22. bölüm / 22
Savaş'ın İzleriSon bölüm
Bölümler 22Şu an: Son bölüm
- 1 Yaralı Adam624 kelime
- 2 Sessizlikte Saklanan Sırlar680 kelime
- 3 Sessiz Çığlıklar678 kelime
- 4 Gölgenin Ardındaki Gerçekler725 kelime
- 5 Tehlikeye Adım Adım735 kelime
- 6 Fırtına645 kelime
- 7 Güvenin İnce Çizgisi647 kelime
- 8 Karşı Karşıya798 kelime
- 9 Fırtına Öncesi812 kelime
- 10 Sessiz Vedalar395 kelime
- 11 Sessizliğin İçindeki Tehdit437 kelime
- 12 Sessizliğin Büyük Karmaşası528 kelime
- 13 Kaçış Planı470 kelime
- 14 İzler522 kelime
- 15 Alper Mucizesi676 kelime
- 16 Kaderin Çemberi560 kelime
- 17 Evlilik Adımları594 kelime
- 18 Kaçışın Bedeli639 kelime
- 19 Sessiz Yolculuk730 kelime
- 20 Geceye Veda656 kelime
- 21 Terasta Gece579 kelime
- 22 Son bölüm578 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Son Bölüm: Aile Olmak
Bir yıl geçmişti. Hayat, hiç beklemediğim bir şekilde değişmişti ama her şeyin yerli yerine oturduğu bir huzurun içindeydim. Sabahın erken saatlerinde mutfakta Feride’nin kahkahalarını duyarken, hayatın bana bu güzellikleri sunduğuna hâlâ inanamıyordum.
Küçük kızımız Feride, henüz altı aylıktı ama şimdiden evi kahkahasıyla doldurmayı başarmıştı. Sarı bukleleri ve babasının mavi gözlerini taşıyan bu küçük mucize, benim ve Savaş’ın en büyük mutluluğu olmuştu.
Feride’nin kahkahasıyla irkilip ona döndüm. Yerde, peluş halının üzerinde oturmuş oyuncaklarıyla oynuyordu. Küçük elleriyle bir oyuncak tavşanı sıkıca kavramış, gözlerini ona dikmişti. O an, kalbimin nasıl sevgiyle dolup taştığını tarif edemezdim.
“Meleğim,” dedim, yanına oturarak. “Anneni hiç bu kadar mutlu ettin mi?”
Feride, bir şey anlamasa da kahkahasını artırarak bana cevap verdi. Onu kucağıma alıp döndürdüm ve o sırada dış kapının açıldığını duydum.
“Savaş döndü,” diye fısıldadım. Feride, sesimi anlamış gibi kollarını coşkuyla hareket ettirirken kapıya doğru yürüdüm.
Savaş, eve her zamanki sakin adımlarıyla girdi. Üzerindeki siyah monttan hafif bir çamur kokusu yükseliyordu; belli ki uzun bir yolculuktan gelmişti. Gözleri, önce beni, sonra kucağımdaki Feride’yi buldu ve yüzüne yayılan sıcak bir gülümsemeyle bize doğru geldi.
“Benim minik kuzum,” dedi, Feride’yi kucağımdan alarak. Küçük kız, babasının güçlü kollarında kendini güvende hissediyor gibiydi. Savaş, onu havaya kaldırıp döndürdü ve Feride’nin kahkahası bütün evi doldurdu.
“Zor bir gün müydü?” diye sordum, mutfağa doğru geçerken.
Savaş, omuz silkti. “Her zamanki gibi. Ama eve geldiğimde tüm yorgunluk geçiyor.”
Ona bir fincan çay uzattım ve yanımıza oturmasını bekledim. Savaş, Feride’yi nazikçe mama sandalyesine yerleştirip çayını aldı. Küçük kızımız, babasının her hareketini dikkatle izliyordu.
“Seni çok özlüyor,” dedim, gözlerimi Feride’ye çevirerek. “Bazen kucağıma alıp sana ait bir şeyler giydiğimde sakinleşiyor.”
Savaş, gözlerini kısarak hafifçe gülümsedi. “Demek babasının küçük kızı olacak, ha?” dedi.
“Sanırım öyle,” dedim, gülerek.
---
O gün boyunca birlikte vakit geçirdik. Feride’nin oyuncaklarıyla oynamasına yardım ettik, ona şarkılar söyledik ve öğleden sonra hep birlikte dışarı çıktık. Bahçede Feride’yi yere serdiğimiz battaniyenin üzerinde yatırdık. Gözlerini parlak mavi gökyüzüne dikmiş, elleriyle havada şekiller çizerken Savaş yanıma oturdu.
“Biliyor musun,” dedi, hafif bir tonla. “Feride’nin burada büyümesi harika olacak. Tıpkı senin gibi doğaya yakın, huzurlu bir çocukluk yaşayacak.”
“Ve tıpkı senin gibi güçlü olacak,” diye ekledim.
Savaş, başını iki yana salladı. “Güç, sevginin olduğu yerde daha anlamlıdır, Arina. Feride’ye verebileceğimiz en büyük şey, bir aile.”
Savaş’ın bu sözleri üzerine başımı omzuna yasladım. Hayatın tüm zorluklarına rağmen, artık bir aileydik. Birbirimize ve kızımıza sahip olmanın verdiği huzurla, o anın tadını çıkardık.
---
Akşam olduğunda, Feride uyumuştu. Onu beşiğine yerleştirdikten sonra Savaş’la birlikte terasta oturduk. Gözlerim gökyüzündeki yıldızlarda, ellerim Savaş’ın ellerindeydi.
“Savaş,” dedim, sessizliği bozarak. “Sence biz… bu hayatı gerçekten hak ettik mi? Yani, tüm o zorluklardan sonra buraya ulaşmak… sence mümkün müydü?”
Savaş, ellerimi sıkarak başını bana çevirdi. “Hayat bize bir şey öğretti, Arina. İnsan, ne kadar düşerse düşsün, yeniden ayağa kalkabilir. Ve sevgiyi bulduğu zaman, o sevgi her şeyi iyileştirir.”
Gözlerim dolmuştu. Savaş’a bakarken, o gün çaylıkta gördüğüm yaralı adam geldi aklıma. O adam, şimdi karşımda, yanımda ve kızımızın babasıydı. Hayat, bazen gerçekten mucizelerle doluydu.
“Bizim hikayemiz,” dedim, sessizce, “en başından beri farklıydı. Ama hep doğru bir yoldu.”
Savaş, bana bir an baktı ve yüzünde hafif bir gülümsemeyle son bir şey söyledi:
“Bazı yollar rastlantı değildir, Arina. Bizim yolumuz kaderdi.”
Ve o an, gökyüzünde bir yıldız kaydı. Biz, terasta, elimizde sıcak bir çay ve içimizde bitmeyen bir sevgiyle otururken, hikayemiz de sonsuza dek mutlulukla mühürlendi.
---
Son söz: "Hayat, bizi farklı yollarla sınar ama sevgi her zaman en doğru yolu bulur. Ve o sevgi, bizi bir arada tutan en güçlü bağdır."
Bölüm etkileşimi
