11. bölüm / 22
Savaş'ın İzleriSessizliğin İçindeki Tehdit
Bölümler 22Şu an: Sessizliğin İçindeki Tehdit
- 1 Yaralı Adam624 kelime
- 2 Sessizlikte Saklanan Sırlar680 kelime
- 3 Sessiz Çığlıklar678 kelime
- 4 Gölgenin Ardındaki Gerçekler725 kelime
- 5 Tehlikeye Adım Adım735 kelime
- 6 Fırtına645 kelime
- 7 Güvenin İnce Çizgisi647 kelime
- 8 Karşı Karşıya798 kelime
- 9 Fırtına Öncesi812 kelime
- 10 Sessiz Vedalar395 kelime
- 11 Sessizliğin İçindeki Tehdit437 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Sessizliğin Büyük Karmaşası528 kelime
- 13 Kaçış Planı470 kelime
- 14 İzler522 kelime
- 15 Alper Mucizesi676 kelime
- 16 Kaderin Çemberi560 kelime
- 17 Evlilik Adımları594 kelime
- 18 Kaçışın Bedeli639 kelime
- 19 Sessiz Yolculuk730 kelime
- 20 Geceye Veda656 kelime
- 21 Terasta Gece579 kelime
- 22 Son bölüm578 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
13. Bölüm: Sessizliğin İçindeki Tehdit
Değirmenin tünelinde Savaş'ın kaybolduğunu fark ettiğimden beri aklımdan binlerce düşünce geçiyordu. Savaş'ın iz bırakmadan kaybolması bana pek olası gelmiyordu. Mehmet Dede'nin dediği gibi şafak vakti bir helikopter gelmiş ve onu almış olabilirdi, ama neden hiçbir şey söylemeden gitmişti? Kime güveneceğimi, kime ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Korkum, merakım ve çaresizliğim birbirine karışmıştı.
Köye geri dönerken içimden geçenleri düşünmemeye çalıştım. Ayaklarım istemsizce eve yöneldi ama zihnim başka bir yerdeydi. Bahçede annemi gördüğümde bir an kendime gelmiş gibi oldum. Bahçedeki çayları topluyordu, her zamanki gibi işine odaklanmıştı. Ama ben… İçimdeki huzursuzluk gitgide artıyordu.
Kendimi eve zor attım ve mutfak penceresinden dışarı baktım. Her şey normal görünüyordu. Ama bu normal görüntü beni yatıştırmak yerine daha da rahatsız ediyordu. Sanki köyde her şey, her an bir felakete dönüşebilirmiş gibi bir hava vardı.
Bir süre içeride oturduktan sonra biraz hava almak için dışarı çıkmaya karar verdim. Köyün aşağısındaki patika yola doğru yürüdüm. Hava serinlemişti, etrafı inceden bir sis kaplıyordu. Yol boyunca düşüncelerim beni kemiriyordu. "Savaş neden gitti? Kim onu götürdü? Eğer tehlikedeyse, ona nasıl yardım edebilirim?" Bu soruların cevaplarını bulamıyordum.
Patikada ilerlerken, yolun kenarında duran bir figür dikkatimi çekti. Bir erkek, sırtı bana dönüktü. Onu daha önce köyde görmemiştim. Yabancı biri olması beni tedirgin etti ama aynı zamanda bir merak uyandırdı. Yavaşça ona yaklaştım.
“Merhaba, kimsiniz?” diye sordum, sesim kararsız ama dikkatliydi. Adam bir an durdu, sonra yavaşça bana döndü. Orta yaşlı, sakallı biriydi. Üzerinde sade kıyafetler vardı, ama bakışları bir köylüye göre fazlasıyla keskin ve sertti.
“Kayboldum,” dedi. Sesi alçak ve sakin bir tondaydı. “Biraz yardımınıza ihtiyacım olabilir.”
Beni bir ürperti kapladı. Gözlerim istemsizce onu baştan aşağı süzdü. Bu adamın bir köylü olmadığı her halinden belliydi. Ama sözlerini ciddiye almam gerektiğini düşündüm. Yakın bir yere işaret ederek, “Köyün merkezine giden yol şu tarafta,” dedim.
Ama adam bir adım yaklaştı. “Hayır, aslında size başka bir şey sormak istiyordum,” dedi.
Tam o anda bir şeylerin yanlış olduğunu hissettim. Geri çekilmek istedim, ama o çok hızlı davrandı. Kolumdan tuttu ve bir şeyin cildime battığını hissettim. Küçük, keskin bir acı… Adamın elindeki iğneyi ancak o an fark ettim.
“Ne yapıyorsun?!” diye bağırmaya çalıştım ama sesim neredeyse çıkmıyordu. Gözlerim karardı, vücudum zayıflamış gibiydi. Adamın yüzü bulanıklaşırken, başım dönmeye başladı. Geriye doğru sendeleyip yere düştüm.
Adamın yüzü üzerime eğildi. "Merak etme, sana zarar vermek istemiyorum," dedi. Ama sesi şimdi bana tehditkâr ve yabancı geliyordu. "Sadece biraz sessiz kalman gerek. Hepsi bu."
Gözlerimi açık tutmaya çalıştım ama ağır bir uykuya yenik düşüyordum. Adamın gölgesi ve soğuk bakışları zihnime kazındı. Bu kimdi? Ne istiyordu? Ama ne kadar direnmeye çalışsam da bilincimi kaybediyordum.
En son duyduğum şey, kendi fısıldayan sesimdi: “Savaş…”
Ve sonra, karanlık her yanı sardı.
Bölüm etkileşimi
