21. bölüm / 22
Savaş'ın İzleriTerasta Gece
Bölümler 22Şu an: Terasta Gece
- 1 Yaralı Adam624 kelime
- 2 Sessizlikte Saklanan Sırlar680 kelime
- 3 Sessiz Çığlıklar678 kelime
- 4 Gölgenin Ardındaki Gerçekler725 kelime
- 5 Tehlikeye Adım Adım735 kelime
- 6 Fırtına645 kelime
- 7 Güvenin İnce Çizgisi647 kelime
- 8 Karşı Karşıya798 kelime
- 9 Fırtına Öncesi812 kelime
- 10 Sessiz Vedalar395 kelime
- 11 Sessizliğin İçindeki Tehdit437 kelime
- 12 Sessizliğin Büyük Karmaşası528 kelime
- 13 Kaçış Planı470 kelime
- 14 İzler522 kelime
- 15 Alper Mucizesi676 kelime
- 16 Kaderin Çemberi560 kelime
- 17 Evlilik Adımları594 kelime
- 18 Kaçışın Bedeli639 kelime
- 19 Sessiz Yolculuk730 kelime
- 20 Geceye Veda656 kelime
- 21 Terasta Gece579 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 Son bölüm578 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
21. Bölüm: Terasta Gece
Evin kapısından içeri girdiğimizde bir sessizlik vardı. Tüm o kahkahalar, espriler ve neşe köy meydanında kalmıştı. Bir an, kendi ayak seslerim bile fazla yüksekmiş gibi geldi. Gelinliğim hâlâ üzerimdeydi ve kocaman eteklerim her hareketimde yere sürtüyordu. Savaş ise bir adım arkamda, sessizce beni izliyordu.
“Arina, rahat ol,” dedi, sakin ve yumuşak bir sesle. Sesindeki güven verici ton, gerilmiş omuzlarımı biraz da olsa gevşetti. Ama hâlâ içimde bir huzursuzluk vardı. Bu gece evlendiğim adama dair bildiğim çok az şey vardı ve şimdi onunla aynı evdeydim.
Üst kata, yatak odasına çıktık. Kapıyı açınca, içeriye hafif bir ay ışığı süzüldü. Yatak odası sade bir şekilde döşenmişti; bir tarafta geniş bir yatak, diğer tarafta balkon kapısına açılan bir terasa bakan pencere vardı. İçeri girdiğimizde ne yapacağımı bilemeden olduğum yerde durdum. Ellerim istemsizce gelinliğimin eteklerini ovuşturuyordu.
Savaş, yanıma gelip hafifçe bana baktı. Bakışları ne rahatsız edici ne de baskıcıydı; aksine, sanki içimdeki tedirginliği tamamen anlamış gibiydi. “Arina,” dedi, yine aynı yumuşak sesle. “Bu gece senin için kolay bir gece olmayabilir. Rahat ol, ben sana dokunmam.”
Sözleri, göğsümdeki ağırlığı biraz hafifletti. Ona doğru döndüm, şaşkınlıkla yüzüne baktım. Gözlerindeki samimiyet ve anlayış, bir anda içimde bir sıcaklık oluşturdu. “Gerçekten mi?” dedim, sesim neredeyse bir fısıltı kadar kısıktı.
Başını hafifçe salladı. “Bu gece sadece senin rahat etmeni istiyorum. Eğer konuşmak istersen, buradayım.”
Bu sözlerin ardından gelinlik içinde durmanın garipliğini fark ettim. “Ben... biraz üzerimi değiştirsem iyi olacak,” dedim, biraz utanarak.
Savaş başıyla onayladı ve odayı terk etti. Üzerimi değiştirip sade bir elbise giydim. Aynadaki yansımama baktım ve kendi kendime düşündüm: “Bu adam gerçekten düşündüğümden farklı biri olabilir mi?”
---
Terasa çıktığımda Savaş orada oturmuş, gökyüzüne bakıyordu. Hava serindi, ama hoş bir serinlikti. Yanına oturdum ve sessizlik içinde bir süre yıldızları izledik.
“Biliyor musun,” dedim, sessizliği bozarak, “bugün burada olmamız hâlâ gerçek gibi gelmiyor. Bir gün önce hayatım bambaşkaydı. Şimdi ise… seninle evliyim.”
Savaş, hafif bir gülümsemeyle başını bana çevirdi. “Benim için de aynı. Ama bazen hayat seni hiç beklemediğin bir yere sürükler. Ve buna ayak uydurman gerekir.”
Bir an sustuk. Savaş’ın sesindeki derinlik, hayatında ne kadar şey yaşadığını bana hissettirdi. Ona dair öğrenmek istediğim çok şey vardı ama nereden başlayacağımı bilmiyordum.
“O gün…” diye başladım, sonunda. “O gün seni çaylıkta bulduğumda, kim olduğunu bile bilmiyordum. Ama gözlerindeki o ifade… sana yardım etmem gerektiğini hissettim. O an neler olduğunu anlatır mısın?”
Savaş bir an sustu, sonra derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. “O gün, görevdeydim. Timimle birlikte operasyondaydık. Ama işler planladığımız gibi gitmedi. Pusuya düşürüldük ve ben yaralandım. Timimle irtibatımı kaybettim. O halde oradan uzaklaşıp kendimi saklamam gerekiyordu. Seni bulduğumda, hayatımı kurtardığını fark ettim.”
“O helikopter… seni almaya gelenler, timin miydi?” diye sordum.
Başını salladı. “Evet. Oğuzhan, Nilsu, Tayfun, Zafer ve diğerleri… Onlar benim ailem gibi. Sanahelikopterle alındıktan sonra olanları anlatamam.”
Sözleri içime oturdu. O gün onu kurtarmaya çalışırken, aslında ne kadar büyük bir tehlikenin içinde olduğumu bilmiyordum. Ama şimdi buradaydık, her şey geride kalmış gibi görünüyordu.
“Savaş,” dedim, yıldızlara bakarak. “Bu evlilik… her ne kadar şaşkınlık verici olsa da… belki de olması gereken buydu.”
Savaş, yüzüme dikkatle baktı. “Arina, bu evlilik bizim için bir başlangıç. Ama her şey senin istediğin gibi olacak. Hiçbir şey için acele etmeyeceğiz.”
Bu sözleri, içimdeki gerginliği biraz daha hafifletti. Kendimi yavaşça bu yeni hayata alışmaya hazır hissediyordum. Belki zamanla, gerçekten bir aile olabilecektik.
Gece boyu terasta oturup konuştuk. Timinden, ailesinden, geçmişinden bahsetti. Ben de ona kendi hikayemi anlattım. Güneşin doğuşuna kadar geçen bu saatler, aramızda yeni bir bağ kurmuş gibiydi. Ve o sabah, içimde bir umutla güne başlamıştım.
Bölüm etkileşimi
