Karam onu severse mutsuz olur. Zaten şimdiye kadar Yaman'ın davranışlarından dengesiz, aptal bir herif olduğunu anlamış olmalı."

"Karam'dan uzaklaşmalısın İlyas, abi tavsiyesi olarak gör bunu. Karam geldiğinden beri saçma sapan davranıyorsun. Artık Karam'ın polislerle iş birliği yapıyor olabileceğine bile ihtimal veriyorum."

Bir anda arabayı durdurdum. Öfkeyle onun suratına baktım.

"Sen ne zamandan beri bu kadar konuşkan biri oldun? Kimi sevip sevmeyeceğimi sana mı soracağım ben? Ben olduğum gibiyim!" Kaşlarını çattı. "Ben sana Karam'ı sevme demiyorum, Yaman da Karam'a aşık olursa tüm işlerimiz bozulur!" Yutkundum. "Ne?"

"Yaman'ın kimseye böyle davrandığını görmedim. Sen olanlardan kaçarken Karam ikinizi de parmağında oynatacak kıvama getiriyor, görmüyor musun?" Kafamı iki yana salladım. "İkimiz de o kadar saf adamlar değiliz." Göz devirdi. "Ama olabilirsiniz. Hepimizi tehlikeye atarsanız ne olacak? Ölürüz, anlamıyor musun İlyas!" Benim konuşmama fırsat vermeden devam etti. "Sen, ben, Karam, Esila, Yaman, Zeliha, Marsel, Efsun ve Barlas. Saydıklarımın hepsi ölür! Ufak bir hatamızda polisin avcunun içine düşeriz. Hadi herkesi geçtim," fısıldadı. "Kardeşinin bile ölmesine izin verecek misin?" Yutkundum ve başımla reddettim. "Tabii ki izin vermem ancak Karam'a yıllar sonra ulaştıktan sonra onu da kaybedemem. O sadece sevdiğim kız değil, hepimizin intikam almasında yol gösterecek kişi. Kendimi kaybetmeyeceğim," arabayı yeniden sürmeye başladım. "Anne ve babamın katilinin kardeşiyle aklımı bulandırmayacağım. Gerekirse onu sevmeyi bırakıp duygularıyla oynarım ancak yeminimden asla vazgeçmem." Göz ucuyla bir anlığına Demir'e baktım. "Ben vazgeçsem bile siz vazgeçmezsiniz, size kendimden daha çok güveniyorum Demir." Gülümsedi. "Tanıdığım İlyas'ı görmek istiyorum, aklı gitmiş İlyas'ı değil."

****

Biraz daha ilerledikten sonra Çinçin'de bir sokağın girişinde durdum. İkimizde arabadan indikten sonra yürümeye başladık. Eski bir apartmanın önünde durduğumuzda Demir'in önden geçmesi için elimle işaret ettim. Demir apartmana girdiğinde ardından girdim ve merdivenlere yöneldik. Bodrum kata indiğimizde o bildiğim görüntüyle karşılaştım.

O minicik dairenin kapısını.

Demir'in önüne geçip kapıyı tıklattım. Birkaç saniye sonra sanki bizi bekliyormuş gibi açtı kapıyı Marsel. Açar açmaz endişeli suratıyla karşılaştım. İkimize de şöyle bir baktıktan sonra bana sıkıca sarıldı. "Geciktiniz, neredeydiniz?" Gülümseyip saçını okşadım. "Alt tarafı bir saat geç geldik," omuz silkti. "Olsun." Benden ayrılıp bu sefer de Demir'e sarıldı. "Barlas nasıl, iyi mi? Beni soruyor mu hiç? Beni özlemiş mi?" Demir güldüğünde ben konuştum. "Özledi, çok özledi. Sürekli seni soruyor." Şirin bir şekilde gülümsedi ve Demir'den ayrıldı. "Eee, ne zaman buradan kurtuluyorum?"

"Tam şimdi."